bugün
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin32
- sözlükte flört etmemek9
- buz gibi bira4
- en iyi pizza içeriği10
- kale3112'deki kale hangi kale5
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- sigarayı bırakınca ağzımın tadı geldi3
- terk eden sevgilinin arkasından trombon çalmak2
- boğaziçi bilgi mimar sinan üçgeni2
- 24 eylül 2026 hollanda almanya maçı3
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- zendaya3
- kulağa hoş gelen her türlü müziği dinlemek2
- ders çalışırken sigara içmek2
- ezoterizm4
- acı gerçekler14
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- karşı cinsteki en itici özellik16
- asaf savaş akat2
- pizza abartılmış balon bir yiyecektir3
- otel odası yalnızlığı2
- en lezzetli balık24
- geceye bir şiir bırak2
- türk reklam sektörü2
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı4
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- anın görüntüsü23
- trabzon pidesi3
- gammazlar göreve8
- euro milliyetçisi2
- ağlamak7
- sözlükte aile kurmak8
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- meteoroloji'nin yeni yağışlı sistem uyarısı5
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- ev sahibi egosu2
- bol mini etek5
- ayakları çirkin bir kadınla aynı yatağa girmek3
- şahane pazar3
- motorla kaza yapan kadın7
- netanyahu2
- müzik dinleyen 45 yaş üstü dallama5
- birikim yapmak7
- hünkar beğendi vs alinazik9
- erdoğan'ın new york ta iş adamlarıyla buluşması5
- uludağ sözlük evreni10
- herkesin aynı olmaması3
- osmanlı döneminde sözlük olsaydı4
- demet evgar6
gökhan inesi ye ait olan güzel bir şiir. dili biraz ağır olduğu için pek tutulmamıştır bence.
son dörtlüğü ise ayrı bir güzeldir.
Rengim mat,
Kapağı sıkışmış bir kap gibi içimde seni saklamaktan..
Ve kapakçıkları sıkışmış kalplerden çıkaramamaktan seni,
Rengim, mat..
Dinle o zaman..
Duvarlara başını yaslayan bir matkabın çığlığıdır bu..
Ve şarkılar vidanjör sesi..
Sevdiğimiz enstrüman sesleri var aramızda ve sen,
iki gözle görülebilecek şeylerin arkasında,
Kapalı gözlerle görülen şeylerin tam içinde,
Sana el sallıyorum yine, Merhaba luna..
Gölgene tutundum,
Sabah olup usulca çıkıp giderken gece..
Gözlerine tutundum, çıkıp giderken içimden bir hece..
Suya tutundum.
Tuttunduğum suyun içinde eritilmiş bir kağıt üstünde yazılı,
Rabbena..
Rabbena Allahsa, onun gözünden,
Rabben aşk, sensin..
Dinle o zaman, tutamadıklarımın elime verdiği acının ilk harfidir bu...
Su bile, usulca acıtıyor bu sabah yüzümü..
Yüzümde nefesini hissetmediğim saatler bunlar, kısaltırsak,
Vakitsiz geçirdiğim günlerim..
Bu günlerde geçecek, ölürsek..
Dinle o zaman, ölmediğimiz her günün bizde bıraktığı anlam ve önemidir bu...
Bütün anlamların önemi kalmıyor ölünce, ve sen ölünce,
Saygıyla anıyorum seni, ayağa kalkarak, ayakta kalarak ve kıpırmadan,
Salak ve mutlu çocuklar gibi, istiklal marşı okur gibi ellerim cebimde..
Ve ben ölünce, saygı duruşu bağlanıyor topluluğun ağzına,
Yâsin...
Allah,
Yaşamak için diyorum, nefes verdi ve seni ardından,
Ve sensizliği,
Sonrası zaten ne nefesim kesildi, ne sen kayboldun.
Geri kalan bütün günlerin hepsi,
Nefes darlığıydı benim için...
Dinlediysen bu söylediklerimi, sonraki günler,
Dinleme o zaman, kimseyi...
Kısa süren hayatları ve aşkları dinleyerek ve kısacık anıların izin verdiği kadar,
Sev beni..
Sesini özlüyorum, sonra sesini duymayı.
Sonra kesilmesini..
Sesinin yağmura dokunmasını sonra, sonra toprak kokusunu..
Kar..
Çiy.
Sis,
Aşk,
Gel..
Diyebilsek keşke, gel..
Ellerinin arasından ayak parmaklarının arasına giden birşeyler var,
Elimi bırakıp gittiysen eğer,
O belki ben..
Belki su,
Yara,
Kan,
Aşk,
Gel..
Diyebilsek keşke, buna rağmen..
Gel,
Öyle bir kelime ki bu, keskin...
Ve gel dedikçe, dilim kanıyor bu yüzden..
Gel,
Gel,
Kan tükürüyorum, kan kusuyorum, kan ağlıyorum, ama gel..
Diyebilsek keşke..
Beklerken böyle, tabiriyle zaman akıp giderken kan gibi..
Kan gibi çünkü, yelkovan masum,
Ve zamanın içinde ki akrep,
Her saat başı kuyruğunu kalbime batırıyor, gelmeyecek diyerek...
Sesler bu yüzden, kan tükürmem belki bu yüzden...
Tik tak sesleri bu yüzden,
Tenimde matkap sesleri bu yüzden..
Diyebilsek keşke..
Ve senin yüzünden oldu, diyemesek..
Okursan sana bu yazdıklarımı, ve dinlersen dinle dediklerimi,
Aklına gelsin...
Dinle o zaman,
Şarkımızı.
Sesinle birlikte,
Seninle birlikte..
" Noktalarını kaybettim ben, bütün ünlem ve soru işaretlerinin... "
Râbbenaşk adın,
Adım leyl-i lâl...
Ki ben,
Nazarım..
Sana,
Değmem artık...
son dörtlüğü ise ayrı bir güzeldir.
Rengim mat,
Kapağı sıkışmış bir kap gibi içimde seni saklamaktan..
Ve kapakçıkları sıkışmış kalplerden çıkaramamaktan seni,
Rengim, mat..
Dinle o zaman..
Duvarlara başını yaslayan bir matkabın çığlığıdır bu..
Ve şarkılar vidanjör sesi..
Sevdiğimiz enstrüman sesleri var aramızda ve sen,
iki gözle görülebilecek şeylerin arkasında,
Kapalı gözlerle görülen şeylerin tam içinde,
Sana el sallıyorum yine, Merhaba luna..
Gölgene tutundum,
Sabah olup usulca çıkıp giderken gece..
Gözlerine tutundum, çıkıp giderken içimden bir hece..
Suya tutundum.
Tuttunduğum suyun içinde eritilmiş bir kağıt üstünde yazılı,
Rabbena..
Rabbena Allahsa, onun gözünden,
Rabben aşk, sensin..
Dinle o zaman, tutamadıklarımın elime verdiği acının ilk harfidir bu...
Su bile, usulca acıtıyor bu sabah yüzümü..
Yüzümde nefesini hissetmediğim saatler bunlar, kısaltırsak,
Vakitsiz geçirdiğim günlerim..
Bu günlerde geçecek, ölürsek..
Dinle o zaman, ölmediğimiz her günün bizde bıraktığı anlam ve önemidir bu...
Bütün anlamların önemi kalmıyor ölünce, ve sen ölünce,
Saygıyla anıyorum seni, ayağa kalkarak, ayakta kalarak ve kıpırmadan,
Salak ve mutlu çocuklar gibi, istiklal marşı okur gibi ellerim cebimde..
Ve ben ölünce, saygı duruşu bağlanıyor topluluğun ağzına,
Yâsin...
Allah,
Yaşamak için diyorum, nefes verdi ve seni ardından,
Ve sensizliği,
Sonrası zaten ne nefesim kesildi, ne sen kayboldun.
Geri kalan bütün günlerin hepsi,
Nefes darlığıydı benim için...
Dinlediysen bu söylediklerimi, sonraki günler,
Dinleme o zaman, kimseyi...
Kısa süren hayatları ve aşkları dinleyerek ve kısacık anıların izin verdiği kadar,
Sev beni..
Sesini özlüyorum, sonra sesini duymayı.
Sonra kesilmesini..
Sesinin yağmura dokunmasını sonra, sonra toprak kokusunu..
Kar..
Çiy.
Sis,
Aşk,
Gel..
Diyebilsek keşke, gel..
Ellerinin arasından ayak parmaklarının arasına giden birşeyler var,
Elimi bırakıp gittiysen eğer,
O belki ben..
Belki su,
Yara,
Kan,
Aşk,
Gel..
Diyebilsek keşke, buna rağmen..
Gel,
Öyle bir kelime ki bu, keskin...
Ve gel dedikçe, dilim kanıyor bu yüzden..
Gel,
Gel,
Kan tükürüyorum, kan kusuyorum, kan ağlıyorum, ama gel..
Diyebilsek keşke..
Beklerken böyle, tabiriyle zaman akıp giderken kan gibi..
Kan gibi çünkü, yelkovan masum,
Ve zamanın içinde ki akrep,
Her saat başı kuyruğunu kalbime batırıyor, gelmeyecek diyerek...
Sesler bu yüzden, kan tükürmem belki bu yüzden...
Tik tak sesleri bu yüzden,
Tenimde matkap sesleri bu yüzden..
Diyebilsek keşke..
Ve senin yüzünden oldu, diyemesek..
Okursan sana bu yazdıklarımı, ve dinlersen dinle dediklerimi,
Aklına gelsin...
Dinle o zaman,
Şarkımızı.
Sesinle birlikte,
Seninle birlikte..
" Noktalarını kaybettim ben, bütün ünlem ve soru işaretlerinin... "
Râbbenaşk adın,
Adım leyl-i lâl...
Ki ben,
Nazarım..
Sana,
Değmem artık...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar