bugün
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- vantilatörü kendine çevirmek9
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak5
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi3
- türklerin ileri olduğu konular21
- iyiliğe sormuşlar nereye gidiyorsun diye2
- haluk levent bahis yazışmaları2
- dünyanın en güzel tatlısı9
- yunan adalarına tatile gidenin vatan haini olması3
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri2
- kahvaltı2
- enayimiknatisi2
- en gey özelliğiniz8
- dinsize inanır mısın17
- erkeksii bayan buse'nin elleri2
- gol bağıra bağıra geliyordunun ingilizcesi2
- ressam tatiana kirillova barış manço tablosu2
- ona bir şey söyle12
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- ufo2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı17
- allah'ın bütün gün insanları izlemesi2
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- bir insanda en sevilen özellik4
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- meryem can2
- burçlara inanan erkek15
- true nickli yazar11
- bir kadının en güzel bölgesi8
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı4
- atatrue2
- caner taslaman7
- norm ender3
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- hoca2
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- saraca finch house3
- eski seni özlüyor musun6
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan3
- salak yazarlar7
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- oğlak burcu kadını18
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
entry'ler (28)
(bkz: ottoman)
(bkz: ottoman)
şubat da çıkacak denmişti ama hala çıkmadı. beklemedeyiz...
abin askeri liseye girmek ister annen kapalı olması engeldir. sırf bunun için başının açık olduğu aile fotoğrafı, nüfüs cüzdanı olmalıdır. yoksa abin askeri lisenin yanından bile geçemez. bırakın annenizin baş örtülü olmasını evde görünür bir yerlerede seccade ya da kuran gözükmesi bile sakıncalıdır. çünkü denetlemeye gelirler. gözleri hep dini bir şeyler arar üstünü çizmek için. tabi bu arada annen yine açık olmak zorundadır. nedir bu baş örtüsü korkusu anlamadım? ama artık yavaş yavaş durum tersine dönüyor. inşaallah baş örtülülere yapılan halühazırdaki ikinci sınıf insan mumaleleri de tamamen son bulacak. üniversitelerde bu nerdeyse tamamen aşıldı. şimdi sıra çalışanlarda. isteyen her yere istediği gibi girebilecek ve çalışabailecek.
mad about you deyince aklıma hooverphonic gelir. bu isimle bir sürü sarkı bestelenmiştir ama en iyisini hooverphonic bestelemiştir.
mad about you en sevdiğim şarkılarıdır. dinlemeyenler çok şey kaybetmiştir bence.
çay kaşığı adlı kült kitabın ottoman mahlaslı yazarı. nobel ödülsüz ünvanının yanında, pulitzer özdülsüz, man asia ödülsüz, orange ödülsüz yazar unlarının sahibidir kendisi. okumanız şiddetle tavsiyedir.
ayrıca kendisi pulitzer ödülsüz ünvanının yanında, nobel ödülsüz, man asia ödülsüz orange ödülsüz yazar, unvanlarının da sahibidir. bu genç yaşta büyük başarı doğrusu. takdir ettim kendisini.
bence normal kabul edilmesi gereken bir durumdur. özellikle muhafazakar köy yerlerinde sırf canlarından bezsinde saçlarını kessinler diye karılı kızlı seviyesiz epriler yaparlar. ama o muhafazakarlar bilmezler ki peygamber efendimiz de zaman zaman saçlarını uzatmıştır. tıpkı sakal bıraktığı gibi. ayrıca sünnet diye göğsüne kadar sakal bırakan amcalar peygamber efendimizin sakalını o kadar uzatmadığını da bilmezler.
devlet yetkililerinin sessiz kalmayacağını düşünüyorum ama işi birilerinin halletmesini beklemeden az da olsa hepimiz bağış yapmalyız.
çay kaşığı'nın yazarı ottoman adında manyak bir yer altı yazarının solganı mı diyeyim, yoksa ünvanı mı bilemedim. ottoman henüz popüler olmamış bir yazar ama birkaç yıl içerisinde büyük kitlelere adını duyuracağını düşünüyorum. tabi mermisi tek atımlık değilse. kendisini ilk keşfedenlerden olduğum için gurur duyuyorum. nadir imzalı kitaplarından birinin de sahibiyim. ilerde popüler olduğunda bu çocuğu zamanında ben keşfetmiştim diye hava atacağım.
facebook sayfasındaki biyografi yazsını aynen kopyalıyorum.
ottoman. pulitzer ödülsüz yazar. voltran'ı hatırlayan bir kuşaktan. vücudunun çeşitli yerlerini en az 7 defa kırdı. ilk defa bir yerini kırdığında hugo'yu seyrediyordu. herkes çok uysal biri olduğunu söyler lakin ortalama bir insandan çok daha fazla kavga etmiştir. ama hiçbirini kendinin başlatmadığını iddia ediyor. kavgada bile küfür etmez ama arada argo kullandığı olur. hızlı bisiklet kullanmayı sever ama son kullandığında kolunu 'u' şekline sokmuştur. futbolu sever ama son oyununda kemiği kolundan dışarı çıkmıştır. koşmayı özellikle depar atmayı sever ama bir keresinde düşünce diz kapağını inceleme fırsatına erişmiştir. bütün geçirdiği kazalar sayesinde çok süper bir yara koleksiyonu yapmıştır. ilginçtir, bütün bunlara ve daha nicelerine rağmen hala sakat kalmamıştır. evcil hayvan olarak kartal beslemiştir. doğayı, her türlü vahşi hayvanı, balık tutmayı, kitap okumayı ve yazmayı sever. şu an ankara'da ikamet etmekte ama şehir onu sıkmakta. bağlarından kurtulduğu gün kendisinden bir daha haber alınabilir mi bilinmiyor. eğer hayallerinin peşinden koşarsa bir kaç sene içerisinde ölme ihtimali en az %83,7 artacaktır. peki, koşacak mı? kesinlikle...
facebook sayfasındaki biyografi yazsını aynen kopyalıyorum.
ottoman. pulitzer ödülsüz yazar. voltran'ı hatırlayan bir kuşaktan. vücudunun çeşitli yerlerini en az 7 defa kırdı. ilk defa bir yerini kırdığında hugo'yu seyrediyordu. herkes çok uysal biri olduğunu söyler lakin ortalama bir insandan çok daha fazla kavga etmiştir. ama hiçbirini kendinin başlatmadığını iddia ediyor. kavgada bile küfür etmez ama arada argo kullandığı olur. hızlı bisiklet kullanmayı sever ama son kullandığında kolunu 'u' şekline sokmuştur. futbolu sever ama son oyununda kemiği kolundan dışarı çıkmıştır. koşmayı özellikle depar atmayı sever ama bir keresinde düşünce diz kapağını inceleme fırsatına erişmiştir. bütün geçirdiği kazalar sayesinde çok süper bir yara koleksiyonu yapmıştır. ilginçtir, bütün bunlara ve daha nicelerine rağmen hala sakat kalmamıştır. evcil hayvan olarak kartal beslemiştir. doğayı, her türlü vahşi hayvanı, balık tutmayı, kitap okumayı ve yazmayı sever. şu an ankara'da ikamet etmekte ama şehir onu sıkmakta. bağlarından kurtulduğu gün kendisinden bir daha haber alınabilir mi bilinmiyor. eğer hayallerinin peşinden koşarsa bir kaç sene içerisinde ölme ihtimali en az %83,7 artacaktır. peki, koşacak mı? kesinlikle...
popüleritesine güvenip aldığım kitapın yazarı. yetişkin içerikler yazsada (küfür, cinsellik gibi) aslında tam bir ergen yazarı. aslında kitabı gayet akıcı yazmış ama okumanızı tavsiye etmem. zira ben nobel bile alsa bir daha okumayacağım. bir kitabı okuduğunuzda size bir şeyler vermeli. açıkcası pucca'nın kimlere nasıl verdiğinin, nasıl entrikalar yaptığının ne önemi ya da katkısı var bir okura. gerçi teşhirciliği seven bir milletiz. pucca'nın bu kadar popüler olmasına şaşmamalı.
altıncı his'sin, dövüş kulübü'nün, prestij'in, orphan'nın, testere'nin sonunu söylemek. aynı şeyi bazı kitaplar için de yapan dangalaklar mevcuttur.
yalan söyleyebilmek için bile doğruları bilmeniz gerekir. hiçbir doğruyu bilmiyorken söylediğiniz her şey yalanla gerçek arasındaki arafta kalır.
yer altı edebiyatını ihya eden yazar. fight clup favorimdir ama kitabından çok filmi daha çok hoşuma gidiyor. kitapları beni 10 sayfa sıkıyor, 2 sayfa sürüklüyor. böyle sadece bana mı oluyor bilmiyorum. ama o iki sayfa için kitaplarını okumaya değer yine de. başka kimsenin değinmediği şeylere değiniyor. o açıdan çok orjinaldir. çok soyut oldu bu ifade biraz somutlaştıralım isterseniz. mesela tekinsiz isimli kitabındaki karakterlerin hayat hikayeleri. aziz bağırsaksız'ın nasıl bağırsaksız kaldığı, birde topuk masajı yapan bir kadın vardı ama onun adını unuttum.
iki gündür adını ağzında geveleyip duruduğum çek yazar. nereden takıldı bilmiyorum. varolmanın dayanılmaz hafifliği isimli kitabı şiddetle tavsiyedir. bak hala ağzımda geveliyorum. hani bir şarkı takılır ya aklınıza sürekli kendi kendinize mırıldanıp durursunuz. işte öyle bir şey. hayırdır inşaallah.
puslu kiıtalar atlası gibi harika bir romanı türk edebiyatına kazandıran, kendine has uslübu olan harika yazar. daha önce hiç okumadıysanız puslu kıtalar atlası'nda başlayın kendisini okumaya. puslu kıtalar atlası'nı bitirdiğimde kesinlikle o ana kadar okuduğum en iyi kitap olmuştu. sonra murat menteşi tanıdım ve sonra ottomanı. bu üç yazar bende sağlam bir yer edindi. afrasiyap'ın maceraları biraz beni memnun etmedi sadece. yedinci günü ise en kısa sürede okuyacağım inşaallah.
nedense ayrı bir sempati duyduğum başarılı gazeteci ve yazar. bir keresinde bir alışveriş merkezinde karısıyla kol kola gezerken görmüşlüğümde vardır kendisini. hemen en yakın kiatpçıya koştum bir kitabını alıp imzalatmak için ama kaçırdım maalesef. kısmetse başka zamana artık.