bugün
- akşamki tantana3
- travesti uzaylılar var mı4
- özlale'nin fon krizinde gönüllü iade eleştirisi6
- fatma betül sayan kaya13
- muzlu centro4
- kokoreç8
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması7
- ilişkide kıskançlık ve mülkiyet3
- kassız erkekler sözlükten gitsin2
- kanada başbakanı'nın türkiye ziyareti3
- sözlük erkeklerinin bicepsleri34
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı19
- cedidacer7
- tantuni3
- kısa boylu olup uzun palto giyen erkek2
- yarayı ateşle dağlamak3
- arap kahvesi2
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı22
- sözlük yazarlarının tatlıları17
- victor osimhen6
- vedat muriqi3
- memeleri ile gündeme oturan yazar15
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması15
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması12
- fon vurgunu43
- kolye140
- from gold'un bicepsleri10
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar14
- uludağ sözlüğe ilk üyelik yılı7
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak20
- sözlük erkeklerinin adonisleri11
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması12
- antipanik'in sözlüğe vedası18
- sözlük erkeklerinin gluteus maximusları6
- hayatın anlamsızlığını bir cümleyle anlat7
- kolpa insanlar6
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- özelden gelen saçma mesajlar12
- anın görüntüsü21
- sergen yalçın10
- beni geçmişimle yargılama diyen erkek6
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- bir gün öleceksek niye yaşıyoruz sorunsalı5
- clemence baptista13
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek6
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
ne? sorusunun evrimleşmiş hali.
insan sesine en çok benzeyen enstrüman.
ne zaman dinlesem rahatlarım rahatlarız.
(bkz: mercan dede)
şey dendikten sonra sorulası değişim geçiren soru kelimesi : ney?
insanı alır uzaklara götürür.
(bkz: mar)
neyin nefesini dinlemek; sizi hüzünlendirebilir, ağlatabilir de, içinizde bir hoşluk oluşturabilir de... fakat ondan bir şey almamız lazım, ondan bir şey algılamamız lazım. hz. mevlana: ''dinle ney'den'' demiş...
ney nefesini duyduğunuz anda ben de üflemek istiyorum dersiniz; fakat göründüğü kadar kolay olmuyor üflemek. hisli olmanız gerekiyor, ney'e gerçekten değer vermeniz gerekiyor. içtenlik burada çok önemli... sabretmek burada çok önemli...
ney'e başlamadan önce üfleyip, nefesi çıkarmak istedim, ''eğer yapamazsam ney alıp da üflemeyeceğim; sadece o muazzam ney nefesini dinlemek ile yetineceğim.'' dedim. ve ırgandı köprüsü'ne doğru yola koyulduk sevgili tıpçıyla. ney'i alacağımız hocanın yanında başladım üflemeye. bir üfledim, iki üfledim, üç üfledim... ağladım, sinirlendim, bir ara ney'i bırakıp gitmek istedim; fakat dışarıda da yağmur yağıyordu... gidemedim, tekrar denedim: bir üfledim, iki üfledim, üç üfledim... yine sonuç yok... ibrahim benlioğlu'na dedim ki:''hocam, acaba ney'de mi bir sorun var?'' hoca güldü tabii, genelde üfleyip de sesi çıkaramayanlar bu bahaneyi uyduruyor... ''acaba ney'de mi sorun var?''
her neyse, fakat ben inatçıydım ve kesinlikle bunu başarmalıydım.
ney nefesini çıkarmıştım; fakat saat beşe geliyordu biz oraya gittiğimizde ise saat birdi. insanlar bir ay boyunca ney nefesini çıkarmak için uğraşıyorlarmış; bazen daha uzunda oluyormuş bu süre... bazı arkadaşlarım da üflemek istediler hatta gidip ney alıp kursa başlamak istediler, özendiler; fakat ben durumu onlara izah ettikten sonra sadece dinlemek ile yetinmek istediklerini dile getirdiler...
işte bir hevesle başladım ney'e sonrası geldi tabii, sadece öylesine bir heves değildi bu... onu özenle koruyup, saklıyorsunuz, değer veriyorsunuz. bir başkası ben de deneyeyim mi deyince yüreğinizde bir burukluk peydah oluyor, onu bir başkasının elinde görmek istemiyorsunuz, bir başkasının nefesinin onun duvarlarına çarpıpta bir başkasının nefesini çıkarmasını istemiyorsunuz... anlayacağınız o sizin en kıymetliniz oluyor.
ve üflerken niyetiniz çok önemli ne niyet ederseniz tecelliyatta o doğrultuda vuku bulacaktır.
ney bir sopa edasıyla tutulmamalı, tutulmaz; bu bir edepsizliktir.
ve ''en önemlisi de ney çalınmaz, üflenir.''
mesela mevleviler eüzü besmele çekip üç sefer öperler. ney'i kendi uzvundan bir uzuvmuş gibi görürler ve hz. ney derler zaten. hz. ney. tabii bunlar toplum içerinde sonradan yanlış anlaşılmaya başlanmış. yani ney'e hazret diyorlar falan demişler. ney'den kasıt mürşidi kamildir. allah'ın veli dostudur. ve her neyzen ney'i üflerken kendisinden üfleyenin üstadı olduğunu düşünür. kendisinden üfleyenin allah olduğunu düşünür. ve üflerken o edeple üfler.
bana göre bir de şu var, ney'i üfleyeceğimiz ortamda çok önemli, insana bir şeyler katmalı; üfleyen kişiyi etkilemeli, duygulandırmalı -ki ney'den çıkan nefeste insanları etkileyebilsin...
ney nefesini duyduğunuz anda ben de üflemek istiyorum dersiniz; fakat göründüğü kadar kolay olmuyor üflemek. hisli olmanız gerekiyor, ney'e gerçekten değer vermeniz gerekiyor. içtenlik burada çok önemli... sabretmek burada çok önemli...
ney'e başlamadan önce üfleyip, nefesi çıkarmak istedim, ''eğer yapamazsam ney alıp da üflemeyeceğim; sadece o muazzam ney nefesini dinlemek ile yetineceğim.'' dedim. ve ırgandı köprüsü'ne doğru yola koyulduk sevgili tıpçıyla. ney'i alacağımız hocanın yanında başladım üflemeye. bir üfledim, iki üfledim, üç üfledim... ağladım, sinirlendim, bir ara ney'i bırakıp gitmek istedim; fakat dışarıda da yağmur yağıyordu... gidemedim, tekrar denedim: bir üfledim, iki üfledim, üç üfledim... yine sonuç yok... ibrahim benlioğlu'na dedim ki:''hocam, acaba ney'de mi bir sorun var?'' hoca güldü tabii, genelde üfleyip de sesi çıkaramayanlar bu bahaneyi uyduruyor... ''acaba ney'de mi sorun var?''
her neyse, fakat ben inatçıydım ve kesinlikle bunu başarmalıydım.
ney nefesini çıkarmıştım; fakat saat beşe geliyordu biz oraya gittiğimizde ise saat birdi. insanlar bir ay boyunca ney nefesini çıkarmak için uğraşıyorlarmış; bazen daha uzunda oluyormuş bu süre... bazı arkadaşlarım da üflemek istediler hatta gidip ney alıp kursa başlamak istediler, özendiler; fakat ben durumu onlara izah ettikten sonra sadece dinlemek ile yetinmek istediklerini dile getirdiler...
işte bir hevesle başladım ney'e sonrası geldi tabii, sadece öylesine bir heves değildi bu... onu özenle koruyup, saklıyorsunuz, değer veriyorsunuz. bir başkası ben de deneyeyim mi deyince yüreğinizde bir burukluk peydah oluyor, onu bir başkasının elinde görmek istemiyorsunuz, bir başkasının nefesinin onun duvarlarına çarpıpta bir başkasının nefesini çıkarmasını istemiyorsunuz... anlayacağınız o sizin en kıymetliniz oluyor.
ve üflerken niyetiniz çok önemli ne niyet ederseniz tecelliyatta o doğrultuda vuku bulacaktır.
ney bir sopa edasıyla tutulmamalı, tutulmaz; bu bir edepsizliktir.
ve ''en önemlisi de ney çalınmaz, üflenir.''
mesela mevleviler eüzü besmele çekip üç sefer öperler. ney'i kendi uzvundan bir uzuvmuş gibi görürler ve hz. ney derler zaten. hz. ney. tabii bunlar toplum içerinde sonradan yanlış anlaşılmaya başlanmış. yani ney'e hazret diyorlar falan demişler. ney'den kasıt mürşidi kamildir. allah'ın veli dostudur. ve her neyzen ney'i üflerken kendisinden üfleyenin üstadı olduğunu düşünür. kendisinden üfleyenin allah olduğunu düşünür. ve üflerken o edeple üfler.
bana göre bir de şu var, ney'i üfleyeceğimiz ortamda çok önemli, insana bir şeyler katmalı; üfleyen kişiyi etkilemeli, duygulandırmalı -ki ney'den çıkan nefeste insanları etkileyebilsin...
kendine aşık edip saatlerce bir ses çıkarmak için peşinden sürükleyen acımasız müzik aleti.
çıkardığı sesle ruhunuzu doyuran muhteşem bir alet.
ilk başlarda ses çıkartmanın çok zor olduğu mucizevi alet.
adeta insanın ruhunu bu dünyadan çeken bir sesi olan tasavvufi bir enstrümandır. ayrıca bir kural olarak,
ney çalınmaz, üflenir.
ney çalınmaz, üflenir.
''benim neyim eksik, neyimi getirin bana'' gibi boş esprilerle anılan üflemeli müzik aleti.
alırsın eline ses çıkartmaya çalışırsın, bir süre sonra burnun karıncalanır, göz damarlarındaki zonklamayı hissedersin derken gözlerin kapanır. gözlerini açtığında anneni görürsün seni kendine getirtmiştir. yattığın yerden doğrulursun ve neyini eline alıp tekrar üflemeye başlarsın.
ney üflenirken gözler kapatıldığında, zamanda yolculuk bu olsa gerek dedirtebilen çalgı.
son bir kaç gündür beni etkisi altına alan enstrümanın adı, hatta bir enstrümandan çok daha fazlası sanki o aletten çıkan sadece bir ses değilde ruhunuza dokunan bir el gibi. bu zamana kadar nasıl mahrum kalmışım böyle bir güzellikten diyor ve bu harikulade enstrümana ve onu hakkıyla üfleyenlere saygılarımı gönderiyorum.
evimde her daim yankılanan dünyanın en güzel sesini çıkaran müzik aleti.. yeri gelir hüzünden hüngür hüngür ağlatır,yeri gelir içinizi huzurla kaplar,bayramda yeni kıyafetlerini giymiş çocuğa dönüştürür.. ney nefes, nefes ise hayattır...
benzersiz sesi ile insanları bırakın hayvanları bile etkilemiş bir müzik aletidir. diğer üflemeli çalgıların aksine sesi üst taraftan çıkar.
Okan Bayülgen'in programında Gürgen Öz'le geçen yaran diyaloğun çıkış noktasıdır.
https://www.youtube.com/watch?v=R1IW0lvJP38
https://www.youtube.com/watch?v=R1IW0lvJP38
(bkz: yok ebenin amı)<
ağlayan ve ağlatan müzik aletidir. insanı alır uzaklara götürür.
bir şiirin fon müziği, mevlana şems hayranlığı ve bir arkadaşımın ısrarları ile başladı ney tutkum. alır almaz üflememek için epey mücadele ettim otobüste denemeyi bile düşündüm. bir an önce eve gidip denemek için nasıl bir koşuşturma içine girdim bilemezsiniz. ney e gönül verene ney de aynı şekilde karşılık veriyor. bir iki üfleme de ses çıkarmakta bana hediyesi oldu. bir aydır uğraşıyorum her yeni seste neye bir kez daha aşık oluyorum. iyi ki hayatıma aldım seni, ey sevgili...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar