bugün
- atatürkçü sanatçı azlığı6
- 2026 yılında hala sigara içen kişi11
- tanrı yok16
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması2
- 17 temmuz 2026 ümraniyespor galatasaray maçı3
- türkiye de ruhsatsız silah satışı2
- gizli hesap2
- ateistlerin nursuz olması23
- ota boka devşirme diyen hırto27
- sabah nasıl uyanıyorsunuz14
- nervio bugün ne giydi acabası12
- yeni parti2
- şaka maka ups boobbs'un da yaşlanmış olması12
- sözlüğün tanrıçası olmak12
- bana kimse eksi oy atamaz9
- gocu nickli lavuğun neden kaşınması13
- sözlük kızlarının ateşli olduğu gerçeği13
- iyi sevişen erkeğe aşık olunur mu18
- mason greenwood57
- true nickli namussuz yazar15
- sözlüğün fingirdekleri10
- yabancı'e sim kullanma bana kazıklan arkadaş2
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı37
- çırılçıplak sözlüğe entry girmek7
- üstteki yazara bir hayat tavsiyesi bırak16
- sözlüğün en götü güzel kızı8
- seçimde kime oy vereceğiz8
- aylık 368 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- sürekli yeme isteği8
- yurtdışında hintli misin diye sorulması11
- atatürk ün ateist olması8
- bir insana akpliliği üzerinden saldırmak31
- belinde kelebek dövmesi olan yazarlar14
- fetö nün siyasi ayağı19
- yunanlıların yağlı güreşi çalmaları11
- köylü olan ailemden utanıyorum12
- başkasının ısırdığı yemeği yer misiniz8
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız40
- özgür özel vs kemal kılıçdaroğlu4
- canımın waffle çekmesi5
- velvet'in silver'a benzemesi15
- uysaljakoben19
- sözlüğün yılanı8
- hoşlanılan kızın onlyfans hesabı olması5
- bir sarma yapmışım9
- arkadaşlar bu çanta nasıl5
- geceye bir şarkı bırak23
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı12
- kürtlerin tekelinde olan meslekler13
- ahbap18
the crow (karga) filminin türkçeye çevrilirken aldığı haldir.
ölümsüz aşk:
pek çok tanrı tanır insanın sahip olduğu aşktır.
pek çok tanrı tanır insanın sahip olduğu aşktır.
her erkeğin gerçekte aşıksa sahip olduğu aşktır. bir kadının aşık olması durumu ise aşırı extreme bir drum olduğu için, ölümsüz olması çok daha zordur.
hem "olumsuz" hem de "ölümsüz" olarak tezat iki fikri aynı anda çağrıştıran trajikomik durum.
ölümsüz aşklar, genelde o aşkın sahiplerinin, aşkları tükenmeden önce öldükleri aşklardır.
hersey gıbı o da ölmeye mahkumdur
tarafları sadece daha da bağlayan, ama birlikte olmalarına izin vermeyen aşktır. tuhaftır.
çözümü ise arada sırada da olsa birlikte olabilmekten geçer. gönül ister ki tam bir izdivaç olsun; ama fiziksel olarak mümkün değildir bu, ruhsal olarak ise mümkünse sevinilmelidir.
bir başka çeviri daha yapılabilir ki,
(bkz: platonik aşk)
(hey maşallah. bu entry "olumsuz aşk" algısıyla yazılmıştır)
çözümü ise arada sırada da olsa birlikte olabilmekten geçer. gönül ister ki tam bir izdivaç olsun; ama fiziksel olarak mümkün değildir bu, ruhsal olarak ise mümkünse sevinilmelidir.
bir başka çeviri daha yapılabilir ki,
(bkz: platonik aşk)
(hey maşallah. bu entry "olumsuz aşk" algısıyla yazılmıştır)
bir ara atv'de yayinlanan isledigi konu ve samimiligi ile cok güzel bir diziydi.
Ahmet Nigde'ye ait güzel bir hikaye.
Gözleri yine nemli, yine ıslak bakışlar... Alışmıştı artık bu mecburiyete, boyun eğdi. Henuz hayatının baharında ama ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için elinden geleni yapıyordu. Ama onu ne babasının çabaları ne de kalbinin teklemesi değil, kalbindeki sızı ilgilendiriyordu. Kalbinin derinliklerindeki sızı. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden... Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyordu da sevdiği ona bir keresinde:
"Ben zengin değilim sana şuan yaşadığın gibi bir hayat vaadedemem ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim." demişti.
Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdi ki. Kendisini sevmesi yeterdi. O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu bir kez daha görebilse, onu bir kez daha koklayabilse. Olmuyordu ne yapsa çaresiz ne yapsa erişilmez olmuştu arık. Bu düşünceler arasında uykuya daldı.
Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzelliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...
Nihayet kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. Kendini çok garip hissediyordu. içinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.
Bir gece ansızın uyandı uykusundan. Kalbi çok hızlı atıyordu. Anlam veremedi ve tekrar uyumaya çalıştı. Fakat hemen her gece aynı durumla karşılaşınca doktora gitti, durumunu anlattı. doktor "Bir aya kalmaz geçer" demişti. Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.
Birgün bahçeye çıktı. Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Bu sırada bahçe kapısı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Tam kapıyı kapatacakken yere baktı bir mektup vardı mektubu yerden aldı ve mektubun kendisine geldiğini gördü. Fakat mektubu gönderen ismini yazmamıştı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu koku onun kokusuydu. Kendini zorlayarak eve girebildi. Birden bütün kanı çekilmişti sanki vücudundan. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
" Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Her gün sana şiirler yazdım, her gün şiirlerimi okudum ve her gün ağladım. Tam beş yıl boyunca her gün yazdım, okudum, ağladım. Bir gün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olur mu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var. Ona iyi bak olur mu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal..."
Gözleri yine nemli, yine ıslak bakışlar... Alışmıştı artık bu mecburiyete, boyun eğdi. Henuz hayatının baharında ama ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için elinden geleni yapıyordu. Ama onu ne babasının çabaları ne de kalbinin teklemesi değil, kalbindeki sızı ilgilendiriyordu. Kalbinin derinliklerindeki sızı. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden... Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyordu da sevdiği ona bir keresinde:
"Ben zengin değilim sana şuan yaşadığın gibi bir hayat vaadedemem ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim." demişti.
Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdi ki. Kendisini sevmesi yeterdi. O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu bir kez daha görebilse, onu bir kez daha koklayabilse. Olmuyordu ne yapsa çaresiz ne yapsa erişilmez olmuştu arık. Bu düşünceler arasında uykuya daldı.
Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzelliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...
Nihayet kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. Kendini çok garip hissediyordu. içinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.
Bir gece ansızın uyandı uykusundan. Kalbi çok hızlı atıyordu. Anlam veremedi ve tekrar uyumaya çalıştı. Fakat hemen her gece aynı durumla karşılaşınca doktora gitti, durumunu anlattı. doktor "Bir aya kalmaz geçer" demişti. Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.
Birgün bahçeye çıktı. Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Bu sırada bahçe kapısı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Tam kapıyı kapatacakken yere baktı bir mektup vardı mektubu yerden aldı ve mektubun kendisine geldiğini gördü. Fakat mektubu gönderen ismini yazmamıştı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu koku onun kokusuydu. Kendini zorlayarak eve girebildi. Birden bütün kanı çekilmişti sanki vücudundan. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
" Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Her gün sana şiirler yazdım, her gün şiirlerimi okudum ve her gün ağladım. Tam beş yıl boyunca her gün yazdım, okudum, ağladım. Bir gün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olur mu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var. Ona iyi bak olur mu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal..."
gerçekliği aşağıda kanıtlanan aşktır..
http://www.ntvmsnbc.com/news/399527.asp
http://www.ntvmsnbc.com/news/399527.asp
gençliğine güvenen ve henüz öldürülmemiş aşktır.
hiç kavuşulamayan sevgiliye duyulan aşktır.
özdemir asaf 'ın ölmeyensin isimli şiirinde anlatılan aşktır.
senaryonun yılmaz erdoğan'a ait olduğu ve kadrosunda bkm oyuncularının yoğun olduğu bir atv dizisiydi, ölümün pençesinde bir gencin ölmeden önce aşık olması için uğraşan esnaf abilerini konu alıyordu, samimi bir üsluba sahipti, biterken sonu herhangi bir yere bağlanmadan izleyenlerin kendi kafasında sonlandıracağı bir şekilde kurgulanmıştı. ve gökhan kırdar imzalı hoş bir şarkıya sahipti.
mümkün olan aşktır. ama en sonunda, sevilen kişinin cinayetine kurban gider.
ölümlü insanların sanrısı.
(bkz: umutsuz aşk)
sevip kavuşamamaktır,kavuşamadığın gibi bırakamamaktır.nekadara uğraşsanda dile getiremediğin bir şiir gibidir ölümsüz aşk,bazen mantıksız düşünceler topluluğudur.aradığını buldum dediğin,ama bir türlü ulaşamadığın aşktır...birde gökhan kırdar şarkısıdır ki dinlediğimde hep söz yazmak istemişimdir,ama bir türlü dile getirememişimdir.
(bkz: Zor aşk)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar