bugün
- sözlük yazarlarının gerçek adları35
- ülkücülere küfür edip ülkücülerden oy bekleyen tip6
- as maca8
- sadece filistin'i önemsemek11
- mazotun litresi 101 lira36
- mhplilerin hala mhpye oy verecek olması7
- israil7
- reagan ridley9
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- true vs sarı şeker kafes dövüşü8
- yetiş ya gavs4
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz11
- kürdü sevin7
- doktor kadın çöpçü erkek evliliği11
- arkadaşlar bakar mısınız18
- yaşlılığı kabullenemeyen insan6
- larisalisa öldü mü5
- çocuk gibi nickten küfür peyda eden yazarlar5
- en iyi bisküvi9
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek20
- başkasını açık oylamış bir erkekle evlenen kız4
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- iltica13
- sabah uyanınca ilk iş küpelerini takan erkek2
- sözlüğün en zeki yazarı anketi5
- asgari ücret alıp apo'ya villayı savunmak6
- yazarların fobileri20
- petrol bulduk haberleri2
- hasan atilla uğur9
- ktç'nin küçükken sarışın yeşil gözlü olması11
- yer çekimi mi atmosfer basıncı mı5
- sıkıldım13
- açık oylayan yazara alevli meyve tabağı göndermek2
- menzil cemaati ne üretiyor3
- açık oyla başlayan ilişkiyi nikahla taçlandırmak3
- gocu35
- star wars ta en çok stormtrooper ların sevilmesi4
- g i l d e d l i l y27
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak6
- kahvaltıda sevgilinizden nasıl çay istersiniz10
- benim dedem çok fakirmiş diyen olmaması9
- her boka lapin gibi atlamak3
- apoya statü verilen dönem7
- vermio'nun ağzına vermek4
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- 31 çekmek çok yoruyor4
- domates çorbanıza size sormadan kaşar atılması8
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz45
- bana onu sormayin5
yeni yüz yılınhavvası.
(bkz: john terry)
köpek değil evinde insan besliyor 4 ayaklı. havla deyince havlayan köpek ilk defa gördüm.
ne yalan söylim nickini bir türlü beğenemediğim yazar. *
(bkz: pogo ile resim saati)
Anaokul çocuklarının boya kalemlerini çalıp gözyaşlarına bakmadan resim yapan yazar. El kadar cocuk onlar...
Anaokul çocuklarının boya kalemlerini çalıp gözyaşlarına bakmadan resim yapan yazar. El kadar cocuk onlar...
insanın sanki damarlarına enerji veriyor,
istese de çirkin olamaz,
Aldığım ilk öğretmenler günü hediyesi için çok duygulandım lan,
Nasıl bir enerjiyle yaratılmışsa, hiç bitmesindir,
Güzel yüzü güldükçe evrene pozitif enerji gidiyor bence,
iyi ki var yazarı.
istese de çirkin olamaz,
Aldığım ilk öğretmenler günü hediyesi için çok duygulandım lan,
Nasıl bir enerjiyle yaratılmışsa, hiç bitmesindir,
Güzel yüzü güldükçe evrene pozitif enerji gidiyor bence,
iyi ki var yazarı.
sevdiği eserleri kısmındaki yorumuna katıldığım değerli hanımefendi.
reenkarnasyona inanıyor musunuz?
çocukluğumdan beri sürekli gördüğüm rüyalarımı not ederim, her hafta kaldığı yerden devam eden rüyalarımı. rüyalarımda gördüğüm kişileri araştırmam sonucunda, hepsinin gerçek hayata yaşamış insanlar olduğunu fark etmeden önce ben de inanmıyordum.
1840 yılında amerika'daki 7 süvari birliğinin komutanı olduğum rüyalarda en büyük düşmanım sauk'ların şefi kara şahin'di. korkusuz birisi olduğunu düşünüyordu birliğimdeki askerler ama benim için çok önemli bir düşman sayılmazdı. bizim tüfeklerimize karşı yaylarla, mızraklarla mücadele ediyorlardı.
en iyi savaş taktikleri pusu atmak, vur kaç yapmaktı. karşımıza çıkıp asla tam bir ordu gibi savaşmıyorlardı. çok iyi hatırlıyorum bizi nasıl sırtımızdan vurduğunu, köylere pirinç götüren birliklere haince saldırılar yaptıklarını. hükümetimiz sauk kabilesinin missisipi bölgesinden gitmesi için tebliğde bulunduğunda karşı çıkmaları benim için bulunmaz fırsattı, artık onları yok etmek için elimde çok büyük bir koz vardı. general custer olarak şöhretim daha çok artacaktı.
sıcak bir ağustos sabahında, birliğimi topladım sauk'ların yaşadığı yere baskın düzenleyecektim. bütün hazırlıklar tamamdı, askerlerim at sırtındaydı, harekete geçmiştik. birliğime kara şahin'i canlı istediğimi söylemiştim onun için farklı planlarım vardı. zifte bulayıp tavuk tüyleri ile kasaba kasaba gezdikten sonra efsanesinin son bulacağını düşünüyordum. kabilenin yaşadığı kayalık araziye yaklaşırken heyecanım artıyordu ama hiçbir şey umduğum gibi olmamıştı, kayalık arazide kimse yoktu, bütün kabile ortadan kaybolmuştu. askerlerime, dağılıp bütün araziyi karış karış aramalarını emrettim. güneş batana kadar, umudumuz tükenene kadar aradık. geri dönüş yolunda kimse tek kelime etmedi, kasabanın girişine geldiğimizde bir sorun olduğunu anlamıştım.
kasabanın meydanında yerde yatan insanlar vardı, atımı dört nala koşturmaya başladım, evime doğru gidiyordum "nia" diye nefesim kesilene kadar bağırmaya başladım. kapının önünde durdum, içeri girmeye cesaret edemiyordum. "niaaaa niaaaa" atımdan indim, kapı açıktı, ağır adımlarla içeri girdim. odaları dolaştım nia evde yoktu. tekrar dışarı çıkıp herkese tek tek sormaya başladım, kimseden olumlu yanıt alamıyordum.
bir kaç saat sonra olayın iç yüzü ortaya çıkmaya başlamıştı. biz kara şahin'in kabilesine baskına giderken, o da bizim kasabamıza baskına gelmiş, çoluk çocuk demeden herkesi katletmiş, eşimi nia'mı yanında götürmüştü.
rüyalarım o kadar gerçekçiydi ki, bir pazar akşamı taksim'de arkadaşlarla gezerken kızılderili olduğunu söyleyen bir adama saldırmıştım. sabah kadar karakolda ifade verdim, kızılderilinin eşimi kaçıranların içinde olduğuna yeminler ediyordum ama 16 yaşındaydım. polisler deli olduğumu düşünüp beni bıraktılar, arkadaşlarım farklı gözle bakıyordu artık. bana "oturan boğa" diyenler bile vardı.
hala rüyalarım devam ediyordu. aylarca yeşil gözlü, kumral sevgilimi aradım, rüyalarımdan çığlıklar atarak ter içinde uyanıyordum. bir süre sonra rüyalarım seyrekleşmeye başlamıştı. artık sadece ısısız çöllerde tek başıma dolaştığımı görüyordum. bu da çok uzun sürmedi, rüya görmez oldum. ta ki pogo ile tanışana kadar, uzun uzun sohbetler ediyorduk bir gün kendisine rüyalarımdan bahsettim. çok şaşırmıştı aynı rüyaları sevgilisininde gördüğünü söyledi, her şey yeniden başlamıştı.
burak öteki hayatında nia olabilir mi? diye günlerce düşündüm. içim içimi yedi durum dayanılmayacak bir hal almaya başlamıştı, tekrar rüyalar görüyordum kötü günler geri geliyordu. bu durumdan pogo ya bahsettim, burak la görüşmem gerektiğini söyledim anlayışla karşıladı beni hafta sonu bursa da buluştuk burak elimi sıktığında anladım, gözlerine bakınca nia yı görüyordum. onun rüyalarından konuştuk kara şahin tarafından kaçırıldıktan sonra uzun süre farklı eyaletleri gezmişler, hiç bir yerde sabit kalmadıkları için nia yı neden bulamadığımı anlamıştım.
en büyük aşkım, hayatımın anlamı bir erkekti artık rüyalarımdaki aşkı bulmuştum. burak la pogo dan gizli konuşmaya başlamıştık, hafta sonları istanbula geliyordu her yeri geziyorduk çok mutluydum onla artık bu mutluluğum sonsuza kadar sürmesini istiyorum.
pogo lütfen anla bizi aramızdan çekil o benim alın yazım bizim mutluluğumuzu bölme yürü git lan. * *
çocukluğumdan beri sürekli gördüğüm rüyalarımı not ederim, her hafta kaldığı yerden devam eden rüyalarımı. rüyalarımda gördüğüm kişileri araştırmam sonucunda, hepsinin gerçek hayata yaşamış insanlar olduğunu fark etmeden önce ben de inanmıyordum.
1840 yılında amerika'daki 7 süvari birliğinin komutanı olduğum rüyalarda en büyük düşmanım sauk'ların şefi kara şahin'di. korkusuz birisi olduğunu düşünüyordu birliğimdeki askerler ama benim için çok önemli bir düşman sayılmazdı. bizim tüfeklerimize karşı yaylarla, mızraklarla mücadele ediyorlardı.
en iyi savaş taktikleri pusu atmak, vur kaç yapmaktı. karşımıza çıkıp asla tam bir ordu gibi savaşmıyorlardı. çok iyi hatırlıyorum bizi nasıl sırtımızdan vurduğunu, köylere pirinç götüren birliklere haince saldırılar yaptıklarını. hükümetimiz sauk kabilesinin missisipi bölgesinden gitmesi için tebliğde bulunduğunda karşı çıkmaları benim için bulunmaz fırsattı, artık onları yok etmek için elimde çok büyük bir koz vardı. general custer olarak şöhretim daha çok artacaktı.
sıcak bir ağustos sabahında, birliğimi topladım sauk'ların yaşadığı yere baskın düzenleyecektim. bütün hazırlıklar tamamdı, askerlerim at sırtındaydı, harekete geçmiştik. birliğime kara şahin'i canlı istediğimi söylemiştim onun için farklı planlarım vardı. zifte bulayıp tavuk tüyleri ile kasaba kasaba gezdikten sonra efsanesinin son bulacağını düşünüyordum. kabilenin yaşadığı kayalık araziye yaklaşırken heyecanım artıyordu ama hiçbir şey umduğum gibi olmamıştı, kayalık arazide kimse yoktu, bütün kabile ortadan kaybolmuştu. askerlerime, dağılıp bütün araziyi karış karış aramalarını emrettim. güneş batana kadar, umudumuz tükenene kadar aradık. geri dönüş yolunda kimse tek kelime etmedi, kasabanın girişine geldiğimizde bir sorun olduğunu anlamıştım.
kasabanın meydanında yerde yatan insanlar vardı, atımı dört nala koşturmaya başladım, evime doğru gidiyordum "nia" diye nefesim kesilene kadar bağırmaya başladım. kapının önünde durdum, içeri girmeye cesaret edemiyordum. "niaaaa niaaaa" atımdan indim, kapı açıktı, ağır adımlarla içeri girdim. odaları dolaştım nia evde yoktu. tekrar dışarı çıkıp herkese tek tek sormaya başladım, kimseden olumlu yanıt alamıyordum.
bir kaç saat sonra olayın iç yüzü ortaya çıkmaya başlamıştı. biz kara şahin'in kabilesine baskına giderken, o da bizim kasabamıza baskına gelmiş, çoluk çocuk demeden herkesi katletmiş, eşimi nia'mı yanında götürmüştü.
rüyalarım o kadar gerçekçiydi ki, bir pazar akşamı taksim'de arkadaşlarla gezerken kızılderili olduğunu söyleyen bir adama saldırmıştım. sabah kadar karakolda ifade verdim, kızılderilinin eşimi kaçıranların içinde olduğuna yeminler ediyordum ama 16 yaşındaydım. polisler deli olduğumu düşünüp beni bıraktılar, arkadaşlarım farklı gözle bakıyordu artık. bana "oturan boğa" diyenler bile vardı.
hala rüyalarım devam ediyordu. aylarca yeşil gözlü, kumral sevgilimi aradım, rüyalarımdan çığlıklar atarak ter içinde uyanıyordum. bir süre sonra rüyalarım seyrekleşmeye başlamıştı. artık sadece ısısız çöllerde tek başıma dolaştığımı görüyordum. bu da çok uzun sürmedi, rüya görmez oldum. ta ki pogo ile tanışana kadar, uzun uzun sohbetler ediyorduk bir gün kendisine rüyalarımdan bahsettim. çok şaşırmıştı aynı rüyaları sevgilisininde gördüğünü söyledi, her şey yeniden başlamıştı.
burak öteki hayatında nia olabilir mi? diye günlerce düşündüm. içim içimi yedi durum dayanılmayacak bir hal almaya başlamıştı, tekrar rüyalar görüyordum kötü günler geri geliyordu. bu durumdan pogo ya bahsettim, burak la görüşmem gerektiğini söyledim anlayışla karşıladı beni hafta sonu bursa da buluştuk burak elimi sıktığında anladım, gözlerine bakınca nia yı görüyordum. onun rüyalarından konuştuk kara şahin tarafından kaçırıldıktan sonra uzun süre farklı eyaletleri gezmişler, hiç bir yerde sabit kalmadıkları için nia yı neden bulamadığımı anlamıştım.
en büyük aşkım, hayatımın anlamı bir erkekti artık rüyalarımdaki aşkı bulmuştum. burak la pogo dan gizli konuşmaya başlamıştık, hafta sonları istanbula geliyordu her yeri geziyorduk çok mutluydum onla artık bu mutluluğum sonsuza kadar sürmesini istiyorum.
pogo lütfen anla bizi aramızdan çekil o benim alın yazım bizim mutluluğumuzu bölme yürü git lan. * *
dişim ağrımasına rağmen, saati bekledim, hazırlıklarımı yaptım,
kardeşim de sağolsun yardımcı oldu,
ve
işte karşınızdayım ,
http://vimeo.com/1645301
bonus:
https://www.youtube.com/watch?v=_N9xF1dpJCg
kardeşim de sağolsun yardımcı oldu,
ve
işte karşınızdayım ,
http://vimeo.com/1645301
bonus:
https://www.youtube.com/watch?v=_N9xF1dpJCg
En az 2 kişi, en çok sonsuz kişi arasında dönen, önüne geleni itme, omuz atma, bir yerden sonra da sakatlamaya doğru giden, bu yüzden çelimsiz kişilerin uçma riskine karşı mümkün mertebe uzaktan dürbünle izlemesi gereken punk işi dans etme eylemi. her an her yerde zevk için bile yapılabilir, ancak sokak ortası olduğu vakit yurdum insanının kavga edildiğini sanıp ayırma girişiminin doğması muhtemeldir.
en mis pogo, konser kalabalığı içinde açılmış circle pit sınırları içerisinde dönen pogo'dur kanımca. etraftaki insanların orasına burasına uçup morartma ihtimali de nispeten daha düşüktür, izlemesi de ayrı zevklidir.
en mis pogo, konser kalabalığı içinde açılmış circle pit sınırları içerisinde dönen pogo'dur kanımca. etraftaki insanların orasına burasına uçup morartma ihtimali de nispeten daha düşüktür, izlemesi de ayrı zevklidir.
hayat sana gül bahçesi olsun bebişim. iyi ki doğdun.
mııtlı yııılllaaaarr sanaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.
doğum günü kutlu olasıca kişisi. kıymetini bil yazarı. kendini insanlara ne kadar güzel nakletmişse insanlar tarafından hep iyilik hep bir güzellik gösterilen şahsiyet.
dostluk, arkadaşlık, hoş sohbet kavramlarını tek bir bünyede barındırmayı becerebilmiş. insan olabilmenin tüm niceliklerini kapsayan güzel insan. hani şu kısa zamanda tanıdığıma ve tanıyabildiğime sevindim sayılı insanların arasındasın beybi. zirveye de asosyal bir göt gibi lanse edilmeyeyim diye gelmemin yanı sıra bir sebep de sen ve senin doğum günündü. böyle bil. Hediyeni inşallah beğenmişsindir, her ne kadar cihan'ınkinin yanında sönük kalsa da ileride artık kırbacın benden söz.* artık renkli dünyalara süper bir ivmeyle yelken açarsınız oyşhhhh.*
ne güzel kişiliksin lan sen bir de geceleyin mesajına bir helal olsun dedim. Düşünceli götlerden bu canım.
Yeni yaşının sağlık!, mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle canım benim. seni sen yapan hiçbir şeyi bırakmaman ve çizgini koruman dileğiyle... Nice mutlu yıllara...
Çok sonrası edit: Lan takım elbise harici kıyafetle görünce niye tanıyamamış gibi yaptın anlamadım ya la. manyak gacı paso takım elbise giymiyoruz herhalde.*
Öpenziiii
Sincerely
Hunharca,
Arz ederim,
Ok kib bye.
Yeter hamua goyim...*
dostluk, arkadaşlık, hoş sohbet kavramlarını tek bir bünyede barındırmayı becerebilmiş. insan olabilmenin tüm niceliklerini kapsayan güzel insan. hani şu kısa zamanda tanıdığıma ve tanıyabildiğime sevindim sayılı insanların arasındasın beybi. zirveye de asosyal bir göt gibi lanse edilmeyeyim diye gelmemin yanı sıra bir sebep de sen ve senin doğum günündü. böyle bil. Hediyeni inşallah beğenmişsindir, her ne kadar cihan'ınkinin yanında sönük kalsa da ileride artık kırbacın benden söz.* artık renkli dünyalara süper bir ivmeyle yelken açarsınız oyşhhhh.*
ne güzel kişiliksin lan sen bir de geceleyin mesajına bir helal olsun dedim. Düşünceli götlerden bu canım.
Yeni yaşının sağlık!, mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle canım benim. seni sen yapan hiçbir şeyi bırakmaman ve çizgini koruman dileğiyle... Nice mutlu yıllara...
Çok sonrası edit: Lan takım elbise harici kıyafetle görünce niye tanıyamamış gibi yaptın anlamadım ya la. manyak gacı paso takım elbise giymiyoruz herhalde.*
Öpenziiii
Sincerely
Hunharca,
Arz ederim,
Ok kib bye.
Yeter hamua goyim...*
iyi ki doğdun mutlu seneler tüm dileklerin gerçek olsun. *
(#17833672) bakış açısını sevdiğim dilber, döktürüyor.
zeki demirkubuz filmleri ile sol frameyi donatmıştır.
1. yazgı/#17840773
2. c blok/#17840762
3. kıskanmak/#17840696
4. masumiyet/#17840664
5. kader/#17839166
1. yazgı/#17840773
2. c blok/#17840762
3. kıskanmak/#17840696
4. masumiyet/#17840664
5. kader/#17839166
20 yıl önce mahfel'de birlikte çay içmeyi düşlediğim yazardır.
en yakın zamanda portakallı ördek yapıp beni davet edecek yazar. *
portakallı ördek de yapabilen yazardır ayrıca.
Hardcorecuların bana kıracak bişey verin naralarıyla tekme çene burun göğüs göbek omuz dal vs. oraya buraya dalmalarıdır.
yeni yılı kutlanan yazardır...
http://www.uludagsozluk.com/e/18128563/
sözlük alemlerinin en başarılı entrylerinden birini girmiş über yazar.
umarım sevgilisi yoktur.
sözlük alemlerinin en başarılı entrylerinden birini girmiş über yazar.
umarım sevgilisi yoktur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar