bugün
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması7
- casperlar daltonlar redkitler şirinler4
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- monica bellucci'ye aşık olmak3
- nasıl bir kadın2
- çerçeve yasa30
- sokakta öpüşmek7
- türbede dua etmenin şirk olması13
- engelleyen insan kibri6
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- özgür özel14
- ben bir ceviz agacıyım6
- mısır'ın mekke anlaşması'na katılmaması2
- yurt dışı çıkış harcı8
- sürekli kendini öven insan6
- beyazconverse6
- dilan4
- kusi2
- akıl verme vereceksen huzur ver6
- habire122
- sözlükte kavga edilen kızın true çıkması7
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması8
- apo milletvekili olursa olacaklar3
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor6
- ey sözlük ahalisi öyle aşığım ki3
- mezarlıkta ağlayan kızın asıl amacı5
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- romelu lukaku8
- nervio hamferdi3
- arkadaşlar bakar mısınız3
- nakşibendi tarikatının halidi kolundanım6
- satürnün halkasına imam hatip açmak6
- g i l d e d l i l y9
- yazarların son içtiği içecek4
- sözlükten giden yazarların hemen unutulması2
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek4
- yumurtalı ekmeğe french toast diyen elitist2
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- evde fare görmek6
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı10
- yumurtayı sucuklu yiyen insan kibri3
- rüyalar aleminden ruhlar alemine geçiş3
- biliyorum ama soylemem3
- arkadaşlar nick altılarda kavga etmeyiniz5
- dump atan erkek mi olur aw4
- askeri imam hatip lisesi5
- ümmetçilerin apo sevgisi6
- insanları kuşaklara ayırmak vs burçlara ayırmak3
- arkadaşlar salam3
- dağ evi3
memleketimizde, derdi olanların en çok sevk edildiği merci.
türkiye'nin ilk mizah dergisi. mizah dergilerindeki politik taşlamaların taşıdığı eleştirellik mevcut iktidarlara ters gelmiştir hep. marko paşa'da dikkat çekmiş böylece. değişik isimlerle devamı getirilmiş.
rıfat ılgaz, sabahattin ali ve aziz nesin tarafından kurulmuş.
(bkz: mizah)
tekrardan
(bkz: aziz nesin)
rıfat ılgaz, sabahattin ali ve aziz nesin tarafından kurulmuş.
(bkz: mizah)
tekrardan
(bkz: aziz nesin)
çıktığı dönemde, isminin hemen altına "yazarları gözaltına alınmadıkça, hapse atılmadıkça çıkar gazete..." yazıldığı da olmuş gazetedir.
Derdini Marko Paşa'ya anlat» sözüyle günümüzde hâlâ anılan «Marko» adlı Paşa kimdir ve bu adam ölümünden bu yana doksan bir yıl geçmesine rağmen yukarıdaki söz ile mi, yoksa tıp ilmi yönünden beş para etmeyen pâdişan katli ile alâkalı bir rapora imza koymakla mı anılmağa lâyıktır?!..
Marko Paşa, Sakızlı bir Rumdur. 1814'de doğmuş. istanbul Askerî Tıbbiyesi'ni bitirmiş, Sultan Aziz devrinde saray hekimliği yapmış, 1870'de Askeri Tıbbiye başına getirilmiş ve 5 Aralık 1888 tarihinde Burgaz Adasında ölmüş, cenazesi büyük merasimle Kuzguncuk'a getirilip oraya gömülmüştür.
Yetmiş dört yıl yaşayan Marko Paşanın hayat hikâyesi kısaca budur... Ve bu adamın «Derdini Marko Paşa'ya anlat» sözüyle şöhret bulması, bâzı kimselerin zannettiği gibi, dert dinlemeşinden değil, aksine doğru dürüst bilmediği Türkçesiyle: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?.. sualini sık sık tekrarlayarak dertliyi bıktırıp başından savmasını bilmesindendir Üstelik, Marko Paşa'ya müracaat eden dertliler, şahsî meseleleriyle ona başvuranlar değildirler!.. Marko Paşa'nın: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?» sualini tekrarlayarak başından savdığı kimseler, Askerî Tıbbiye'de türeyen Jön-Türkler'den şikâyetçidirler!..
Müslüman-Türk'e düşman şer kuvvetler, bilindiği gibi, çeşitli vasıtalarla Tıbbiye talebesine çengel atmışlar ve imparatorluğumuz bünyesine zarar veren fikirleri masonik yollarla bâzı talebeye aşılayıp ilk ittihat ve Terakki'nin Askerî Tıbbiye'de kurulmasını temin etmişlerdir!.. işte bu başarının (!) Sultan Aziz devrine uzanan kısmında Marko Paşa, Askerî Tıbbiye başında bulunmuş ve kendisini tanıyanlarca itiraf edildiğine göre, Jon-Türklere yakın olanları mektebe almış, Hanedandan yana olanların ise Trbbiye'ye girmesine mâni olmuş; daha evvel girip de, Jön-Türklerin faliyetlerinden şikâyet edenleri ise: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?..» tekerlemesiyıe zararsız hâle getirmesini becermiştir!..
Yazılıp söylendiğine göre: Marko Paşa, talebenin şikâyetini dinler, sonra yukarıdaki tekerlemeyi birkaç defa tekrarlar, şayet şikâyetçiyi tekrarladığı bu tekerleme ile bıktırıp başından savamazsa Muhtar Efendi adlı başkâtibini (Muhtar Efendi, ünlü doktorlardan Celâl Muhtar ve Âkil Muhtar Özden kardeşlerin babasıdır) çağırıp:
«— Bu efendi birşeyler anlatıyor, ama ne demek istiyor...» diye sorar, talebe şikâyetini bir daha tekrarlar ve yine Marko Paşa'nın: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?..» sualiyle karşılaşır... Bu hâl, müştekinin sabrı kadar devam eder, neticede şikâyet neticesiz kalırmış...
Marko Paşa, Jön-Türklerce tezkiye edilenlerin Tıbbiye'ye girmesin: kolaylaştırdığı kadar, imtihanlarda Rum talebeye çok sert, Müslümanlara ise mülayim davranmakla da meşhurdur!.. Ki, bu hâli pek manidardır!...
Ve bütün bunlardan başka Marko Paşa, 4 Haziran 1876 Pazar günü, Eşekçi Ahmed'in oğlu Serâsker Hüseyin Avni Paşa'nın öldürttüğü Suttan Abdülaziz Hân'ın, bileklerinin damarlarınıkesmek suretiyle intihar ettiği (!!!) yolunda düzenlenen raporu imzalayanlardadır!.. Daha evvel teferruatiyle incelediğimiz gibi, şehîd edilen Abdülaziz Hân'ın cesedi, çağrılan yerli-yabancı doktorların muayenesine müsaade olunmadan yalnız bilekleri gösterilmiş, böylesine entipüften bir raporu imzalamak istemeyen bâzı doktorlar, kılıcına dayanmış bir halde orada bekleyen Eşekçi Ahmed'in oğlu Serâsker Hüseyin Avni Paşa tarafından tehdit olunmuş, bu arada Marko Paşa da, Sultan Aziz'in cesedini görmeden raporu imzalayıvermiştir!.
Bahusus Marko Paşa, Eşekçi Ahmed'in oğlu Hüseyin Avni Paşa'nın dostudur da!. Abdülaziz Hân'ın tahtdan indirildiği günün gecesinde Marko Paşanın Hüseyin Avnı'nın konagınua olduğuna dair Yıldız Sarayı evrakı arasında ele geçen vesikayı ibnulemın Mahmud Kemal Bey «Son badrâzamıar»ında yayınlamıştır!.. HaT gecesinde rakı içen Hüseyin Avni Paşa'nın konağında ve belki de içki sofrasında bulunan Marko Paşa ya, Padişah kanlı Serâsker Hüseyin Avni o aerece güvenmektedir kı. Sultan Aziz'in katledildiği gün, mahlû Padişahın henüz hayatta olduğu saatte, hemen sahte bir heyecan ve hassasiyetle: «Acele Marko Paşa'ya haber verin» diyerek, başka doktor yokmuş gibi Pâdişâha bakmak üzere Marko Paşayı çağırttırması, Hüseyin Avni ile Marko Paşa arasınaaki oostluğun başka bir tezahürüdür!..
Marko Paşa, Sultan Aziz'in intihar ettiğine dair hazırlanan raporu, cesedi görmeden imzalamakla kalmamış; Abdülaziz tfan'ın güya bilek damarlarını kestiği (!) makası da Tıbbiye Müzesinde saklamıştır!,. Ve Masonluğu yanısıra. Kızılay'm da kurucularından olan Marko Paşa, ne «Derdimi Marko Paşa'yo anlat» sözüyle, ne de, diğer vazifeleriyle değil, Sultan Abdülaziz Hân hakkında düzenlenen entipüften raporu imzalamakla anılmalıdır!..
Marko Paşa, Sakızlı bir Rumdur. 1814'de doğmuş. istanbul Askerî Tıbbiyesi'ni bitirmiş, Sultan Aziz devrinde saray hekimliği yapmış, 1870'de Askeri Tıbbiye başına getirilmiş ve 5 Aralık 1888 tarihinde Burgaz Adasında ölmüş, cenazesi büyük merasimle Kuzguncuk'a getirilip oraya gömülmüştür.
Yetmiş dört yıl yaşayan Marko Paşanın hayat hikâyesi kısaca budur... Ve bu adamın «Derdini Marko Paşa'ya anlat» sözüyle şöhret bulması, bâzı kimselerin zannettiği gibi, dert dinlemeşinden değil, aksine doğru dürüst bilmediği Türkçesiyle: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?.. sualini sık sık tekrarlayarak dertliyi bıktırıp başından savmasını bilmesindendir Üstelik, Marko Paşa'ya müracaat eden dertliler, şahsî meseleleriyle ona başvuranlar değildirler!.. Marko Paşa'nın: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?» sualini tekrarlayarak başından savdığı kimseler, Askerî Tıbbiye'de türeyen Jön-Türkler'den şikâyetçidirler!..
Müslüman-Türk'e düşman şer kuvvetler, bilindiği gibi, çeşitli vasıtalarla Tıbbiye talebesine çengel atmışlar ve imparatorluğumuz bünyesine zarar veren fikirleri masonik yollarla bâzı talebeye aşılayıp ilk ittihat ve Terakki'nin Askerî Tıbbiye'de kurulmasını temin etmişlerdir!.. işte bu başarının (!) Sultan Aziz devrine uzanan kısmında Marko Paşa, Askerî Tıbbiye başında bulunmuş ve kendisini tanıyanlarca itiraf edildiğine göre, Jon-Türklere yakın olanları mektebe almış, Hanedandan yana olanların ise Trbbiye'ye girmesine mâni olmuş; daha evvel girip de, Jön-Türklerin faliyetlerinden şikâyet edenleri ise: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?..» tekerlemesiyıe zararsız hâle getirmesini becermiştir!..
Yazılıp söylendiğine göre: Marko Paşa, talebenin şikâyetini dinler, sonra yukarıdaki tekerlemeyi birkaç defa tekrarlar, şayet şikâyetçiyi tekrarladığı bu tekerleme ile bıktırıp başından savamazsa Muhtar Efendi adlı başkâtibini (Muhtar Efendi, ünlü doktorlardan Celâl Muhtar ve Âkil Muhtar Özden kardeşlerin babasıdır) çağırıp:
«— Bu efendi birşeyler anlatıyor, ama ne demek istiyor...» diye sorar, talebe şikâyetini bir daha tekrarlar ve yine Marko Paşa'nın: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?..» sualiyle karşılaşır... Bu hâl, müştekinin sabrı kadar devam eder, neticede şikâyet neticesiz kalırmış...
Marko Paşa, Jön-Türklerce tezkiye edilenlerin Tıbbiye'ye girmesin: kolaylaştırdığı kadar, imtihanlarda Rum talebeye çok sert, Müslümanlara ise mülayim davranmakla da meşhurdur!.. Ki, bu hâli pek manidardır!...
Ve bütün bunlardan başka Marko Paşa, 4 Haziran 1876 Pazar günü, Eşekçi Ahmed'in oğlu Serâsker Hüseyin Avni Paşa'nın öldürttüğü Suttan Abdülaziz Hân'ın, bileklerinin damarlarınıkesmek suretiyle intihar ettiği (!!!) yolunda düzenlenen raporu imzalayanlardadır!.. Daha evvel teferruatiyle incelediğimiz gibi, şehîd edilen Abdülaziz Hân'ın cesedi, çağrılan yerli-yabancı doktorların muayenesine müsaade olunmadan yalnız bilekleri gösterilmiş, böylesine entipüften bir raporu imzalamak istemeyen bâzı doktorlar, kılıcına dayanmış bir halde orada bekleyen Eşekçi Ahmed'in oğlu Serâsker Hüseyin Avni Paşa tarafından tehdit olunmuş, bu arada Marko Paşa da, Sultan Aziz'in cesedini görmeden raporu imzalayıvermiştir!.
Bahusus Marko Paşa, Eşekçi Ahmed'in oğlu Hüseyin Avni Paşa'nın dostudur da!. Abdülaziz Hân'ın tahtdan indirildiği günün gecesinde Marko Paşanın Hüseyin Avnı'nın konagınua olduğuna dair Yıldız Sarayı evrakı arasında ele geçen vesikayı ibnulemın Mahmud Kemal Bey «Son badrâzamıar»ında yayınlamıştır!.. HaT gecesinde rakı içen Hüseyin Avni Paşa'nın konağında ve belki de içki sofrasında bulunan Marko Paşa ya, Padişah kanlı Serâsker Hüseyin Avni o aerece güvenmektedir kı. Sultan Aziz'in katledildiği gün, mahlû Padişahın henüz hayatta olduğu saatte, hemen sahte bir heyecan ve hassasiyetle: «Acele Marko Paşa'ya haber verin» diyerek, başka doktor yokmuş gibi Pâdişâha bakmak üzere Marko Paşayı çağırttırması, Hüseyin Avni ile Marko Paşa arasınaaki oostluğun başka bir tezahürüdür!..
Marko Paşa, Sultan Aziz'in intihar ettiğine dair hazırlanan raporu, cesedi görmeden imzalamakla kalmamış; Abdülaziz tfan'ın güya bilek damarlarını kestiği (!) makası da Tıbbiye Müzesinde saklamıştır!,. Ve Masonluğu yanısıra. Kızılay'm da kurucularından olan Marko Paşa, ne «Derdimi Marko Paşa'yo anlat» sözüyle, ne de, diğer vazifeleriyle değil, Sultan Abdülaziz Hân hakkında düzenlenen entipüften raporu imzalamakla anılmalıdır!..
üç çocuklu bir osmanlı paşasının öyküsünü konu alan 1967 yapımı, bir sadri alışık filmi. başroller de sadri alışık, çolpan ilhan, nurlan san, mualla sürer paylaşmakta.
sadri alışık' ın 1967 yılında '' marko paşa '' adlı filmde rol aldığı karakterin adı.
rum asıllı osmanlı hekimi.
Mehmet Saydur, Marko Paşa gazetesinin gerçek hikayesini kitaplaştırmıştır. (bkz: Çınar yayınları).
'' nargilesi herhalde ömrü uzatıyor vs. olmalı ki bu kadar pahalı a.k '' şeklinde düşüncelere gark olmanıza sebep olacak, kayseri'deki aşırı pahalı nargile mekanı. öğrenciye dehil milyardere hitap etmektedir.
aynı zamanda Ankara'da adını kullanarak 7.cadde de güzide bir kafe açılmış olan yüce insan.
güzel kayserimin güzel mekanlarından biri.
bahçelide terasına çıkıp birer bira eşliğinde saatlerce tavla oynadığımız mekan. adamlar pis pis bakıyor sözlük...
kayseride' de gidilebilecek tek öğrenci mekanı olan yer.
ankara 7. cadde'de olanı yanıp kül olmuştu birkaç ay önce. şimdi ne haldedir, faaliyette midir bilmiyorum.
edit: top sakalim ben degilim uyardı, tam gaz devam ediyormuş.
edit: top sakalim ben degilim uyardı, tam gaz devam ediyormuş.
dijital olarak
http://www.pecya.com/coll...k-mizah-gazetesi.-93.html
adresinden edinilebilen mizah dergisidir.
http://www.pecya.com/coll...k-mizah-gazetesi.-93.html
adresinden edinilebilen mizah dergisidir.
dert ortağı yunan asıllı osmanlı paşası. doktordur kendileri hastalarını hiç sıkılmadan saatlerce dinliyormuş öyleki bir iki günü bile buluyormuş bu dinleme.
yanlız bir söylentiye göre marko paşa osmanlıcayı çok iyi bilmiyormuş bundandır ki hastalarını anlayabilmek için okadar uzun süre dinliyormuş.
yanlız bir söylentiye göre marko paşa osmanlıcayı çok iyi bilmiyormuş bundandır ki hastalarını anlayabilmek için okadar uzun süre dinliyormuş.
fiyatları hayvani derecede pahalı olan ve hala neden tercih edildiğini anlayamadığım cafe'dir. ulan zaten eski havası kalmamış, nargilesi eskisi kadar da güzel değil bok mu var da gidiyosunuz dedirtir.
Derdin anlatildigi...
bahçeli 7 deki devasa mekan. ankara'nın güzel mekanlarından tiki elemanlarının takıldığından. *
dert dinleyen, iç rahatlatan kimse.
Kızılayın kuruluşunda büyük yardımları olmuştur.
(bkz: marko basa)
türkiyenin ilk siyasi mizah gazetesidir sabahattin ali ve aziz nesin in çabalarıyla çıkan daha sonra rıfat ılgaz mim uykusuz gibi isimlerin de katıldığı baskılar nedeniyle sık sık el ve isim değiştiren muhteşem gazetedir dönemini keskin bir dille eleştiren yazarlarının çoğunu da hapse düşüren gazetedir ne yazık ki sabahattin ali nin canına mal olmuştur bu kadar muhalifliğe iktidar sessiz kalamamıştır günümüzde bu kadar cesur gazeteler yok malesef .
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar