bugün
- anın fotoğrafı10
- atatürk'ü sevmeyen tsk subayları6
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- ogün samast3
- borç ve kira olupta iyi olan para6
- yüksek sesle gülmek4
- çalışmak güzel olsaydı üstüne para vermezlerdi4
- velvet11
- red flag erkek listesi9
- insanlara laf anlatmak3
- menemen9
- ölüm9
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı8
- kral kaybederse3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- ölümü merak etmek2
- biosuna kün fe yekün yazan kız3
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- hanry cavil tarafından analdan becerilmek istemek2
- nöbet4
- arkadaşlar4
- en uzun mesafe4
- herkese fetöcü diyenin genelde fetöcü olması2
- suri sakso 5 tl2
- telefon ekranında boydan boya çizgi çıkması2
- nissan navara4
- basit bir insan olmak5
- her gün dışardan yemek yemek3
- mr spock'ın kulağını çekmek4
- forlove196
- balık etli mi kuru götlü mü5
- köfteci yusuf5
- kira borç olmadan aylık kaç para iyidir sorunsalı2
- 18 yaşındaki bir kızın sulanmış vajinasını yalamak3
- aylık 519 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- türk müsün türkiyeli misin12
- ona bir şey söyle11
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez6
- aynadaki yansımanızın sizle konuşmaya başlaması2
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım6
- yazmaması2
- vuu vuuuuttu yapan baykuşlar3
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- yunanistan29
- beni özleyenler elime mum diksin15
- boy vermek2
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- hırvatistan12
- kediye miyav demek2
- aylık 517 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
her insan evladının hayatında illa yaşamış olduğu ya da yaşayacağı hissiyattır. kaçarı yoktur, kimse her zaman mutlu olamaz herkes her daim mutlu olmak ister ama bu mümkün değildir.
arzuların , güdülerin kısacası istek dediğimiz şeylerin doyurulmaması durumu. ama ölümlü bir dünyada yaşıyor olmak bile mutsuzluk için yeterli bir gerekçedir. albert camus'un dediği gibi ; sonunda ölüm olan hayat saçmadır.
ölümü anlamlı kılan hayat, hayatı anlamlı kılanın da ölüm olmasına rağmen.
lakin büyük mutsuz nietszhe 'nin mutluluk formülü şu şekildedir " geçmişi ve geleceği bırak. sorun sızdırmayan anlık bölmelerde yaşa "
ölümü anlamlı kılan hayat, hayatı anlamlı kılanın da ölüm olmasına rağmen.
lakin büyük mutsuz nietszhe 'nin mutluluk formülü şu şekildedir " geçmişi ve geleceği bırak. sorun sızdırmayan anlık bölmelerde yaşa "
yetinmeyi bilmemekten kaynaklanıyorsa eğer sonu gelmeyecek olandır.
onsuz olmaktır.
o'nsuz olmaktır.
hayatın anlamında yoksun olmak.
mutlu olduğun anlardan geri kalan zamanlardır. yalnızlıktır, hüzündür, gözyaşıdır, içten içe kendine itiraf edemediğin hayata karşı nefrettir. o' na karşı nefrettir. onu unutamamaktır, birlikteyken de mutlu olamamaktır. anlaşılamamaktır, ağlayarak geldiğin dünyadan gülerek ayrılamamaktır.
sevmek sevilmemek, özlemek özlenmemek, ağlamak ağlatamamak, ilgi gösterip ilgi görememek, herhangi birşey için boşa kürek çekmek, hayatında her şeyin bombok gitmesi afedersin (okul, aile, aşk, ekonomik durum, ruhsal durum, psikolojik durum) bunların hepsinin bir araya gelerek oluşturdukları durumdur.
içinde bulunmaktan sıkıldığım durumdur.hiç değilse bazılarının ki geçicidir. Ama bazen öyle bir pozisyonda olursunuz ki hiç bir şeyin artık sizi mutlu edemeyeceği kadar dibe batmışsınızdır. Etrafınızda size iyi vakit geçirtebilecek moralinizi düzeltebilecek herkes an itibariyle sizi takmıyordur. Ancak kendi başınıza ufak zevklerinizi yaşayabilirsiniz yine de mutsuz olduğunuz gerçeği değişmeyecektir. Bilgisayar karşı scrabble oynarken yazacağınız kelime: mutsuz. Telefonu açtığınızda size yağdırılmış onca küfür mesajı akabinde ruh haliniz : mutsuz. Apartman görevlisinin sorusu "nasılsın" cevabı : mutsuz. Yeni insanlarla bile tanışamayabilirsiniz çünkü arkadaşın, ailen, sevgilin, akraban, kardeşin, dostun var mı sorularının hepsinin cevabı hayır olacak akabinde sizin muhtemelen delirmek üzere olduğunuzu haklı olarak düşünecektir karşınızdaki. Sonuç : hala mutsuz. (bkz: hayatın en kötü günü)
şu an yaşadığım duygu. bunun için o kadar çok sebep varki. hayatlar değişik gözyaşları bile çok farklı. elle tutulur bir yarası olmasa da ağlayası geliyor insanın. mutsuzum mutsuzsun mutsuz... mutsuzuz...
hem kaderdir hem de kader değildir.
yalnız kalmaktır. hatta 3 oda 1 salon bir evde yapayalnız yaşamaktır. ve bu durumun bir an önce bitmesini istemektir.
her mutlu olamamak, birer mutsuz olmaktır. bu hayatta ya mutlusundur ya da mutsuz, arası yoktur. o yüzden mutluluk sihir gibi, peri masalı gibi birşeydir. yakalaması zordur ama nsan yakalayınca sıkı sıkıya sarılmalı, bırakmamalıdır mutluluğu.
nedenleri var tabii. nedensiz ne bok olduğu görülmüş. elde olmayan sebepler, elde olan sebepler. havadan yaratılmışlar, sudan nedenler vs. vs..
elde olan sebeplerde insan şöyle bi düşünürken acaba ne yapabilirim de düzgün olabilir hayatımda bir şeyler, eskiden nasıldı da eskiye dönebilirim hissiyatı var. zaten mutsuz olunan zamanlardaki en büyük özlem eskiyedir. eğer eskiden mutluysa insan e doğal olarak da eskiyi özleyecek, arayacak, eskiden ne halt yiyordum da mutlu olmayı başarıyordum diye düşünecek. bu yüzden mutsuzken aranan o eskiler aslında mutsuz olmayı en tetikleyen, artıran noktalar oluyor. zaten bir bakıma da mutsuzluğun 'elinde'si 'kolunda'sı da kalmıyor. birileri, bir şeyler mutsuzluğa sürüklüyor ve geri kurtaramıyor bünye. tabii ki hayatın her zamanı, dünyanın her yeri mutlu olmak zorunda değil. zorunda olmanın dışında mümkün değil. fakat bu mutlu olma eylemi taraflara bağlı bir şeyse daha mutsuz ediyor insanı. anlayacağınız, birtakım nedenlerden dolayı mutsuz olmanın getirdiği açmazlar mutsuzluğa mutsuzluk katıyor. taraflara bağlı olan mutsuzluk nedeni bir taraf ne kadar çabalasa da ne kadar denese de ikili oyunlarda ortaya çıkıyor. aslında yavaş yavaş (ki bunun öyle olması acı dozajını artıran bir şey) kendini hissettire hissetire, gözüne soka soka gerçekleri, kaybedilenleri ilerliyor. sonra bir bakılmış ki cidden sorun var.
sorunun para mıdır? sorunun sevgilin, sevdiklerin midir? mutsuzluğa iten nedenler sadece bunlar mı? evet, kaybedilenler, yavaş yavaş olup bitenler oluyor. derler zaten herkes kendi içinde yaşar aşkı, siniri, üzüntüyü. ne kadar göstermeye çalışırsan göster anlayabildikleri kadar, hissetmek, görmek istedikleri kadar görürler seni. ve bir bakıma sen de öyle görür ve hissedersin. ama (burada büyük bir ama var) bazı şeyler de elde tutulmalı. ele gelmeli. sağlam tutulmalı, elden ayaktan kaymamalı ki görüp hissetmeli insan. domates alırken bile acaba bu domatesler için değer mi? benim üstümü giyinip markete gittikten sonra kasiyerle muhattap olup paramı verdikten sonra buna değecek bir şey mi, kalitede mi diye düşünmüyor muyuz? karşılığında ne veriyor domates? karnımızı doyuruyor, vitamin veriyor dimi? çürükse almıyoruz ya da. dışarıdan görülebilecek bir sorunu yoksa onu kestikten sonraki içinin beyazlığı bizi üzen, hayalkırıklığına uğratan. bu yüzden verilen paha-feedback ilişkisindeki aksaklıklar da insanı mutsuzluğa en çok sevk eden nedenlerin başında. insanın şevkini de kırıyor. hani, insan severek yaptığı işte- eğer o kadar sistematik değilse basit bir iş değilse- mutlu olur ya öyle de bir şey. düşün canım, sevmeden ne kadar yararın olur ki kendine, iş yerine. ofisteki masanı bile temizleyesin gelmez. pufurdayarak gel git yaparsın (sistemaik değilse iş yani teoride basit değilse).
para var, huzur var; şimdi, milyon dolarlarım değil de şöyle milyara yakın param olsaydı muhtemelen bunları yazmak yerine daha mutluluk veren olaylardaydım. ya da yeni bitirilmiş mutlu bi olayın içime işlemiş halinde olsaydım şu an sizin salak sözlüğünüzde olmazdım.
evet, para da mutluluğu çok etkileyen bir etmen çünkü bazı şeyleri çok kolay mümkün kılabiliyor. yani parayla saadet olabiliyor. eğer gidilecek, tekrar beraber zaman geçirilip mutlu olunabilecek aile, sevgili, arkadaş varsa. bu yüzden para, mutluluğun gidişatında önemli bir yere sahip. sonuçta parayla yaşamı devam ettirebilecek suyu alabiliyoruz. yoksa yaşayamadıktan sonra mutlu olmanın anlamı yok. zaten olunamayacağı için herhangi bir anlam da doğmaz. tabii ki para da bir yere kadar ama mutlu edecek bazı şeyleri mümkün kılmak için gerekli. bir de insan geçmişteki mutlu hallerine bakıyor dedik. orada olan olay ve şu an hissedilen mutsuzluk halinin nedenlerinden biri de geçmişte mutlu olmaktır. kesinlikle kötülemiyorum ama mutlu zamanları düşünüp de insan şu anki mutsuzluklarını karşılaştırıp mutsuz olabilir. bir 'şarkıda gece olmasaydı gündüzü sevebilir miydin?' diye sorarkan şair, mutluluk gibi şeylerin de, o (mutluluk) olmadığı zaman anlaşılacağını varsayıyor. ben mutlu olmasaydım 10 gün sonra mutsuz olduğumda mutluluğun değerini bilemezdim. o yüzden de başta bahsettiğim o eskileri özlemle anmak mevzusu sık oluyor. eskiden öyle mutlu olunurdu öyle hissedilirdi. tamam şimdi de mutludur insan şimdi de hissediyordur ama bir şeyler farklıdır. her şey değişiyor. önceden nasıl mutlu olunuyorsa şimdi o şekil olmuyor. başka şekillere elbet bürünüyor ya da daha da felaketi hiç ayrıntılık mutluluk kalmıyor. karşı taraf/lar da 'aa biz büyüdük artık şimdi farklı mutluluklar var, önceden evcilik oynardık ama şimdi büyük insanlar gibi mutlu olmamız gerekiyor' diye düşünebilir. belki siz eskisini istiyorsunuzdur bu yüzdendir içerdeki mutsuzluk ve umutsuzluk. ama burada bu büyüklerin mutluluk oyunları bana yapay geliyor işte. zaten biz büyüdük artık şunla mutlu olalım demek çok abes. insan kasmaz mutlu olmak için. içinden gelir, kendi kendine oluşur. nasıl hissediyorsa o şekilde mutlu olur. yani bunu planlayarak, tekdüzeye sokmak zaten o büyükleri monoton hayatlarına iten şey. çocuklar bu yüzden mutludur, büyükler de onları hayretle izler.
bir de kendine mutsuzluk yaratarak mutsuz olur insan ki bunu savunan kişi genelde mutsuzu suçlayan kişidir. -ortalarda bahsettim- karşındaki; hislerini sadece anlayabileceği, anlamak isteyeceği kadar anlar. ama insan kendine toz konduramaz ya (kendi çocuğuna ya da), hep o daha çok hissediyordur, hep o daha çok peşinden koşuyordur bir şeylerin ama eksik gelir ya bazı şeyler o da yoğunluktan sanırım. yoğun hissetmekten. yoksa herkesin hayatı var, hayatının içindeki uğraşları, çabaları, yapmak zorunda oldukları, umrunda olmadıkları ya da elinde olmayan sebepleri.
işte, sanırım sadece beklemek gerekiyor. dediğim gibi dünyanın her yeri ve herbir canlısı her zaman güzel şeyler bekler ama her zaman alamaz onları. gecenin de, gündüzün de bir zamanının, bir ayarının olduğu dünyada o güneşi azıcık da bulduğuna dua etmeli insan. ama geceleyin de üzülsün bırakın da. *
elde olan sebeplerde insan şöyle bi düşünürken acaba ne yapabilirim de düzgün olabilir hayatımda bir şeyler, eskiden nasıldı da eskiye dönebilirim hissiyatı var. zaten mutsuz olunan zamanlardaki en büyük özlem eskiyedir. eğer eskiden mutluysa insan e doğal olarak da eskiyi özleyecek, arayacak, eskiden ne halt yiyordum da mutlu olmayı başarıyordum diye düşünecek. bu yüzden mutsuzken aranan o eskiler aslında mutsuz olmayı en tetikleyen, artıran noktalar oluyor. zaten bir bakıma da mutsuzluğun 'elinde'si 'kolunda'sı da kalmıyor. birileri, bir şeyler mutsuzluğa sürüklüyor ve geri kurtaramıyor bünye. tabii ki hayatın her zamanı, dünyanın her yeri mutlu olmak zorunda değil. zorunda olmanın dışında mümkün değil. fakat bu mutlu olma eylemi taraflara bağlı bir şeyse daha mutsuz ediyor insanı. anlayacağınız, birtakım nedenlerden dolayı mutsuz olmanın getirdiği açmazlar mutsuzluğa mutsuzluk katıyor. taraflara bağlı olan mutsuzluk nedeni bir taraf ne kadar çabalasa da ne kadar denese de ikili oyunlarda ortaya çıkıyor. aslında yavaş yavaş (ki bunun öyle olması acı dozajını artıran bir şey) kendini hissettire hissetire, gözüne soka soka gerçekleri, kaybedilenleri ilerliyor. sonra bir bakılmış ki cidden sorun var.
sorunun para mıdır? sorunun sevgilin, sevdiklerin midir? mutsuzluğa iten nedenler sadece bunlar mı? evet, kaybedilenler, yavaş yavaş olup bitenler oluyor. derler zaten herkes kendi içinde yaşar aşkı, siniri, üzüntüyü. ne kadar göstermeye çalışırsan göster anlayabildikleri kadar, hissetmek, görmek istedikleri kadar görürler seni. ve bir bakıma sen de öyle görür ve hissedersin. ama (burada büyük bir ama var) bazı şeyler de elde tutulmalı. ele gelmeli. sağlam tutulmalı, elden ayaktan kaymamalı ki görüp hissetmeli insan. domates alırken bile acaba bu domatesler için değer mi? benim üstümü giyinip markete gittikten sonra kasiyerle muhattap olup paramı verdikten sonra buna değecek bir şey mi, kalitede mi diye düşünmüyor muyuz? karşılığında ne veriyor domates? karnımızı doyuruyor, vitamin veriyor dimi? çürükse almıyoruz ya da. dışarıdan görülebilecek bir sorunu yoksa onu kestikten sonraki içinin beyazlığı bizi üzen, hayalkırıklığına uğratan. bu yüzden verilen paha-feedback ilişkisindeki aksaklıklar da insanı mutsuzluğa en çok sevk eden nedenlerin başında. insanın şevkini de kırıyor. hani, insan severek yaptığı işte- eğer o kadar sistematik değilse basit bir iş değilse- mutlu olur ya öyle de bir şey. düşün canım, sevmeden ne kadar yararın olur ki kendine, iş yerine. ofisteki masanı bile temizleyesin gelmez. pufurdayarak gel git yaparsın (sistemaik değilse iş yani teoride basit değilse).
para var, huzur var; şimdi, milyon dolarlarım değil de şöyle milyara yakın param olsaydı muhtemelen bunları yazmak yerine daha mutluluk veren olaylardaydım. ya da yeni bitirilmiş mutlu bi olayın içime işlemiş halinde olsaydım şu an sizin salak sözlüğünüzde olmazdım.
evet, para da mutluluğu çok etkileyen bir etmen çünkü bazı şeyleri çok kolay mümkün kılabiliyor. yani parayla saadet olabiliyor. eğer gidilecek, tekrar beraber zaman geçirilip mutlu olunabilecek aile, sevgili, arkadaş varsa. bu yüzden para, mutluluğun gidişatında önemli bir yere sahip. sonuçta parayla yaşamı devam ettirebilecek suyu alabiliyoruz. yoksa yaşayamadıktan sonra mutlu olmanın anlamı yok. zaten olunamayacağı için herhangi bir anlam da doğmaz. tabii ki para da bir yere kadar ama mutlu edecek bazı şeyleri mümkün kılmak için gerekli. bir de insan geçmişteki mutlu hallerine bakıyor dedik. orada olan olay ve şu an hissedilen mutsuzluk halinin nedenlerinden biri de geçmişte mutlu olmaktır. kesinlikle kötülemiyorum ama mutlu zamanları düşünüp de insan şu anki mutsuzluklarını karşılaştırıp mutsuz olabilir. bir 'şarkıda gece olmasaydı gündüzü sevebilir miydin?' diye sorarkan şair, mutluluk gibi şeylerin de, o (mutluluk) olmadığı zaman anlaşılacağını varsayıyor. ben mutlu olmasaydım 10 gün sonra mutsuz olduğumda mutluluğun değerini bilemezdim. o yüzden de başta bahsettiğim o eskileri özlemle anmak mevzusu sık oluyor. eskiden öyle mutlu olunurdu öyle hissedilirdi. tamam şimdi de mutludur insan şimdi de hissediyordur ama bir şeyler farklıdır. her şey değişiyor. önceden nasıl mutlu olunuyorsa şimdi o şekil olmuyor. başka şekillere elbet bürünüyor ya da daha da felaketi hiç ayrıntılık mutluluk kalmıyor. karşı taraf/lar da 'aa biz büyüdük artık şimdi farklı mutluluklar var, önceden evcilik oynardık ama şimdi büyük insanlar gibi mutlu olmamız gerekiyor' diye düşünebilir. belki siz eskisini istiyorsunuzdur bu yüzdendir içerdeki mutsuzluk ve umutsuzluk. ama burada bu büyüklerin mutluluk oyunları bana yapay geliyor işte. zaten biz büyüdük artık şunla mutlu olalım demek çok abes. insan kasmaz mutlu olmak için. içinden gelir, kendi kendine oluşur. nasıl hissediyorsa o şekilde mutlu olur. yani bunu planlayarak, tekdüzeye sokmak zaten o büyükleri monoton hayatlarına iten şey. çocuklar bu yüzden mutludur, büyükler de onları hayretle izler.
bir de kendine mutsuzluk yaratarak mutsuz olur insan ki bunu savunan kişi genelde mutsuzu suçlayan kişidir. -ortalarda bahsettim- karşındaki; hislerini sadece anlayabileceği, anlamak isteyeceği kadar anlar. ama insan kendine toz konduramaz ya (kendi çocuğuna ya da), hep o daha çok hissediyordur, hep o daha çok peşinden koşuyordur bir şeylerin ama eksik gelir ya bazı şeyler o da yoğunluktan sanırım. yoğun hissetmekten. yoksa herkesin hayatı var, hayatının içindeki uğraşları, çabaları, yapmak zorunda oldukları, umrunda olmadıkları ya da elinde olmayan sebepleri.
işte, sanırım sadece beklemek gerekiyor. dediğim gibi dünyanın her yeri ve herbir canlısı her zaman güzel şeyler bekler ama her zaman alamaz onları. gecenin de, gündüzün de bir zamanının, bir ayarının olduğu dünyada o güneşi azıcık da bulduğuna dua etmeli insan. ama geceleyin de üzülsün bırakın da. *
insanın üzerine yapıştığı zaman kolay kolay çıkmayan şeydir.
yapacak onca şey varken zamanını boşa geçirmektir.
-mutlu olamama durumu...
-mutlu olup da trip yapanların takındığı tavır...
-Fenerbahçe spor kulübü taraftarı olmak...
-Askerde ızdırap çavuşun eline düşen insanlardaki halet-i ruhiyye...
-Başarısızlıklardan sonra insan başaramadıkları için bişe olur... işte o bişe mutsuzluktur...
-ruhlar aleminin insanın içinde pinekleyip devamlı içeriyi yemesi, danalık etmesi...
-mutlu olup da trip yapanların takındığı tavır...
-Fenerbahçe spor kulübü taraftarı olmak...
-Askerde ızdırap çavuşun eline düşen insanlardaki halet-i ruhiyye...
-Başarısızlıklardan sonra insan başaramadıkları için bişe olur... işte o bişe mutsuzluktur...
-ruhlar aleminin insanın içinde pinekleyip devamlı içeriyi yemesi, danalık etmesi...
sınıfta 10 kişi 100 almışken sen havanı almaktır.
"Değiştiremedikten sonra ne yararı var ki farkında olmanın ?"
"-Öyle söyleme, gerçeği bilmek bir ayrıcalıktır."
"-Mutsuz olma ayrıcalığı."
*
"-Öyle söyleme, gerçeği bilmek bir ayrıcalıktır."
"-Mutsuz olma ayrıcalığı."
*
Taze sıkılmış ruhum,
Bayatlamış bahanelerim
Çilekli dondurma ile televizyon seyrederim
Derken bir film başlar
içinde kendimi ararım
Kahramanları herkes sever
Bense sıradan bir adamım
En heyecanlı yerinde filmin
Telefon çalar, sevgilimdir
Merak ettiği tek şey özleyip özlemediğimdir
Yine de keyifli bir gün
Balkona atarım kendimi
Dolunay değiştir beni
Öyle derine dalayım ki
Kabarcıklar bile gözükmesin
Derken bir yıldız kayar
Tutsam bile elim yanar
Ruhumu çeker medcezir
Geri vermezse işime gelir
insan bazen kaybolmak ister
Kendi kendine kalmayı özler
Hayaller kurmayı sever
Gerçekler bazen az gelir
Bu dünya bazen dar gelir
Bu hayat boş gelir.
Yine de keyifli bir gün.
keyifli bir gün-redd.
Bayatlamış bahanelerim
Çilekli dondurma ile televizyon seyrederim
Derken bir film başlar
içinde kendimi ararım
Kahramanları herkes sever
Bense sıradan bir adamım
En heyecanlı yerinde filmin
Telefon çalar, sevgilimdir
Merak ettiği tek şey özleyip özlemediğimdir
Yine de keyifli bir gün
Balkona atarım kendimi
Dolunay değiştir beni
Öyle derine dalayım ki
Kabarcıklar bile gözükmesin
Derken bir yıldız kayar
Tutsam bile elim yanar
Ruhumu çeker medcezir
Geri vermezse işime gelir
insan bazen kaybolmak ister
Kendi kendine kalmayı özler
Hayaller kurmayı sever
Gerçekler bazen az gelir
Bu dünya bazen dar gelir
Bu hayat boş gelir.
Yine de keyifli bir gün.
keyifli bir gün-redd.
mutlu olmak kadar doğaldır. hayatın farklı bir yönüdür. sımsıkı tutunulduğunda hayata, yerini mutluluğa bıracaktır. *
dereceleri vardır. hayata küsecek kadar veya anlık bir şeye dair... insan bazen hiç tanımadığı birisiyle konuşmak ister belki bu yüzden burdayızdır. derdini anlatmak ister. anlatan kişi hakkında bir şey bilmediği için sadece derdini düşünür dinleyen. belki ona sığınır etrafında anlatacak kimsesi olmadığı için. sıcak görür sözlüğü bir kardeş bir dost gibi. anlatmak ister bu yüzden. yardım ister..
(bkz: yazarların ruh hali) ...
(bkz: yazarların ruh hali) ...
başarılması çok kolay olan eylem.
default'tur.
Her insan mutlu olamaz...
Çünkü; gereğinden fazla özler dünü,
Hak ettiğinden fazla düşünür yarını
Ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü...
Her insan mutlu olamaz...
Çünkü; gereğinden fazla özler hayatından çıkanları
Hak ettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri
Ve asla göremez yanı başındakileri.
Çünkü; gereğinden fazla özler dünü,
Hak ettiğinden fazla düşünür yarını
Ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü...
Her insan mutlu olamaz...
Çünkü; gereğinden fazla özler hayatından çıkanları
Hak ettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri
Ve asla göremez yanı başındakileri.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar