bugün
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- erkeklerin zeki kadın sevmemesi9
- yazarları mutlu edebilecek küçük şeyler5
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı13
- nervionun merak ettiği yazar19
- doğum haritası5
- kızlar teklif ediyor efsanesi gerçek oluyor4
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- bugün açılacağım sözlük kızı12
- sözlükte en çok güldüğünüz yazarlar9
- devlete güvenmeyip ahbap'a güvenmek4
- istanbul üzerine nur gelecek4
- erecto biraderin roman olması4
- nervionun kedisi5
- sevgilinin giyimine karışmak9
- atatürkün bilimden en uzak sözü8
- yakışıklı bir erkeğin yalnız olmasının nedenleri8
- komşuları itici yapan detaylar7
- anıtkabire gitmek vs hacca gitmek8
- ahlaksız başlık açan çaresizler5
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
- depresyonda olanlar için teselli cümleleri3
- bu sözlükte beni herkes tanır9
- zengin bacanak5
- ciguli vs velvet9
- selamın aleyküm desem kaç kişi aleyküm selam der11
- yalnizca deli yalnizca sair21
- sapıkça başlık açan yazarlar7
- arabalı kadın arabasız erkek ilişkisi yürür mü5
- kızların neden böyle olması2
- ton balığını kim yiyor sorunsalı10
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- türkiye'deki güvenilir vakıflar ve dernekler2
- dikkatleri çeken sözlük kızı7
- olgunlaştıkça duygusuz ve acımasız olmak3
- yeni seçimde akp halka ne vaadedebilir sorunsalı12
- sevilen kızın ağzımıza vermesi6
- arkadaşlar bakar mısınız21
- merak edilen erkeğin patates çıkması7
- katatespizartmasi17
- yapay zeka kontrolden çıktığında olacaklar7
- starbucks vs kahve dünyası4
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek18
- arkadaşlar çok pişmanım ya2
- atatürk peygamber mi sorunsalı4
- sözlük kızlarından hiç astronot çıkmaması8
- sünnetten akılda kalanlar6
- transfer dönemi3
- merak edilen sözlük erkeği6
1. sezonun 13. bölümü olan "End of the Tunnel" 12.18 milyon izleyici çekmiş ve 4 sezon boyunca en çok izlenen bölüm olmuştur.
bir mühendisin kardeşini kurtarması için yaptıklarını anlatan hayatımda izlediğim en heyecanlı ve sürükleyici dizi.
birine yabancı dizi izliyomusun diye sorunca, alacağın ilk cevaptır.
şimdiye kadar izlediğim en iyi televizyon dizisi. lost falan hikayedir prison break yanında. oldukça zekice planlanmış-yazılmıştır. yalnız 2. sezonu biraz sönüktü diğer sezonların yanında.
d-smart dizi smart kanalında gösterilmektedir.
ilk sezonunun ortasında olduğum ve beni ekrana bağlayan dizi. gerçekten çok başarılı. Dizide shawshank redemption 'dan esintiler mevcut. yine de eleştirmem bunu. hapishaneden kaçış dizi yapıyorsan shaws'tan esinlenmek kadar doğal bir şey olamaz.
ayrıntıları sonra yazarız, gelmiş-geçmiş en iyi dizi.
zekaların adeta dans ettiği olağanüstü dizi. özledik kendisini.
bitti gitti. üstüne lost yaktım hemen söndü. dexter çektim yavaş çekimde kaldı. varsa böyle sürükleyici dizi, söylesin birisi.
aynı zamanda ''shawshank redemption'' filmine konu olan eyalet hapishanesinde çekilmiş olan dizidir. birbirini takip eden zamanlarda izlenirse ikisi hatıralar canlanır.
Muhteşem ötesi bir dizidir. Mutlaka izlenmelidir.
güzel başlayıp, sulandırılmış bitmiş bir dizidir. yinede en sevdiğimdir.
--spoiler--
1.sezon
en güzel sezondur, zaten hikayeye bu sezon isim verir. son bölüm dışında ölme kalma olmuyor zaten. prison break'in esas sezonu bu diyebiliriz. maksat hapisten kaçmak. zaten bu sezona kötü yorum yapılmaz.
2.sezon
dizinin en janjanlı sezonu aslında, bu sezona daha çok "prison break'in devamı olan başka bir dizi" diyebiliriz değil mi? c-note abimiz dışında hepsi ya kaçmaya çalışıyor, yada geberiyor. beni en çok üzen abruzzi'nin gebermesi oldu. zaten ilk onu öldürdüler. o karakter diziye ayrı bir tat katıyordu. neden öldürdüklerini anlayamadım. bir diğer mevzu ise bellick'in sezon boyunca bizi sinir etmesi, mahone'un tırstırması, asyalı adamın çok bilmiş gıcıklığı. ilk sezon 10/10 ise, bu sezon 10/8. fenaa bir sezon değil.
3.sezon
prison break çok bozdu... bayağı bozdu... dediğimiz bir sezon.
kahramanlarımız tekrar hapishaneye düşüyor, bir nevi ilk sezonu tekrar ediyoruz. diziye adını veren kaçış tekrar görünüyor. ilk başta çok fecii bir sezon olacak diye düşünüyoruz. çünkü sona çok boktan bir yer, ama olmuyor. çok uysal bir sezon geçiriyoruz. bu sezonda bellick gözüme giriyor, mahone bizimkilerle dost oluyor. kısaca dizide kötü adam kalmıyor (yeni sezonda gelen gıreçın ablamız dışında. (nasıl yazıldığını unuttum) *
bu sezona 10/5 derim.
4.sezon
artık konu 180 derece değişiyor. sanki ilk izlediğimiz prison break değilmiş de, farklı bir diziymiş gibi. sucre'nin salak fedakarlığı, t-bag'in iş hayatına girmesi falan filan. ama dizi o kadar farklı şekillere giriyor ki. başlangıçta scylla'yı generalden kaçırmaya çalışıyorlar. kaçırdıktan sonra generale geri vermeye çalışıyorlar. kısaca çok zorlama bir sezon olmuş. olaylar çok karışıyor, çorba gibi bir sezon. dizinin sonuna kadar nasıl bağlayacaklar diye düşünüyoruz, birden karşımıza kellerman çıkıyor "gelin sizi kurtarayım" diyor ve dizi bitiyor. bu kadar saçma bir final olur mu arkadaş? baştan gelseymiş bu herif. allah allah... finalde beni tek mutlu eden generalin idam edilmesi ve c-note abimizin tekrar görünmesiydi. diğer sezonların hatırına 10/5 denilir ancak.
the final break
yine hapishane. bu sefer sara giriyor hapishaneye. hapishanede karşımıza çıkan kişi beni bayağı şaşırttı. "baba" dedikleri biz kadın var. kadın, t-bag'in hatun modeli resmen. davranışları, tipi, oldukça sempatik geliyor. tam mutlu oluyorum bu film bu karakterle bol bol şeyler olur diye, yok arkadaş. 80 dakikalık filmin 20 dakikası anca görünüyor. oysa o karakterle neler neler yapılırdı. hani bir aralar "gece yarısı ekspresi" yüzünden kıyamet kopmuştu bizde. ulan bunların hapishaneleri daha berbatmış lan. dizinin başından beri bütün gardiyanları piç gibi gösteriyorlar. hapishane homo kaynıyor. bu film aslında güzeldi, ama benim içimden hep bunların fox river'a geri dönmesi geçerdi. çünkü orada başladı, orada bitsin isterdim.
ucu her zaman açık olan bir dizi olduğundan michale'ı geberttiler. çünkü michael'in yaşaması demek, elbet karakterlerden birinin yine hapse düşmesi ve michael'in onu bir sezon daha kurtarması demektir. kaçışı sonlandırmanın tek yolu michael'ı öldürmekti, ama daha adam akıllı öldürebilirlerdi. ne bileyim, çok gelişi güzel geberdi ibne.
haaaa, şu mahone ve zenci sevgilisi mevzusuna gelirsek. ben hep onların arasında saf bir dostluk var diye düşünürdüm. finalde onları sevgili yapmaları çok gereksiz ve saçmaydı.
bu arada düşünsenize sucre'nin kızı ile michael'ın spastik oğlunun evlendiğini (evet, sezon finalindeki salak salak hareketleri vardı bu çocuğun). ne manyak olurdu değil mi? mihael'ın oğlu da michael gibi çok zekiymiş filan. neyse, bu filme 10/8 veririm.
--spoiler--
hayatımda izlediğim en iyi diziydi. her şeye rağmen izlenmeli...
--spoiler--
1.sezon
en güzel sezondur, zaten hikayeye bu sezon isim verir. son bölüm dışında ölme kalma olmuyor zaten. prison break'in esas sezonu bu diyebiliriz. maksat hapisten kaçmak. zaten bu sezona kötü yorum yapılmaz.
2.sezon
dizinin en janjanlı sezonu aslında, bu sezona daha çok "prison break'in devamı olan başka bir dizi" diyebiliriz değil mi? c-note abimiz dışında hepsi ya kaçmaya çalışıyor, yada geberiyor. beni en çok üzen abruzzi'nin gebermesi oldu. zaten ilk onu öldürdüler. o karakter diziye ayrı bir tat katıyordu. neden öldürdüklerini anlayamadım. bir diğer mevzu ise bellick'in sezon boyunca bizi sinir etmesi, mahone'un tırstırması, asyalı adamın çok bilmiş gıcıklığı. ilk sezon 10/10 ise, bu sezon 10/8. fenaa bir sezon değil.
3.sezon
prison break çok bozdu... bayağı bozdu... dediğimiz bir sezon.
kahramanlarımız tekrar hapishaneye düşüyor, bir nevi ilk sezonu tekrar ediyoruz. diziye adını veren kaçış tekrar görünüyor. ilk başta çok fecii bir sezon olacak diye düşünüyoruz. çünkü sona çok boktan bir yer, ama olmuyor. çok uysal bir sezon geçiriyoruz. bu sezonda bellick gözüme giriyor, mahone bizimkilerle dost oluyor. kısaca dizide kötü adam kalmıyor (yeni sezonda gelen gıreçın ablamız dışında. (nasıl yazıldığını unuttum) *
bu sezona 10/5 derim.
4.sezon
artık konu 180 derece değişiyor. sanki ilk izlediğimiz prison break değilmiş de, farklı bir diziymiş gibi. sucre'nin salak fedakarlığı, t-bag'in iş hayatına girmesi falan filan. ama dizi o kadar farklı şekillere giriyor ki. başlangıçta scylla'yı generalden kaçırmaya çalışıyorlar. kaçırdıktan sonra generale geri vermeye çalışıyorlar. kısaca çok zorlama bir sezon olmuş. olaylar çok karışıyor, çorba gibi bir sezon. dizinin sonuna kadar nasıl bağlayacaklar diye düşünüyoruz, birden karşımıza kellerman çıkıyor "gelin sizi kurtarayım" diyor ve dizi bitiyor. bu kadar saçma bir final olur mu arkadaş? baştan gelseymiş bu herif. allah allah... finalde beni tek mutlu eden generalin idam edilmesi ve c-note abimizin tekrar görünmesiydi. diğer sezonların hatırına 10/5 denilir ancak.
the final break
yine hapishane. bu sefer sara giriyor hapishaneye. hapishanede karşımıza çıkan kişi beni bayağı şaşırttı. "baba" dedikleri biz kadın var. kadın, t-bag'in hatun modeli resmen. davranışları, tipi, oldukça sempatik geliyor. tam mutlu oluyorum bu film bu karakterle bol bol şeyler olur diye, yok arkadaş. 80 dakikalık filmin 20 dakikası anca görünüyor. oysa o karakterle neler neler yapılırdı. hani bir aralar "gece yarısı ekspresi" yüzünden kıyamet kopmuştu bizde. ulan bunların hapishaneleri daha berbatmış lan. dizinin başından beri bütün gardiyanları piç gibi gösteriyorlar. hapishane homo kaynıyor. bu film aslında güzeldi, ama benim içimden hep bunların fox river'a geri dönmesi geçerdi. çünkü orada başladı, orada bitsin isterdim.
ucu her zaman açık olan bir dizi olduğundan michale'ı geberttiler. çünkü michael'in yaşaması demek, elbet karakterlerden birinin yine hapse düşmesi ve michael'in onu bir sezon daha kurtarması demektir. kaçışı sonlandırmanın tek yolu michael'ı öldürmekti, ama daha adam akıllı öldürebilirlerdi. ne bileyim, çok gelişi güzel geberdi ibne.
haaaa, şu mahone ve zenci sevgilisi mevzusuna gelirsek. ben hep onların arasında saf bir dostluk var diye düşünürdüm. finalde onları sevgili yapmaları çok gereksiz ve saçmaydı.
bu arada düşünsenize sucre'nin kızı ile michael'ın spastik oğlunun evlendiğini (evet, sezon finalindeki salak salak hareketleri vardı bu çocuğun). ne manyak olurdu değil mi? mihael'ın oğlu da michael gibi çok zekiymiş filan. neyse, bu filme 10/8 veririm.
--spoiler--
hayatımda izlediğim en iyi diziydi. her şeye rağmen izlenmeli...
henüz daha iyisi yapılmayan, özlenen dizi.
michael schofield karakteriyle beni abazalaştıran dizi...
olayların hiçbir zaman hep güzel veya hep kötü devam etmediği, iki kardeş arası zeka seviyesi farkının bu kadar yüksek olduğu, insanın uyku düzenini değiştiren, her bölümü bir film değerinde, bir aksiyon dizisidir..
Bu diziyi izledikçe izleyesi geliyor insanın. Öyle böyle değil yani. çok iyi baya iyi! Türkiye'deki dizilerin hepsini toplasan, bu dizi etmez abi .o kadar !
izlemekten keyif aldıgım tek dizi. Mıkael öldürüyordu beni. Bir bölüm bir bölüm daha derken sabahladıgım uykudan uyanır uyanmaz tekrar izlediğim muhteşem ötesi bir dizi. sonunu pek sevmesem de hala arada sırada tekrardan izliyorum.
3.sezonun bitmesinden, 4.sezondan bi haber bendenizin hakkinda atip tuttugu dizidir, yok sonu cok sacma bitti, yok soyle yok boyle. lan gerizekali bi baksana devami var mi diye.
neyse, 4.sezonun var oldugunu ogrendikten sonra 3gunde bitiriverdim. ne yalan soylim, iyiydi. bazen gerim gerim gerdi, bazen heyecanlandirdi, bazen sıktığı da oldu tabi. ozellikle 4.sezondaki su sylla mi nedir o alet, orospu gibi bi onda bi bunda gezmesi sinirimi bozdu. bi an korum boyle diziye diyip birakacaktim, iyi ki birakmamisim, ya da keske biraksaymisim.
sadete geliyorum, final bolumuyle agzima sicti. bu kelimeyi cok kullanmam. ama bu sefer, kullanmam lazim. titreyerek agladim. hani bunlar toplandi mezara gittiler ya, cocuk cicek koydu falan, ben de saniyorum ki o eskiden bu gorev ugruna olenlerden biri falan, mesela brad bellick geldi aklima. hakkaten gerizekaliyim. neyse, mezarda micheali gordum, scofieldi da gorunce, koptum. scofieldmis o, scofieldmis o, onun icin toplanmislar tekrar diye diye salya sumuk agladim.
baskasi olse aglar miydim bilmiyorum. her ne kadar olumu sacma olsa da, adam cocugunu goremeden oldu be. o kadar ugrasti, sevdirdi kendini. cevresindeki ikiyuzlulere ragmen, hep planlari tuttu. ikiyuzlu demisken, mahone sen adam degilsin olm. her seye ragmen seni affettim ben son sezonda, allah belani versin. general ve t-bag, siz var ya, olm siz, var ya siz, karaktersizin allahisiniz. suan modumda degilim, burada da onlara kufur etmisim gibi yapin. he tamam. sucre, sen adam gibi adam. sara temiz kiz, al eve besle. lincoln gibi abim olsun, baska bisi istemem. gretchen orrosspuu. kellerman geldi dertler bitti. LJ adam bir cicek getirir abisinin mezarina, ama yok nerde. neyse aklima gelenler bunlar. yarim saattir agliyorum, gidip yatayim.
neyse, 4.sezonun var oldugunu ogrendikten sonra 3gunde bitiriverdim. ne yalan soylim, iyiydi. bazen gerim gerim gerdi, bazen heyecanlandirdi, bazen sıktığı da oldu tabi. ozellikle 4.sezondaki su sylla mi nedir o alet, orospu gibi bi onda bi bunda gezmesi sinirimi bozdu. bi an korum boyle diziye diyip birakacaktim, iyi ki birakmamisim, ya da keske biraksaymisim.
sadete geliyorum, final bolumuyle agzima sicti. bu kelimeyi cok kullanmam. ama bu sefer, kullanmam lazim. titreyerek agladim. hani bunlar toplandi mezara gittiler ya, cocuk cicek koydu falan, ben de saniyorum ki o eskiden bu gorev ugruna olenlerden biri falan, mesela brad bellick geldi aklima. hakkaten gerizekaliyim. neyse, mezarda micheali gordum, scofieldi da gorunce, koptum. scofieldmis o, scofieldmis o, onun icin toplanmislar tekrar diye diye salya sumuk agladim.
baskasi olse aglar miydim bilmiyorum. her ne kadar olumu sacma olsa da, adam cocugunu goremeden oldu be. o kadar ugrasti, sevdirdi kendini. cevresindeki ikiyuzlulere ragmen, hep planlari tuttu. ikiyuzlu demisken, mahone sen adam degilsin olm. her seye ragmen seni affettim ben son sezonda, allah belani versin. general ve t-bag, siz var ya, olm siz, var ya siz, karaktersizin allahisiniz. suan modumda degilim, burada da onlara kufur etmisim gibi yapin. he tamam. sucre, sen adam gibi adam. sara temiz kiz, al eve besle. lincoln gibi abim olsun, baska bisi istemem. gretchen orrosspuu. kellerman geldi dertler bitti. LJ adam bir cicek getirir abisinin mezarina, ama yok nerde. neyse aklima gelenler bunlar. yarim saattir agliyorum, gidip yatayim.
bittiğinde ağladığım, her perşembe beni cnbc-e başına bağlayan ve bittikten sonra da her perşembe bittiğini unutup heyecanlanıp mutlu olmamı sağlayan dizidir. 3 kere full izlememe rağmen yine izleyebilirim.
kaliteli ve güzel bi yabancı dizidir. sonunda her ne kadar ağlasam da her bölümünü beğenerek izledim.
Hayatımda izlediğim en güzel dizidir. Günde en az iki bölüm izlerdim. Galiba ondan bir çok rüya görmüşümdür bir yerlerden kaçmak hakkında veya kişiler hakkında. Temposu hiç düşmeyen, müthiş konulara sahip biri dizidir. Çok iyi oyuncularıda içinde barındırır. Tabi birde dünyanın en seksi erkeklerinden birini. (bkz: wentworth miller)
4 sezonunu 3 kere izleyen bir salak arkadasim var. * aslinda bir sürü diziyi bitirmiş olmasına rağmen bu prison break'den bir türlü kurtulamadı. neyse 3.sezon 12.bölümde scofield kacarken lincle bulusur ve, linc scofield'in yanindaki kucuk basketbolcu cocugu gorunce, sen hep adamini buluyorsun ha? demesi cok iyi gercekten. ahah.
mahallenin kızlarının tavsiyeleriyle başladığım dizi.
lost'un dördüncü sezonunu yeni bitirmiştim. lost'ta lost yani o zamanlar bilirsiniz şimdiki gibi değil. dedim ki lost'un yanından geçemez. iki bölüm izlerim sıkılırım fakat öyle olmadı tabi. iki bölüm diye oturduğum o gece 10 bölüm izleyerek kalktım. gün yeni doğarken uyumuşum kalktığımda hemen kahvaltı ve ardından birinci sezonun geri kalanı.
konuştuğum herkes çok övüyordu zaten ama ben bu kadar iyi olacağını düşünmüyordum. izledikçe gördüm ki birinci sezon en iyi sezonmuş. yine de toplam 6 günde bitti. ama bende derin izler bıraktı. yaklaşık bir ay scofield edasıyla ortalıkta takıldım. özet geçmek gerekirse kesinlikle izleyin derim.
lost'un dördüncü sezonunu yeni bitirmiştim. lost'ta lost yani o zamanlar bilirsiniz şimdiki gibi değil. dedim ki lost'un yanından geçemez. iki bölüm izlerim sıkılırım fakat öyle olmadı tabi. iki bölüm diye oturduğum o gece 10 bölüm izleyerek kalktım. gün yeni doğarken uyumuşum kalktığımda hemen kahvaltı ve ardından birinci sezonun geri kalanı.
konuştuğum herkes çok övüyordu zaten ama ben bu kadar iyi olacağını düşünmüyordum. izledikçe gördüm ki birinci sezon en iyi sezonmuş. yine de toplam 6 günde bitti. ama bende derin izler bıraktı. yaklaşık bir ay scofield edasıyla ortalıkta takıldım. özet geçmek gerekirse kesinlikle izleyin derim.
izlerken bir an olsun sıkıldığımı hatırlamıyorum, bu kadar mı zekice yazılır bu kadar mı heyecan verici kusursuz olur bir dizi tek kelimeyle mükemmel bir daha böyle bir senaryoyla karşılaşır mıyız bilmiyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar