/77
açılamadan yaşayanlar yine neyse de gidenin arkasından onunla ve hala onu düşünerek yaşamak öldürür adamı.
bişeyleri tuttuğumuz kesin olan durum..
öldürmez süründürür.
boku çıkarılmadan yaşanınca güzel olan aşk türü. hafif bir sızı olur kalpte, ufak laf çarptırmalar, görünce kalbin veli efendi hipodromu gibi at sürüleriyle dolması...
her zaman unutulmak istenen ama asla unutulamayan aşktır. karşınızda görünce eliniz ayağınıza dolaşır. arkadaşlarının " bi' sus mına koyim" dedikleri adam dut yemiş bülbüle döner. ağzınızdan çıkan seslerle anlamlı bir cümle kuramazsınız. her zaman saçmalamanız kaçınılmazdır. gece yatağa girdiğinizde şöyle yapıcam böyle etkileyecem, öyle bir konuşacam ki ağzı açık kalacak diye hayaller kurarsınız ama gel gör ki hiçbir zaman hayaller hiçbir zaman gerçekleşmez ve genellikle aklını alıcam diye kurduğunuz cümlede rezil olan siz olursunuz.
otobüse bindiğinde gideceğin yeri dahi unutturabilecek karşılıksız bir aşk türü(bir ara yanlış bir yerde inmiştim işin kötü tarafı yanlışlıkla indiğin yeri dahi farketmiyorsun).
adamı mazoşist yapar. sigara gibidir bağımlılık yapar. bir de zevk verir afacan. işin özü hoşlanmayı platonikleştiren hayattaki boşluktur. düşüncek başka bir konusu olmayan insan iyice sarar. meşgul insanlarda pek olmaz.
belli aralıklarla hep başıma gelen şey.
bol bol hayal kurdurur ve acı verir.
görsel
kesinlikle tavsiye edilendir. öyle uzaktan uzaktan seveceksin. ne o sana dırdır yapacak ne sen ona. bir kere yaşanmış ve gidip anlatmakla son bulmuştur. sakın ola anlatmayın, uzaktan sev mutlu ol.
uzaklığın büyüsü hep cennetleri gösterir. Uzanıp dokunmayı hele avucuna alıp hapsetmeyi düşünmeyen bir aşktır da... Bir merhabayı yıllarca beklemek; belki görürüm umuduyla onun yaşadığı mekanlarda dolaşmak defalarca. ayrılık acısı kadar da acı verir.
karşılık görmeyen aşk. yaşayan biri olarak söyleyebilirim ki ölün daha iyi.
paltonik olarak kalması gerekn aşktır. karşılık gelince biter.
dünyanın en güzel şeyi diye düşündürecekken verdiği acının katlanılmaz sancısı gelir akla

dünyanın en kötü insanını bile bir iyilik meleğine çevirebilir.

insanın hayatında en önemli mesele oluverir

mesele oluverir ancak aynı zamanda o bir değerdir

evet her şeye değer

en temel ihtyaçları vbile geride bırakır insan

yemek yiyemez olur

dünyanın en çok düşünen insanları filozoflar değildir

aşıklardır

düşünmeye sevk eder , düşünmesi hayal kurması bile her şeye değer

aşk diye bir şey tanrı nın varlığının kanıtı olabilir evet

ancak platonik aşk a aşıksındır taparcasına.

ilginç bir durum

şiir yazdırır insana , onca düşünmenin ürünüdür belki de

hiç kendine uygun birine aşık olmaz mı insan

görmedim duymadım aşıklar kavuşurmuş

görsem de inanmam, çünkü kendimden biliyorum

acı çekmeye mahkum ona da muhtacız

gözleri gözlerime değince değişir dünyam

bunun için bile ona minnettarım

şimdi kim blir ene yapıyor diye düşünmektir aşk

aynı zamanda tanrıyı inkar etmektir de

sen tanrıysan neden acı çektiriyorsun bana

garezin mi var ,diye sorulmaz mı ?

aç bırak ,kimsesiz bırak ,yalnız bırak ancak bunu yapma

kalleşliktir bu , düpe düz kalleşlik !

eğer sen insanın tanrısı bunları yapıyorsan

aşık ın bütün engelleri günahkarca aşıp belki de

bütün günahları ne pahasına olsun işlemeye hakkı vardır

olmuyor , olmuyor , olmuyor ...
çiçeği koparmadan sevmektir, etkilemeye çalışmadan, yoketmeden. hoş kokularını yayarak yaşamalıdır çiçekler.

çift olmaya çalışanlar tanımaya başladıkça birbirlerini kök salarlar karşılıklı, rahatsızlıklar oluşur. solmaya yıpranmaya başlarlar. ilk andaki saflık ve tazelik yitmektedir giderek.
gün gelir bardak dolar ve el uzanır koparıp alır çiçeği toprağından. zaten önceden de almıştır saksısına onu. ama kopardıktan sonra artık suya da koysan nafiledir.

oysa çiçeği koparmaya kalkışmadığında ruhunda ve özünde hep aynı kalacaktır güzelliği, renkleri ve hoş kokusu. ne yıllar, ne aşırı yağmurlar, soğuk rüzgarlar bozamaz onu.
ızdıraplı tarafı da vardır tabiki bu sevginin. güzelliği de acımsı ve ekşi tadındadır zaten.
keşkelerdir yan etkileri. içini kemirir tıpkı mide yanması gibi. ''nasıl olabilirdi öbür türlüsü?'' dersin, herkes gibi, diğer insanlar gibi..
ama her baharda yani o paha biçilmez gülümsemede yeşermeye amadedir içindeki sancılar ve umutlar. hayalinde yaşanmıştır ve yaşanacaktır ne varsa.
özlenendir.
stres yok, hesap verme yok, sorumluluk yok, kıskançlık yok. sadece uzaktan bakıp mutlu olmak var. en güzeli.
(bkz: uzaktan sevmek aşkların en güzeli)
karşı apartmandaki kıza karşı içimde yeşeren yeşeren yeşeren histir.
acayip bir şey yahu kızın varlığını bilmek bile mutlu ediyor.
haz veren hevesler bütünüdür. evet adı üstünde heves, biter gider.
o da bana karşı ilgi duyuyor mudur ki düşüncelerinin karın ağrıları güzeldir tabi.
yorucu ama dünyadaki en güzel duygulardan.
en güzel, en masum aşktır.

https://www.youtube.com/watch?v=BXqFFMVM5S8
aşkların en güzelidir. sevilenin sevildiğinden haberi olmaz, ruhu duymaz e vaziyet böyle olunca götünün kalkma olasılığı da yoktur.
Hiç konuşmadan uzun süren takibin ardından onu gördüğünde sanki karşılıklı bir ilişki yaşıyormuşcasına hissetmek ama tam aksine karşılıksız bir beklentinin ötesine geçememek. Sonuç olarak sıfıra sıfır elde var sıfır.
küçelere su serpmişem
yar gelende toz olmasın
eyle gelsin eyle gitsin
aramızda söz olmasın.
şüpesiz her insanın böyle bir aşkı vardır. biriyle birlikte olsan bile hep aklının bir köşesinde kalır unuttuğunu sanırsın ama kendini kandırırsın gerçi platonik aşkta bu değilmidir? kendimizi kandırıp mutlu oluruz. güzel bir ortamda toplaşırız dostlarla eğlenmek için bir iki kadeh içeriz bir anda o gelir aklımıza ne eğlence kalır ne neşe onu düşünürüz belki biraz gaza gelir mesaj atarız sonra pişman oluruz falan böyle gider hayaller güzeldir. imkanların yetmediği yerde onlar girer devreye.
© copyright 2005 - 2026