bugün
- bik bik'in kraliçe olması11
- sarı tekerin yazar olamaması9
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı8
- kolye142
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- hacker saldırısı gazileri8
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi3
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak5
- uzun süre bir uçuruma bakmak3
- fransa8
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- arkadaşınızın sizi övmesi3
- cep telefonu22
- usualsuspects'in ayağı4
- meltem hendem2
- usualsuspectsin mod olması6
- nokia20
- antalya2
- zall'ın makara yapması6
- kuzey kıbrıs ta öğrenci olmak2
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması4
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- fenerbahçe organize troll örgütü3
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- bilim3
- ay3
- uzay3
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- esaretin bedeli5
- jagermeister3
- fon vurgunu24
- son parti4
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- usualsuspects aslan parçası2
- konya denilince akla gelenler7
- istersem sozlugu hacklerim5
- semih kılıçsoy3
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- asansörde susma zorunluluğu3
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- rus salatası yiyecek kadar midesiz olmak2
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- zall'ın otuz daireyle köşeyi dönmesi2
filmin son sahnesinde allie'ın içinden geçenleri duymaktayızdır, filmin özeti gibi bir paragraf.
--spoiler--
--spoiler--
"Gemiye binerken ona yazdığım mektubu düşünüyordum. Ama böyle bir şeyi birine nasıl anlatabilirsiniz ki? Ben herhangi bir yerde kalmaya karar kılacak tipte biri değilim ki. Asla değişmeyeceğimi düşünüyorum. Artık açıklanabilecek herhangi bir şey kalmadı. Zaten başlangıçta izah etmeye çalıştığım da buydu. Ben öyle biri değilim. Bir işim, bir evim olsun, vergi ödeyeyim istemiyorum. Ama bir arabam olsaydı şikâyet etmezdim. Şimdi uzaklaşıyorum ya, oradayken bulunmak istediğimden, daha çok arıyorum orayı. Diyebiliriz ki ben bir tür turistim. Sürekli tatilde olan bir turist."
--spoiler--
--spoiler--
kimileri de böyledir işte, böyle olduğu için kızamayız.
--spoiler--
--spoiler--
"Gemiye binerken ona yazdığım mektubu düşünüyordum. Ama böyle bir şeyi birine nasıl anlatabilirsiniz ki? Ben herhangi bir yerde kalmaya karar kılacak tipte biri değilim ki. Asla değişmeyeceğimi düşünüyorum. Artık açıklanabilecek herhangi bir şey kalmadı. Zaten başlangıçta izah etmeye çalıştığım da buydu. Ben öyle biri değilim. Bir işim, bir evim olsun, vergi ödeyeyim istemiyorum. Ama bir arabam olsaydı şikâyet etmezdim. Şimdi uzaklaşıyorum ya, oradayken bulunmak istediğimden, daha çok arıyorum orayı. Diyebiliriz ki ben bir tür turistim. Sürekli tatilde olan bir turist."
--spoiler--
--spoiler--
kimileri de böyledir işte, böyle olduğu için kızamayız.
jim jarmusch'un ruh halini ve nasıl bir yönetmen olduğunu anlamak için izlenmesi gereken bir film. binanın çatısında başı dönene kadar dönüp, sokaklarda başıboş gezen, önüne çıkan herkesle konuşabilecek kadar rahat ve doğaçlama yaşayan bir adamın hikayesini anlatan bir film. ayrıca seslerin insanlar üzerinde bıraktığı o 'derin' mevzudan da bahsediyor. *
ilk filminden Jarmusch'un limitlerini gösteren Chris Parker'lı bu çok sıkı film New York Üniversitesi Tisch Sanat Okulu'ndaki (Tisch School of the Arts) tez jürisi tarafından "tam bir vakit kaybı" olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. John Lurie filmin müziklerini yapmakla beraber ilk uzun metraj oyunculuk deneyimini de yine bu filmde yaşamıştır.
--spoiler değil--
"benim adım, aloysious christopher parker ve bir gün bir oğlum olursa adı charles christopher parker olacak. tıpkı charlie parker gibi. ama dostlarım bana kısaca allie der ve bu da benim hikâyem veya hikâyemin bir bölümü. size çok şey açıklayacağını sanmıyorum ama hikâye dediğiniz nedir ki zaten? olsa olsa, şu noktalarını birleştirince tanıdık bir şeyin resmini ortaya çıkardığınız türden bir çizim olabilir. olan biten sadece budur işte! benim için işler böyle yürür. bir yerden, bir insandan kalkar bir başka yere ya da bir başka insana giderim. ve işin doğrusu, aslında fazla bir şey de değişmez.
çok farklı türde insan tanıdım. onlarla takıldım, birlikte yaşadım kendi küçük rollerini oynamalarını izledim. ve benim için tanıdığım tüm bu insanlar,
sanki bir dizi oda gibiydiler tıpkı vaktimi geçirdiğim o yerler gibiydiler. yeni bir odaya ilk kez girdiğinde, merak içindesindir bir lamba, bir tv seti,
artık ne varsa ilgini çeker. ama bir süre sonra, o yenilik duygusu kaybolur hem de tamamen. ve işte o zaman ortaya sıkıntı ve endişe çıkar ürkütücü bir dehşet duygusu. neden söz ettiğimi anlamıyorsunuz sanırım. her neyse, galiba burada anlatmak istediğim husus, bir süre sonra bir şeyin sanki bir sesin sizi uyarması ve size "ayrılma vakti geldi" demesidir. başka yerlere gitme vaktidir artık.
i̇nsanlar temelde hep aynıdırlar. belki farklı bir buzdolabı, tuvalet vs kullanırlar. ya da başka bir ıvır zıvır. ama o şey size seslenir ve yeniden amaçsızca sürüklenmeye başlarsınız. siz gitmek istemeseniz bile, bazı şeyler size yol gösterir. ve işte, şimdi burada, konuşulan dili bile anlamadığım bir yerdeyim. ama bilirsiniz, yabancı her yerde yabancıdır.
--spoiler değil--
Dış sesiyle başlayan Jim Jarmusch'un ilk filmi.
"benim adım, aloysious christopher parker ve bir gün bir oğlum olursa adı charles christopher parker olacak. tıpkı charlie parker gibi. ama dostlarım bana kısaca allie der ve bu da benim hikâyem veya hikâyemin bir bölümü. size çok şey açıklayacağını sanmıyorum ama hikâye dediğiniz nedir ki zaten? olsa olsa, şu noktalarını birleştirince tanıdık bir şeyin resmini ortaya çıkardığınız türden bir çizim olabilir. olan biten sadece budur işte! benim için işler böyle yürür. bir yerden, bir insandan kalkar bir başka yere ya da bir başka insana giderim. ve işin doğrusu, aslında fazla bir şey de değişmez.
çok farklı türde insan tanıdım. onlarla takıldım, birlikte yaşadım kendi küçük rollerini oynamalarını izledim. ve benim için tanıdığım tüm bu insanlar,
sanki bir dizi oda gibiydiler tıpkı vaktimi geçirdiğim o yerler gibiydiler. yeni bir odaya ilk kez girdiğinde, merak içindesindir bir lamba, bir tv seti,
artık ne varsa ilgini çeker. ama bir süre sonra, o yenilik duygusu kaybolur hem de tamamen. ve işte o zaman ortaya sıkıntı ve endişe çıkar ürkütücü bir dehşet duygusu. neden söz ettiğimi anlamıyorsunuz sanırım. her neyse, galiba burada anlatmak istediğim husus, bir süre sonra bir şeyin sanki bir sesin sizi uyarması ve size "ayrılma vakti geldi" demesidir. başka yerlere gitme vaktidir artık.
i̇nsanlar temelde hep aynıdırlar. belki farklı bir buzdolabı, tuvalet vs kullanırlar. ya da başka bir ıvır zıvır. ama o şey size seslenir ve yeniden amaçsızca sürüklenmeye başlarsınız. siz gitmek istemeseniz bile, bazı şeyler size yol gösterir. ve işte, şimdi burada, konuşulan dili bile anlamadığım bir yerdeyim. ama bilirsiniz, yabancı her yerde yabancıdır.
--spoiler değil--
Dış sesiyle başlayan Jim Jarmusch'un ilk filmi.
john lurie' nin hem müziklerine katkıda bulunduğu hem de bir sahnede sokakta saksofon çalan adam olarak görüldüğü jim jarmusch filmi. aslında yönetmenin master tezi bir kısa filmken daha sonra jarmusch bunu uzun metraj olarak çekmiştir. sürekli tatil modunda olan 16 yaşında bir genci anlatır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar