bugün
- 2026 ekonomik krizi11
- migros'a sorulacak tek soru22
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği8
- velvet39
- tostumu yaptım11
- g i l d e d l i l y14
- kürt meslekleri6
- arkadaşlar veto ne demek5
- bir sözlük yazarını kıskanmak3
- ellerim bos gonlum hos14
- türklerin türk olamama sorunu6
- devşirme meslekleri3
- iktidar değişince yandaşlar nereye kaçar sorunsalı3
- mezeler eşliğinde rakı içip söyleşmek8
- köylüleri neden öldürmeliyiz5
- ismail kartal18
- bir kızın hard sevip sevmediğini nerden anlarsınız5
- arkadaşlar çok hastayım ya7
- ota boka faşist diyen kürtçü3
- hindistanlı işçiler3
- now tv neden gelmedi6
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi6
- allah'ı inkar eden ateisti bi tabuta hapsetmek2
- sözlük ne zaman bu kadar sıkıcı hale geldi6
- çomar arabaları3
- ümmetçi genişliği2
- kliniğe gittim klinikten geldim6
- gocu abi buraya yumruk havaya4
- burcu özberk4
- the mossad is watching you3
- bu saatte evde oturmak yerine işte olan insan4
- güçler ayrılığı3
- victor osimhen15
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması6
- tesla model 33
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması11
- doğu demirkol vasatlığı2
- fenerbahçe biraz sert biraz katı13
- parayı bulmuş köy çomarı2
- osuruktan şiirler58
- sivil toplum örgütlerinde profesyonel liderlik2
- yalınayak başı kabak3
- sadece sözlük kızları tarafından açık oylanmak4
- kadınlardaki aşırı özgüvenin nedeni6
- livakovic'in barcelona transferi5
- aleksey batrakov21
- iş mi bulamadın karton topla3
- stellantis grubu2
- yılmaz güney izleyip ahmet kaya dinleyen tip14
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
eski günler anılırken sarfedilen cümlelerden birisidir. benzerleri için (bkz: ah ulan ah) (bkz: nerde o eski gunler)
Osmanli neredeydi biz nerede?
Neydik ne olduk.
Faziletliydik: Kimsenin malina, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdik. Hirsizlik nedir bilmez, dilenciligi meslek edinmez, kimseyide küçümsemezdik.
Dürüsttük: Bir zamanlar Londra Ticaret Odasi´nin en görünür yerinde su mealde bir tavsiye levhasi asiliydi: "Türklerle alisveris et, yanilmazsin."
Itibarliydik: Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odasi´nin toplantilarinda oylar esit çikinca Osmanlilarla alisverisi olan tüccarin oyu iki sayilir, onundedigi olurdu.
Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanli askeri teskilatini Avrupa´ya tanitmasiyla meshur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarimizi söyle elestiriyor:"Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarinda sakallarinda bir hararet olur ve zamanla saçlari, kaslari,sakallari dökülür."
Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu agaçlari sulatir, göçmen kuslarin yorgunluk atmasi için saçak altlarina kus saraylari yapardik.Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.
Harama el sürmezdik: Fransiz müellif Motray, 1700´lerdeki halimizi söyle anlatiyor: "Türk dükkânlarinda hiçbir zaman tek meteligim kaybolmamistir. Ne zaman bir sey unutsam, hiç tanimadigim dükkâncilar arkamdan adam kosturmuslar, hatta birkaç kere Beyoglu´ndaki ikametgâhima kadar gelmislerdir."
Medeni idik: Ingiliz sefiri Sör James Porter ise, 1740´larin Türkiye´si için sunlari söylüyor:"Gerek Istanbul´da, gerekse Imparatorlugun diger sehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayis, hiçbir tereddüde imkân birakmayacak sekilde isbat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardir."
Dosdogruyduk: Fransiz generallerden Comte de Bonneval ise, su hükmü veriyor:"Haksizlik, mürabahacilik, inhisarcilik ve hirsizlik gibi suçlar,Türkler arasinda meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki,insan çok defa Türklerin dogruluklarina hayran kalir." Hirsizlik nedir bilmezdik: Fransiz müellif Dr. Brayer, 1830´larinIstanbul´unu getiriyor önümüze:"Evlerin kapisinin söyle böyle kapatildigi ve dükkânlarin çogunlukla umumî ahlâka itimaden açik birakildigi Istanbul´da her sene azami bes-alti hirsizlik vak´asi görülür." Ubicini Dr. Brayer´i söyle dogruluyor: "Bu muazzam payitahtta dükkâncilar, namaz saatlerinde dükkânlarini açik birakip camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapisi basit bir mandalla kapatildigi halde, senede dört hirsizlik vakasi bile olmaz. Ahalisi sirf Hiristiyan olan Galata ile Beyoglu´nda ise hirsizlik ve cinayet vak´alari olmadan gün geçmez." Naziktik: Edmondo de Amicis isimli Italyan gezgini, yine 1880´lerin "biz"ini anlatiyor bize: "Istanbul Türk halki Avrupa´nin en nazik ve en kibar insanlaridir. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan isitilir. O kadar müsamahakârdirlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördügünüz kolayligin çok fazlasini görürsünüz."
Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnâmesi´yle meshur Du Loir´un 1650´lerdeki hükmü söyle: "Hiç süphesiz ki, ahlâk bakimindan Türk siyasetiyle medeni hayati bütüncihana örnek olabilecek vaziyettedir." Sefkatimiz yalnizca insana yönelik degildi, hayvanlari, hatta bitkileri bile kapsiyordu. Hayata karsi saygiliydik: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus´u dinleyelim,bize 1880´lerdeki halimizi anlatsin:"Türklerdeki iyilik duygusu hayvanlari dahi kucaklamistir. Birçok köyde esekler haftada iki gün izinli sayilir... Türklerle Rumlarin karisik olarak yasadigi köylerde ise bir evin hangi tarafa ait oldugunu kolaylikla anlayabilirsiniz. Eger evin bacasinda leylekler yuva yapmissa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Küçük Asya, c. 9)
Hayirseverdik: Comte de Marsigli´yi tekrar dinleyelim: "Yazin Istanbul´dan Sofya´ya giderken daglardan anayol üzerine inmis köylülerin yolculara bedava ayran dagittiklarina sahit oldum." Ayni müellif, ceddimizin hayirseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Söyle diyor: "Fakat sunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. Iyiliklerini yalniz insan cinsine hasretmekle kalmayip, hayvanlara ve hatta bitkilere bile tesmil ederler." Bu tespiti, Islâm ve Türk düsmani avukat Guer misallendiriyor:"Türk sefkati hayvanlara bile samildir" dedikten sonra su örnegi zikrediyor: "Hayvanlari beslemek için vakiflar ve ücretli adamlari vardir. Bu adamlar sokak baslarinda sahipsiz köpeklere ve kedilere et dagitirlar... Sokaktaki agaçlarin kurakliktan kurumasini önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçik müslümanlara bile rastlamak mümkündür..." "Kaçik"ligin kaynagini da veriyor adam: "Birçoklari da sirf azad etmek için kusbazlardan kus satin alirlar. Bunu yapan bir Türk´e bir gün yaptigi isin neye yaradigini sordum. Küçümseyerek bakti ve su cevabi verdi: Allah´in rizasini tahsile yarar." Galiba geçmisimizden uzaklasmak bize çok pahaliya patladi.
(kaynak:http://www.basariyolu.com)
Neydik ne olduk.
Faziletliydik: Kimsenin malina, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdik. Hirsizlik nedir bilmez, dilenciligi meslek edinmez, kimseyide küçümsemezdik.
Dürüsttük: Bir zamanlar Londra Ticaret Odasi´nin en görünür yerinde su mealde bir tavsiye levhasi asiliydi: "Türklerle alisveris et, yanilmazsin."
Itibarliydik: Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odasi´nin toplantilarinda oylar esit çikinca Osmanlilarla alisverisi olan tüccarin oyu iki sayilir, onundedigi olurdu.
Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanli askeri teskilatini Avrupa´ya tanitmasiyla meshur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarimizi söyle elestiriyor:"Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarinda sakallarinda bir hararet olur ve zamanla saçlari, kaslari,sakallari dökülür."
Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu agaçlari sulatir, göçmen kuslarin yorgunluk atmasi için saçak altlarina kus saraylari yapardik.Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.
Harama el sürmezdik: Fransiz müellif Motray, 1700´lerdeki halimizi söyle anlatiyor: "Türk dükkânlarinda hiçbir zaman tek meteligim kaybolmamistir. Ne zaman bir sey unutsam, hiç tanimadigim dükkâncilar arkamdan adam kosturmuslar, hatta birkaç kere Beyoglu´ndaki ikametgâhima kadar gelmislerdir."
Medeni idik: Ingiliz sefiri Sör James Porter ise, 1740´larin Türkiye´si için sunlari söylüyor:"Gerek Istanbul´da, gerekse Imparatorlugun diger sehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayis, hiçbir tereddüde imkân birakmayacak sekilde isbat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardir."
Dosdogruyduk: Fransiz generallerden Comte de Bonneval ise, su hükmü veriyor:"Haksizlik, mürabahacilik, inhisarcilik ve hirsizlik gibi suçlar,Türkler arasinda meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki,insan çok defa Türklerin dogruluklarina hayran kalir." Hirsizlik nedir bilmezdik: Fransiz müellif Dr. Brayer, 1830´larinIstanbul´unu getiriyor önümüze:"Evlerin kapisinin söyle böyle kapatildigi ve dükkânlarin çogunlukla umumî ahlâka itimaden açik birakildigi Istanbul´da her sene azami bes-alti hirsizlik vak´asi görülür." Ubicini Dr. Brayer´i söyle dogruluyor: "Bu muazzam payitahtta dükkâncilar, namaz saatlerinde dükkânlarini açik birakip camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapisi basit bir mandalla kapatildigi halde, senede dört hirsizlik vakasi bile olmaz. Ahalisi sirf Hiristiyan olan Galata ile Beyoglu´nda ise hirsizlik ve cinayet vak´alari olmadan gün geçmez." Naziktik: Edmondo de Amicis isimli Italyan gezgini, yine 1880´lerin "biz"ini anlatiyor bize: "Istanbul Türk halki Avrupa´nin en nazik ve en kibar insanlaridir. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan isitilir. O kadar müsamahakârdirlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördügünüz kolayligin çok fazlasini görürsünüz."
Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnâmesi´yle meshur Du Loir´un 1650´lerdeki hükmü söyle: "Hiç süphesiz ki, ahlâk bakimindan Türk siyasetiyle medeni hayati bütüncihana örnek olabilecek vaziyettedir." Sefkatimiz yalnizca insana yönelik degildi, hayvanlari, hatta bitkileri bile kapsiyordu. Hayata karsi saygiliydik: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus´u dinleyelim,bize 1880´lerdeki halimizi anlatsin:"Türklerdeki iyilik duygusu hayvanlari dahi kucaklamistir. Birçok köyde esekler haftada iki gün izinli sayilir... Türklerle Rumlarin karisik olarak yasadigi köylerde ise bir evin hangi tarafa ait oldugunu kolaylikla anlayabilirsiniz. Eger evin bacasinda leylekler yuva yapmissa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Küçük Asya, c. 9)
Hayirseverdik: Comte de Marsigli´yi tekrar dinleyelim: "Yazin Istanbul´dan Sofya´ya giderken daglardan anayol üzerine inmis köylülerin yolculara bedava ayran dagittiklarina sahit oldum." Ayni müellif, ceddimizin hayirseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Söyle diyor: "Fakat sunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. Iyiliklerini yalniz insan cinsine hasretmekle kalmayip, hayvanlara ve hatta bitkilere bile tesmil ederler." Bu tespiti, Islâm ve Türk düsmani avukat Guer misallendiriyor:"Türk sefkati hayvanlara bile samildir" dedikten sonra su örnegi zikrediyor: "Hayvanlari beslemek için vakiflar ve ücretli adamlari vardir. Bu adamlar sokak baslarinda sahipsiz köpeklere ve kedilere et dagitirlar... Sokaktaki agaçlarin kurakliktan kurumasini önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçik müslümanlara bile rastlamak mümkündür..." "Kaçik"ligin kaynagini da veriyor adam: "Birçoklari da sirf azad etmek için kusbazlardan kus satin alirlar. Bunu yapan bir Türk´e bir gün yaptigi isin neye yaradigini sordum. Küçümseyerek bakti ve su cevabi verdi: Allah´in rizasini tahsile yarar." Galiba geçmisimizden uzaklasmak bize çok pahaliya patladi.
(kaynak:http://www.basariyolu.com)
asgari ücretle çalışmaktan yorulan günlerin ardından memur olduktan sonra bankamatiğe gidildikten sonra karşıda görülen önceki çalıştığının iki katı parasını görmek ve az yorulduğunu hissetmek.
ne hallere geldik'tir. *
facebook'ta dolaşıyorum, bir fotoğraf var. iki farklı grup paylaşmış aynı fotoğrafı. bir grupta bu fotoğraf övülürken diğer grupta aynı fotoğraf ağır eleştirilere tutuluyor.
bu kadar mı zıtlaştık?
ne olduk biz?
facebook'ta dolaşıyorum, bir fotoğraf var. iki farklı grup paylaşmış aynı fotoğrafı. bir grupta bu fotoğraf övülürken diğer grupta aynı fotoğraf ağır eleştirilere tutuluyor.
bu kadar mı zıtlaştık?
ne olduk biz?
zamanın geçmişi şekillendirmesine verilen bir şaşkınlık. süre geçerken insanı da metamorfoza uğratıyormuş da kimler ne iken, ne oluyormuş.
gündemdeki hali bile mevcut; (bkz: ayaklar baş olmuş)
gündemdeki hali bile mevcut; (bkz: ayaklar baş olmuş)
aynen öyle. şimdi bir tarafa bakıyorum yok sikişen kız caiz değil diğerine bakıyorum yobazsınız. ee neydik dememeli ne olduk demeli. bu mudur türkiyenin tek konusu. ne hale geldik ya. ne biçim insanlarsınız si. çıldırıcam. ulan az adam olun da am göt muhabbeti yapmayı bırakın. kendinize gelin. aynaya bakıp bir düşünün. ben bugün ne yaptım. ne yaptım ya. bugünümü nasıl geçirdim ?
özet: kendinize gelin gençler. millet siz kızlık zarı muhabbeti yaparken ülkemizi ele geçiriyor.
özet: kendinize gelin gençler. millet siz kızlık zarı muhabbeti yaparken ülkemizi ele geçiriyor.
böyle demek yerine; şuan biz neyiz, ne olacağız demek daha doğru olacaktır.
rüzgar erkoçlar kadar mantıklı bir cevap veremiyceğimden sessizliğimi korumak en büyük hakkımdır..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar