bugün
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- arda güler6
- gece vardiyası3
- kale3112'deki kale hangi kale10
- bursa6
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- arkadaşlar lütfen4
- sözlükte flört etmemek9
- en iyi pizza içeriği10
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- buz gibi bira6
- paradox interactive3
- köy9
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi4
- 25 eylül 2026 fidan'ın libya toplantısı2
- gece tostu4
- acı gerçekler14
- en enayi huyunuz4
- en lezzetli balık24
- aşk bir hastalıkmış sanki2
- agaçlarla dertleşmek3
- dünyanın en kötü hissi3
- karşı cinsteki en itici özellik16
- mehmet şimşek2
- yıllar ona hiç acımamış3
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı5
- başlığı başa bırakıp kaçan yazarı enselemek3
- otobüste giderken yanındakinin geviş getirmesi3
- sözlüğün embesillerle dolu olması6
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- zendaya4
- köy vs şehir hayatı2
- queen ravenna'nın evine kız kaçıran atmak2
- sözlüğün maymuna dönmesi2
- sigarayı bırakınca ağzımın tadı geldi3
- ezoterizm4
- anın görüntüsü23
- 24 eylül 2026 hollanda almanya maçı3
- gammazlar göreve8
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- sözlükte aile kurmak8
- ağlamak7
- yaşar kemal kitaplarının sarmaması2
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- queen ravenna'nın tacını klozete atmak2
- hünkar beğendi vs alinazik9
ankara kzılaydaki büyük caddelerden birinin adı.otobüs duraklarının olduğu cadde.
hükümdarın yetkilerinin anayasa ve halkoyuyla seçilen meclis tarafından kısıtlandığı yönetim biçimi..
Ayrıntılar için (bkz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Anayasal_monar%C5%9Fi)
Ayrıntılar için (bkz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Anayasal_monar%C5%9Fi)
bazen meşruiyet ile karıştırılır.
meşrutiyet yonetim biçimi başta bir hükümdar ve onun yanında da bir meclis olmak üzere uygulanır.
Kral + Halk.
anayasal monarşidir. dünyada cumhuriyete ve dolayısıyla ulus devlete giden yoldaki en büyük adım. 20. yüzyılın başında rusya, iran ve türkiyede ard arda meşrutiyet devrimleri gerçekleşmiştir.
arapça meşrut, meşruta-şart koşulmuş, şartlı kökünden gelen bir yönetim biçiminin adıdır. bir hükümdarın başkanlığı altında bulunan parlamento idaresidir.
(bkz: parlamenter monarşi)
yurutme yetkisinin hukumdarda, yasama yetkisinin secimle isbasina gelen parlamentoda oldugu sistem.
Meşrutiyet devrinde Istanbulun beyleri yaz ve kış boyunca her gün yakalarına bir çiçek takarlardı.
Mutlakiyet devrinde istanbulun beyleri yaz ve kış boyunca her gün yakalarına bir true takarlardı.
birinci ve ikinci meşrutiyet dönemleri ülkemiz açısından büyük tarihi öneme sahiptir. birinci meşrutiyette ilk kez halkın oyuyla seçilen bir meclis kuruldu ve padişahın yetkileri sınırlandırıldı. ikinci meşrutiyette ilk kez siyasi partiler kuruldu. demokrasi seviyesi elbette günümüzle kıyaslanamaz ama o dönem için yarattığı farkı şöyle açıklayalım. meşrutiyetten sonra gelen cumhuriyet döneminin ilk 27 yılında birkaç deneme haricinde muhalefet partilerinin kurulmasına izin verilmedi, seçimler ise tek partinin katılımıyla yapıldı.
MEŞRUTiYET NEDEN MEMLEKETiN BAHTINI DEĞiŞTiRMEDi?
23 Temmuz 1908 günü Osmanlı coğrafyası, tarihte eşine az rastlanır bir hürriyet sarhoşluğuyla uyandı. "Hürriyet, Adalet, Müsavat (Eşitlik), Uhuvvet (Kardeşlik)" sloganları Dersaadet’ten Selanik’e, Beyrut’tan Üsküp’e kadar sokakları inletiyordu. II. Abdülhamid’in 30 yılı aşkın mutlakiyetçi yönetimi ve istihbarat ağı son bulmuş, Meşrutiyet yeniden ilan edilmişti. Türkler, Rumlar, Ermeniler, Bulgarlar ve Araplar sokaklarda kucaklaşıyor; anayasanın (Kanun-ı Esasi) gelişiyle imparatorluğun tüm dertlerinin bir sihirli değnek değmişçesine çözüleceğine inanılıyordu.
Fakat çok değil, birkaç yıl içinde bu büyük sevinç çığlıkları yerini Balkan Bozgunu’nun acı feryatlarına, Trablusgarp’ın kaybına, bitmek bilmeyen siyasi suikastlara ve en nihayetinde Cihan Harbi’nin felaketine bıraktı.
Peki, hürriyetin ilanı neden memleketin bahtını değiştirmedi? Nerede hata yapıldı?
1. Kurumsal Altyapısı Olmayan Bir Devrim
1908 Devrimi, fikri ve felsefi olarak Fransız ihtilali’nin söylemlerini benimsemişti ancak arkasında Batı’daki gibi yüzyıllar içinde oluşmuş bir burjuvazi veya oturmuş kurumlar yoktu. ittihat ve Terakki Cemiyeti, iktidarı devirecek askeri ve komitacı örgütlenmeye sahipti fakat koskoca bir imparatorluğu yönetecek devlet tecrübesinden, iktisadi programdan ve kadrodan yoksundu. Sarayı etkisizleştirirken, devlet mekanizmasını ayakta tutacak nitelikli bürokrasi de feda edildi.
2. "Osmanlıcılık" illüzyonu ve Milliyetçilikler Çağı
Meşrutiyet’in ilanındaki ana amaç, gayrimüslim tebaayı anayasal haklarla devlete bağlamak ve imparatorluğun dağılmasını önlemekti (Osmanlıcılık fikri). Oysa hürriyet ortamı, imparatorluktaki her etnik unsurun kendi milli emellerini yüksek sesle dile getirmesine zemin hazırladı. Bulgarlar bağımsızlığını ilan etti, Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek’i ilhak etti, Yunanistan Girit’i yuttu. Hürriyet, birleştirici bir harç olmak yerine çözülmeyi hızlandıran bir katalizör oldu.
3. Askerin siyasete Müdahalesi ve "Sopa Seçimleri"
ittihatçılar, askeri kanatlarıyla muhalefeti tasfiye etmeye başladıkça hürriyet ortamı kısa sürede otokrasiye dönüştü. 1912 yılındaki "Sopalı Seçimler", gazeteci suikastları (Hasan Fehmi, Ahmet Samim), Bab-ı Ali Baskını ve neticesinde kurulan Üç Paşalar (Enver, Talat, Cemal) diktatörlüğü, Meşrutiyet’in vadettiği çoğulcu demokrasiyi rafa kaldırdı. Bir istibdatın yerini, başka bir iktidar tekeli aldı.
4. Dış Konjonktür ve Avrupalı Güçlerin iştahı
imparatorluk içindeki reform çabaları, Avrupalı büyük devletlerin (Düvel-i Muazzama) işine gelmiyordu. Güçlü, anayasal ve kalkınan bir Osmanlı, "Doğu Sorunu"nu Avrupalıların aleyhine çözerdi. Bu yüzden Trablusgarp’ta italyan işgali ve ardından Rusya teşvikiyle kurulan Balkan ittifakı, Meşrutiyet’e nefes alacak zaman bırakmadı.
Sonuç
II. Meşrutiyet, Türk siyasi hayatı için devasa bir laboratuvar ve acı bir tecrübedir. Anayasa metinlerinin ve idealist sloganların, toplumsal zemin, iktisadi bağımsızlık ve nitelikli devlet aklı ile desteklenmediği sürece "memleketin bahtını" değiştiremeyeceğini acı bir şekilde göstermiştir. 1908’in iyi niyetli ama tecrübesiz kadrolarının yaptığı hatalar, daha sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurarken "önce kurum, önce milli şuur, önce iktisat" prensibiyle hareket etmesine en büyük ders olmuştur.
23 Temmuz 1908 günü Osmanlı coğrafyası, tarihte eşine az rastlanır bir hürriyet sarhoşluğuyla uyandı. "Hürriyet, Adalet, Müsavat (Eşitlik), Uhuvvet (Kardeşlik)" sloganları Dersaadet’ten Selanik’e, Beyrut’tan Üsküp’e kadar sokakları inletiyordu. II. Abdülhamid’in 30 yılı aşkın mutlakiyetçi yönetimi ve istihbarat ağı son bulmuş, Meşrutiyet yeniden ilan edilmişti. Türkler, Rumlar, Ermeniler, Bulgarlar ve Araplar sokaklarda kucaklaşıyor; anayasanın (Kanun-ı Esasi) gelişiyle imparatorluğun tüm dertlerinin bir sihirli değnek değmişçesine çözüleceğine inanılıyordu.
Fakat çok değil, birkaç yıl içinde bu büyük sevinç çığlıkları yerini Balkan Bozgunu’nun acı feryatlarına, Trablusgarp’ın kaybına, bitmek bilmeyen siyasi suikastlara ve en nihayetinde Cihan Harbi’nin felaketine bıraktı.
Peki, hürriyetin ilanı neden memleketin bahtını değiştirmedi? Nerede hata yapıldı?
1. Kurumsal Altyapısı Olmayan Bir Devrim
1908 Devrimi, fikri ve felsefi olarak Fransız ihtilali’nin söylemlerini benimsemişti ancak arkasında Batı’daki gibi yüzyıllar içinde oluşmuş bir burjuvazi veya oturmuş kurumlar yoktu. ittihat ve Terakki Cemiyeti, iktidarı devirecek askeri ve komitacı örgütlenmeye sahipti fakat koskoca bir imparatorluğu yönetecek devlet tecrübesinden, iktisadi programdan ve kadrodan yoksundu. Sarayı etkisizleştirirken, devlet mekanizmasını ayakta tutacak nitelikli bürokrasi de feda edildi.
2. "Osmanlıcılık" illüzyonu ve Milliyetçilikler Çağı
Meşrutiyet’in ilanındaki ana amaç, gayrimüslim tebaayı anayasal haklarla devlete bağlamak ve imparatorluğun dağılmasını önlemekti (Osmanlıcılık fikri). Oysa hürriyet ortamı, imparatorluktaki her etnik unsurun kendi milli emellerini yüksek sesle dile getirmesine zemin hazırladı. Bulgarlar bağımsızlığını ilan etti, Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek’i ilhak etti, Yunanistan Girit’i yuttu. Hürriyet, birleştirici bir harç olmak yerine çözülmeyi hızlandıran bir katalizör oldu.
3. Askerin siyasete Müdahalesi ve "Sopa Seçimleri"
ittihatçılar, askeri kanatlarıyla muhalefeti tasfiye etmeye başladıkça hürriyet ortamı kısa sürede otokrasiye dönüştü. 1912 yılındaki "Sopalı Seçimler", gazeteci suikastları (Hasan Fehmi, Ahmet Samim), Bab-ı Ali Baskını ve neticesinde kurulan Üç Paşalar (Enver, Talat, Cemal) diktatörlüğü, Meşrutiyet’in vadettiği çoğulcu demokrasiyi rafa kaldırdı. Bir istibdatın yerini, başka bir iktidar tekeli aldı.
4. Dış Konjonktür ve Avrupalı Güçlerin iştahı
imparatorluk içindeki reform çabaları, Avrupalı büyük devletlerin (Düvel-i Muazzama) işine gelmiyordu. Güçlü, anayasal ve kalkınan bir Osmanlı, "Doğu Sorunu"nu Avrupalıların aleyhine çözerdi. Bu yüzden Trablusgarp’ta italyan işgali ve ardından Rusya teşvikiyle kurulan Balkan ittifakı, Meşrutiyet’e nefes alacak zaman bırakmadı.
Sonuç
II. Meşrutiyet, Türk siyasi hayatı için devasa bir laboratuvar ve acı bir tecrübedir. Anayasa metinlerinin ve idealist sloganların, toplumsal zemin, iktisadi bağımsızlık ve nitelikli devlet aklı ile desteklenmediği sürece "memleketin bahtını" değiştiremeyeceğini acı bir şekilde göstermiştir. 1908’in iyi niyetli ama tecrübesiz kadrolarının yaptığı hatalar, daha sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurarken "önce kurum, önce milli şuur, önce iktisat" prensibiyle hareket etmesine en büyük ders olmuştur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar