bugün
- anal ilişki yaparsak hemoroid olur muyuz7
- src belgesi2
- yapay zekayı destekleyen mallar2
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak15
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek12
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri13
- nemlendirici krem19
- kadir mısıroğlunun yezid hayranlığı2
- güne jelatinli ananas suyu ile başlamak2
- clio klitorisin kısaltılmışıdır5
- dabbe2
- mustafa sarıgül'ün babanızla arkadaş olması2
- arkadaşlar öldünüz mü2
- öğretmenlerin teneffüse ihtiyacı olması5
- kudüs üç semavi din için önemlidir3
- mony tontana birader2
- nissan micra kullanan erkek11
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum6
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın9
- zorunlu askerlik ve liberteryan itiraz2
- nev18
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- kedi tırnağı kesmek5
- disco disco gezen insan8
- cinler6
- israil alpen2
- borsa 10 000 lere gidebilir mi2
- suavi yle çorba içmeye gitmek2
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- katatespizartmasi12
- hırsıza verilmeyen ceza hırsızı teşviktir2
- erlik4
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek24
- fon vurgunu56
- ab'nin birliğe almadan önce 15 yıl deneme süresi2
- askerde özlenen şeyler8
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- haklısın özür dilerim seni seviyorum diyen kadın4
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- oflamak3
- çocukluk arkadaşlığı11
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız11
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı55
- from gold from dust34
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- mokv yaşıyor mu6
- şu an ne isterdin14
Karamsarlık, karamsarlık, karamsarlık. içi küf dolu bir gecekonduda hayattan umudunu kesmemiş mahallemizin gergin abisi.
Lise yillarimi rezil rüsva etmiş yazar kişisi.
Istanbul sokaklarini en iyi tasvir eden muellif.
"iyiler kaybetmez, kaybedilir." sözüyle adeta mütercim olmuştur.
Şehvet, cinsellik üzerine ise konu kalemi kuvvetli yazar.
Şaka bir tarafa tüm eserleri takip edilesi.
Şaka bir tarafa tüm eserleri takip edilesi.
Eski dostu nazım hikmet kendisi hakkında şöyle bir hiciv yazmış
sen çıkmadın çıkardılar karşıma seni! kıllı, kara elleriyle tutup enseni gövdeni yerden bir karış kaldırdılar, sonra birdenbire bırakıp yere seni pantolonumun paçasına saldırdılar. bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi safa bir düşün ki, son defa anlıyabilesin : sen bu kavgada bir nokta bile değil, bir küçük, eğri virgül, bir zavallı vesilesin!.. ben, kızabilir miyim sana? sen de bilirsin ki, benim âdetim değildir bir posta tatarına bir emir kuluna sövmek, efendisine kızıp uşağını dövmek!. sen de bilirsin ki, jurnal esnafı, senin gibiler tutulup kulaklarından birer birer teşhir edilirler.. ben, sadece söküp bir fitnenin otuz iki dişini, ve babıâli kaldırımlarına döküp geleceğini, geçmişini aldım omuzuma işte bu teşhir işini.... bir düşün oğlum, bir düşün ve inkâr etme ki; keteon matbaasında ut çalıp ayak şarkıcılarına beste talim eylemek, ve o biçare larus'un ırzına geçip zatını âlim eylemek, sana pek zor geldi ki, demek; aranızda dolaşır görünce benim "orhan selim" adlı dilsiz ve kolu bağlı gölgemi, hemen azıya alıp gemi faşisto-demokrato-liberal bir jurnal yazıp delikanlıyı yere çalmak ve bir miktarı minasip elden almak istedin!.. elden alıp almamana karışmam ama, biz, gölgemizi bile çiğnetmeyiz adama!
bir düşün oğlum, bir düşün, ey, göbekli patron veletlerinin "doğru yol" göstericisi, bir düşün ey yetimi safa, bir düşün ve hatırla ki, son defa : o, takma aslan yeleli namık kemal üstadın senin; abanoz ellerinden zenci kölesinin som altın taslarla şarap içerek ve "didarı hürriyet"in dizinde kendi kendinden geçerek : "yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya geliş hüner değildir!" demiş... sen de yükseldin uyup onun sesine "la dam o kamelya"nın fesli figüranlığından ahmet haşimin "degüstasyon"daki iskemlesine..
bir düşün oğlum! bir düşün ve mezarların hududunu aşma! kendine güven üstat babana değil, bir ölüyü koluna takıp dolaşma! öyle zart zurt eşilmez toprağı gidenlerin! rahat bırak oğlum rahat bırak uyusun o muhterem "şehidi hürriyet" bey pederin! hem böyle daha iyi. çünkü bak ortada ne yeni bir ingiliz-boer harbi var, ne de tebrik isteyen bir ingiliz elçiliği... ölüleri rahat bırak oğlum. rahat bırak uyusun benim de gidenlerim! sen de bilirsin ki ben ne dedemden miras bekledim, ne babamdan şeref, şan! hasep, nesep, kan, soy sop işinde yoğum. çünkü ne soyu sicilli bir buldoğum ne de tecrübelik bir tavşan. ben sadece ölen babamdan ileri, doğacak çocuğumdan geriyim, ve bir kavganın adsız neferiyim..
ey ihtisas mahkemeleri kaçağı ve despinis kokonun aftosu, ey marka malı kör provokatör, ve ey zavallı yetim... yoktur şimşiri kahrını inkâra niyyetim... kokla, çek ve iç, üzülme hiç... billahi cihan bilir ki, sen kahraman, ulusal muhaliflerimizdensin! kokla, çek ve iç üzülme hiç. yalnız, ara sıra bakıp aynalara bir deve derisinden beli değnekli hacivat düşün. bir düşün oğlum : müdahin, çelebi hazreti hacivatın giyerek harp ilahı göbekli marsın üniformasını kahramanane bir dalkavuklukla hesap sormasını.
bir düşün oğlum, bir düşün ey sayın provokatör... her dövüşen sersemdir senin için her anlayıp inanan kör. ve sen ki, bir fikre bağlanışın azılı düşmanısın; anlat bana nasıl oldu da şu, anlat bana nasıl oldu da sen, yanarak boynu müsellesli bir mason imanıyla boyamak istedin süleymanın çift sütununu o biçare "hürriyeti efkâr"ın kanıyla? hem ne derin bir inanışmış ki, bu, ne müthiş bir ateşle yanışmış ki, bu, göze aldırmış sana fenafil-maşrıkı âzam olmayı, mason localarına üç defa bavurup mason localarından üç defa kovulmayı.
bir düşün oğlum, bir düşün ve inkâr etme ki; gizli gece yolculuklarından kalmadır senin alın terin. sen her gece el ayak çekilince "nuvel literer"in bir arşınlık duvarından aşarak ve parmaklarının ucuna basıp dolaşarak yapraklarında onun, apartırsın satırlarını birer birer cingözle beraber.
fakat her duvar bir karış değildir. her duvardan atlamayı kesmez senin gözün ve her fikrin açılmaz kapıları maymuncuğuyla cingözün.. okuman lazım evlat. evirip çevirmeyi, göze girmeyi, falan filan bırakıp okuman....
bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi safa, bir düşün ve benden öğren ki son defa : fikir dediğin şeyin karabet ustanın uduna benzemez suratı. o, ne şapırtılarla çiğnenen bir sakız, ne "vatan-silistre"de abdullah çavuşun tiradı, ne de "bir akşamdı"da müteverrim bir bayan ilacıdır. o, şahlanmış bir savaş kılıcıdır. bu ata atlıyacak yürek ve bu kabzaya bilek gerek....
sen çıkmadın çıkardılar karşıma seni! kıllı, kara elleriyle tutup enseni gövdeni yerden bir karış kaldırdılar, sonra birdenbire bırakıp yere seni pantolonumun paçasına saldırdılar. bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi safa bir düşün ki, son defa anlıyabilesin : sen bu kavgada bir nokta bile değil, bir küçük, eğri virgül, bir zavallı vesilesin!.. ben, kızabilir miyim sana? sen de bilirsin ki, benim âdetim değildir bir posta tatarına bir emir kuluna sövmek, efendisine kızıp uşağını dövmek!. sen de bilirsin ki, jurnal esnafı, senin gibiler tutulup kulaklarından birer birer teşhir edilirler.. ben, sadece söküp bir fitnenin otuz iki dişini, ve babıâli kaldırımlarına döküp geleceğini, geçmişini aldım omuzuma işte bu teşhir işini.... bir düşün oğlum, bir düşün ve inkâr etme ki; keteon matbaasında ut çalıp ayak şarkıcılarına beste talim eylemek, ve o biçare larus'un ırzına geçip zatını âlim eylemek, sana pek zor geldi ki, demek; aranızda dolaşır görünce benim "orhan selim" adlı dilsiz ve kolu bağlı gölgemi, hemen azıya alıp gemi faşisto-demokrato-liberal bir jurnal yazıp delikanlıyı yere çalmak ve bir miktarı minasip elden almak istedin!.. elden alıp almamana karışmam ama, biz, gölgemizi bile çiğnetmeyiz adama!
bir düşün oğlum, bir düşün, ey, göbekli patron veletlerinin "doğru yol" göstericisi, bir düşün ey yetimi safa, bir düşün ve hatırla ki, son defa : o, takma aslan yeleli namık kemal üstadın senin; abanoz ellerinden zenci kölesinin som altın taslarla şarap içerek ve "didarı hürriyet"in dizinde kendi kendinden geçerek : "yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya geliş hüner değildir!" demiş... sen de yükseldin uyup onun sesine "la dam o kamelya"nın fesli figüranlığından ahmet haşimin "degüstasyon"daki iskemlesine..
bir düşün oğlum! bir düşün ve mezarların hududunu aşma! kendine güven üstat babana değil, bir ölüyü koluna takıp dolaşma! öyle zart zurt eşilmez toprağı gidenlerin! rahat bırak oğlum rahat bırak uyusun o muhterem "şehidi hürriyet" bey pederin! hem böyle daha iyi. çünkü bak ortada ne yeni bir ingiliz-boer harbi var, ne de tebrik isteyen bir ingiliz elçiliği... ölüleri rahat bırak oğlum. rahat bırak uyusun benim de gidenlerim! sen de bilirsin ki ben ne dedemden miras bekledim, ne babamdan şeref, şan! hasep, nesep, kan, soy sop işinde yoğum. çünkü ne soyu sicilli bir buldoğum ne de tecrübelik bir tavşan. ben sadece ölen babamdan ileri, doğacak çocuğumdan geriyim, ve bir kavganın adsız neferiyim..
ey ihtisas mahkemeleri kaçağı ve despinis kokonun aftosu, ey marka malı kör provokatör, ve ey zavallı yetim... yoktur şimşiri kahrını inkâra niyyetim... kokla, çek ve iç, üzülme hiç... billahi cihan bilir ki, sen kahraman, ulusal muhaliflerimizdensin! kokla, çek ve iç üzülme hiç. yalnız, ara sıra bakıp aynalara bir deve derisinden beli değnekli hacivat düşün. bir düşün oğlum : müdahin, çelebi hazreti hacivatın giyerek harp ilahı göbekli marsın üniformasını kahramanane bir dalkavuklukla hesap sormasını.
bir düşün oğlum, bir düşün ey sayın provokatör... her dövüşen sersemdir senin için her anlayıp inanan kör. ve sen ki, bir fikre bağlanışın azılı düşmanısın; anlat bana nasıl oldu da şu, anlat bana nasıl oldu da sen, yanarak boynu müsellesli bir mason imanıyla boyamak istedin süleymanın çift sütununu o biçare "hürriyeti efkâr"ın kanıyla? hem ne derin bir inanışmış ki, bu, ne müthiş bir ateşle yanışmış ki, bu, göze aldırmış sana fenafil-maşrıkı âzam olmayı, mason localarına üç defa bavurup mason localarından üç defa kovulmayı.
bir düşün oğlum, bir düşün ve inkâr etme ki; gizli gece yolculuklarından kalmadır senin alın terin. sen her gece el ayak çekilince "nuvel literer"in bir arşınlık duvarından aşarak ve parmaklarının ucuna basıp dolaşarak yapraklarında onun, apartırsın satırlarını birer birer cingözle beraber.
fakat her duvar bir karış değildir. her duvardan atlamayı kesmez senin gözün ve her fikrin açılmaz kapıları maymuncuğuyla cingözün.. okuman lazım evlat. evirip çevirmeyi, göze girmeyi, falan filan bırakıp okuman....
bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi safa, bir düşün ve benden öğren ki son defa : fikir dediğin şeyin karabet ustanın uduna benzemez suratı. o, ne şapırtılarla çiğnenen bir sakız, ne "vatan-silistre"de abdullah çavuşun tiradı, ne de "bir akşamdı"da müteverrim bir bayan ilacıdır. o, şahlanmış bir savaş kılıcıdır. bu ata atlıyacak yürek ve bu kabzaya bilek gerek....
"Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı. Aptallığın şerefli bir tarihi bile yok." demişti Peyami Safa.
Selam şanlı deliler
Selam şanlı deliler
Lise yıllarımda dur durak bilmeden eserlerini okuduğum yazar. işlediği karakterler, yaptığı çıkarımlar içime işlemişti o zamanlar. Şimdi bile arada hatırlar dururum bazı betimlemelerini, öyle akılda kalıcı bir yönü var safa'nın.
"Ben bir şey aramamanın azabını çekiyorum. Bu azaptan şikayet ediyorum, fakat onu sevmiyor muyum? Belki aradığım yegane şey bu azap değil mi?
(bkz: bir tereddüdün romanı)
(bkz: bir tereddüdün romanı)
Hakkında emin olamadığım yazarlardan. Bir tarafta “dokuzuncu hariciye koğuşu” bir tarafta” sözde kızlar”. Sanıyorum ahmet hakan gibi bir adamdı. Ne gidiyorsa ondan yazıyordu.
Abisi ismail safa tarafından yazarlığı teşvik edilmiş ve Yahya Kemal de bunu ismail safa'nın en büyük eseri Peyami safa olarak belirmiştir. Cumhuriyet gazetesinde çalışırken eşi olacak kişi yayınlanması için bir hikâye getirir. Devamında ise nişanlanma ve evlilik. Çok ilginçtir oğlunun ismi Merve olarak geçiyor. Yedek subaylık görevini yaparken Erzincan'da hayatını kaybeden merve'den sonra Peyami safa epey etkileniyor. 60'lı yıllarda yazabileceği dergi ve gazete kalmayınca da daha da kabuğuna çekiliyor. Cumhuriyet gazetesinde nadir nadi'nin kendisine sataşmaları oluyor. (bkz: eşlerine göre ediplerimiz)
Vazgeçilmez sanma kendini.
Toprağın altı, kendini vazgeçilmez sanan insanlarla dolu!
-Peyami Safa
Toprağın altı, kendini vazgeçilmez sanan insanlarla dolu!
-Peyami Safa
Ah be reis keşke karşımıza çıkan karılar bi r daha çıksa ne kadar psikanaliz ayağına yatsan da Sen de aşıksın
Saygılar
Seni seviyorum
Saygılar
Seni seviyorum
Edebiyatın son üstâdı.
Ansiklopedik bir bilgiye sahiptir.
Romanlarinda psikolojik tahlilleri öne çıkarır.
Tasvirde başarılıdır.
Ahlaki çöküntüleri ve toplumsal değişimi işler.
Roman: 9. Hariciye koğuşu, fatih harbiye, matmazel noralyanin koltuğu, yalnızız, sözde kızlar, bir aksamdi, canan, attila, mahşer, bir tereddutun romanı.
Hikaye: mir mekteplinin hatıraları, karanliklar krali...
Deneme: felsefi buhran, mistizim, nasyonalizm...
Tiyatro: gün doğuyor mu
Romanlarinda psikolojik tahlilleri öne çıkarır.
Tasvirde başarılıdır.
Ahlaki çöküntüleri ve toplumsal değişimi işler.
Roman: 9. Hariciye koğuşu, fatih harbiye, matmazel noralyanin koltuğu, yalnızız, sözde kızlar, bir aksamdi, canan, attila, mahşer, bir tereddutun romanı.
Hikaye: mir mekteplinin hatıraları, karanliklar krali...
Deneme: felsefi buhran, mistizim, nasyonalizm...
Tiyatro: gün doğuyor mu
Türk edebiyatının yitik delikanlısı.
Romanlarında, seçme yazılarında hep büyük meselelere derin ama sade bakış acıları geliştirerek bakmasını bilen büyük üstad. Türk yazar, düşünür.
Uyuşukluğumu yenip 'yalnızız' kitabını karşımdaki raftan alıp okumayı bekliyorum. Gelecek o gün ama ne zaman bakalım.
psikolojik romanda türk yazarlar arasında açık ara bir numaradır. kitabı okurken buhrandan buhrana girersiniz.
hasta bir insanı ve onun psikolojisini kaleme aldığı
dokuzuncu hariciye koğuşu, romanıyla adından söz ettiren
yazarımız.
dokuzuncu hariciye koğuşu, romanıyla adından söz ettiren
yazarımız.
Romanları kalbime oturmuş biricik yazarlarımdan.
"Suçlamak, anlamaktan daha kolaydır. Çünkü anlarsan değişmen gerekir."
Dokuzuncu hariciye kogusu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar