bugün
- hep kendini suçlamak8
- havalar da ısındı8
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek22
- kılıçdarı destekleyen sanatçılar4
- son 20 yılın en gıcık lafı12
- güne bir şarkı bırak5
- kıyametin yaklaşıyor olduğu gerçeği6
- yalnız yaşamak12
- adolf hitler'in 6 milyon yahudi öldürdüğü yalanı3
- superman rolünü oynayan kişiler2
- yanlız o hareketi yalnış yapıyorsun4
- uysaljakoben11
- sigarayı tersten yakmak2
- wp hesabını silmek2
- sadece bayan entrylerini okumak5
- vazgeçmek3
- kız arkadaşının her bokuna karışan erkek2
- ona bir şey söyle17
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı13
- true'ya arkadan sahip olmak16
- bir avukatın suçlu olduğu bilinen kişiyi savunması3
- çekyat kanepe kaplatma4
- iyi bakalım4
- bir limon yarım dolar avrupadan pahalı4
- pizzanın kenarını yememek4
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak3
- hazır mantı4
- herşeyi boş verip pastör olmak3
- götü büyük kadın2
- aipac'tan iran müzakelerinde israil saldırı hakkı2
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- dandik üniversite mezunlarının ortak özellikleri3
- eşek sucuğu3
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- evlenmeyi başaramamış erkek5
- en son ne aldınız5
- hayatımın özeti3
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- kahvede muhabbet etmek3
- varoşluk göstergesi küçük detaylar5
- kısa saçlı hatun çekiciliği7
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı9
- bornova2
- naber lan filozof denilen ülke2
- okun düştüğü yere kamp'ya da şehir kurmak2
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması8
- diamond bosphoruss denen yazar5
- namus takıntısı olan erkek17
- tanga neden giyilir11
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
Pulpanin latincesi.
15 Temmuz'da 11. efes pilsen one love festival'inin kapanışını yapmış, santralistanbul'da sahne almış güzide grup. çok güzel bir konser verdiler. açılış, lazer gösterisi, jarves cocker'ın karanlıklar içinden bile gördüğümüz karizması, sesi, çok güzeldi çok.
ing. posa
efes pilsen one love festival kapsamında 14-15 temmuz da santralistanbula gelicek olan birtpop grubu heyecanlandım birden.
bir zamanlar taksimde sabahlama nedenimiz olan bardır. fakat artık yok. üst katındaki langırt bir ara bozuktu ve bedavadan oynanabiliyordu. ayrıca oradaki street fighters ateri oyunu da hala burnumda tüter.
bir takım grubun burada ünlü olması da ayrı bir mesele.
bir takım grubun burada ünlü olması da ayrı bir mesele.
taksim de yıllarca güzel ortamı ve çıkardığı gruplarla hizmet veren artık kapanmış olan mekandır.
jarvis cocker in 1978 yılında henüz 15 yaşındayken kurduğu gruptur .
ilk olarak arabicus pulp olarak kurulan grubun ilk elemanları jarvis'in okul arkadaşlarıydı. bir yıl sonra da grubun ismi pulp olarak değişti . 80'li yılların sona ermesiyle birlikte yani 90'lı yıllarda brit-pop'unda bir patlama yaşamasının da büyük katkılarıyla pulp; hayran kitlesi kazanmaya başlayıp sesini duyurmaya başlamıştır. adını duyurmasıyla birlikte grup, neredeyse tüm indie-gruplarının stillerini deneyerek kendi stilleriyle oynamaya başladılar. pulp'ın müziği , glam rock, disco, new-wave, acid house, avrupa pop'u ve ingiliz indie rock'ının birleşimidir .
ilk olarak arabicus pulp olarak kurulan grubun ilk elemanları jarvis'in okul arkadaşlarıydı. bir yıl sonra da grubun ismi pulp olarak değişti . 80'li yılların sona ermesiyle birlikte yani 90'lı yıllarda brit-pop'unda bir patlama yaşamasının da büyük katkılarıyla pulp; hayran kitlesi kazanmaya başlayıp sesini duyurmaya başlamıştır. adını duyurmasıyla birlikte grup, neredeyse tüm indie-gruplarının stillerini deneyerek kendi stilleriyle oynamaya başladılar. pulp'ın müziği , glam rock, disco, new-wave, acid house, avrupa pop'u ve ingiliz indie rock'ının birleşimidir .
fiction..
7. nesil çaylak.
bukowski'nin en acayip ve aynı zamanda en komik kitabıdır. bütün bi kitabı kafası güzel yazmış sanki.
charles bukowskinin kitabıdır.
Neşeli, sevimli, renkli bir mekandır. Açıldığından beri sürekli yenilenme halindedir. Son 1 senedir gerçekten kaliteli isimleri çıkarmakla birlikte, hiçbir yere kabul edilmeyecek bir çok amatör gruba sahnesini açmış alçakgönüllü bardır.
(bkz: pulp fiction)
Hey Bukowski,
bu sıkıcı hayatlar, bu lanet kurallar, bu aptal saptal zorunluluklar ve beyinsizlikler içerisinde viski içmeden kafayı buldurmuş,
revolverin tetiğini çekmeden beni katil etmiş,
dünyaya doymadan uzaylı yapmış,
uzaya doymadan dünyaya geri çağırmış,
tanımadığım taş hatunlarla ekşınlaştırmış,
kurşun yemeden öldürmüş,
suçsuz yere dövdürmüş,
durup dururken sövdürmüş,
hiç hesapta yokken birilerinin defterini dürdürmüş,
tüm sıkıntıları anlık da olsa yerin altın gömdürmüş.
işbu ya, beni, "dürmüş"lü kafiye arayanlar kervanına sürdürmüşsün...
kralsın moruk! pulp'ın da, alayını taşağa sardırmasıyla, ayrı bir kral.
bu sıkıcı hayatlar, bu lanet kurallar, bu aptal saptal zorunluluklar ve beyinsizlikler içerisinde viski içmeden kafayı buldurmuş,
revolverin tetiğini çekmeden beni katil etmiş,
dünyaya doymadan uzaylı yapmış,
uzaya doymadan dünyaya geri çağırmış,
tanımadığım taş hatunlarla ekşınlaştırmış,
kurşun yemeden öldürmüş,
suçsuz yere dövdürmüş,
durup dururken sövdürmüş,
hiç hesapta yokken birilerinin defterini dürdürmüş,
tüm sıkıntıları anlık da olsa yerin altın gömdürmüş.
işbu ya, beni, "dürmüş"lü kafiye arayanlar kervanına sürdürmüşsün...
kralsın moruk! pulp'ın da, alayını taşağa sardırmasıyla, ayrı bir kral.
ince taneli bir katı maddenin su içine dağılmasıyla ortaya çıkan karışım.
bir aralar ismi zürih olan mekandır.
bukowski'nin son romanıdır. diğer kitaplarından farklı olarak bu kitabın kahramanı henri chinaski değildir.
pulp, adına yakışır ucuzlukta bir roman.
bukowski'nin yazarken hiçbir edebi kaygı taşımadığı bir kitaptır.
kaybeden bir dedektifin yaşamınıdan bir kesit aktarılır.
ancak, bukowski dayanamayıp 13. sayfada chinaski'ye bir selam çakar:
"Red'in sahaf dükkanına doğru yürürken garip bir sıkıntı hissediyordum içimde...
Red dükkanındaydı.
-"şanslısın" dedi red. "sarhoş chinaski biraz önce buradaydı. yeni aldığı pelouze marka posta tartısıyla övünüp duruyordu."
-"kafanı takma ona." dedim...
pulp, adına yakışır ucuzlukta bir roman.
bukowski'nin yazarken hiçbir edebi kaygı taşımadığı bir kitaptır.
kaybeden bir dedektifin yaşamınıdan bir kesit aktarılır.
ancak, bukowski dayanamayıp 13. sayfada chinaski'ye bir selam çakar:
"Red'in sahaf dükkanına doğru yürürken garip bir sıkıntı hissediyordum içimde...
Red dükkanındaydı.
-"şanslısın" dedi red. "sarhoş chinaski biraz önce buradaydı. yeni aldığı pelouze marka posta tartısıyla övünüp duruyordu."
-"kafanı takma ona." dedim...
içerdeki çalışanlar bira satmak için aşırı derecede sosyal baskı yapıyorlar. yahu tamam,güzel mekan, şarkılar da güzel ama bir soluklanalım. biz de biliyoruz içmeyi ama devletin verdiği kredi yetmiyor hepsine.
bara dizilip koloni halinde tekilla şat yapabilitenizin yüksek olabilitesi olan yer. ama mekan küçük.
Adım Nick Belane'di. Fakat şuna ne dersiniz: Mesela birisi "Harry! Harry Martel ! " diye bağırsa, "Evet, ne var?" diye cevap verirdim. Yani herhangi birisi olabilirdim. Ne farkeder? isim nedir ki?
(bkz: charles bukowski)
(bkz: charles bukowski)
güzel grup.
kapıdaki bilal abisiyle, içeride çalışanları aposuyla şükrüsüyle soneriyle barda görkemiyle pulp'ı pulp yapan burakla, ev kelimesinin dört harflisidir bu mekan. ayrıca üst katta sucuk ekmek yapılmaktadır, alkol aldıktan sonra acıkan deli bünyeler için geceye son nokta koyulur.
universite gencliginin sevdigi taksim'de bolca bulunan mekanlardan biri. tuvaletleri sirf varmis gibi gostermek icin pisuvarlarla bezenmistir nitekim bir ise yaramazlar, yukardan bosaltirsiniz asagida ayakkabilariniz sirilsiklam olur. ayrica mekandan ayrildiktan sonra uzerinize sinecek sigara kokusu da uzerinize yapisir, kuru temizleme masrafi cikarir. en azindan sise bira veriyorlar da ne ictigimizi biliyoruz. matah bi' yer degil.
arkadaşın 'ya midem bulandı benim ayakta durmaya halim yok, hade çabuk iç gidelim' demesiyle sandalye arayışı içine giren ben;
'şu sandalye boş sanki?'diye sordum ve arkamı döndüm. sandalyenin üstünde şapka vardı. şapkaya dokunarak ayakta yanımda duran çocuğa sordum bu sizin mi diye..
ellediğim şeyin şapka değil de yere çömelmiş olan birinin kafası olduğunu anladığımda çok geçti. o gece güldüğümüz kadar başka neye güldük hatırlamıyorum ama iyi ki oturtmamışım arkadaşın üstüne *
öyle her gecesi bir başka olaylı olan benim güzel mekanımdır..
'şu sandalye boş sanki?'diye sordum ve arkamı döndüm. sandalyenin üstünde şapka vardı. şapkaya dokunarak ayakta yanımda duran çocuğa sordum bu sizin mi diye..
ellediğim şeyin şapka değil de yere çömelmiş olan birinin kafası olduğunu anladığımda çok geçti. o gece güldüğümüz kadar başka neye güldük hatırlamıyorum ama iyi ki oturtmamışım arkadaşın üstüne *
öyle her gecesi bir başka olaylı olan benim güzel mekanımdır..
cumartesi geceleri wade in cıkarak eglendirdigi mekan. giriste kişi bası 10 ytl talep ederler, pazarlık yapmak lazım gelir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar