bugün
- cumhuriyetten rahatsız olan insan17
- trabzonspor16
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör6
- kadın şoför6
- bu kedi sevgisi nedir yahu3
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- gadi eizenkot5
- ya kahhar ya kahhar ya kahhar3
- kadın ayağı öpmek güzeldir2
- bibi kazandı2
- ben bi gideyim tatlı yapayım2
- modern türbanlı kadın vs mini etekli kadın3
- binyamin netanyahu12
- okula verilen çocuktan netice alamamak3
- ebu cehil karpuzu3
- nervio abla20
- kimseye zararı olmayan kişi3
- ayağını emojiyle kapatan insan4
- kelek çıkarsa gel götten sik beni abi diyen manav6
- yeni evli çift aktiviteleri16
- ismail kartal23
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak17
- salçalı makarna13
- güzel bir kadının giydiği çorap5
- efendiler yarın cumhuriyet ilan edeceğiz6
- yerde para bulmak9
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- yazılımcıların flört edememesi8
- herkese veren biri4
- gece uyanıkları4
- laşon hara3
- sözlüğe hareket getirecek şey8
- kadınların o güzel ayak tabanları2
- tuzlu kahve dizisi4
- yağmur2
- motorsiklet6
- görükle den moskova'ya yürümek5
- mutlu günleri beklemek15
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- madencilerin ankara'ya yürüyüşüne müdahale3
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması6
- mavi4
- türkiye cumhuriyeti3
- en lezzetli balık12
- kedimin yatağıma kusması7
- güney kore34
- heyt bea2
- vajinaya limon sıkıp emmek3
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır8
Güzel müzik yapan enteresan adamlar. Sanırım Ankara menşeli.
mutlu ol albümünün ilk parçası '' Belki de aşık oldun '' çıkan gruptur.
https://www.youtube.com/watch?v=L5m6MJFvsW0
https://www.youtube.com/watch?v=L5m6MJFvsW0
Her şeyim adlı şarkısı her şeyimiz oldu.
son günlerde fena sardığım grup.
En sevdiğim şarkısı şu cover ı :
https://youtu.be/PyxAS_46WHg
Son seste dinledikçe gelen kafa patlatma isteği swh. Dünyanın bütün sesini dört buçuk dakikalığına da olsa kısar.
https://youtu.be/PyxAS_46WHg
Son seste dinledikçe gelen kafa patlatma isteği swh. Dünyanın bütün sesini dört buçuk dakikalığına da olsa kısar.
benim için bu gecenin vokalisti yine pena. denemek isteyenler için
https://www.youtube.com/watch?v=69l_Y0iyCuA
https://www.youtube.com/watch?v=69l_Y0iyCuA
sanki başka bir zaman dilimindeymiş gibi otel mimarisi ve iç tasarımına sahip büyüleyici semt.
19. ve 20. yüzyıl mimarisini yansıtan yapıların bulunduğu bölge.
Bir zamanlar böyle bir grup da vardı.
Hey gidi günler..
Hey gidi günler..
beyoğlu' nun eski adı olup mimari ve tarihi yapıları ile renkli bir atmosfere sahip olan mevki.
tarihi uzun otellerin, vintage, hoş mekanların bulunduğu mevki.
bu gece, "biri vardı, sever gibi yapıp kandırdı. biri vardı ateşi yüreğimde yangındı. biri vardı kalbinde güzü bahar sandırdı. ona sorsam ben yokum ama bende biri vardı." sözleriyle bir aydınlanma yaşatmış gruptur.
Beyoğlu içerisinde mimari yapısı ile tarihi, çokuluslu eğlence hayatı ile geceyi yaşatan renkli bir bölge.
ingiliz konsolosluğunun görkemli, büyük bahçeli malikanesinin karşısında, istiklal’ e dönerken, köşede, Irısh Pub gibi güzel ve bol yabancı turistin ilgi gösterdiği kaliteli bir mekanın bulunduğu beyoğlu yerleşimi.
cihangir ve yeldeğirmeni ile, derin tarihi dokusundan ötürü benzer özellikler ve nezih ortam benzerliği bulunduran hoş bir yerleşim.
Çok uzun bir zamandır dinlemiyordum. Bugün eve dönerken birden çok tanıdık eski bir tını çaldı kulaklığımda. Ve daldım birden hayallere.
Yolculuk ederken bir anda kendimi karanlık bir sokakta buldum. Kulağımda in sarkan kablolu kulaklığım, saçım sakalım birbirine girmiş, sokak lambasının altında yürüyorum öyle. Şehir yabancı.
Sakin sakin yürüyorum gecenin bir vakti, sadece ileriden köpek sesleri geliyor. Tek tük yanıyor evlerin lambaları. Ve solist şarkıya giriyor;
“Ne yoldu ne sondu beni bir yere götüren,
Sebepti sonuçtu beni derbeder eden.”
Yavaş yavaş anımsamaya başlıyorum. 7-8 sene önce, tam tarihi kestiremiyorum. Soğuk bir akşam sokakları geziyorum. O zamanlar yeni keşfetmişim pera’yı. Yürümek ve dinlemek, en rafine zevklerimdi o zamanlar.
Bir arabanın camından yansıyan tipimi görüyorum, hafif bir gülümsemeyle tipime sövüp devam ediyorum.
Her adımda haz duyuyorum. Bu sakin tını beni cezbediyor adımlarım yavaş ve heyecanlı.
Devam ediyor şarkı ve bir bateri sesi geliyor. Neyin hazırlığı bu öfkeli bekleyiş? Tüm gücüyle vuruyor ve tahrik ediyor ekibin geri kalanını baterist. Birbirlerini bekliyorlar en uygun anda saldırmak için. Bense kilit parkeleri sayarak teyakkuzda ilerliyorum seyrek sokak lambaları alında o sokaklarda.
“Dünya güzel bir yer değil içim acı içim kederli bak yine,
Benim solup giden güzel kokan çiçeklerim var!”
Kalbimin ritmi değişiyor ve adımlarım hızlanıyor. Bedenimin her hücresinde hissediyorum sözleri ve arkadaki soloyu.
“Sevda güzel bir şey değil içi hüzün iki gözünde yalanlar,
inanıp da sevdiğim diye sarıldığım bedenler var.”
Buranın bitmesine izin vermiyorum. Saniyesine kadar geri çekiyorum ve baştan dinliyorum. Ezbere yürüyorum artık, kırık taşların üzerine bilerek basıyorum.
“Ya da yok.”
Dinginleşiyorum bir anda. Reddediyorum içimde biriken bütün duyguları. Yok oluyor her şey ve vazgeçiyorum. Hafifletiyor beni bu yükten kurtulmak. Adımlarım sakinleşiyor ve eve dönüyorum.
Düşünüyorum kalan ufak arada. Yoğunluğun içinde kaybolmak, ritmine kapılmak ve sürüklenmek. Ve sonra Bir anda vazgeçmek her şeyden ve yok etmek tüm duyguları. insan kendisini ifade edebilmeli. Benim kendime ifade yolum bu şarkıydı.
Kendime geliyorum bir anda, gözümü açıyorum camdaki yansımamdan anlıyorum rüyamın bittiğini. Çıkartıp kulaklığı devam ediyorum.
Böyle bir eser yaptığın için teşekkür ederim pera. Ben bu şarkının kendisiyim.
Yolculuk ederken bir anda kendimi karanlık bir sokakta buldum. Kulağımda in sarkan kablolu kulaklığım, saçım sakalım birbirine girmiş, sokak lambasının altında yürüyorum öyle. Şehir yabancı.
Sakin sakin yürüyorum gecenin bir vakti, sadece ileriden köpek sesleri geliyor. Tek tük yanıyor evlerin lambaları. Ve solist şarkıya giriyor;
“Ne yoldu ne sondu beni bir yere götüren,
Sebepti sonuçtu beni derbeder eden.”
Yavaş yavaş anımsamaya başlıyorum. 7-8 sene önce, tam tarihi kestiremiyorum. Soğuk bir akşam sokakları geziyorum. O zamanlar yeni keşfetmişim pera’yı. Yürümek ve dinlemek, en rafine zevklerimdi o zamanlar.
Bir arabanın camından yansıyan tipimi görüyorum, hafif bir gülümsemeyle tipime sövüp devam ediyorum.
Her adımda haz duyuyorum. Bu sakin tını beni cezbediyor adımlarım yavaş ve heyecanlı.
Devam ediyor şarkı ve bir bateri sesi geliyor. Neyin hazırlığı bu öfkeli bekleyiş? Tüm gücüyle vuruyor ve tahrik ediyor ekibin geri kalanını baterist. Birbirlerini bekliyorlar en uygun anda saldırmak için. Bense kilit parkeleri sayarak teyakkuzda ilerliyorum seyrek sokak lambaları alında o sokaklarda.
“Dünya güzel bir yer değil içim acı içim kederli bak yine,
Benim solup giden güzel kokan çiçeklerim var!”
Kalbimin ritmi değişiyor ve adımlarım hızlanıyor. Bedenimin her hücresinde hissediyorum sözleri ve arkadaki soloyu.
“Sevda güzel bir şey değil içi hüzün iki gözünde yalanlar,
inanıp da sevdiğim diye sarıldığım bedenler var.”
Buranın bitmesine izin vermiyorum. Saniyesine kadar geri çekiyorum ve baştan dinliyorum. Ezbere yürüyorum artık, kırık taşların üzerine bilerek basıyorum.
“Ya da yok.”
Dinginleşiyorum bir anda. Reddediyorum içimde biriken bütün duyguları. Yok oluyor her şey ve vazgeçiyorum. Hafifletiyor beni bu yükten kurtulmak. Adımlarım sakinleşiyor ve eve dönüyorum.
Düşünüyorum kalan ufak arada. Yoğunluğun içinde kaybolmak, ritmine kapılmak ve sürüklenmek. Ve sonra Bir anda vazgeçmek her şeyden ve yok etmek tüm duyguları. insan kendisini ifade edebilmeli. Benim kendime ifade yolum bu şarkıydı.
Kendime geliyorum bir anda, gözümü açıyorum camdaki yansımamdan anlıyorum rüyamın bittiğini. Çıkartıp kulaklığı devam ediyorum.
Böyle bir eser yaptığın için teşekkür ederim pera. Ben bu şarkının kendisiyim.
herkesin gençliği, hayalleri olan gruplar, şarkılar vardır.
pera benim için öyleydi.
kulağımda kulaklık, pera çalıyor; dershane çıkışı, kafamda binbir düşünce.
aklımda o zamanki hatun.
gaziantep'te çarşı'dan karataş'a gideceğim; yaklaşık 30 km.
kızın olduğu semte kadar yürüyerek giderdim binevler (15 km), heyt be.
pera benim için öyleydi.
kulağımda kulaklık, pera çalıyor; dershane çıkışı, kafamda binbir düşünce.
aklımda o zamanki hatun.
gaziantep'te çarşı'dan karataş'a gideceğim; yaklaşık 30 km.
kızın olduğu semte kadar yürüyerek giderdim binevler (15 km), heyt be.
inanılmaz bir mimarisi var. atmosfere kapılınca istanbul 1-2 saat güzelleşiyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar