bugün
- en iyi pizza içeriği6
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız14
- karşı cinsteki en itici özellik16
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin26
- acı gerçekler14
- şahane pazar3
- ayakları çirkin bir kadınla aynı yatağa girmek3
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı3
- ta uzak yollardan2
- anın görüntüsü23
- en lezzetli balık24
- meteoroloji'nin yeni yağışlı sistem uyarısı5
- bol mini etek5
- ağlamak7
- osmanlı döneminde sözlük olsaydı4
- seda bakan'ın parmak arası çizmeleri3
- gammazlar göreve8
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- türbanlı hostes3
- sözlükte aile kurmak8
- sözlükte flört etmemek2
- müzik dinleyen 45 yaş üstü dallama5
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- birikim yapmak7
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi4
- atatürk diyor ki12
- kova burcu erkeği akrep kadını6
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog6
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- motorla kaza yapan kadın7
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- sözlük erkeklerinin tipleri4
- demet evgar6
- suya giden eşeğin asıl amacı5
- ata iyi binen erkek5
- sevgili ile deneme kabinine girmek2
- yaz mevsiminin avuçlarımızdan kayıp gidivermesi5
- ellerim bos gonlum hos7
- cinlerin insanlara musallat olma sebepleri2
- hünkar beğendi vs alinazik9
- spk soruşturmasında 387 milyon lira dondurulması6
- ilk buluşmaya 46 adet deveyle gelen kız7
- ortadoğu insanı3
- jagermeister3
- ilişkilerde ortak zevklerin önemi6
- gece çölde deveyle yol alırken dinlenecek şarkılar6
- hostes bacağı2
- büyük istanbul depremi5
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat12
- köy7
gökhan inesi ye ait olan güzel bir şiir. dili biraz ağır olduğu için pek tutulmamıştır bence.
son dörtlüğü ise ayrı bir güzeldir.
Rengim mat,
Kapağı sıkışmış bir kap gibi içimde seni saklamaktan..
Ve kapakçıkları sıkışmış kalplerden çıkaramamaktan seni,
Rengim, mat..
Dinle o zaman..
Duvarlara başını yaslayan bir matkabın çığlığıdır bu..
Ve şarkılar vidanjör sesi..
Sevdiğimiz enstrüman sesleri var aramızda ve sen,
iki gözle görülebilecek şeylerin arkasında,
Kapalı gözlerle görülen şeylerin tam içinde,
Sana el sallıyorum yine, Merhaba luna..
Gölgene tutundum,
Sabah olup usulca çıkıp giderken gece..
Gözlerine tutundum, çıkıp giderken içimden bir hece..
Suya tutundum.
Tuttunduğum suyun içinde eritilmiş bir kağıt üstünde yazılı,
Rabbena..
Rabbena Allahsa, onun gözünden,
Rabben aşk, sensin..
Dinle o zaman, tutamadıklarımın elime verdiği acının ilk harfidir bu...
Su bile, usulca acıtıyor bu sabah yüzümü..
Yüzümde nefesini hissetmediğim saatler bunlar, kısaltırsak,
Vakitsiz geçirdiğim günlerim..
Bu günlerde geçecek, ölürsek..
Dinle o zaman, ölmediğimiz her günün bizde bıraktığı anlam ve önemidir bu...
Bütün anlamların önemi kalmıyor ölünce, ve sen ölünce,
Saygıyla anıyorum seni, ayağa kalkarak, ayakta kalarak ve kıpırmadan,
Salak ve mutlu çocuklar gibi, istiklal marşı okur gibi ellerim cebimde..
Ve ben ölünce, saygı duruşu bağlanıyor topluluğun ağzına,
Yâsin...
Allah,
Yaşamak için diyorum, nefes verdi ve seni ardından,
Ve sensizliği,
Sonrası zaten ne nefesim kesildi, ne sen kayboldun.
Geri kalan bütün günlerin hepsi,
Nefes darlığıydı benim için...
Dinlediysen bu söylediklerimi, sonraki günler,
Dinleme o zaman, kimseyi...
Kısa süren hayatları ve aşkları dinleyerek ve kısacık anıların izin verdiği kadar,
Sev beni..
Sesini özlüyorum, sonra sesini duymayı.
Sonra kesilmesini..
Sesinin yağmura dokunmasını sonra, sonra toprak kokusunu..
Kar..
Çiy.
Sis,
Aşk,
Gel..
Diyebilsek keşke, gel..
Ellerinin arasından ayak parmaklarının arasına giden birşeyler var,
Elimi bırakıp gittiysen eğer,
O belki ben..
Belki su,
Yara,
Kan,
Aşk,
Gel..
Diyebilsek keşke, buna rağmen..
Gel,
Öyle bir kelime ki bu, keskin...
Ve gel dedikçe, dilim kanıyor bu yüzden..
Gel,
Gel,
Kan tükürüyorum, kan kusuyorum, kan ağlıyorum, ama gel..
Diyebilsek keşke..
Beklerken böyle, tabiriyle zaman akıp giderken kan gibi..
Kan gibi çünkü, yelkovan masum,
Ve zamanın içinde ki akrep,
Her saat başı kuyruğunu kalbime batırıyor, gelmeyecek diyerek...
Sesler bu yüzden, kan tükürmem belki bu yüzden...
Tik tak sesleri bu yüzden,
Tenimde matkap sesleri bu yüzden..
Diyebilsek keşke..
Ve senin yüzünden oldu, diyemesek..
Okursan sana bu yazdıklarımı, ve dinlersen dinle dediklerimi,
Aklına gelsin...
Dinle o zaman,
Şarkımızı.
Sesinle birlikte,
Seninle birlikte..
" Noktalarını kaybettim ben, bütün ünlem ve soru işaretlerinin... "
Râbbenaşk adın,
Adım leyl-i lâl...
Ki ben,
Nazarım..
Sana,
Değmem artık...
son dörtlüğü ise ayrı bir güzeldir.
Rengim mat,
Kapağı sıkışmış bir kap gibi içimde seni saklamaktan..
Ve kapakçıkları sıkışmış kalplerden çıkaramamaktan seni,
Rengim, mat..
Dinle o zaman..
Duvarlara başını yaslayan bir matkabın çığlığıdır bu..
Ve şarkılar vidanjör sesi..
Sevdiğimiz enstrüman sesleri var aramızda ve sen,
iki gözle görülebilecek şeylerin arkasında,
Kapalı gözlerle görülen şeylerin tam içinde,
Sana el sallıyorum yine, Merhaba luna..
Gölgene tutundum,
Sabah olup usulca çıkıp giderken gece..
Gözlerine tutundum, çıkıp giderken içimden bir hece..
Suya tutundum.
Tuttunduğum suyun içinde eritilmiş bir kağıt üstünde yazılı,
Rabbena..
Rabbena Allahsa, onun gözünden,
Rabben aşk, sensin..
Dinle o zaman, tutamadıklarımın elime verdiği acının ilk harfidir bu...
Su bile, usulca acıtıyor bu sabah yüzümü..
Yüzümde nefesini hissetmediğim saatler bunlar, kısaltırsak,
Vakitsiz geçirdiğim günlerim..
Bu günlerde geçecek, ölürsek..
Dinle o zaman, ölmediğimiz her günün bizde bıraktığı anlam ve önemidir bu...
Bütün anlamların önemi kalmıyor ölünce, ve sen ölünce,
Saygıyla anıyorum seni, ayağa kalkarak, ayakta kalarak ve kıpırmadan,
Salak ve mutlu çocuklar gibi, istiklal marşı okur gibi ellerim cebimde..
Ve ben ölünce, saygı duruşu bağlanıyor topluluğun ağzına,
Yâsin...
Allah,
Yaşamak için diyorum, nefes verdi ve seni ardından,
Ve sensizliği,
Sonrası zaten ne nefesim kesildi, ne sen kayboldun.
Geri kalan bütün günlerin hepsi,
Nefes darlığıydı benim için...
Dinlediysen bu söylediklerimi, sonraki günler,
Dinleme o zaman, kimseyi...
Kısa süren hayatları ve aşkları dinleyerek ve kısacık anıların izin verdiği kadar,
Sev beni..
Sesini özlüyorum, sonra sesini duymayı.
Sonra kesilmesini..
Sesinin yağmura dokunmasını sonra, sonra toprak kokusunu..
Kar..
Çiy.
Sis,
Aşk,
Gel..
Diyebilsek keşke, gel..
Ellerinin arasından ayak parmaklarının arasına giden birşeyler var,
Elimi bırakıp gittiysen eğer,
O belki ben..
Belki su,
Yara,
Kan,
Aşk,
Gel..
Diyebilsek keşke, buna rağmen..
Gel,
Öyle bir kelime ki bu, keskin...
Ve gel dedikçe, dilim kanıyor bu yüzden..
Gel,
Gel,
Kan tükürüyorum, kan kusuyorum, kan ağlıyorum, ama gel..
Diyebilsek keşke..
Beklerken böyle, tabiriyle zaman akıp giderken kan gibi..
Kan gibi çünkü, yelkovan masum,
Ve zamanın içinde ki akrep,
Her saat başı kuyruğunu kalbime batırıyor, gelmeyecek diyerek...
Sesler bu yüzden, kan tükürmem belki bu yüzden...
Tik tak sesleri bu yüzden,
Tenimde matkap sesleri bu yüzden..
Diyebilsek keşke..
Ve senin yüzünden oldu, diyemesek..
Okursan sana bu yazdıklarımı, ve dinlersen dinle dediklerimi,
Aklına gelsin...
Dinle o zaman,
Şarkımızı.
Sesinle birlikte,
Seninle birlikte..
" Noktalarını kaybettim ben, bütün ünlem ve soru işaretlerinin... "
Râbbenaşk adın,
Adım leyl-i lâl...
Ki ben,
Nazarım..
Sana,
Değmem artık...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar