bugün
- rafine zevkleri olan erkek12
- salon erkeği10
- insan aklıyla açıklanamayan konular4
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- yeter be yeter ulan5
- lüks araba istemeyen erkek9
- tuvalet kağıdını renkli alan insan7
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- üniversiteli kızlar6
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- sözlükte kız olduğunu sanan mal5
- ilker başbuğ6
- ekşi sözlük8
- bir kıza saklama kabı hediye etmek5
- 2008 ekonomik krizi7
- beyaz pasta7
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu11
- ruffles ketçaplı7
- mesajlaşırken noktalama işareti kullanmak3
- çok iyi dans eden erkek2
- jeffrey epstein2
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- bir kadın tarafından domine edilmek5
- ilişkide lider olmayı seven kadın5
- anın görüntüsü10
- sıcak su torbası getirecek beyler4
- kuki gel oğlum3
- izlenmiş bir filmi tekrar izlemek6
- giysi fiyatlarının uçması5
- ne yesek2
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- giresunlu olmanın zorlukları10
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- orta sınıfın yok olduğu an3
- lüks araba isteyen türk kızları4
- hayattaki en kötü duygu4
- amedspor9
- şeker hastalığı3
- 2026 da ki tek güzel şey2
- yallah arabistan a diyen tip11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- ölmeden önce son isteğiniz sorulsa4
- trabzonspor17
- yemek getiren kızın yemeğini başka kızla yemek2
- ayrıldıktan sonra deccale dönen kadın3
- i robot2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı77
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor7
- soda şişesine oturup ölümü beklemek2
- kuranı arapça okuyup anlamını bilmemek5
Yazılarından yürüttüğüm çıkarımlarla gizem perdesini az biraz araladığım yazardır. ve şu kadar net konuşuyorum ki biri benim hakkımda böyle bir detaylandırma sürecine girse altıma sıçardım, şu an kendimden bile korkuyorum.
evet başlıyoruz.
Öncelikli olarak yaş hesabına gireceğim, üniversite öğrencisi olduğu su götürmez bir gerçek, ama hangi üniversite, ona da değineceğim.
Ama şimdi soluklan kaynatasız.
Cezve isimli yazısında, ki her okuduğumda göğsüme öküz oturmuş hissiyatı veren bir yazıdır. babasının ölümünün üzerinden 3 yıl geçtiğini belirtmiştir.
- yazının başlarında 4. satır başında ya da siktirtmeyin belanızı ctrl+f yapıp 3 yıl yazın-
http://michaelsikkofield....ot.com/2011/10/cezve.html
Elbet bir gün adlı yazısında ise ''Sonra 6 ay yaşar dedikleri baban, bir şekilde sen 18 yaşına gelene kadar yaşadı. '' demiştir.
http://michaelsikkofield....012/11/elbet-bir-gun.html
Bu şartlar altında 18+3=21 ve milliyetçi hareket partisinin 40. yılı kutlu olsun sürecine girmiş bulunmaktayız diyebiliriz.
Bonus:Ego üzerine adlı yazısında ise ''Mesela bazı dalyaraklara gittiğim okulu söylediğimde ilk iş olarak "paralı mı okuyon orda? diye soruyorlar.e be yolunu siktiğimin çocuğu zaten devlet okulu ismi söylemişim sana bu ne sikimsonik bir sorudur'' der. Ki ben bu ülke üzerine ''özel mi? devlet mi?'' tartışmasının süregeldiği tek bir okul biliyorum, o da galatasaray üniversitesi, ki galatasaraylı olmayanı almıyorlarmış tartışmasına bile şahit oldum, ona değinmiyorum bile mına koyuyum, ilkokulda yaşanıyor o tartışma.
http://michaelsikkofield....04/bonus-ego-uzerine.html
Bu husustaki bir başka delilim ise Star Tv'nin Prison Break'i Yayınlaması adlı yazısına "itü sözlük'te de yazardık yarram ehehe" dipnot düşmüştür. itü sözlükteki nicki ise ''dedim bak dedim yanlış adama çattın dedim''
Ve bu nick ile yazdığı bir entrysi http://www.itusozluk.com/...lar+ve+akrabalar/@3539246
''- ne okuyosun sen şimdi?
+ işletme.
- kaç yıl okuycan?
+ 6 sene dede. 2 sene fransızca hazırlık var (söylerken omuzların dikleşmesi, gururlanmak, taşaklı okuldayım tripleri)
- nasıl? (torununa değil de adeta bir boka bakıyormuşcasına küçümseyici bir tavırla) ee kuzenin turgut 2 yılda bitirdi ya işletmeyi?''
Ki twitterda'da şu an bulamıyorum ama birine attığı mentionda ''sen de mi gsülüsün'' gibisinden bir şey yazmıştı, göztepesporlu musun demiyorsa, galatasaray üniversitesinden misin diyor muhtemelen. ki bu koşullar altında galatasaray üniversitesinde işletme okuduğu gerçeği, benim hasta ruhlu bir dalyarak olduğum gerçeği kadar yadsınamaz bir gerçekliktir.
isim mevzusuna gelince onun adı cemre ise benim adım da izzet altınmeşe amına koyuyum, o konuda hiçbir güvencem yok, ama cemre olmadığına eminim, itü sözlükteki entrylerinde 'adnan'ismine olan saplantısından ötürü, adnan olduğu ihtimali üzerinde durmaktayım, ama dediğim gibi bu mevzuda hiçbir güvencem yok, şayet dediği gibi isimler sözlüğünden bakılarak kanaat getirdilerse abidin, baha gibi isimlerden sonra cemreye kadar yol alınabileceğine dair inancım yok, ki abidinden sonra pek yol katedileceğine dair hiçbir inancım yok, ayrıca isimler sözlüğü ne amına koyuyum bir ismin dedenin ismi olur, bir ismin modern gibisinden bir isim olur, benim komple isimler sözlüğüne inancım yok, yani losing my religion kaynatasızlar.
Deşifre bizim işimiz eheheh.
özet: şarkıcı bengü'nün yok saydığı babasını tek göz odada yaşam mücadelesi verirken bulduk.
edit: adamın anasının kızlık soyadının üçüncü harfini vermediğim kaldı buna rağmen nereliymiş diye soranlar var, kırşehir çiçekdağlı olsa kaç yazar, new jerseyli olsa kaç yazar, hemşehri mi çıkmaya çalışıyorsunuz arkadaşım, hayır yani napacaksınız?
evet başlıyoruz.
Öncelikli olarak yaş hesabına gireceğim, üniversite öğrencisi olduğu su götürmez bir gerçek, ama hangi üniversite, ona da değineceğim.
Ama şimdi soluklan kaynatasız.
Cezve isimli yazısında, ki her okuduğumda göğsüme öküz oturmuş hissiyatı veren bir yazıdır. babasının ölümünün üzerinden 3 yıl geçtiğini belirtmiştir.
- yazının başlarında 4. satır başında ya da siktirtmeyin belanızı ctrl+f yapıp 3 yıl yazın-
http://michaelsikkofield....ot.com/2011/10/cezve.html
Elbet bir gün adlı yazısında ise ''Sonra 6 ay yaşar dedikleri baban, bir şekilde sen 18 yaşına gelene kadar yaşadı. '' demiştir.
http://michaelsikkofield....012/11/elbet-bir-gun.html
Bu şartlar altında 18+3=21 ve milliyetçi hareket partisinin 40. yılı kutlu olsun sürecine girmiş bulunmaktayız diyebiliriz.
Bonus:Ego üzerine adlı yazısında ise ''Mesela bazı dalyaraklara gittiğim okulu söylediğimde ilk iş olarak "paralı mı okuyon orda? diye soruyorlar.e be yolunu siktiğimin çocuğu zaten devlet okulu ismi söylemişim sana bu ne sikimsonik bir sorudur'' der. Ki ben bu ülke üzerine ''özel mi? devlet mi?'' tartışmasının süregeldiği tek bir okul biliyorum, o da galatasaray üniversitesi, ki galatasaraylı olmayanı almıyorlarmış tartışmasına bile şahit oldum, ona değinmiyorum bile mına koyuyum, ilkokulda yaşanıyor o tartışma.
http://michaelsikkofield....04/bonus-ego-uzerine.html
Bu husustaki bir başka delilim ise Star Tv'nin Prison Break'i Yayınlaması adlı yazısına "itü sözlük'te de yazardık yarram ehehe" dipnot düşmüştür. itü sözlükteki nicki ise ''dedim bak dedim yanlış adama çattın dedim''
Ve bu nick ile yazdığı bir entrysi http://www.itusozluk.com/...lar+ve+akrabalar/@3539246
''- ne okuyosun sen şimdi?
+ işletme.
- kaç yıl okuycan?
+ 6 sene dede. 2 sene fransızca hazırlık var (söylerken omuzların dikleşmesi, gururlanmak, taşaklı okuldayım tripleri)
- nasıl? (torununa değil de adeta bir boka bakıyormuşcasına küçümseyici bir tavırla) ee kuzenin turgut 2 yılda bitirdi ya işletmeyi?''
Ki twitterda'da şu an bulamıyorum ama birine attığı mentionda ''sen de mi gsülüsün'' gibisinden bir şey yazmıştı, göztepesporlu musun demiyorsa, galatasaray üniversitesinden misin diyor muhtemelen. ki bu koşullar altında galatasaray üniversitesinde işletme okuduğu gerçeği, benim hasta ruhlu bir dalyarak olduğum gerçeği kadar yadsınamaz bir gerçekliktir.
isim mevzusuna gelince onun adı cemre ise benim adım da izzet altınmeşe amına koyuyum, o konuda hiçbir güvencem yok, ama cemre olmadığına eminim, itü sözlükteki entrylerinde 'adnan'ismine olan saplantısından ötürü, adnan olduğu ihtimali üzerinde durmaktayım, ama dediğim gibi bu mevzuda hiçbir güvencem yok, şayet dediği gibi isimler sözlüğünden bakılarak kanaat getirdilerse abidin, baha gibi isimlerden sonra cemreye kadar yol alınabileceğine dair inancım yok, ki abidinden sonra pek yol katedileceğine dair hiçbir inancım yok, ayrıca isimler sözlüğü ne amına koyuyum bir ismin dedenin ismi olur, bir ismin modern gibisinden bir isim olur, benim komple isimler sözlüğüne inancım yok, yani losing my religion kaynatasızlar.
Deşifre bizim işimiz eheheh.
özet: şarkıcı bengü'nün yok saydığı babasını tek göz odada yaşam mücadelesi verirken bulduk.
edit: adamın anasının kızlık soyadının üçüncü harfini vermediğim kaldı buna rağmen nereliymiş diye soranlar var, kırşehir çiçekdağlı olsa kaç yazar, new jerseyli olsa kaç yazar, hemşehri mi çıkmaya çalışıyorsunuz arkadaşım, hayır yani napacaksınız?
piyon isimli kitabı tüyap kitap fuarında görücüye çıkacaktır.
gerçekleri yontmadan söyleyeyim derken kırıcı olan bir blog yazarı. birkaç tweetinde ve başka mecralarda kadınların yalnızca güzel olduğu için fikirlerinin önemsendiğinden, feministlerin çoğunun çirkin olduğundan, çirkin bilim insanı kadınların güzel olsalardı bir yerlere gelemeyeceklerinden bahsetmiş. bu çocuğun ahlakla ilgili başka saptamaları var. iyiyi istiyor, iyi ve ahlaklı olmaktan, olmamız gerektiğinden de. ve ben gecenin bir vakti ağlıyorum. neden mi? benim çok yakınım birisi var ve bu kız çirkin olduğunu düşünüyor. ama nasıl biri? bir sürü öğrenciye ders veriyor. bir sürü fakir aile için yardım topluyor, herkesin ihtiyacı olduğunda yetişmeye çalışıyor, komik, hem felsefe hem de başka alanlarda kendini geliştiriyor,eşini çok seviyor ve diğer kadınlar gibi takı,toka,pahalı hediye beklemiyor. hatta düz bir düğünle evlendi. her konuda bana ve etrafındakilere destek oluyor, dinliyor, gerçekçi dönütler veriyor. melek gibi biri. melek ve bu kız çirkin diye daha az önemli olacak ha? çok duygulandım. çok koydu bana. çok fena oldum. bu kız el üstünde tutulmalı aslında. dünyanın acımasızlığı, kötücül bir yer oluşu hep bu saatlerde kor gibi düşüyor kalbime. uyuyamıyorum. başımı okşayacak biri lazım, bunca b*kun önemsiz olduğunu söyleyecek, eddie vedder sesli biri.
kitabının satışı için nickiyle çıkarılacak olan insan. gerçek adı mahmuttur çünkü, kitap satamaz o isimle.
inci sözlüğün en iyi iki yazarından biri. diğeri için (bkz: yarr)
Piyon adlı kitabın gizemli yazarıdır. Değerli bi abimizdir. Sözleri, beynin en sübniminal yerlerine thorun balyozu gibi iner. Ekşicileri, kendi karanlıklarında kıskıvrak yakalar ve analarını ağlatır. Adeta korkulu rüyaları olmuştur bağırsak beyinlilerin. Sağın solun ele geçiremediği dürüst bir kalbi olduğuna iddaya girerim. inşallah yazmaya devam eder.
Bu herife niye tahammül edemiyorsunuz anlamıyorum. Gayet de akla uygun yazıyor, tüm kaynakları sunuyor ve çok güzel de analizler yapıyor. Adama ''kafayı yedi'' diyorsunuz ama kendiniz hiçbir halt üretemiyorsunuz. Bu kadar okuyan, düşünen ve üreten bir insana sahip çıkacağınız yerde her seferinde kötülüyorsunuz.
Ayrıca son yazısı da gayet tutarlı. Beğenmiyorsanız kendiniz üretin amına koduklarım. Ama şu adamın moralini, yazma hevesini bozmayın/kırmayın.
Sikerim kaynatanızı.
Ayrıca son yazısı da gayet tutarlı. Beğenmiyorsanız kendiniz üretin amına koduklarım. Ama şu adamın moralini, yazma hevesini bozmayın/kırmayın.
Sikerim kaynatanızı.
memleketin en çok okunan blogcularındandır.
tamam sikkofield güzel yazıyorsun, espirilisin, akıcısın, harikasın, süpersin, genç kızların rüyalarını süsleyensin eyvallah. ama sanki bi yerlerde bi sorun, bi sıkıntı var. çok pis psikolojik baskı yapıyorsun ve ben bunu yemiyorum. mesela diyorsun ki " sinemaya 100 kişi sokalım ve berbat bi film izletelim, sonra bunlardan 99 tanesine film için çok iyiydi çok güzeldi dedirtelim. sonuncu eleman filmi beğenmese, hatta iğrenç bulsa bile methiyeler düzer, filmi över. " bunu toplumsal baskıyla açıklıyorsun ki doğrudur.
ama sonra dönüp şunları söylüyorsun: " o bir kişi var ya bir kişi, inanırsa, azimli olur görev ve ödevlerini yerine getirirse bütün dünyayı değiştirir. ben avare sözlükte yazmaya başladım, aktif yazar sayısı çok azdı, ama bugün bu noktalara geldik " buna da eyvallah.
fakat sen de seni okuyan insanları, o 100 kişilik topluluk içindeki cevval karakter olmaya teşvik ederken aynı psikolojik baskıyı uyguluyorsun. yazına başlamadan önce verdiğin bu gazla " ben de sikkofold olucam, ben de yapıcam " diye okuyor elemanlar yazılarını. sonra çoğu kitap okumaktan aciz aklı evvel düşüyor piyasaya ve kulaklarımızı sikiyor senden duyduğu üç beş cümleyle. güzel yazıyorsun eyvallah, kalemine kuvvet vere allah. ama ben senin uyguladığın bu psikolojik baskıyı yemiyorum haberin ola.
tamam sikkofield güzel yazıyorsun, espirilisin, akıcısın, harikasın, süpersin, genç kızların rüyalarını süsleyensin eyvallah. ama sanki bi yerlerde bi sorun, bi sıkıntı var. çok pis psikolojik baskı yapıyorsun ve ben bunu yemiyorum. mesela diyorsun ki " sinemaya 100 kişi sokalım ve berbat bi film izletelim, sonra bunlardan 99 tanesine film için çok iyiydi çok güzeldi dedirtelim. sonuncu eleman filmi beğenmese, hatta iğrenç bulsa bile methiyeler düzer, filmi över. " bunu toplumsal baskıyla açıklıyorsun ki doğrudur.
ama sonra dönüp şunları söylüyorsun: " o bir kişi var ya bir kişi, inanırsa, azimli olur görev ve ödevlerini yerine getirirse bütün dünyayı değiştirir. ben avare sözlükte yazmaya başladım, aktif yazar sayısı çok azdı, ama bugün bu noktalara geldik " buna da eyvallah.
fakat sen de seni okuyan insanları, o 100 kişilik topluluk içindeki cevval karakter olmaya teşvik ederken aynı psikolojik baskıyı uyguluyorsun. yazına başlamadan önce verdiğin bu gazla " ben de sikkofold olucam, ben de yapıcam " diye okuyor elemanlar yazılarını. sonra çoğu kitap okumaktan aciz aklı evvel düşüyor piyasaya ve kulaklarımızı sikiyor senden duyduğu üç beş cümleyle. güzel yazıyorsun eyvallah, kalemine kuvvet vere allah. ama ben senin uyguladığın bu psikolojik baskıyı yemiyorum haberin ola.
2 buçuk saatimi ayırıp son yazısını okuduğum ve gayet akıcı bir üslubu olan yazar.
daha önce de bazı yazılarını okumuştum. fikir olarak bazı uyuşmadığımız noktalar var ama bunlar teferruat. gerçekten müthiş bir araştırma, sabır ve en önemlisi akla mantığa uygun şeyler yazıyor. yazısını okuyup da etkilenmemek elde değil; çok sağlam belgeler kullanmakta çünkü.
bu yazarın ekşicilerle alıp veremediğine gelince, bu ekşiciler hakaretini belli bir zümre için kullanmakta. mesela moda, medya, tvnin popüler olan her şeyi insanlara dayatmasını göremeyen ve bunu normal karşılayan ve her boku ben bilirim havasıyla yaşamaya çalışanlara garezi var ki çok da haklı. ekşiciler lafı ise bu tip insanları somutlayan bir çıkış kaynağı sadece.
sabahtan akşama kadar dişe dokunur tek konu etmeyip de yazarlık yaptığını sananların eleştirilerine uğramış bazı yerlerde bu dikkatimi çekti. sizin o bitmek bilmez ve bir boka yaramaz konularınızı okumaktansa bu adamı okurum daha iyi. onun yazdıklarına inanırım inanmam o benim meselem.
daha önce de bazı yazılarını okumuştum. fikir olarak bazı uyuşmadığımız noktalar var ama bunlar teferruat. gerçekten müthiş bir araştırma, sabır ve en önemlisi akla mantığa uygun şeyler yazıyor. yazısını okuyup da etkilenmemek elde değil; çok sağlam belgeler kullanmakta çünkü.
bu yazarın ekşicilerle alıp veremediğine gelince, bu ekşiciler hakaretini belli bir zümre için kullanmakta. mesela moda, medya, tvnin popüler olan her şeyi insanlara dayatmasını göremeyen ve bunu normal karşılayan ve her boku ben bilirim havasıyla yaşamaya çalışanlara garezi var ki çok da haklı. ekşiciler lafı ise bu tip insanları somutlayan bir çıkış kaynağı sadece.
sabahtan akşama kadar dişe dokunur tek konu etmeyip de yazarlık yaptığını sananların eleştirilerine uğramış bazı yerlerde bu dikkatimi çekti. sizin o bitmek bilmez ve bir boka yaramaz konularınızı okumaktansa bu adamı okurum daha iyi. onun yazdıklarına inanırım inanmam o benim meselem.
kaynakları internet ortamı olup üslubu ile gayet inandırıcı olduğunu söyleyebilirim. nitekim inandırmaya çalıştığı konunun aslında "inanılmaz" olduğunu kanıtları ile birlikte veriyor, dolayısıyla yine verdiği aksi kanıtlar ile de "olum açın gözünüzü adamlar gümbür gümbür geliyor" diyerek konuyu hep aynı noktaya getiriyor. lafa girerken de aslında niçin inanmanız gerektiğini sıralıyor, sıralarken de bir sürü giydiriyor onu okuyanlara ve tam bir ego düşmanı, bunu yazısının her kelimesinde görebilirsiniz. haliyle okuyucu siniyor karşısında, anlattığı ne olursa olsun "inanmalıyım" diye düşünüyorsunuz. aşağı yukarı bütün yazılarını okudum. elemanı sadece blogundan tanıyorum, inci, avare bilemem ben. ama üslubunun çok iyi olduğunu, seri ve konu da biraz ilgi çekici ise -ki komplo teorilerini herkes sever-tadından yenmez bir akıcılıkla bir çırpıda okuyabiliyorsunuz.
öte yandan bu "ekşici" muhabbetinin ise oldukça sıkıcı olduğunu ifade etmeliyim. zira kendinin anlatmaya çalıştığı örgüt ya da gizli öğreti vs her neyse, sık sık dile getirdiği gibi böl-parçala-yönet düsturu ile ülkeleri biçimlendiriyor. bunu yaparken de iki zıt düşman yaratıp bunların savaşından çıkar sağlıyor. şimdi burada "çıkar" kelimesi yanlış anlaşılmasın zira bunu okuyorsa bunu söylemek istemediğimi anlar kendisi, o zekanın da ilerisinde bir zeka ve hafızaya ve sabra sahip olduğuna eminim, ama tipik inci sözlük yazarlarının yaptığı hataya düşerek, "ekşici" olarak adlandırılan o gruba saldırarak aslında kendi varlığını olağan kılmaya çalışıyor. neden bilmiyorum ama özellikle bu tayfada var olan bir durum bu. sanki varlık nedeni olarak "ekşi sözlük" zıttı olmaklık ve bu gruba da saldırarak aslında bir nevi ad duyurma gafletinde oldukları sanısı bende gayet de fazla vuku buldu. bu dediğim gibi yalnızca sanı. tıpkı okan'ın programında aynı amaçla bir araya gelmiş sözlük sahiplerinden inci sözlüğün sahibi olan elemanın direk olayla alakasız olduğu halde üçünvü sınıf tartışma programlarında rastlanır cinsinden tavırla ekşinin sahibi elemana saldırmaya çalışması aslında haklı da olsa onu haksız pozisyona düşürmüştü. zira "bi sus, konuya gel, konu hepimizi ilgilendiriyor" diyen eminimbir çok insan vardı.
sikkofield arkadaş, okuduğum kadarı ile 21 yaşındaymış, bu genç yaşına rağmen, bilgi birikimi ve bunu aktarma biçimiyle iyi yolda olduğunun izlenimini verdi bana. ancak yarattığı alternatif ise; o yazdığı tüm hayali(!), gizli olduğu şeyleri layığı ile ifşa ederken, koyduğu alternatif açıklama ile inandırıcılığını biraz sarsıyor. bu konuda görünmeyen varlıklar konusunda soyut ve muğlak olan şeyler var iken ve bunu doğrudan kur'an-ı kerim'i referans alarak yapmasına rağmen inandırıcılık sıkıntısı yaşıyor. kur'an-ı kerim tüm inananlar için mutlak ve değişmez referanstır, zira benim için de öyle, ancak bunun ötesinde bunu referans olarak kabul etmeyecek bir çok insan da mevcut. ayrıca kompozisyonun sonunu genelde "kültürünüze sahip çıkın" diyerek bitiriyor. ancak bunun da akıllarda yarattığı soru işaretleri mevcut. bu soruların başında da yine referans, tek ve mutlak alternatif olarak islamiyeti gösteriyor. bu da inandırıcılığını ve hitap ettiği insan sayısını etkileyeceğini düşünüyorum. bu da sour işaretlerinden birisi. kafada "adam resmen ateistlere giydiriyor" gibi davranıyor diye düşünebilirsiniz. (ancak anlattığı onca komplo teorisine bakıp olayı biraz içselleştirdiğinizde, bu yazıların da amacı ne? diye sorabiliyorsunuz. hoş aleni bir islamiyete davet olgusu yok, ancak tıpkı o prison break dizisinde, sapla samanın birbirine karıştığı ortamlara benzeyen ve bilgi kirliliğinin hada safhaya ulaştığı bu mecrada üstelik tanımadığınız birinin size cesaretle bir şeyleri anlatmaya çalışıyor olması ve yaşadığımız dönemdeki onca komplo teorisinin zihinsel bulanıklık yaratması "amaç ne?" sorusunu istemeden sorduruyor. ancak cevabı yine de veriyor: "kültürünüzü koruyun")
elbette sikkofield arkadaşın, hitap ettiği kesimi artırma gibi bir gayreti tabiki mevcut. yine bunu yazılarından anlayabilirsiniz. "olum anlayın artık, anlatın, ben bir kişiye ulaşmışsam bu benim için kardır, açın gözlerinizi, anlatın bunu çevrenize, girdiğiniz her yere" diyerek zaten bunu kendi ifşa etmiş. ancak yukarıda saydığım bu tür sıkıntıların inandırıcılık bakımından sorun yaratması hitap ettiği kesimi azaltabileceğini ifade ediyorum. ve tabiki benim yukarıda ifade ettiğim eleştirilerimi ise adı üzeride "siklememek" durumu da var.
yukarıdaki eleştirilerimi eğer dikkate alacaksa bunun bir "ego yanılsaması" ile değil, naçizane okur tavsiyesi olarak değerlendireceğine eminim. bunun yanında kendisi ile tanışmayı ve mülakat etmeyi şiddetle arzu ediyorum.
öte yandan bu "ekşici" muhabbetinin ise oldukça sıkıcı olduğunu ifade etmeliyim. zira kendinin anlatmaya çalıştığı örgüt ya da gizli öğreti vs her neyse, sık sık dile getirdiği gibi böl-parçala-yönet düsturu ile ülkeleri biçimlendiriyor. bunu yaparken de iki zıt düşman yaratıp bunların savaşından çıkar sağlıyor. şimdi burada "çıkar" kelimesi yanlış anlaşılmasın zira bunu okuyorsa bunu söylemek istemediğimi anlar kendisi, o zekanın da ilerisinde bir zeka ve hafızaya ve sabra sahip olduğuna eminim, ama tipik inci sözlük yazarlarının yaptığı hataya düşerek, "ekşici" olarak adlandırılan o gruba saldırarak aslında kendi varlığını olağan kılmaya çalışıyor. neden bilmiyorum ama özellikle bu tayfada var olan bir durum bu. sanki varlık nedeni olarak "ekşi sözlük" zıttı olmaklık ve bu gruba da saldırarak aslında bir nevi ad duyurma gafletinde oldukları sanısı bende gayet de fazla vuku buldu. bu dediğim gibi yalnızca sanı. tıpkı okan'ın programında aynı amaçla bir araya gelmiş sözlük sahiplerinden inci sözlüğün sahibi olan elemanın direk olayla alakasız olduğu halde üçünvü sınıf tartışma programlarında rastlanır cinsinden tavırla ekşinin sahibi elemana saldırmaya çalışması aslında haklı da olsa onu haksız pozisyona düşürmüştü. zira "bi sus, konuya gel, konu hepimizi ilgilendiriyor" diyen eminimbir çok insan vardı.
sikkofield arkadaş, okuduğum kadarı ile 21 yaşındaymış, bu genç yaşına rağmen, bilgi birikimi ve bunu aktarma biçimiyle iyi yolda olduğunun izlenimini verdi bana. ancak yarattığı alternatif ise; o yazdığı tüm hayali(!), gizli olduğu şeyleri layığı ile ifşa ederken, koyduğu alternatif açıklama ile inandırıcılığını biraz sarsıyor. bu konuda görünmeyen varlıklar konusunda soyut ve muğlak olan şeyler var iken ve bunu doğrudan kur'an-ı kerim'i referans alarak yapmasına rağmen inandırıcılık sıkıntısı yaşıyor. kur'an-ı kerim tüm inananlar için mutlak ve değişmez referanstır, zira benim için de öyle, ancak bunun ötesinde bunu referans olarak kabul etmeyecek bir çok insan da mevcut. ayrıca kompozisyonun sonunu genelde "kültürünüze sahip çıkın" diyerek bitiriyor. ancak bunun da akıllarda yarattığı soru işaretleri mevcut. bu soruların başında da yine referans, tek ve mutlak alternatif olarak islamiyeti gösteriyor. bu da inandırıcılığını ve hitap ettiği insan sayısını etkileyeceğini düşünüyorum. bu da sour işaretlerinden birisi. kafada "adam resmen ateistlere giydiriyor" gibi davranıyor diye düşünebilirsiniz. (ancak anlattığı onca komplo teorisine bakıp olayı biraz içselleştirdiğinizde, bu yazıların da amacı ne? diye sorabiliyorsunuz. hoş aleni bir islamiyete davet olgusu yok, ancak tıpkı o prison break dizisinde, sapla samanın birbirine karıştığı ortamlara benzeyen ve bilgi kirliliğinin hada safhaya ulaştığı bu mecrada üstelik tanımadığınız birinin size cesaretle bir şeyleri anlatmaya çalışıyor olması ve yaşadığımız dönemdeki onca komplo teorisinin zihinsel bulanıklık yaratması "amaç ne?" sorusunu istemeden sorduruyor. ancak cevabı yine de veriyor: "kültürünüzü koruyun")
elbette sikkofield arkadaşın, hitap ettiği kesimi artırma gibi bir gayreti tabiki mevcut. yine bunu yazılarından anlayabilirsiniz. "olum anlayın artık, anlatın, ben bir kişiye ulaşmışsam bu benim için kardır, açın gözlerinizi, anlatın bunu çevrenize, girdiğiniz her yere" diyerek zaten bunu kendi ifşa etmiş. ancak yukarıda saydığım bu tür sıkıntıların inandırıcılık bakımından sorun yaratması hitap ettiği kesimi azaltabileceğini ifade ediyorum. ve tabiki benim yukarıda ifade ettiğim eleştirilerimi ise adı üzeride "siklememek" durumu da var.
yukarıdaki eleştirilerimi eğer dikkate alacaksa bunun bir "ego yanılsaması" ile değil, naçizane okur tavsiyesi olarak değerlendireceğine eminim. bunun yanında kendisi ile tanışmayı ve mülakat etmeyi şiddetle arzu ediyorum.
inciden daha tanırım. etrafından aldığı onaylanmanın öz güveniyle kendini kaybetti. klasik ortadoğu sorunudur bu. onaylanan, söylediği söz bilgi olan insanlar yaratırlar sonra onları göklere çıkarırlar.
hele bir de yüksek tondan esip gürlüyorlarsa vay hallerine. ihya olurlar. bu gazı arkasında görenler bunu güç zannederler.
al enes baturu vur buna. gözümde farkı yok.
hele bir de yüksek tondan esip gürlüyorlarsa vay hallerine. ihya olurlar. bu gazı arkasında görenler bunu güç zannederler.
al enes baturu vur buna. gözümde farkı yok.
"piyon" isimli kitap çıkarmış olan yazar. 2-9 kasım'da tüyap kitap fuarında, tüyap'tan sonra da kitapçılarda bulabilirmişiz. Ayrıca kendisini görmek isteyenler tüyap'ta bulabilirmiş. Pilavlı sohbet yaparız demiş. Mışmişmuş. Evet.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar