bugün
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı10
- bir yazarı savunmak7
- arkadaşlar biraz beşiktaş'ı övebilir misiniz5
- nasıl zengin olunur4
- çalışmadan para kazanmak6
- amedspor7
- seri gizli artı oy veren melek7
- mutlu ama uzak olsun5
- sözlüğe her yeni gelen erko yazara yürümek6
- saygıyı mı yoksa sevgiyi mi istersin6
- yatarken surata telefonu düşürmek2
- özlediniz mi beni7
- velvet27
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- ütopyalar güzeldir2
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım9
- bazı olaylarda zall'ın sözlüğe intikal etmesi5
- erkeklerin gözdesi olan erkek3
- karı kıza para yedirir misiniz5
- pizza yemek2
- sözlükte kavga oldu hissi5
- kedi4
- as maca'nın kızların gözdesi olması3
- acı gerçekler3
- 16 ağustos 2026 amedspor erzurumspor maçı6
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- yazarlarda bana laf sokuldu mu paranoyası3
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- nil karaibrahimgil2
- ye yağlıyı iç suyu dondurursa dondursun5
- sen hep tedbirler aldın ben gözü karaydım2
- ağzı sarımsak kokan biriyle öpüşmek5
- şeker ezmek2
- mor semsiyeli yabanci8
- o kızdan uzak dur diyen erkek4
- evliliğin anlamı13
- 16 ağustos 2026 amed erzurumspor maçı6
- türklere vize serbestisi4
- anın görüntüsü34
- duygulandıran ingilizce şarkılar3
- bir kadın için yapılabilecek en büyük fedakarlık2
- rüyada deprem olduğunu görmek2
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- evlilik balonunun patlaması3
- yoğurt mayalamasını bilen erkek6
- alihan kuriş9
- kürtsüz türkiye11
- kendini değersizleştiren insan4
- çay yapacak hatunun olmaması3
Eski dostu nazım hikmet kendisi hakkında şöyle bir hiciv yazmış
sen çıkmadın çıkardılar karşıma seni! kıllı, kara elleriyle tutup enseni gövdeni yerden bir karış kaldırdılar, sonra birdenbire bırakıp yere seni pantolonumun paçasına saldırdılar. bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi safa bir düşün ki, son defa anlıyabilesin : sen bu kavgada bir nokta bile değil, bir küçük, eğri virgül, bir zavallı vesilesin!.. ben, kızabilir miyim sana? sen de bilirsin ki, benim âdetim değildir bir posta tatarına bir emir kuluna sövmek, efendisine kızıp uşağını dövmek!. sen de bilirsin ki, jurnal esnafı, senin gibiler tutulup kulaklarından birer birer teşhir edilirler.. ben, sadece söküp bir fitnenin otuz iki dişini, ve babıâli kaldırımlarına döküp geleceğini, geçmişini aldım omuzuma işte bu teşhir işini.... bir düşün oğlum, bir düşün ve inkâr etme ki; keteon matbaasında ut çalıp ayak şarkıcılarına beste talim eylemek, ve o biçare larus'un ırzına geçip zatını âlim eylemek, sana pek zor geldi ki, demek; aranızda dolaşır görünce benim "orhan selim" adlı dilsiz ve kolu bağlı gölgemi, hemen azıya alıp gemi faşisto-demokrato-liberal bir jurnal yazıp delikanlıyı yere çalmak ve bir miktarı minasip elden almak istedin!.. elden alıp almamana karışmam ama, biz, gölgemizi bile çiğnetmeyiz adama!
bir düşün oğlum, bir düşün, ey, göbekli patron veletlerinin "doğru yol" göstericisi, bir düşün ey yetimi safa, bir düşün ve hatırla ki, son defa : o, takma aslan yeleli namık kemal üstadın senin; abanoz ellerinden zenci kölesinin som altın taslarla şarap içerek ve "didarı hürriyet"in dizinde kendi kendinden geçerek : "yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya geliş hüner değildir!" demiş... sen de yükseldin uyup onun sesine "la dam o kamelya"nın fesli figüranlığından ahmet haşimin "degüstasyon"daki iskemlesine..
bir düşün oğlum! bir düşün ve mezarların hududunu aşma! kendine güven üstat babana değil, bir ölüyü koluna takıp dolaşma! öyle zart zurt eşilmez toprağı gidenlerin! rahat bırak oğlum rahat bırak uyusun o muhterem "şehidi hürriyet" bey pederin! hem böyle daha iyi. çünkü bak ortada ne yeni bir ingiliz-boer harbi var, ne de tebrik isteyen bir ingiliz elçiliği... ölüleri rahat bırak oğlum. rahat bırak uyusun benim de gidenlerim! sen de bilirsin ki ben ne dedemden miras bekledim, ne babamdan şeref, şan! hasep, nesep, kan, soy sop işinde yoğum. çünkü ne soyu sicilli bir buldoğum ne de tecrübelik bir tavşan. ben sadece ölen babamdan ileri, doğacak çocuğumdan geriyim, ve bir kavganın adsız neferiyim..
ey ihtisas mahkemeleri kaçağı ve despinis kokonun aftosu, ey marka malı kör provokatör, ve ey zavallı yetim... yoktur şimşiri kahrını inkâra niyyetim... kokla, çek ve iç, üzülme hiç... billahi cihan bilir ki, sen kahraman, ulusal muhaliflerimizdensin! kokla, çek ve iç üzülme hiç. yalnız, ara sıra bakıp aynalara bir deve derisinden beli değnekli hacivat düşün. bir düşün oğlum : müdahin, çelebi hazreti hacivatın giyerek harp ilahı göbekli marsın üniformasını kahramanane bir dalkavuklukla hesap sormasını.
bir düşün oğlum, bir düşün ey sayın provokatör... her dövüşen sersemdir senin için her anlayıp inanan kör. ve sen ki, bir fikre bağlanışın azılı düşmanısın; anlat bana nasıl oldu da şu, anlat bana nasıl oldu da sen, yanarak boynu müsellesli bir mason imanıyla boyamak istedin süleymanın çift sütununu o biçare "hürriyeti efkâr"ın kanıyla? hem ne derin bir inanışmış ki, bu, ne müthiş bir ateşle yanışmış ki, bu, göze aldırmış sana fenafil-maşrıkı âzam olmayı, mason localarına üç defa bavurup mason localarından üç defa kovulmayı.
bir düşün oğlum, bir düşün ve inkâr etme ki; gizli gece yolculuklarından kalmadır senin alın terin. sen her gece el ayak çekilince "nuvel literer"in bir arşınlık duvarından aşarak ve parmaklarının ucuna basıp dolaşarak yapraklarında onun, apartırsın satırlarını birer birer cingözle beraber.
fakat her duvar bir karış değildir. her duvardan atlamayı kesmez senin gözün ve her fikrin açılmaz kapıları maymuncuğuyla cingözün.. okuman lazım evlat. evirip çevirmeyi, göze girmeyi, falan filan bırakıp okuman....
bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi safa, bir düşün ve benden öğren ki son defa : fikir dediğin şeyin karabet ustanın uduna benzemez suratı. o, ne şapırtılarla çiğnenen bir sakız, ne "vatan-silistre"de abdullah çavuşun tiradı, ne de "bir akşamdı"da müteverrim bir bayan ilacıdır. o, şahlanmış bir savaş kılıcıdır. bu ata atlıyacak yürek ve bu kabzaya bilek gerek....
sen çıkmadın çıkardılar karşıma seni! kıllı, kara elleriyle tutup enseni gövdeni yerden bir karış kaldırdılar, sonra birdenbire bırakıp yere seni pantolonumun paçasına saldırdılar. bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi safa bir düşün ki, son defa anlıyabilesin : sen bu kavgada bir nokta bile değil, bir küçük, eğri virgül, bir zavallı vesilesin!.. ben, kızabilir miyim sana? sen de bilirsin ki, benim âdetim değildir bir posta tatarına bir emir kuluna sövmek, efendisine kızıp uşağını dövmek!. sen de bilirsin ki, jurnal esnafı, senin gibiler tutulup kulaklarından birer birer teşhir edilirler.. ben, sadece söküp bir fitnenin otuz iki dişini, ve babıâli kaldırımlarına döküp geleceğini, geçmişini aldım omuzuma işte bu teşhir işini.... bir düşün oğlum, bir düşün ve inkâr etme ki; keteon matbaasında ut çalıp ayak şarkıcılarına beste talim eylemek, ve o biçare larus'un ırzına geçip zatını âlim eylemek, sana pek zor geldi ki, demek; aranızda dolaşır görünce benim "orhan selim" adlı dilsiz ve kolu bağlı gölgemi, hemen azıya alıp gemi faşisto-demokrato-liberal bir jurnal yazıp delikanlıyı yere çalmak ve bir miktarı minasip elden almak istedin!.. elden alıp almamana karışmam ama, biz, gölgemizi bile çiğnetmeyiz adama!
bir düşün oğlum, bir düşün, ey, göbekli patron veletlerinin "doğru yol" göstericisi, bir düşün ey yetimi safa, bir düşün ve hatırla ki, son defa : o, takma aslan yeleli namık kemal üstadın senin; abanoz ellerinden zenci kölesinin som altın taslarla şarap içerek ve "didarı hürriyet"in dizinde kendi kendinden geçerek : "yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya geliş hüner değildir!" demiş... sen de yükseldin uyup onun sesine "la dam o kamelya"nın fesli figüranlığından ahmet haşimin "degüstasyon"daki iskemlesine..
bir düşün oğlum! bir düşün ve mezarların hududunu aşma! kendine güven üstat babana değil, bir ölüyü koluna takıp dolaşma! öyle zart zurt eşilmez toprağı gidenlerin! rahat bırak oğlum rahat bırak uyusun o muhterem "şehidi hürriyet" bey pederin! hem böyle daha iyi. çünkü bak ortada ne yeni bir ingiliz-boer harbi var, ne de tebrik isteyen bir ingiliz elçiliği... ölüleri rahat bırak oğlum. rahat bırak uyusun benim de gidenlerim! sen de bilirsin ki ben ne dedemden miras bekledim, ne babamdan şeref, şan! hasep, nesep, kan, soy sop işinde yoğum. çünkü ne soyu sicilli bir buldoğum ne de tecrübelik bir tavşan. ben sadece ölen babamdan ileri, doğacak çocuğumdan geriyim, ve bir kavganın adsız neferiyim..
ey ihtisas mahkemeleri kaçağı ve despinis kokonun aftosu, ey marka malı kör provokatör, ve ey zavallı yetim... yoktur şimşiri kahrını inkâra niyyetim... kokla, çek ve iç, üzülme hiç... billahi cihan bilir ki, sen kahraman, ulusal muhaliflerimizdensin! kokla, çek ve iç üzülme hiç. yalnız, ara sıra bakıp aynalara bir deve derisinden beli değnekli hacivat düşün. bir düşün oğlum : müdahin, çelebi hazreti hacivatın giyerek harp ilahı göbekli marsın üniformasını kahramanane bir dalkavuklukla hesap sormasını.
bir düşün oğlum, bir düşün ey sayın provokatör... her dövüşen sersemdir senin için her anlayıp inanan kör. ve sen ki, bir fikre bağlanışın azılı düşmanısın; anlat bana nasıl oldu da şu, anlat bana nasıl oldu da sen, yanarak boynu müsellesli bir mason imanıyla boyamak istedin süleymanın çift sütununu o biçare "hürriyeti efkâr"ın kanıyla? hem ne derin bir inanışmış ki, bu, ne müthiş bir ateşle yanışmış ki, bu, göze aldırmış sana fenafil-maşrıkı âzam olmayı, mason localarına üç defa bavurup mason localarından üç defa kovulmayı.
bir düşün oğlum, bir düşün ve inkâr etme ki; gizli gece yolculuklarından kalmadır senin alın terin. sen her gece el ayak çekilince "nuvel literer"in bir arşınlık duvarından aşarak ve parmaklarının ucuna basıp dolaşarak yapraklarında onun, apartırsın satırlarını birer birer cingözle beraber.
fakat her duvar bir karış değildir. her duvardan atlamayı kesmez senin gözün ve her fikrin açılmaz kapıları maymuncuğuyla cingözün.. okuman lazım evlat. evirip çevirmeyi, göze girmeyi, falan filan bırakıp okuman....
bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi safa, bir düşün ve benden öğren ki son defa : fikir dediğin şeyin karabet ustanın uduna benzemez suratı. o, ne şapırtılarla çiğnenen bir sakız, ne "vatan-silistre"de abdullah çavuşun tiradı, ne de "bir akşamdı"da müteverrim bir bayan ilacıdır. o, şahlanmış bir savaş kılıcıdır. bu ata atlıyacak yürek ve bu kabzaya bilek gerek....
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar