bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri63
- bugün uyuyakalmışım11
- 9 5 çalışan ipneler12
- sözlükten bir yazarın cenazesine gitmek4
- yan sen derdine benden ala mal yok yine sana9
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- terlikle döven anne13
- açtığınız başlığa entry girilmemesi7
- uludede ile camiye gitmek5
- akşamki tantana13
- arap neferler9
- fatma betül sayan kaya17
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı22
- türküm doğruyum çalışkanım15
- duanın bir şeye yaramaması3
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması3
- dolarla sigarasini yakan ogrenci3
- hesabını gizleyen erkek yazar8
- alevilerin camiye gitmemesi2
- ideal koca3
- poğaça yiyen kız6
- gammazların gizli hesapları görebilmesi6
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması16
- evliliğin süper bir şey olması5
- kalktı mı diye mesaj atan kız2
- kargaların insanları fişlemesi5
- karısını aldatan yazarlar2
- türkiye libya anlaşmasının yunanistan da yankısı2
- bir kaplumbağanın acele işi olması4
- köftenin insandan çok güven vermesi5
- kokoreç10
- saatlerce sözlükte gezip entry girmeyen yazar2
- özlale'nin fon krizinde gönüllü iade eleştirisi7
- from gold'un bicepsleri11
- açtığın başlığa yazılanları favlama kuralı3
- patlıcanın organize suç örgütü kurması3
- sözlük yazarlarının tatlıları18
- bir salatalığın geçmişinden utanması3
- grup yeke yek2
- gocu2
- hurdacı aradı ben kaçtım2
- hayatta başarısı olmayıp güzel hapşıran insan4
- uzaylı dışkısından gübre yapılır mı3
- sokağın sinirli hacı amcası3
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı22
- lokum gibi3
- muzlu centro5
- yarayı ateşle dağlamak5
- ekepeliler den kurtulacağını zanneden hayalperest2
- hurdacı geldi hurdacı2
yahu adam, sınırları sürekli değişen bölgeyi ortadoğu, kuzey afrika ve hazar denizinin güney doğusu olarak belirlemiş kitapta. bu nasıl bir öngörüdür ?
araba ve makina modellerindeki kısaltmaları bilirsiniz. tdi, amg, suv vesaire gibi. işte bu kısaltmalar bugün almanya ve ingilterede tartışılıyor. dilin anlatım gücünü yok ettiği düşünüldüğü için.
biliyorsunuz sürekli tüketen, mutluluğu, var olan her şeyi tüketmek üzerine kurulu bir nesil peydah oldu. bu nesil okumuyor, okumadığı için de kelime haznesi çok düşük. kendisini ifade edemiyor, retoriği ve terminolojisi yetersiz çünkü. koca bir nesil bir dönem sonra dilin sadeleşmesine, birçok kelimenin de unutulup gitmesine yol açıyor. kitapta da bahsedildiği üzere başarısız bir politikayı ancak çok çeşitli kelimeler kullanarak eleştirebilirsiniz. fakat savunmak için fazla konuşmanız gerekmiyor. bugün de böyle değil mi ? adam çıkıp "yol, köprü, tünel, camileri ahır yaptılar, tüp kuyrukları..." diyor. gayet yalın ve anlaşılır biçimde kendi propagandasını kitlelere aksettirebiliyor. fakat sen bunların yanlış olduğunu anlatmak için tarihe hakim olmalısın, gramere hakim olmalısın, ekonomiye hakim olmalısın, kısacası ansiklopedi gibi adam olmalısın. çok yorucu değil mi sizce de ?
şu yazdığımı okumak bile yorucu yahu. kolay tüketmeye alışmış toplumlar da kolay tüketebileceği ne varsa ona yöneliyor işte. birkaç kelimelik propagandayı anlayabilmek kolay. okumak kolay. eni konu düşünmek de gerekmiyor. ne ala.
bu nedenle yenisöylem sözlüğü sürekli güncelleniyor kitapta, dilden sürekli kelime azalıyor, insanlar sürekli olarak içinden daha da çıkılmaz bir duruma doğru sürükleniyor.
bu hikaye her yönüyle çok tanıdık.
araba ve makina modellerindeki kısaltmaları bilirsiniz. tdi, amg, suv vesaire gibi. işte bu kısaltmalar bugün almanya ve ingilterede tartışılıyor. dilin anlatım gücünü yok ettiği düşünüldüğü için.
biliyorsunuz sürekli tüketen, mutluluğu, var olan her şeyi tüketmek üzerine kurulu bir nesil peydah oldu. bu nesil okumuyor, okumadığı için de kelime haznesi çok düşük. kendisini ifade edemiyor, retoriği ve terminolojisi yetersiz çünkü. koca bir nesil bir dönem sonra dilin sadeleşmesine, birçok kelimenin de unutulup gitmesine yol açıyor. kitapta da bahsedildiği üzere başarısız bir politikayı ancak çok çeşitli kelimeler kullanarak eleştirebilirsiniz. fakat savunmak için fazla konuşmanız gerekmiyor. bugün de böyle değil mi ? adam çıkıp "yol, köprü, tünel, camileri ahır yaptılar, tüp kuyrukları..." diyor. gayet yalın ve anlaşılır biçimde kendi propagandasını kitlelere aksettirebiliyor. fakat sen bunların yanlış olduğunu anlatmak için tarihe hakim olmalısın, gramere hakim olmalısın, ekonomiye hakim olmalısın, kısacası ansiklopedi gibi adam olmalısın. çok yorucu değil mi sizce de ?
şu yazdığımı okumak bile yorucu yahu. kolay tüketmeye alışmış toplumlar da kolay tüketebileceği ne varsa ona yöneliyor işte. birkaç kelimelik propagandayı anlayabilmek kolay. okumak kolay. eni konu düşünmek de gerekmiyor. ne ala.
bu nedenle yenisöylem sözlüğü sürekli güncelleniyor kitapta, dilden sürekli kelime azalıyor, insanlar sürekli olarak içinden daha da çıkılmaz bir duruma doğru sürükleniyor.
bu hikaye her yönüyle çok tanıdık.
insan, ardında tek bir iz bile, bir kağıt parçasına karalanmış tek bir sözcük bile bırakamadıktan sonra, geleceğe nasıl seslenebilirdi?
"Sadece hayatta kalmak önemli değil, asıl önemli olan 'insan' kalabilmek."
görsel
https://www.imdb.com/title/tt0087803/
görsel
https://www.imdb.com/title/tt0087803/
George orwell’in ünlü romanından uyarlama bir distopik drama filmidir. michael radford tarafından senaryolaştırılıp yönetilen film, totaliter yönetim ve düşünce polisinin devamlı gözetimi altında olan okyanusya’da bir kayıt departmanı çalışanının(winston smith) hayatını ve işbirlikçi olmayanların maruz kaldığı psikolojik kırılma sürecini anlatıyor.
Film, olayların genel sıralaması açısından romanla karşılaştırıldığında biraz eksik kalıyor ya da romanda anlatıldığı gibi aynı dehşeti, gerilimi, umutsuzluğu, yıkımı, o kargaşayı iliklerinizde hissedemiyorsunuz film öyle duygusuz (hatta romanı okumayan biri için film sadece kafa karıştırıcı da gelebilir) fakat romana sadık en güçlü bölümlerden biri işkence sahnesi idi.
görsel
--spoiler--
Winston’ın güncesindeki “Özgürlük iki kere iki dört eder diyebilmektir” yazısı üzerine işkence sırasında dört parmağını kaldırıp kaç parmak görüyorsun diye sorulduğunda winston, ısrarla dört der ve işkencenin dozu artar. Yapılan işkenceye son verilmesi için beş olduğunu kabullenir fakat buna inandıramaz.
- gözümle gördüğümü nasıl yadsırım? iki kere iki dört eder.
+ hayır, winston. Bazen beş eder, bazen de üç eder. Bazen aynı anda hem beş hem üç ettiği de olur.
--spoiler--
Önemli olan hayatta kalabilmek değil, asıl önemli olan insan kalabilmek.
https://www.youtube.com/watch?v=lstDdzedgcE
Şunu da şuraya bırakıp gidiyorum.
Film, olayların genel sıralaması açısından romanla karşılaştırıldığında biraz eksik kalıyor ya da romanda anlatıldığı gibi aynı dehşeti, gerilimi, umutsuzluğu, yıkımı, o kargaşayı iliklerinizde hissedemiyorsunuz film öyle duygusuz (hatta romanı okumayan biri için film sadece kafa karıştırıcı da gelebilir) fakat romana sadık en güçlü bölümlerden biri işkence sahnesi idi.
görsel
--spoiler--
Winston’ın güncesindeki “Özgürlük iki kere iki dört eder diyebilmektir” yazısı üzerine işkence sırasında dört parmağını kaldırıp kaç parmak görüyorsun diye sorulduğunda winston, ısrarla dört der ve işkencenin dozu artar. Yapılan işkenceye son verilmesi için beş olduğunu kabullenir fakat buna inandıramaz.
- gözümle gördüğümü nasıl yadsırım? iki kere iki dört eder.
+ hayır, winston. Bazen beş eder, bazen de üç eder. Bazen aynı anda hem beş hem üç ettiği de olur.
--spoiler--
Önemli olan hayatta kalabilmek değil, asıl önemli olan insan kalabilmek.
https://www.youtube.com/watch?v=lstDdzedgcE
Şunu da şuraya bırakıp gidiyorum.
- mühim bir analiz -
https://www.youtube.com/watch?v=BYhjmBCdFbE
https://www.youtube.com/watch?v=BYhjmBCdFbE
1984'te çekilen filmi de çok iyidir, kitabı da çok iyidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar