bugün
- kaçak çay9
- borsa istanbul20
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- iltica23
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi14
- fon vurgunu54
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası5
- yulaf lapası vs tost8
- sözlük kızlarının bicepsleri18
- gocu nerede gocu6
- berat albayrak'a iftira atılması11
- tavuklu pilav10
- küçük memeli5
- mekke kutsal mıdır sorunsalı9
- from gold from dust34
- ekmek için ekmeleddin7
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi10
- 2001 a space odyssey2
- mandalina çıkmış arkadaşlar6
- türkleri köle gibi sömüren ak burjuva2
- 2026 yılında hala seks kasetinden medet uman tip2
- kürt dizilerinin tutmaması11
- cilt kanseri aşısında yüzde 42 başarı3
- sucuklu çekirdek3
- kompüter lütfen cevap veriniz2
- küçük memeli kızların yaşama amacı4
- sen nehrine siz diyen cahil3
- köylülük7
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır6
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati6
- medet usta2
- hayırlı cumalar2
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması8
- beşiktaş16
- 1 gün diyetteyim4
- deli6
- en iyi çakmak markası8
- sabahları 2 kilo bioxcin içen gürbüz genç4
- nerdesin eyy ebgh efendi2
- vagperestler2
- onurlu insanlar da var2
- komünist terör örgütleri2
- sabahları sevilen şeyler4
- hulk gerçek mi6
- yazarların 1 milyon dolar için yapacağı şok şeyler5
- üçkağıtçının kralısın moderatör2
- günün sözü10
- yüksek enflasyon5
- sabahın bir vakti çay içen insan köylüdür6
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması4
amerika fehimnamesinin eski baskanlarindan Lyndon Johnson - hani ülkemizde su meshur johnson mektubu ile anilir- söyle buyurmustur:
' En zorlu arayış mükemmeliyeti arayıştır.'
insanlarin cok az kismi şu hayat maceralarinda her zaman en iyisini en mükemmelini aramişlar ve ne yazik ki bir cogu bulamadan nallari dikmişlerdir. bulanlari ise tarih yazmaktadir zati.
şu ömür macerasinda ister istemez bir cok pazarliklara girdim. ister mahmut paşa'da kendime gömlek alirken ister bilmem ne sahaftan bilmem ne kitabini alirken.
pazarlik yaparken etiket fiyatini hiç kafama takmadim bile utanmazcasina en kaca olur dedim ve en son olacağin fiyatin biraz daha azindan almaya baktim. o yuzdn mor merkez coz city gibi yerlerden bir şey almam kolay kolay.
benim için alisveris catur cutur pazarlik etmektir ve saticida ne kadar ucuza kapatma savasidir. bu bana bilakis sıkıntı değil zevk verir. daha pahaliya alabileceğim neseneyi ucuza getiririm hemde kendimi bir nevi muzaffer napolyon olarak hissedebilirim.
çağimizda bir cok insan - hani mükemmeli aramayanlar- eldekilerle yetinmekte ve bir iş, aş, haydar baş sloganlarivari alabileceklerini pazarliksiz kabul etmektedirler. buyuzden dolayi olmasi gereken yerlerin yanindan bile gecememekle hayatlarini bir saksi gibi gecirmektedirler.
bunun nedeni belki insanin saclarinin beyazlasmasi, sismanlamasi ile gözlerinin arkasina sirayet eden korkudur. o korkudan pek korkmazlar daha dogrusu o korkunun farkedilmesinden korkarlar.
işte buyuzden dolayi ellerine gelen ilk mevziye sıkı sıkı sarılirlar. ve dünyaya ufak mevziden söyle bagrirlar 'ben hayatimi denetime aldim ve korkmuyorum'
atasözlerine uydurduklari hayatlari yüzünden - en gicik oldugum söz yuvarlanan taş yosun tutmaz, sakla samanı gelir zamani v.b.- yüzünden içlerinden istedikleri bir hayati sürdüremezler.
huzursuz, saksı gibi bir ömür sürdükleri için ve kapilari kirmaya cesaretleri olmadiklari için ağlak bir yasam sürerler.
hayatlari hep bir pişmanliklar doludur. gelsin bol acili parcalar gitsin boş siseler.
risksiz, huzursuz ömürleri içinde 5. sınıf isler içinde cirpinip duran bu insanlara sadece sasiyorum.
hele bazilari vardir ki bunlar zar zor kapaği atip bilmem kacinci dönem okulu uzattiktan sonra kendi mesleği ile bir tek yayini okumadan çağa uydurmadiğindan iş bulamadiklarindan sizlanirlar ve alakasiz işlerde calisirlar. sonuc mU? pek anlatmaya gerek yok. hala 386 islemci bilgisinde olupta ben bilgisayar mezunuyum diyen ammavelakin bir screenshot almayi bilemeyen hödükler tonladir.
belki de mükemmelik hayatla pazarlik ettikten sonra pazarliğin sizin üzerinize düsen kisimlarini yerine getirdikten sonra kazandiklarinizdir.
ama her pazarlikta üzerinize düseni yapmadan tabiki babayi alirsiniz. ondan mizildanmaya hakkiniz yoktur. fakat hayatla yaptiklari pazarliği daha fazla almak varken yeterli cesaret gösteremeyip erken sonlandiran ve büyük zarar edenler ise tonladir cevremizde.
yahut pazarliktan üzerine düseni yapmayan ve babayi alanlar ise tonladir.herkese kazik atabilirsin ama hayata kazik atamazsin amigo.
hadi sözümüzü adetimiz oldugu üzere bir özlü sözle bagliyalim. Max Scgmelling'in bakın ne demiş:
'Neden mi kazanmak istedim? Çünkü kaybetmek istemiyordum!'
' En zorlu arayış mükemmeliyeti arayıştır.'
insanlarin cok az kismi şu hayat maceralarinda her zaman en iyisini en mükemmelini aramişlar ve ne yazik ki bir cogu bulamadan nallari dikmişlerdir. bulanlari ise tarih yazmaktadir zati.
şu ömür macerasinda ister istemez bir cok pazarliklara girdim. ister mahmut paşa'da kendime gömlek alirken ister bilmem ne sahaftan bilmem ne kitabini alirken.
pazarlik yaparken etiket fiyatini hiç kafama takmadim bile utanmazcasina en kaca olur dedim ve en son olacağin fiyatin biraz daha azindan almaya baktim. o yuzdn mor merkez coz city gibi yerlerden bir şey almam kolay kolay.
benim için alisveris catur cutur pazarlik etmektir ve saticida ne kadar ucuza kapatma savasidir. bu bana bilakis sıkıntı değil zevk verir. daha pahaliya alabileceğim neseneyi ucuza getiririm hemde kendimi bir nevi muzaffer napolyon olarak hissedebilirim.
çağimizda bir cok insan - hani mükemmeli aramayanlar- eldekilerle yetinmekte ve bir iş, aş, haydar baş sloganlarivari alabileceklerini pazarliksiz kabul etmektedirler. buyuzden dolayi olmasi gereken yerlerin yanindan bile gecememekle hayatlarini bir saksi gibi gecirmektedirler.
bunun nedeni belki insanin saclarinin beyazlasmasi, sismanlamasi ile gözlerinin arkasina sirayet eden korkudur. o korkudan pek korkmazlar daha dogrusu o korkunun farkedilmesinden korkarlar.
işte buyuzden dolayi ellerine gelen ilk mevziye sıkı sıkı sarılirlar. ve dünyaya ufak mevziden söyle bagrirlar 'ben hayatimi denetime aldim ve korkmuyorum'
atasözlerine uydurduklari hayatlari yüzünden - en gicik oldugum söz yuvarlanan taş yosun tutmaz, sakla samanı gelir zamani v.b.- yüzünden içlerinden istedikleri bir hayati sürdüremezler.
huzursuz, saksı gibi bir ömür sürdükleri için ve kapilari kirmaya cesaretleri olmadiklari için ağlak bir yasam sürerler.
hayatlari hep bir pişmanliklar doludur. gelsin bol acili parcalar gitsin boş siseler.
risksiz, huzursuz ömürleri içinde 5. sınıf isler içinde cirpinip duran bu insanlara sadece sasiyorum.
hele bazilari vardir ki bunlar zar zor kapaği atip bilmem kacinci dönem okulu uzattiktan sonra kendi mesleği ile bir tek yayini okumadan çağa uydurmadiğindan iş bulamadiklarindan sizlanirlar ve alakasiz işlerde calisirlar. sonuc mU? pek anlatmaya gerek yok. hala 386 islemci bilgisinde olupta ben bilgisayar mezunuyum diyen ammavelakin bir screenshot almayi bilemeyen hödükler tonladir.
belki de mükemmelik hayatla pazarlik ettikten sonra pazarliğin sizin üzerinize düsen kisimlarini yerine getirdikten sonra kazandiklarinizdir.
ama her pazarlikta üzerinize düseni yapmadan tabiki babayi alirsiniz. ondan mizildanmaya hakkiniz yoktur. fakat hayatla yaptiklari pazarliği daha fazla almak varken yeterli cesaret gösteremeyip erken sonlandiran ve büyük zarar edenler ise tonladir cevremizde.
yahut pazarliktan üzerine düseni yapmayan ve babayi alanlar ise tonladir.herkese kazik atabilirsin ama hayata kazik atamazsin amigo.
hadi sözümüzü adetimiz oldugu üzere bir özlü sözle bagliyalim. Max Scgmelling'in bakın ne demiş:
'Neden mi kazanmak istedim? Çünkü kaybetmek istemiyordum!'
vasatı es geçip, iyiyi ıskalamaktır. daha kötüsü, iyiden dahi zevk alamamaktır, önündekine göz ucuyla bakıp, çenesini hep yukarda tutmaktır. sonuç ne olur: dimyat'a pirince gidilirken, bir de bakılır eldeki bulgurdan olunmuş.
kaldı ki, takıntıdır da bu. mükemmellik aslında var olmayandır. o yüzden cazip, o yüzden aranıp da bir türlü bulunamayandır.
sözün özü: daha iyisini aramak iyidir de, mükemmeli aramak sonuçsuz ve boş eylemdir.
kaldı ki, takıntıdır da bu. mükemmellik aslında var olmayandır. o yüzden cazip, o yüzden aranıp da bir türlü bulunamayandır.
sözün özü: daha iyisini aramak iyidir de, mükemmeli aramak sonuçsuz ve boş eylemdir.
(#2740710)
(bkz: babayı almak)
bu durum hiç bir şey elde edememek sonucunu da ulaştırır insanı.
-abi niye hic kız arkadasın yok senin?
+mukemmeli arıyorum
+mukemmeli arıyorum
mükemmel yazıp ara butonuna basmakla hallolacak sorundur.*
(bkz: mükemmeli bulmak)
mevzu bahis kadın ise boşa uğraştır. mükemmel kadın yoktur.
mükemmeliyetçilik anlayışıyla açıklanan davranışlar bütünüdür. kişiyi aldığı zaman bu düşünce, "hiçbir şeyden mutlu olmayan kişi" konumuna getirir.
hayalimizdeki mükemmelin gerçekteki mükemmele galip gelmesidir.
kişilere göre beğenmek çok değişken olduğu için fiziki bir kavram olmadığı muhtemel bir durum bu mükemmeli aramak bir durum, hal ve farklılık aradığını bildirir.
insanın sağlığını, düzenini bozacak bir anlayış. şöyle ki yıllar önceydi... bir tv programında (ne sporuydu hatırlayamadım)-jimnastikti kanımca- 13-15 yaşındaki kızlar atletik hareketler yapıyor,ordan oraya hopluyor,zıplıyordu. başarısız olunca kızıyor, küsüyor,sinirleniyor ve bir köşeye çekilip ağlıyordu.
belgesel benzeri bu programda antrenöre mikrofon uzatıldığında kızların mükemmeli aradığını; yapamayınca bu başarısızlığın kendilerinde kompleks yarattığı gibisinden bişeyler söylüyodu. olmayınca olmuyor.. zorlama demek istiyor antrenörümüz. halbu ki kızlar olabileceğinin en iyisi olmak istese,yapabileceklerinin en iyisini yapmaya çalışsa bence de daha güzel işler çıkaracaklar.
belgesel benzeri bu programda antrenöre mikrofon uzatıldığında kızların mükemmeli aradığını; yapamayınca bu başarısızlığın kendilerinde kompleks yarattığı gibisinden bişeyler söylüyodu. olmayınca olmuyor.. zorlama demek istiyor antrenörümüz. halbu ki kızlar olabileceğinin en iyisi olmak istese,yapabileceklerinin en iyisini yapmaya çalışsa bence de daha güzel işler çıkaracaklar.
arayan ne kadar mükemmeldir ki, mükemmeli aramaktadır sorusu akla gelir.
(bkz: nobody is perfect)
(bkz: hatasız dost arayan dostsuz kalır)
(bkz: nobody is perfect)
(bkz: hatasız dost arayan dostsuz kalır)
(bkz: aranmak)
karanlıkta iğne aramak...
(bkz: burdayım)
insanlar herzaman mükemmeli ararlar kendi mükemmellerini velakin zamanla bunun varolmadığını farkedince olanla yetinirler.
insan kusurlu bir varlık zaten, ne kadar kusursuzu bulabilir?
idealist bir bakış bence saçmadır.
mesela iğrenç birini resmediyorsunuz ama o kadar güzel yansıtıyorsunuz ki o çirkinliği net olarak aktarıyorsunuz.
işte doğa da böyle, doğa iğrençliğiyle, güzelliğiyle her şeyiyle mükemmel bence.
onu mükemmel yapan ise gerçekliğidir ve kusurlarıyla birini kabul etmediğiniz sürece asla gerçekçi olmazsınız. onu o kusurun içinde güzelliğiyle anlamak lazım.
yaşasın realizm de denebilir.
idealist bir bakış bence saçmadır.
mesela iğrenç birini resmediyorsunuz ama o kadar güzel yansıtıyorsunuz ki o çirkinliği net olarak aktarıyorsunuz.
işte doğa da böyle, doğa iğrençliğiyle, güzelliğiyle her şeyiyle mükemmel bence.
onu mükemmel yapan ise gerçekliğidir ve kusurlarıyla birini kabul etmediğiniz sürece asla gerçekçi olmazsınız. onu o kusurun içinde güzelliğiyle anlamak lazım.
yaşasın realizm de denebilir.
Mükemmeli aramaya çalıştıkça kendi kusurlarında boğulma durumudur.
mükemmelliğe odaklanırsan mükemmel olmadığını gösterir hayat.
Mükemmel olana değer veriyordur sadece.
Boşa bir uğraştır.
ömrü tüketen beyhude bir çabadır. Ta ki "yolun sonunda" mükemel olanın herşeye rağmen kendiniz olduğunuzu anlayana kadar ama işte o zamanda çok geçtir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar