bugün
- kamal4
- ne kadar yaşlısın9
- 11 ekim 2026 beşiktaş kocaelispor maçı2
- pazar günü aktiviteleri3
- istanbul da mide küçültme sonrası şüpheli ölüm2
- dinciler2
- meclis te fon krizi araştırma komisyonu tartışması4
- filistin37
- bedelini ödeyen yazarlar17
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- mossat yaptı abi heralde yani2
- anın görüntüsü27
- fransız arabaları2
- sözlükte kız taklidi yapmak16
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi7
- kuru milliyetçilikle kafa silken insan7
- pazar sabahı2
- antipanik'e bir şey söyle22
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- silvermist'e iki şey söyle20
- ten uyumu vs kafa uyumu4
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- fon kurdum para yatırır mısınız9
- arkadaşlar ne yesek8
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- seksten önce dua etmek10
- özelden şeftalisini atan yazar14
- tarhana çorbası12
- alttaki yazara bir şey söyle24
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- israil'i allah cezalandıracak9
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- sözlük kızlarının kombinleri15
- parcalandim toparlanamiyorum323
- nöbetteyim sözlük4
- sözlük kızlarının tantunici7
- pazar günü evde oturan ezik ve yalnız insan2
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- israil3
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- ucan tekme atan hipopotam47
- sapık şarkı sözleri9
- güzelsen koy resmini görelim6
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- porno entelektüelliği8
- redbull5
- adana lezzet festivali5
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel9
ankara kzılaydaki büyük caddelerden birinin adı.otobüs duraklarının olduğu cadde.
hükümdarın yetkilerinin anayasa ve halkoyuyla seçilen meclis tarafından kısıtlandığı yönetim biçimi..
Ayrıntılar için (bkz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Anayasal_monar%C5%9Fi)
Ayrıntılar için (bkz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Anayasal_monar%C5%9Fi)
bazen meşruiyet ile karıştırılır.
meşrutiyet yonetim biçimi başta bir hükümdar ve onun yanında da bir meclis olmak üzere uygulanır.
Kral + Halk.
anayasal monarşidir. dünyada cumhuriyete ve dolayısıyla ulus devlete giden yoldaki en büyük adım. 20. yüzyılın başında rusya, iran ve türkiyede ard arda meşrutiyet devrimleri gerçekleşmiştir.
arapça meşrut, meşruta-şart koşulmuş, şartlı kökünden gelen bir yönetim biçiminin adıdır. bir hükümdarın başkanlığı altında bulunan parlamento idaresidir.
(bkz: parlamenter monarşi)
yurutme yetkisinin hukumdarda, yasama yetkisinin secimle isbasina gelen parlamentoda oldugu sistem.
Meşrutiyet devrinde Istanbulun beyleri yaz ve kış boyunca her gün yakalarına bir çiçek takarlardı.
Mutlakiyet devrinde istanbulun beyleri yaz ve kış boyunca her gün yakalarına bir true takarlardı.
birinci ve ikinci meşrutiyet dönemleri ülkemiz açısından büyük tarihi öneme sahiptir. birinci meşrutiyette ilk kez halkın oyuyla seçilen bir meclis kuruldu ve padişahın yetkileri sınırlandırıldı. ikinci meşrutiyette ilk kez siyasi partiler kuruldu. demokrasi seviyesi elbette günümüzle kıyaslanamaz ama o dönem için yarattığı farkı şöyle açıklayalım. meşrutiyetten sonra gelen cumhuriyet döneminin ilk 27 yılında birkaç deneme haricinde muhalefet partilerinin kurulmasına izin verilmedi, seçimler ise tek partinin katılımıyla yapıldı.
MEŞRUTiYET NEDEN MEMLEKETiN BAHTINI DEĞiŞTiRMEDi?
23 Temmuz 1908 günü Osmanlı coğrafyası, tarihte eşine az rastlanır bir hürriyet sarhoşluğuyla uyandı. "Hürriyet, Adalet, Müsavat (Eşitlik), Uhuvvet (Kardeşlik)" sloganları Dersaadet’ten Selanik’e, Beyrut’tan Üsküp’e kadar sokakları inletiyordu. II. Abdülhamid’in 30 yılı aşkın mutlakiyetçi yönetimi ve istihbarat ağı son bulmuş, Meşrutiyet yeniden ilan edilmişti. Türkler, Rumlar, Ermeniler, Bulgarlar ve Araplar sokaklarda kucaklaşıyor; anayasanın (Kanun-ı Esasi) gelişiyle imparatorluğun tüm dertlerinin bir sihirli değnek değmişçesine çözüleceğine inanılıyordu.
Fakat çok değil, birkaç yıl içinde bu büyük sevinç çığlıkları yerini Balkan Bozgunu’nun acı feryatlarına, Trablusgarp’ın kaybına, bitmek bilmeyen siyasi suikastlara ve en nihayetinde Cihan Harbi’nin felaketine bıraktı.
Peki, hürriyetin ilanı neden memleketin bahtını değiştirmedi? Nerede hata yapıldı?
1. Kurumsal Altyapısı Olmayan Bir Devrim
1908 Devrimi, fikri ve felsefi olarak Fransız ihtilali’nin söylemlerini benimsemişti ancak arkasında Batı’daki gibi yüzyıllar içinde oluşmuş bir burjuvazi veya oturmuş kurumlar yoktu. ittihat ve Terakki Cemiyeti, iktidarı devirecek askeri ve komitacı örgütlenmeye sahipti fakat koskoca bir imparatorluğu yönetecek devlet tecrübesinden, iktisadi programdan ve kadrodan yoksundu. Sarayı etkisizleştirirken, devlet mekanizmasını ayakta tutacak nitelikli bürokrasi de feda edildi.
2. "Osmanlıcılık" illüzyonu ve Milliyetçilikler Çağı
Meşrutiyet’in ilanındaki ana amaç, gayrimüslim tebaayı anayasal haklarla devlete bağlamak ve imparatorluğun dağılmasını önlemekti (Osmanlıcılık fikri). Oysa hürriyet ortamı, imparatorluktaki her etnik unsurun kendi milli emellerini yüksek sesle dile getirmesine zemin hazırladı. Bulgarlar bağımsızlığını ilan etti, Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek’i ilhak etti, Yunanistan Girit’i yuttu. Hürriyet, birleştirici bir harç olmak yerine çözülmeyi hızlandıran bir katalizör oldu.
3. Askerin siyasete Müdahalesi ve "Sopa Seçimleri"
ittihatçılar, askeri kanatlarıyla muhalefeti tasfiye etmeye başladıkça hürriyet ortamı kısa sürede otokrasiye dönüştü. 1912 yılındaki "Sopalı Seçimler", gazeteci suikastları (Hasan Fehmi, Ahmet Samim), Bab-ı Ali Baskını ve neticesinde kurulan Üç Paşalar (Enver, Talat, Cemal) diktatörlüğü, Meşrutiyet’in vadettiği çoğulcu demokrasiyi rafa kaldırdı. Bir istibdatın yerini, başka bir iktidar tekeli aldı.
4. Dış Konjonktür ve Avrupalı Güçlerin iştahı
imparatorluk içindeki reform çabaları, Avrupalı büyük devletlerin (Düvel-i Muazzama) işine gelmiyordu. Güçlü, anayasal ve kalkınan bir Osmanlı, "Doğu Sorunu"nu Avrupalıların aleyhine çözerdi. Bu yüzden Trablusgarp’ta italyan işgali ve ardından Rusya teşvikiyle kurulan Balkan ittifakı, Meşrutiyet’e nefes alacak zaman bırakmadı.
Sonuç
II. Meşrutiyet, Türk siyasi hayatı için devasa bir laboratuvar ve acı bir tecrübedir. Anayasa metinlerinin ve idealist sloganların, toplumsal zemin, iktisadi bağımsızlık ve nitelikli devlet aklı ile desteklenmediği sürece "memleketin bahtını" değiştiremeyeceğini acı bir şekilde göstermiştir. 1908’in iyi niyetli ama tecrübesiz kadrolarının yaptığı hatalar, daha sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurarken "önce kurum, önce milli şuur, önce iktisat" prensibiyle hareket etmesine en büyük ders olmuştur.
23 Temmuz 1908 günü Osmanlı coğrafyası, tarihte eşine az rastlanır bir hürriyet sarhoşluğuyla uyandı. "Hürriyet, Adalet, Müsavat (Eşitlik), Uhuvvet (Kardeşlik)" sloganları Dersaadet’ten Selanik’e, Beyrut’tan Üsküp’e kadar sokakları inletiyordu. II. Abdülhamid’in 30 yılı aşkın mutlakiyetçi yönetimi ve istihbarat ağı son bulmuş, Meşrutiyet yeniden ilan edilmişti. Türkler, Rumlar, Ermeniler, Bulgarlar ve Araplar sokaklarda kucaklaşıyor; anayasanın (Kanun-ı Esasi) gelişiyle imparatorluğun tüm dertlerinin bir sihirli değnek değmişçesine çözüleceğine inanılıyordu.
Fakat çok değil, birkaç yıl içinde bu büyük sevinç çığlıkları yerini Balkan Bozgunu’nun acı feryatlarına, Trablusgarp’ın kaybına, bitmek bilmeyen siyasi suikastlara ve en nihayetinde Cihan Harbi’nin felaketine bıraktı.
Peki, hürriyetin ilanı neden memleketin bahtını değiştirmedi? Nerede hata yapıldı?
1. Kurumsal Altyapısı Olmayan Bir Devrim
1908 Devrimi, fikri ve felsefi olarak Fransız ihtilali’nin söylemlerini benimsemişti ancak arkasında Batı’daki gibi yüzyıllar içinde oluşmuş bir burjuvazi veya oturmuş kurumlar yoktu. ittihat ve Terakki Cemiyeti, iktidarı devirecek askeri ve komitacı örgütlenmeye sahipti fakat koskoca bir imparatorluğu yönetecek devlet tecrübesinden, iktisadi programdan ve kadrodan yoksundu. Sarayı etkisizleştirirken, devlet mekanizmasını ayakta tutacak nitelikli bürokrasi de feda edildi.
2. "Osmanlıcılık" illüzyonu ve Milliyetçilikler Çağı
Meşrutiyet’in ilanındaki ana amaç, gayrimüslim tebaayı anayasal haklarla devlete bağlamak ve imparatorluğun dağılmasını önlemekti (Osmanlıcılık fikri). Oysa hürriyet ortamı, imparatorluktaki her etnik unsurun kendi milli emellerini yüksek sesle dile getirmesine zemin hazırladı. Bulgarlar bağımsızlığını ilan etti, Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek’i ilhak etti, Yunanistan Girit’i yuttu. Hürriyet, birleştirici bir harç olmak yerine çözülmeyi hızlandıran bir katalizör oldu.
3. Askerin siyasete Müdahalesi ve "Sopa Seçimleri"
ittihatçılar, askeri kanatlarıyla muhalefeti tasfiye etmeye başladıkça hürriyet ortamı kısa sürede otokrasiye dönüştü. 1912 yılındaki "Sopalı Seçimler", gazeteci suikastları (Hasan Fehmi, Ahmet Samim), Bab-ı Ali Baskını ve neticesinde kurulan Üç Paşalar (Enver, Talat, Cemal) diktatörlüğü, Meşrutiyet’in vadettiği çoğulcu demokrasiyi rafa kaldırdı. Bir istibdatın yerini, başka bir iktidar tekeli aldı.
4. Dış Konjonktür ve Avrupalı Güçlerin iştahı
imparatorluk içindeki reform çabaları, Avrupalı büyük devletlerin (Düvel-i Muazzama) işine gelmiyordu. Güçlü, anayasal ve kalkınan bir Osmanlı, "Doğu Sorunu"nu Avrupalıların aleyhine çözerdi. Bu yüzden Trablusgarp’ta italyan işgali ve ardından Rusya teşvikiyle kurulan Balkan ittifakı, Meşrutiyet’e nefes alacak zaman bırakmadı.
Sonuç
II. Meşrutiyet, Türk siyasi hayatı için devasa bir laboratuvar ve acı bir tecrübedir. Anayasa metinlerinin ve idealist sloganların, toplumsal zemin, iktisadi bağımsızlık ve nitelikli devlet aklı ile desteklenmediği sürece "memleketin bahtını" değiştiremeyeceğini acı bir şekilde göstermiştir. 1908’in iyi niyetli ama tecrübesiz kadrolarının yaptığı hatalar, daha sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurarken "önce kurum, önce milli şuur, önce iktisat" prensibiyle hareket etmesine en büyük ders olmuştur.
Gündemdeki Haberler