bugün
- true vs yagmurcu12
- zafer partisi neden düştü8
- kızların keko erkek seviyoruz demesi12
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu9
- din olmadan ahlak temellendirilemez7
- cumhuriyet halk partisi9
- yakışıklı bir erkekle öpüşmek7
- arkadaşlar yeni aldığım şarj cihazıma bakın8
- recep tayyip erdoğan10
- uludağ itiraf4
- askeri hastanesi olmayan nato ülkesi3
- gül gibi efendi erkek10
- bu koyden olsam ne olacak4
- g'i l d'e d l'i l y14
- muslettin amca11
- bir escortu etkilemek mümkün müdür sorusu4
- chp dönemi bitti5
- escorta giden erkek8
- ardaya yüzmeye gitmek5
- kemalizmin gericilik olması4
- türkiye de amerikan futbolu oynamak3
- ibda c3
- diamond bosphorus7
- bayandan nasıl istenir5
- üvey anneannem oğlunu abukat oğlum diye severdi4
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız13
- ben geldim kerkenezler18
- dişçiye gitmek9
- sevilen kadının bu bir emirdir bip beni demesi5
- sözlükten bir kızla sevişmek4
- pipisi 18 cm olan erkek4
- yeni parti16
- evliliğin aslında bir çıkar ilişkisi olması5
- sözlüğün viagra içmiş gibi coşması4
- karşı binadaki kızlar4
- okan üniversitesi2
- sözlükteki yaşlı amcalar ve teyzeler3
- clean code yazmak için 10 yıl bekleme2
- velvet36
- yagmurcu3
- habire1233
- ata yaşat2
- sezer efendi sezer efendi 5 nolu ameliyathaneye3
- erdoğan kılıçdaroğlu bahçeli üçgeni4
- türkiye'nin en iyi dizisi kanıt2
- şakalaşırken kız kankayı saksoya yatırmak2
- özelde fingirdeşen yazarlar14
- şimdi herkes su içsin7
- ben ne yapıyorum anı3
- alakasız yerde tanıdıkla karşılaşmak3
yahu adam, sınırları sürekli değişen bölgeyi ortadoğu, kuzey afrika ve hazar denizinin güney doğusu olarak belirlemiş kitapta. bu nasıl bir öngörüdür ?
araba ve makina modellerindeki kısaltmaları bilirsiniz. tdi, amg, suv vesaire gibi. işte bu kısaltmalar bugün almanya ve ingilterede tartışılıyor. dilin anlatım gücünü yok ettiği düşünüldüğü için.
biliyorsunuz sürekli tüketen, mutluluğu, var olan her şeyi tüketmek üzerine kurulu bir nesil peydah oldu. bu nesil okumuyor, okumadığı için de kelime haznesi çok düşük. kendisini ifade edemiyor, retoriği ve terminolojisi yetersiz çünkü. koca bir nesil bir dönem sonra dilin sadeleşmesine, birçok kelimenin de unutulup gitmesine yol açıyor. kitapta da bahsedildiği üzere başarısız bir politikayı ancak çok çeşitli kelimeler kullanarak eleştirebilirsiniz. fakat savunmak için fazla konuşmanız gerekmiyor. bugün de böyle değil mi ? adam çıkıp "yol, köprü, tünel, camileri ahır yaptılar, tüp kuyrukları..." diyor. gayet yalın ve anlaşılır biçimde kendi propagandasını kitlelere aksettirebiliyor. fakat sen bunların yanlış olduğunu anlatmak için tarihe hakim olmalısın, gramere hakim olmalısın, ekonomiye hakim olmalısın, kısacası ansiklopedi gibi adam olmalısın. çok yorucu değil mi sizce de ?
şu yazdığımı okumak bile yorucu yahu. kolay tüketmeye alışmış toplumlar da kolay tüketebileceği ne varsa ona yöneliyor işte. birkaç kelimelik propagandayı anlayabilmek kolay. okumak kolay. eni konu düşünmek de gerekmiyor. ne ala.
bu nedenle yenisöylem sözlüğü sürekli güncelleniyor kitapta, dilden sürekli kelime azalıyor, insanlar sürekli olarak içinden daha da çıkılmaz bir duruma doğru sürükleniyor.
bu hikaye her yönüyle çok tanıdık.
araba ve makina modellerindeki kısaltmaları bilirsiniz. tdi, amg, suv vesaire gibi. işte bu kısaltmalar bugün almanya ve ingilterede tartışılıyor. dilin anlatım gücünü yok ettiği düşünüldüğü için.
biliyorsunuz sürekli tüketen, mutluluğu, var olan her şeyi tüketmek üzerine kurulu bir nesil peydah oldu. bu nesil okumuyor, okumadığı için de kelime haznesi çok düşük. kendisini ifade edemiyor, retoriği ve terminolojisi yetersiz çünkü. koca bir nesil bir dönem sonra dilin sadeleşmesine, birçok kelimenin de unutulup gitmesine yol açıyor. kitapta da bahsedildiği üzere başarısız bir politikayı ancak çok çeşitli kelimeler kullanarak eleştirebilirsiniz. fakat savunmak için fazla konuşmanız gerekmiyor. bugün de böyle değil mi ? adam çıkıp "yol, köprü, tünel, camileri ahır yaptılar, tüp kuyrukları..." diyor. gayet yalın ve anlaşılır biçimde kendi propagandasını kitlelere aksettirebiliyor. fakat sen bunların yanlış olduğunu anlatmak için tarihe hakim olmalısın, gramere hakim olmalısın, ekonomiye hakim olmalısın, kısacası ansiklopedi gibi adam olmalısın. çok yorucu değil mi sizce de ?
şu yazdığımı okumak bile yorucu yahu. kolay tüketmeye alışmış toplumlar da kolay tüketebileceği ne varsa ona yöneliyor işte. birkaç kelimelik propagandayı anlayabilmek kolay. okumak kolay. eni konu düşünmek de gerekmiyor. ne ala.
bu nedenle yenisöylem sözlüğü sürekli güncelleniyor kitapta, dilden sürekli kelime azalıyor, insanlar sürekli olarak içinden daha da çıkılmaz bir duruma doğru sürükleniyor.
bu hikaye her yönüyle çok tanıdık.
insan, ardında tek bir iz bile, bir kağıt parçasına karalanmış tek bir sözcük bile bırakamadıktan sonra, geleceğe nasıl seslenebilirdi?
"Sadece hayatta kalmak önemli değil, asıl önemli olan 'insan' kalabilmek."
görsel
https://www.imdb.com/title/tt0087803/
görsel
https://www.imdb.com/title/tt0087803/
George orwell’in ünlü romanından uyarlama bir distopik drama filmidir. michael radford tarafından senaryolaştırılıp yönetilen film, totaliter yönetim ve düşünce polisinin devamlı gözetimi altında olan okyanusya’da bir kayıt departmanı çalışanının(winston smith) hayatını ve işbirlikçi olmayanların maruz kaldığı psikolojik kırılma sürecini anlatıyor.
Film, olayların genel sıralaması açısından romanla karşılaştırıldığında biraz eksik kalıyor ya da romanda anlatıldığı gibi aynı dehşeti, gerilimi, umutsuzluğu, yıkımı, o kargaşayı iliklerinizde hissedemiyorsunuz film öyle duygusuz (hatta romanı okumayan biri için film sadece kafa karıştırıcı da gelebilir) fakat romana sadık en güçlü bölümlerden biri işkence sahnesi idi.
görsel
--spoiler--
Winston’ın güncesindeki “Özgürlük iki kere iki dört eder diyebilmektir” yazısı üzerine işkence sırasında dört parmağını kaldırıp kaç parmak görüyorsun diye sorulduğunda winston, ısrarla dört der ve işkencenin dozu artar. Yapılan işkenceye son verilmesi için beş olduğunu kabullenir fakat buna inandıramaz.
- gözümle gördüğümü nasıl yadsırım? iki kere iki dört eder.
+ hayır, winston. Bazen beş eder, bazen de üç eder. Bazen aynı anda hem beş hem üç ettiği de olur.
--spoiler--
Önemli olan hayatta kalabilmek değil, asıl önemli olan insan kalabilmek.
https://www.youtube.com/watch?v=lstDdzedgcE
Şunu da şuraya bırakıp gidiyorum.
Film, olayların genel sıralaması açısından romanla karşılaştırıldığında biraz eksik kalıyor ya da romanda anlatıldığı gibi aynı dehşeti, gerilimi, umutsuzluğu, yıkımı, o kargaşayı iliklerinizde hissedemiyorsunuz film öyle duygusuz (hatta romanı okumayan biri için film sadece kafa karıştırıcı da gelebilir) fakat romana sadık en güçlü bölümlerden biri işkence sahnesi idi.
görsel
--spoiler--
Winston’ın güncesindeki “Özgürlük iki kere iki dört eder diyebilmektir” yazısı üzerine işkence sırasında dört parmağını kaldırıp kaç parmak görüyorsun diye sorulduğunda winston, ısrarla dört der ve işkencenin dozu artar. Yapılan işkenceye son verilmesi için beş olduğunu kabullenir fakat buna inandıramaz.
- gözümle gördüğümü nasıl yadsırım? iki kere iki dört eder.
+ hayır, winston. Bazen beş eder, bazen de üç eder. Bazen aynı anda hem beş hem üç ettiği de olur.
--spoiler--
Önemli olan hayatta kalabilmek değil, asıl önemli olan insan kalabilmek.
https://www.youtube.com/watch?v=lstDdzedgcE
Şunu da şuraya bırakıp gidiyorum.
- mühim bir analiz -
https://www.youtube.com/watch?v=BYhjmBCdFbE
https://www.youtube.com/watch?v=BYhjmBCdFbE
1984'te çekilen filmi de çok iyidir, kitabı da çok iyidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar