bugün
- kahvaltıda sevgilinizden nasıl çay istersiniz6
- g i l d e d l i l y27
- mazotun litresi 101 lira32
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek18
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- benim dedem çok fakirmiş diyen olmaması5
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz7
- domates çorbanıza size sormadan kaşar atılması5
- yaşlılığı kabullenemeyen insan5
- 38 yaşında olup 20 liklere çıtır gözüyle bakmak14
- sözlük yazarlarının bitki çayları3
- mühendis erkek hemşire kadın evliliği4
- claudian clouds13
- erkek parfümü kullanan kadın6
- kendinden büyük kadınla evlenmek7
- orman yangınlarını akp çıkarıyor zannetmek3
- ioçk'nin damak zevki3
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz44
- eve gelen misafirin git sinyallerini okuyamaması7
- gammazlar çetesi3
- terminator gerçek mi oluyor7
- sıkıldım11
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları35
- yürüyen merdivende sol tarafta duran kişi5
- küs olduğun birine yanlışlıkla selam vermek6
- seni tanıyorum2
- chpli biriyle siyaset tartışmak8
- evde tek başına dans etmek4
- sözlükteki dedikodu gruplarına dahil olmak5
- dereotlu poğaça yapan kız2
- öcalan a villa tahsis edecek halimiz yok4
- anın fotoğrafı20
- mehmet pişkin4
- neden dayak yediğini bilmeyen çocuk2
- boş otobüste yanına oturan insan3
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması30
- lümpen sosyalizm ve slogan milliyetçiliği2
- market arabasını düzgün süremeyen erkek5
- misafir varken evin babasının donla gezmesi3
- yazarların 2000li yıllarda counter strike nickleri3
- turşu2
- 3 boyutlu yazıcı2
- matematiğin çok zevkli bir ders olması3
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı19
- siparişle gelen ketçap paketlerini saklamak5
- kurtlar vadisi pusu'ya fetö soruşturması5
- iltica8
- mazot fiyatlarının suçlusu21
- bitmeyen kriz5
MEŞRUTiYET NEDEN MEMLEKETiN BAHTINI DEĞiŞTiRMEDi?
23 Temmuz 1908 günü Osmanlı coğrafyası, tarihte eşine az rastlanır bir hürriyet sarhoşluğuyla uyandı. "Hürriyet, Adalet, Müsavat (Eşitlik), Uhuvvet (Kardeşlik)" sloganları Dersaadet’ten Selanik’e, Beyrut’tan Üsküp’e kadar sokakları inletiyordu. II. Abdülhamid’in 30 yılı aşkın mutlakiyetçi yönetimi ve istihbarat ağı son bulmuş, Meşrutiyet yeniden ilan edilmişti. Türkler, Rumlar, Ermeniler, Bulgarlar ve Araplar sokaklarda kucaklaşıyor; anayasanın (Kanun-ı Esasi) gelişiyle imparatorluğun tüm dertlerinin bir sihirli değnek değmişçesine çözüleceğine inanılıyordu.
Fakat çok değil, birkaç yıl içinde bu büyük sevinç çığlıkları yerini Balkan Bozgunu’nun acı feryatlarına, Trablusgarp’ın kaybına, bitmek bilmeyen siyasi suikastlara ve en nihayetinde Cihan Harbi’nin felaketine bıraktı.
Peki, hürriyetin ilanı neden memleketin bahtını değiştirmedi? Nerede hata yapıldı?
1. Kurumsal Altyapısı Olmayan Bir Devrim
1908 Devrimi, fikri ve felsefi olarak Fransız ihtilali’nin söylemlerini benimsemişti ancak arkasında Batı’daki gibi yüzyıllar içinde oluşmuş bir burjuvazi veya oturmuş kurumlar yoktu. ittihat ve Terakki Cemiyeti, iktidarı devirecek askeri ve komitacı örgütlenmeye sahipti fakat koskoca bir imparatorluğu yönetecek devlet tecrübesinden, iktisadi programdan ve kadrodan yoksundu. Sarayı etkisizleştirirken, devlet mekanizmasını ayakta tutacak nitelikli bürokrasi de feda edildi.
2. "Osmanlıcılık" illüzyonu ve Milliyetçilikler Çağı
Meşrutiyet’in ilanındaki ana amaç, gayrimüslim tebaayı anayasal haklarla devlete bağlamak ve imparatorluğun dağılmasını önlemekti (Osmanlıcılık fikri). Oysa hürriyet ortamı, imparatorluktaki her etnik unsurun kendi milli emellerini yüksek sesle dile getirmesine zemin hazırladı. Bulgarlar bağımsızlığını ilan etti, Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek’i ilhak etti, Yunanistan Girit’i yuttu. Hürriyet, birleştirici bir harç olmak yerine çözülmeyi hızlandıran bir katalizör oldu.
3. Askerin siyasete Müdahalesi ve "Sopa Seçimleri"
ittihatçılar, askeri kanatlarıyla muhalefeti tasfiye etmeye başladıkça hürriyet ortamı kısa sürede otokrasiye dönüştü. 1912 yılındaki "Sopalı Seçimler", gazeteci suikastları (Hasan Fehmi, Ahmet Samim), Bab-ı Ali Baskını ve neticesinde kurulan Üç Paşalar (Enver, Talat, Cemal) diktatörlüğü, Meşrutiyet’in vadettiği çoğulcu demokrasiyi rafa kaldırdı. Bir istibdatın yerini, başka bir iktidar tekeli aldı.
4. Dış Konjonktür ve Avrupalı Güçlerin iştahı
imparatorluk içindeki reform çabaları, Avrupalı büyük devletlerin (Düvel-i Muazzama) işine gelmiyordu. Güçlü, anayasal ve kalkınan bir Osmanlı, "Doğu Sorunu"nu Avrupalıların aleyhine çözerdi. Bu yüzden Trablusgarp’ta italyan işgali ve ardından Rusya teşvikiyle kurulan Balkan ittifakı, Meşrutiyet’e nefes alacak zaman bırakmadı.
Sonuç
II. Meşrutiyet, Türk siyasi hayatı için devasa bir laboratuvar ve acı bir tecrübedir. Anayasa metinlerinin ve idealist sloganların, toplumsal zemin, iktisadi bağımsızlık ve nitelikli devlet aklı ile desteklenmediği sürece "memleketin bahtını" değiştiremeyeceğini acı bir şekilde göstermiştir. 1908’in iyi niyetli ama tecrübesiz kadrolarının yaptığı hatalar, daha sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurarken "önce kurum, önce milli şuur, önce iktisat" prensibiyle hareket etmesine en büyük ders olmuştur.
23 Temmuz 1908 günü Osmanlı coğrafyası, tarihte eşine az rastlanır bir hürriyet sarhoşluğuyla uyandı. "Hürriyet, Adalet, Müsavat (Eşitlik), Uhuvvet (Kardeşlik)" sloganları Dersaadet’ten Selanik’e, Beyrut’tan Üsküp’e kadar sokakları inletiyordu. II. Abdülhamid’in 30 yılı aşkın mutlakiyetçi yönetimi ve istihbarat ağı son bulmuş, Meşrutiyet yeniden ilan edilmişti. Türkler, Rumlar, Ermeniler, Bulgarlar ve Araplar sokaklarda kucaklaşıyor; anayasanın (Kanun-ı Esasi) gelişiyle imparatorluğun tüm dertlerinin bir sihirli değnek değmişçesine çözüleceğine inanılıyordu.
Fakat çok değil, birkaç yıl içinde bu büyük sevinç çığlıkları yerini Balkan Bozgunu’nun acı feryatlarına, Trablusgarp’ın kaybına, bitmek bilmeyen siyasi suikastlara ve en nihayetinde Cihan Harbi’nin felaketine bıraktı.
Peki, hürriyetin ilanı neden memleketin bahtını değiştirmedi? Nerede hata yapıldı?
1. Kurumsal Altyapısı Olmayan Bir Devrim
1908 Devrimi, fikri ve felsefi olarak Fransız ihtilali’nin söylemlerini benimsemişti ancak arkasında Batı’daki gibi yüzyıllar içinde oluşmuş bir burjuvazi veya oturmuş kurumlar yoktu. ittihat ve Terakki Cemiyeti, iktidarı devirecek askeri ve komitacı örgütlenmeye sahipti fakat koskoca bir imparatorluğu yönetecek devlet tecrübesinden, iktisadi programdan ve kadrodan yoksundu. Sarayı etkisizleştirirken, devlet mekanizmasını ayakta tutacak nitelikli bürokrasi de feda edildi.
2. "Osmanlıcılık" illüzyonu ve Milliyetçilikler Çağı
Meşrutiyet’in ilanındaki ana amaç, gayrimüslim tebaayı anayasal haklarla devlete bağlamak ve imparatorluğun dağılmasını önlemekti (Osmanlıcılık fikri). Oysa hürriyet ortamı, imparatorluktaki her etnik unsurun kendi milli emellerini yüksek sesle dile getirmesine zemin hazırladı. Bulgarlar bağımsızlığını ilan etti, Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek’i ilhak etti, Yunanistan Girit’i yuttu. Hürriyet, birleştirici bir harç olmak yerine çözülmeyi hızlandıran bir katalizör oldu.
3. Askerin siyasete Müdahalesi ve "Sopa Seçimleri"
ittihatçılar, askeri kanatlarıyla muhalefeti tasfiye etmeye başladıkça hürriyet ortamı kısa sürede otokrasiye dönüştü. 1912 yılındaki "Sopalı Seçimler", gazeteci suikastları (Hasan Fehmi, Ahmet Samim), Bab-ı Ali Baskını ve neticesinde kurulan Üç Paşalar (Enver, Talat, Cemal) diktatörlüğü, Meşrutiyet’in vadettiği çoğulcu demokrasiyi rafa kaldırdı. Bir istibdatın yerini, başka bir iktidar tekeli aldı.
4. Dış Konjonktür ve Avrupalı Güçlerin iştahı
imparatorluk içindeki reform çabaları, Avrupalı büyük devletlerin (Düvel-i Muazzama) işine gelmiyordu. Güçlü, anayasal ve kalkınan bir Osmanlı, "Doğu Sorunu"nu Avrupalıların aleyhine çözerdi. Bu yüzden Trablusgarp’ta italyan işgali ve ardından Rusya teşvikiyle kurulan Balkan ittifakı, Meşrutiyet’e nefes alacak zaman bırakmadı.
Sonuç
II. Meşrutiyet, Türk siyasi hayatı için devasa bir laboratuvar ve acı bir tecrübedir. Anayasa metinlerinin ve idealist sloganların, toplumsal zemin, iktisadi bağımsızlık ve nitelikli devlet aklı ile desteklenmediği sürece "memleketin bahtını" değiştiremeyeceğini acı bir şekilde göstermiştir. 1908’in iyi niyetli ama tecrübesiz kadrolarının yaptığı hatalar, daha sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurarken "önce kurum, önce milli şuur, önce iktisat" prensibiyle hareket etmesine en büyük ders olmuştur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar