bugün
- sarı tekerin yazar olamaması9
- bik bik'in kraliçe olması11
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- kolye142
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- hacker saldırısı gazileri8
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı5
- asla evlenilmeyecek kızlar10
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak5
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- arkadaşınızın sizi övmesi3
- usualsuspects'in ayağı4
- cep telefonu22
- usualsuspectsin mod olması6
- zall'ın makara yapması6
- nokia20
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması4
- fenerbahçe organize troll örgütü3
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- bilim3
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- ay3
- uzay3
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- usualsuspects aslan parçası2
- jagermeister3
- esaretin bedeli5
- semih kılıçsoy3
- fon vurgunu24
- son parti4
- araba2
- rus salatası yiyecek kadar midesiz olmak2
- asansörde susma zorunluluğu3
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- istersem sozlugu hacklerim5
- konya denilince akla gelenler7
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- zall'ın otuz daireyle köşeyi dönmesi2
- mars2
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- tiyatroya gitmek3
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- türkiye19
- fransa6
- 20013
--spoiler değil--
"benim adım, aloysious christopher parker ve bir gün bir oğlum olursa adı charles christopher parker olacak. tıpkı charlie parker gibi. ama dostlarım bana kısaca allie der ve bu da benim hikâyem veya hikâyemin bir bölümü. size çok şey açıklayacağını sanmıyorum ama hikâye dediğiniz nedir ki zaten? olsa olsa, şu noktalarını birleştirince tanıdık bir şeyin resmini ortaya çıkardığınız türden bir çizim olabilir. olan biten sadece budur işte! benim için işler böyle yürür. bir yerden, bir insandan kalkar bir başka yere ya da bir başka insana giderim. ve işin doğrusu, aslında fazla bir şey de değişmez.
çok farklı türde insan tanıdım. onlarla takıldım, birlikte yaşadım kendi küçük rollerini oynamalarını izledim. ve benim için tanıdığım tüm bu insanlar,
sanki bir dizi oda gibiydiler tıpkı vaktimi geçirdiğim o yerler gibiydiler. yeni bir odaya ilk kez girdiğinde, merak içindesindir bir lamba, bir tv seti,
artık ne varsa ilgini çeker. ama bir süre sonra, o yenilik duygusu kaybolur hem de tamamen. ve işte o zaman ortaya sıkıntı ve endişe çıkar ürkütücü bir dehşet duygusu. neden söz ettiğimi anlamıyorsunuz sanırım. her neyse, galiba burada anlatmak istediğim husus, bir süre sonra bir şeyin sanki bir sesin sizi uyarması ve size "ayrılma vakti geldi" demesidir. başka yerlere gitme vaktidir artık.
i̇nsanlar temelde hep aynıdırlar. belki farklı bir buzdolabı, tuvalet vs kullanırlar. ya da başka bir ıvır zıvır. ama o şey size seslenir ve yeniden amaçsızca sürüklenmeye başlarsınız. siz gitmek istemeseniz bile, bazı şeyler size yol gösterir. ve işte, şimdi burada, konuşulan dili bile anlamadığım bir yerdeyim. ama bilirsiniz, yabancı her yerde yabancıdır.
--spoiler değil--
Dış sesiyle başlayan Jim Jarmusch'un ilk filmi.
"benim adım, aloysious christopher parker ve bir gün bir oğlum olursa adı charles christopher parker olacak. tıpkı charlie parker gibi. ama dostlarım bana kısaca allie der ve bu da benim hikâyem veya hikâyemin bir bölümü. size çok şey açıklayacağını sanmıyorum ama hikâye dediğiniz nedir ki zaten? olsa olsa, şu noktalarını birleştirince tanıdık bir şeyin resmini ortaya çıkardığınız türden bir çizim olabilir. olan biten sadece budur işte! benim için işler böyle yürür. bir yerden, bir insandan kalkar bir başka yere ya da bir başka insana giderim. ve işin doğrusu, aslında fazla bir şey de değişmez.
çok farklı türde insan tanıdım. onlarla takıldım, birlikte yaşadım kendi küçük rollerini oynamalarını izledim. ve benim için tanıdığım tüm bu insanlar,
sanki bir dizi oda gibiydiler tıpkı vaktimi geçirdiğim o yerler gibiydiler. yeni bir odaya ilk kez girdiğinde, merak içindesindir bir lamba, bir tv seti,
artık ne varsa ilgini çeker. ama bir süre sonra, o yenilik duygusu kaybolur hem de tamamen. ve işte o zaman ortaya sıkıntı ve endişe çıkar ürkütücü bir dehşet duygusu. neden söz ettiğimi anlamıyorsunuz sanırım. her neyse, galiba burada anlatmak istediğim husus, bir süre sonra bir şeyin sanki bir sesin sizi uyarması ve size "ayrılma vakti geldi" demesidir. başka yerlere gitme vaktidir artık.
i̇nsanlar temelde hep aynıdırlar. belki farklı bir buzdolabı, tuvalet vs kullanırlar. ya da başka bir ıvır zıvır. ama o şey size seslenir ve yeniden amaçsızca sürüklenmeye başlarsınız. siz gitmek istemeseniz bile, bazı şeyler size yol gösterir. ve işte, şimdi burada, konuşulan dili bile anlamadığım bir yerdeyim. ama bilirsiniz, yabancı her yerde yabancıdır.
--spoiler değil--
Dış sesiyle başlayan Jim Jarmusch'un ilk filmi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar