bugün
- fatma betül sayan kaya35
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir13
- haluk levent vs fatma betül sayan kaya5
- dünya59
- güne bir nostaljik şarkı bırak ulen9
- melih gökçek soruşturması ne oldu5
- romanya9
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz3
- düğün yaptığını korna çalarak herkese duyuran tip3
- iddialar araştırılırken istifa vs cb adaylığı3
- furkan bölükbaşı'nın açlık feryadı6
- ne yapsam iyi olur9
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur28
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri8
- apo'ya villa yapılması5
- sözlük kokusu3
- atatürk kemalist değildir yalanı2
- anın görüntüsü31
- türkiye'nin husi çatışmasına dahil olma eğilimi4
- rusya4
- cedi osman2
- pazar günü bile çalışan ezik5
- tip'in dem gibi akp den taraf olması3
- pazar günü gezmesine takım elbise ile çıkmak3
- pazar günü akşama kadar uyumak2
- mahir çayan deniz gezmiş ölmeseydi olabilecekler3
- türkçe vs fransızca4
- binyamin netanyahu3
- bana onu sormayin diamond bey birader midir3
- furkan bölükbaşı2
- rambo ariel ortega4
- gürcistan3
- filtre kahve2
- xvala bere4
- tiktok4
- günümüz türk muziğinin çöp olması3
- arapça3
- sadece kuran ile salat namaz olamaz3
- zengin akpli kızların çok daha güzel olması17
- koklayarak öpmek16
- sarapci koala hatayi10
- dört ayda yüzde yirmi bin kazanmak3
- arkadaşlar ben uyusam ayıp olur mu4
- obradovic ten sonra fenerbahçe basket'in bitmesi2
- hem sırrı süreyyacı hem atatürkçü olmak5
- ferrarili trbaünlı2
- kosova2
- beni yeterince sevseydiniz daha çok eksilerdiniz2
- yiyişmeye gidilen sinemada filmin sarması12
- filistin2
(bkz: Michel de Montaigne)
Fransız bir yazardır,
Az sonra değişebilirim... Yalnızca halim değil amacım da değişebilir sözünün sahibidir.
Fransız bir yazardır,
Az sonra değişebilirim... Yalnızca halim değil amacım da değişebilir sözünün sahibidir.
Denemelerinde ölüm üstüne yazısı şaheserdir.
Madem ki ölümün önüne geçilemez, ne zaman gelirse gelsin. Sokrates’e; “Otuz zalimler seni ölüme mahkum ettiler,” denildiği zaman: “Tabiat da onları!” demiş.
Bütün dertlerin bittiği yere gideceğiz diye dertlenmek ne budalalık!
Nasıl doğuşumuz bizim için her şeyin doğuşu olduysa, ölümümüz de her şeyin ölümü olacaktır. Öyle ise, yüz sene daha yaşamayacağız diye ağlamak, yüz sene evvel yaşamadığımıza ağlamak kadar deliliktir. Ölüm başka bir hayatın kaynağıdır. Bu hayata gelirken de ağladık, eziyet çektik, bu hayata da eski şeklimizden soyunarak girdik.
Başımıza bir defa gelen şey, büyük bir dert sayılmaz. Bir anda olup biten bir şey için bu kadar zaman korku çekmek akıl karı mıdır? Ölüm, uzun ömürle kısa ömür arasındaki farkı kaldırır, çünkü yaşamayanlar için zamanın uzunu kısası yoktur. Aristo, Hypanis ırmağının suları üstünde bir tek gün yaşayan küçük hayvanlar bulunduğunu söyler. Bu hayvanlardan, sabahın saat sekizinde ölen genç, akşamın saat beşinde ölen ihtiyar sayılır. Bu kadarcık bir ömrün bahtlısını, bahtsızını hesaplamak hangimizi gülünç etmez? Ama edebiyetin yanında, dağların, şehirlerin, yıldızların, ağaçların, hatta bazı hayvanların ömrü yanında bizim hayatımızın uzunu, kısası da o kadar gülünçtür.
Tabiat bunu böyle istiyor. Bize diyor ki: “Bu dünyaya nasıl geldiyseniz, öylece çıkıp gidin. Ölümden hayata geçerken duymadığımız kaygıyı ve korkuyu, hayattan ölüme geçerken de duymayın. Ölümünüz varlık düzeninin, dünya hayatının, şartlarının biridir. (insanlar birbirini yaşatarak yaşarlar ve hayat meşalesini, koşucular gibi, birbirlerine devrederler – Lucretius).
Yaşadığınız her an, hayattan eksilmiş, harcanmış bir andır. Ömrünüzün her günkü işi, ölüm binasını kurmaktır. Hayatın içinde iken ölümün de içindesiniz, çünkü hayattan çıkınca ölümden de çıkmış oluyorsunuz. Yahut şöyle diyelim isterseniz; hayattan sonra ölümdesiniz, ama hayatta iken ölmektesiniz. Ölümün, ölmekte olana ettiği ise, ölmüş olana ettiğinden daha acı, daha derin, daha can yakıcıdır.
Hayattan edeceğiniz kârı ettiyseniz, doya doya yaşadıysanız, güle güle gidin.
“Niçin hayat sofrasından, karnı doymuş bir davetli gibi kalkıp gidemiyorsun? Niçin günlerine, yine sefalet içinde yaşanacak, yine boşuna geçip gidecek daha başka günler katmak istiyorsun? Lucretius.”
Hayat kendiliğinden ne iyi ne fenadır, ona iyiliği ve fenalığı katan sizsiniz.
Bir gün yaşadıysanız her şeyi görmüş sayılırsınız. Bir gün bütün günlerin eşidir. Başka bir gündüz, başka bir gece yoktur. Atalarınızın gördüğü, torunlarınızın göreceği hep bu güneş, bu ay, bu yıldızlar, bu düzendir.
Madem ki ölümün önüne geçilemez, ne zaman gelirse gelsin. Sokrates’e; “Otuz zalimler seni ölüme mahkum ettiler,” denildiği zaman: “Tabiat da onları!” demiş.
Bütün dertlerin bittiği yere gideceğiz diye dertlenmek ne budalalık!
Nasıl doğuşumuz bizim için her şeyin doğuşu olduysa, ölümümüz de her şeyin ölümü olacaktır. Öyle ise, yüz sene daha yaşamayacağız diye ağlamak, yüz sene evvel yaşamadığımıza ağlamak kadar deliliktir. Ölüm başka bir hayatın kaynağıdır. Bu hayata gelirken de ağladık, eziyet çektik, bu hayata da eski şeklimizden soyunarak girdik.
Başımıza bir defa gelen şey, büyük bir dert sayılmaz. Bir anda olup biten bir şey için bu kadar zaman korku çekmek akıl karı mıdır? Ölüm, uzun ömürle kısa ömür arasındaki farkı kaldırır, çünkü yaşamayanlar için zamanın uzunu kısası yoktur. Aristo, Hypanis ırmağının suları üstünde bir tek gün yaşayan küçük hayvanlar bulunduğunu söyler. Bu hayvanlardan, sabahın saat sekizinde ölen genç, akşamın saat beşinde ölen ihtiyar sayılır. Bu kadarcık bir ömrün bahtlısını, bahtsızını hesaplamak hangimizi gülünç etmez? Ama edebiyetin yanında, dağların, şehirlerin, yıldızların, ağaçların, hatta bazı hayvanların ömrü yanında bizim hayatımızın uzunu, kısası da o kadar gülünçtür.
Tabiat bunu böyle istiyor. Bize diyor ki: “Bu dünyaya nasıl geldiyseniz, öylece çıkıp gidin. Ölümden hayata geçerken duymadığımız kaygıyı ve korkuyu, hayattan ölüme geçerken de duymayın. Ölümünüz varlık düzeninin, dünya hayatının, şartlarının biridir. (insanlar birbirini yaşatarak yaşarlar ve hayat meşalesini, koşucular gibi, birbirlerine devrederler – Lucretius).
Yaşadığınız her an, hayattan eksilmiş, harcanmış bir andır. Ömrünüzün her günkü işi, ölüm binasını kurmaktır. Hayatın içinde iken ölümün de içindesiniz, çünkü hayattan çıkınca ölümden de çıkmış oluyorsunuz. Yahut şöyle diyelim isterseniz; hayattan sonra ölümdesiniz, ama hayatta iken ölmektesiniz. Ölümün, ölmekte olana ettiği ise, ölmüş olana ettiğinden daha acı, daha derin, daha can yakıcıdır.
Hayattan edeceğiniz kârı ettiyseniz, doya doya yaşadıysanız, güle güle gidin.
“Niçin hayat sofrasından, karnı doymuş bir davetli gibi kalkıp gidemiyorsun? Niçin günlerine, yine sefalet içinde yaşanacak, yine boşuna geçip gidecek daha başka günler katmak istiyorsun? Lucretius.”
Hayat kendiliğinden ne iyi ne fenadır, ona iyiliği ve fenalığı katan sizsiniz.
Bir gün yaşadıysanız her şeyi görmüş sayılırsınız. Bir gün bütün günlerin eşidir. Başka bir gündüz, başka bir gece yoktur. Atalarınızın gördüğü, torunlarınızın göreceği hep bu güneş, bu ay, bu yıldızlar, bu düzendir.
...
bir insana yalancı demenin gerçek anlamını araştırırken, onu aslında tanrı karşısında cesur, insanlar karşısında ise korkak olarak tanımlayabiliriz. çünkü yalan tanrı'dan gizlenemez, fakat insanlardan saklanabilir.
bir insana yalancı demenin gerçek anlamını araştırırken, onu aslında tanrı karşısında cesur, insanlar karşısında ise korkak olarak tanımlayabiliriz. çünkü yalan tanrı'dan gizlenemez, fakat insanlardan saklanabilir.
Denemeler'i başucu kitabımdır. Çağının ilerisinde, çağımızın gerisinde.
"Yazmak mutsuzluğun nedeni değil, sonucudur."
anlaşılmaz bir düz yazı, çoğunlukla entelektüelliğin değil tembelliğin göstergesidir;
kolayca okunan bir yazı ise asla kolayca yazılmamıstır.
ya da böyle anlasılmaz bir yazı kaleme alan yazar, içerikteki eksikligini gizlemek istiyordur;
anlaşilmaz olmak, söyleyecek hiçbir şeyi olmayan için benzersiz bir korunaktır.
montaigne
kolayca okunan bir yazı ise asla kolayca yazılmamıstır.
ya da böyle anlasılmaz bir yazı kaleme alan yazar, içerikteki eksikligini gizlemek istiyordur;
anlaşilmaz olmak, söyleyecek hiçbir şeyi olmayan için benzersiz bir korunaktır.
montaigne
Lanet olsun montaigne iyi denemeydi.
Raınbow six siege adlı online oyunda fransız gign operatorudur.
Genısleyebılen kalkanla oynar.
Not:bu o montaigne degılmıs.
Genısleyebılen kalkanla oynar.
Not:bu o montaigne degılmıs.
“Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor.
Sadece sen, yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun.”
(bkz: Montaigne)
(bkz: Montaigne)
"Rahatsız, gözü doymaz, telâşlı bir zengin, sade yoksul bir kişiden daha zavallı gelir bana." sözünün sahibi yazar.
1533-1592 yılları arasında yaşamış fransız yazar. en sevdiğim yazarlardan.
en sevdiğim sözü ise:
''ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim.''
en sevdiğim sözü ise:
''ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim.''
döneminin çok ilerisinde bir yazar-düşünür. rönesansı çok iyi yansıtır. deneme türü diye bir şey varsa onun sayesindedir. herkesin iyi bir çeviri olan yayın ile okuması lazım.
denemeler haricinde bir kitabını bilmediğim ve onu da henüz okumadığım 16.yy Fransız yazar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar