bugün
- terhis oluyorum sözlük17
- ünlüler bim a101 şok'a gidiyor mu sorunsalı5
- victor osimhen6
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım8
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi10
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri10
- balık hazır herkese afiyet olsun5
- şabat kitabı3
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- cumhurbaşkanı olmak istiyorum6
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz8
- bir şeyler söyle6
- grup vitamin5
- sözlük yazarlarının olası meslekleri4
- markaların whatsapptan mesaj atması4
- cop316
- ne olursa masklavi akp'yi bırakır7
- fatma betül sayan kaya28
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- akıllı telefon kullanan erkek2
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- kaç gammaz var9
- 6 kasım 20025
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek11
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- aşk14
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı12
- yolsuzluğun cevabını halk sandıkta verecek6
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi3
- sözlük açacak olsanız8
- arif sefa özdemir2
- kezo etc2
- münafık7
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam8
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- yapay zekanın çok yapay olması8
- duş yağı4
- fransa daki krizin ab'ye yayılma ihtimali2
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- alexander nübel14
- 6 kasım 20183
- kale3112 kardeştir4
- asansörde yukarı bakma refleksi5
- alt tarafı bir alet kahraman sensin3
- camilerdeki ayak kokusu7
- carlsberg2
- evlenmek istemek ama evlenecek birini bulamamak4
- birbirini kollayan torba götlü yazarlar3
- son 3 ayın en başarılı gammazları8
Ahmet Nigde'ye ait güzel bir hikaye.
Gözleri yine nemli, yine ıslak bakışlar... Alışmıştı artık bu mecburiyete, boyun eğdi. Henuz hayatının baharında ama ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için elinden geleni yapıyordu. Ama onu ne babasının çabaları ne de kalbinin teklemesi değil, kalbindeki sızı ilgilendiriyordu. Kalbinin derinliklerindeki sızı. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden... Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyordu da sevdiği ona bir keresinde:
"Ben zengin değilim sana şuan yaşadığın gibi bir hayat vaadedemem ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim." demişti.
Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdi ki. Kendisini sevmesi yeterdi. O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu bir kez daha görebilse, onu bir kez daha koklayabilse. Olmuyordu ne yapsa çaresiz ne yapsa erişilmez olmuştu arık. Bu düşünceler arasında uykuya daldı.
Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzelliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...
Nihayet kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. Kendini çok garip hissediyordu. içinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.
Bir gece ansızın uyandı uykusundan. Kalbi çok hızlı atıyordu. Anlam veremedi ve tekrar uyumaya çalıştı. Fakat hemen her gece aynı durumla karşılaşınca doktora gitti, durumunu anlattı. doktor "Bir aya kalmaz geçer" demişti. Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.
Birgün bahçeye çıktı. Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Bu sırada bahçe kapısı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Tam kapıyı kapatacakken yere baktı bir mektup vardı mektubu yerden aldı ve mektubun kendisine geldiğini gördü. Fakat mektubu gönderen ismini yazmamıştı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu koku onun kokusuydu. Kendini zorlayarak eve girebildi. Birden bütün kanı çekilmişti sanki vücudundan. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
" Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Her gün sana şiirler yazdım, her gün şiirlerimi okudum ve her gün ağladım. Tam beş yıl boyunca her gün yazdım, okudum, ağladım. Bir gün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olur mu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var. Ona iyi bak olur mu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal..."
Gözleri yine nemli, yine ıslak bakışlar... Alışmıştı artık bu mecburiyete, boyun eğdi. Henuz hayatının baharında ama ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için elinden geleni yapıyordu. Ama onu ne babasının çabaları ne de kalbinin teklemesi değil, kalbindeki sızı ilgilendiriyordu. Kalbinin derinliklerindeki sızı. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden... Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyordu da sevdiği ona bir keresinde:
"Ben zengin değilim sana şuan yaşadığın gibi bir hayat vaadedemem ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim." demişti.
Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdi ki. Kendisini sevmesi yeterdi. O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu bir kez daha görebilse, onu bir kez daha koklayabilse. Olmuyordu ne yapsa çaresiz ne yapsa erişilmez olmuştu arık. Bu düşünceler arasında uykuya daldı.
Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzelliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...
Nihayet kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. Kendini çok garip hissediyordu. içinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.
Bir gece ansızın uyandı uykusundan. Kalbi çok hızlı atıyordu. Anlam veremedi ve tekrar uyumaya çalıştı. Fakat hemen her gece aynı durumla karşılaşınca doktora gitti, durumunu anlattı. doktor "Bir aya kalmaz geçer" demişti. Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.
Birgün bahçeye çıktı. Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Bu sırada bahçe kapısı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Tam kapıyı kapatacakken yere baktı bir mektup vardı mektubu yerden aldı ve mektubun kendisine geldiğini gördü. Fakat mektubu gönderen ismini yazmamıştı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu koku onun kokusuydu. Kendini zorlayarak eve girebildi. Birden bütün kanı çekilmişti sanki vücudundan. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
" Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Her gün sana şiirler yazdım, her gün şiirlerimi okudum ve her gün ağladım. Tam beş yıl boyunca her gün yazdım, okudum, ağladım. Bir gün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olur mu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var. Ona iyi bak olur mu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com