bugün
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın8
- sarapci koala64
- pazartesi diyete başlamak3
- el chadaille bitshiabu9
- müdüre tamam aşkım diye mesaj atmak2
- silver ile evlenecek erkek41
- sabahları nefret edilen şeyler15
- sözlükteki bot yazarlar2
- ellerim bos gonlum hos29
- rica etsem beni linçler misiniz14
- yüzüklerin efendisi6
- aşk-ı memnu3
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- sürü zekası8
- enayimiknatisi ile kavga etmek10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- günün sözü25
- bik bik nedir niye bu kadar sevilesidir9
- teomancalmasur6
- uludağ sözlüğün müzikal yapısı2
- avukat sevgili8
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak9
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- mesajla verilmiş en büyük ayarlar7
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- imparatorice olmak ister miydiniz7
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- nervio hamferdi10
- ruhun bir bedenden diğerine geçmesi5
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- sokakta dayak atılan kadın görsen karışır mısın6
- parayla saadet olması18
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir9
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum9
- ortama girince herkesin susması11
- amedspor19
- resmine 31 çektim de yattım3
- sözlüğün toplam zekası6
- katatespizartmasi16
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- yazarların şu an dinlediği şarkılar5
- psikopatlar neden klasik müzik sever7
- evli adamın sözlükte ne işi var8
- sözlükte tartışma kaybetmeme taktikleri5
- silik yemek5
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği11
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması25
- tuzlu kahve dizisi7
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabındaki "Rastlantıların, sadece rastlantıların söyleyecek bir sözü vardır bize. Gereklilikten doğan, olmasını beklediğimiz, günbegün yinelenen her şey dilsizdir. Sadece rastlantılar bir şeyler söyler bize." sözleriyle rastlantılara olan düşkünlüğümün mimarı.
1984 tarihli ünlü makalesinde orta avrupa'yı kültürel olarak batı'ya, siyasi olarak doğu'ya ait bulur. aradan bir hayli zaman geçti, soğuk savaş bitti, orta avrupa ülkeleri avrupa birliği üyesi oldu vesaire vesaire. şimdi soruyorum ey kundera, acaba o orta avrupa kültürel olarak doğu'ya, siyaseten batı'ya mi ait? şahsen komünizmden çıkmış orta avrupa ülkelerinin, katolik olmalarına rağmen, kültürel olarak doğu'ya ait görmekteyim. kundera, tipik bir 'biz (batı) avrupalıyız' tiribine girmiştir oysa tarihi süreç ve içinde bulundukları kültür ve mentalite bunun aksini söylemekedir. rus (ve ortodoks) düşmanı olmak sizi batılı yapmaya yetmez, yetmeyecektir de.
Kiminle güldüğünü unutabilirsin,
ama kiminle ağladığını asla.
ama kiminle ağladığını asla.
varolmanın dayanılmaz hafifliği kitabının bir bölümünde sıklıkla kullandığı es muss sein sözünü kendime nick seçtiğim , çek yazar.
kimlik'den
"Duygulara kimse karşı koyamaz. Oradadırlar ve her türlü bastırma girişiminden bağımsızdırlar. insan, yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir, ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur."
"Düşler, aynı yaşamın farklı dönemleri arasında kabul edilemez bir eşitliği dayatır insana. insanın hiç yaşamadığı şeyler arasında eş düzeyli bir eş zamanlılığı dayatır; ayrıcalıklı durumunu yok sayarak, şimdiki zamanı yadsır."
Milan Kundera
"Duygulara kimse karşı koyamaz. Oradadırlar ve her türlü bastırma girişiminden bağımsızdırlar. insan, yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir, ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur."
"Düşler, aynı yaşamın farklı dönemleri arasında kabul edilemez bir eşitliği dayatır insana. insanın hiç yaşamadığı şeyler arasında eş düzeyli bir eş zamanlılığı dayatır; ayrıcalıklı durumunu yok sayarak, şimdiki zamanı yadsır."
Milan Kundera
iki gündür adını ağzında geveleyip duruduğum çek yazar. nereden takıldı bilmiyorum. varolmanın dayanılmaz hafifliği isimli kitabı şiddetle tavsiyedir. bak hala ağzımda geveliyorum. hani bir şarkı takılır ya aklınıza sürekli kendi kendinize mırıldanıp durursunuz. işte öyle bir şey. hayırdır inşaallah.
"Korkunun kaynağı gelecekte yatar. Kim gelecekten kurtulmuşsa, korkacak hiç bir şeyi yoktur."
özellikle saptırılmış vasiyetler isimli kitabını herkese önerdiğim yazar. edebiyat bilgisinin yanında müzik bilgisini de gösterdiği, döktürdüğü kitabıdır. orwell ile kafka'yı karşılaştırdığı bir bölüm vardır ki hayatınızda yeni bir "pencere" açacak niteliktedir.
bunun yanında kitapta özellikle "değişim" noktasındaki fikirleri türkiye'nin yaşanmakta olan sürecine ışık tutmaktadır. "değiştim" diyerek -sözde- demokrat olduğunu ilan edenlerin maskelerini fena şekilde düşürmektedir.
kısacası, okuyunuz, okutunuz!
bunun yanında kitapta özellikle "değişim" noktasındaki fikirleri türkiye'nin yaşanmakta olan sürecine ışık tutmaktadır. "değiştim" diyerek -sözde- demokrat olduğunu ilan edenlerin maskelerini fena şekilde düşürmektedir.
kısacası, okuyunuz, okutunuz!
içinde yaşadığı yeri terk etmek isteyen kişi mutsuz kişidir.
Milan Kundera - Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği.
Milan Kundera - Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği.
şimdi kitaplığıma baktım, biri güzel kitaplarımı alıp geri getirmiş olsa, altını çizdiğim güzel yerleri yazıcaktım. ( yani gerçekten altı çizilicek kitapları var) ama unutmuşum işte, sıradan güzel anları yakalamasından dolayı belkide, sadece hissi kalmış aklımda, varolmanın dayanılmaz hafifliği -aslında katlanılmaz olduğu da söyleniyor- yada gülüşün ve unutuşun kitabı... mutlaka okunmalı. keşke hafızam biraz daha geniş olsaydı.
nobel kazanmamış kaliteli yazarlardandır.
bilmemek kitabının yazarı.
ölümsüzlük isimli kitabının yazarı. Altı çizili bölümlerden biri şu şekilde;
"Düşünüyorum, öyleyse varım... Diş ağrılarını hiçe sayan bir entelektüelin kelamıdır. Hissediyorum, öyleyse varım, çok daha genel bir kapsamı olan ve yaşayan her varlığı ilgilendiren bir gerçektir. Ben'in temeli düşünce değil acıdır, en temel duygu olan acıdır. Acıda bir kedi bile biricik ve bir başkasıyla yer değiştirmesi olanaksız ben'inden kuşku duyamaz. Acı keskinleşince, dünya yok olur ve her birimiz kendi kendimizle kalakalırız."
"Düşünüyorum, öyleyse varım... Diş ağrılarını hiçe sayan bir entelektüelin kelamıdır. Hissediyorum, öyleyse varım, çok daha genel bir kapsamı olan ve yaşayan her varlığı ilgilendiren bir gerçektir. Ben'in temeli düşünce değil acıdır, en temel duygu olan acıdır. Acıda bir kedi bile biricik ve bir başkasıyla yer değiştirmesi olanaksız ben'inden kuşku duyamaz. Acı keskinleşince, dünya yok olur ve her birimiz kendi kendimizle kalakalırız."
yüzyılın vasat yazarı. kitapları vakit kaybıdır. eski komünist olması tabii ki şaşırtmamıştır.
görsel
Yeni baskılarının kapak tasarımları epey eğlenceli olan kitapların sahibi yazar.
Yolluk olur. Başucu olmasa da...
Yeni baskılarının kapak tasarımları epey eğlenceli olan kitapların sahibi yazar.
Yolluk olur. Başucu olmasa da...
varolmanın dayanılmaz hafifliği kitabını okumuşluğum vardır.
(bkz: varolmanin dayanılmaz hafifliği).
kadın sananlar olduğunu öğrenenlerin beyninden vurulmuşa döndüğü yazar.
yahu ben wajda'yı kadın sandığım için 1962 senesinde babannemin bileziklerini çalıp varşova'ya kaçmıştım. siz ne diyorsunuz ? neden kadınlarımızla aramıza bu kadar teklifsizce giriliyor ?
yahu ben wajda'yı kadın sandığım için 1962 senesinde babannemin bileziklerini çalıp varşova'ya kaçmıştım. siz ne diyorsunuz ? neden kadınlarımızla aramıza bu kadar teklifsizce giriliyor ?
idolümdür. (bkz: sevişmenin dayanılmaz hafifliği)
"rastlantıların, sadece rastlantıların söyleyecek bir sözü vardır bize. gereklilikten doğan, olmasını beklediğimiz, günbegün yinelenen her şey dilsizdir. sadece rastlantılar bir şeyler söyler bize."
diyerek bu akşam rastlantılarıma sigara yaktırmıştır.
diyerek bu akşam rastlantılarıma sigara yaktırmıştır.
milan kundera olmasa ne ahmet altan ne de kürşat başar bu kadar zırvalayabilirdi. Ulan, pucca'ya kadar gider bu. dayaklıksın milan!
"Çok sayıda kadının peşinde koşan erkekleri rahatlıkla iki kategoriye ayırabiliriz. Bazıları bütün kadınlarda kendi öznel ve değişmez kadın düşlerinin gerçekleşmesini beklerler. Ötekiler ise nesnel kadın dünyasının sonsuz çeşitliliğini ele geçirme isteğiyle davranırlar.
Birincilerin saplantısı "lirik"tir; kadınlarda aradıkları şey kendileri, kendi idealleridir ve bir ideal tanımsal olarak hiçbir zaman bulunamayacak bir şey olduğuna göre, tekrar tekrar hayal kırıklığına uğrarlar. Onları kadından kadına sürükleyen şey, kararsızlıklarına bir tür romantik özür sağlar; öyle ki birçok duygusal kadın onların bu gemi azıya almış çapkınlıklarında dokunaklı bir yan bulur.
ikincilerin saplantısı "epik"tir ve kadınlar bunda en ufak bir dokunaklı yan görmezler; erkek, kadınlara öznel bir ideal yansıtmaz ve onun için her şey ilginç olduğundan, hiçbir şey onu hayal kırıklığına uğratamaz. Bu hayal kırıklığına uğrayamama özelliğinde rezilce bir yan vardır. Epik çapkının saplantısında kefaret yanının -hayal kırıklığı yoluyla ödenen kefaret- eksik olması insanların gözüne batar.
Lirik çapkın hep aynı tip kadının peşinden koştuğu için, bir sevgiliyi ötekinden ayıranın ne olduğunu görmeyiz bile. Dostları sürekli olarak onun sevgililerini birbirleriyle karıştırıp aynı adla çağırarak yanlış anlamalara neden olurlar.
Bilginin peşinde olan epik çapkınlar ise çarçabuk bıktıkları alışılmış kadın güzelliğinden yüz çevirirler ve kaçınılmaz olarak birer garabet koleksiyoncusu olup çıkarlar. Bunun farkındadırlar ve biraz da utanırlar bu durumdan; öyle ki dostlarını zor durumda bırakmamak için sevgilileriyle insan içine çıkmaktan kaçınırlar."
Milan Kundera
Birincilerin saplantısı "lirik"tir; kadınlarda aradıkları şey kendileri, kendi idealleridir ve bir ideal tanımsal olarak hiçbir zaman bulunamayacak bir şey olduğuna göre, tekrar tekrar hayal kırıklığına uğrarlar. Onları kadından kadına sürükleyen şey, kararsızlıklarına bir tür romantik özür sağlar; öyle ki birçok duygusal kadın onların bu gemi azıya almış çapkınlıklarında dokunaklı bir yan bulur.
ikincilerin saplantısı "epik"tir ve kadınlar bunda en ufak bir dokunaklı yan görmezler; erkek, kadınlara öznel bir ideal yansıtmaz ve onun için her şey ilginç olduğundan, hiçbir şey onu hayal kırıklığına uğratamaz. Bu hayal kırıklığına uğrayamama özelliğinde rezilce bir yan vardır. Epik çapkının saplantısında kefaret yanının -hayal kırıklığı yoluyla ödenen kefaret- eksik olması insanların gözüne batar.
Lirik çapkın hep aynı tip kadının peşinden koştuğu için, bir sevgiliyi ötekinden ayıranın ne olduğunu görmeyiz bile. Dostları sürekli olarak onun sevgililerini birbirleriyle karıştırıp aynı adla çağırarak yanlış anlamalara neden olurlar.
Bilginin peşinde olan epik çapkınlar ise çarçabuk bıktıkları alışılmış kadın güzelliğinden yüz çevirirler ve kaçınılmaz olarak birer garabet koleksiyoncusu olup çıkarlar. Bunun farkındadırlar ve biraz da utanırlar bu durumdan; öyle ki dostlarını zor durumda bırakmamak için sevgilileriyle insan içine çıkmaktan kaçınırlar."
Milan Kundera
Şaka'yı okuduğumda çarpılmıştım.
1984 eylülünde okuduğum varolmanın dayanılmaz hafifliği, aylarca düşündürmüştü.
Okuduğum en dahi romancılardan biridir.
1984 eylülünde okuduğum varolmanın dayanılmaz hafifliği, aylarca düşündürmüştü.
Okuduğum en dahi romancılardan biridir.
Varolmanın dayanılmaz hafifliği romanında anlatgkğı kişi kendidir merak etmişimdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar