bugün
- sözlük kürdü54
- türklerin ırkçı olması8
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak6
- osman pamukoğlu14
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler26
- annenin ölmesi3
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi5
- sözlük türk ü2
- askerlik anıları2
- dağa çıkıp barış istiyoruz demek4
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor21
- türkçe yazıp okuyabilmek ama anlayamamak6
- yavıdilerin cadılar bayramını silklememesi4
- hastası olunan sözler3
- çevre bilinci2
- akp den savcı sayan'a uyarı5
- türkler bize sözlük kurmak zorunda2
- ananınkiii diyen karı3
- gocu4
- sözlükteki çiftçi yazarlar6
- bıçağın ucuyla peynir tattırmak5
- rahiple ciddi ciddi konuşan yavıdi3
- hamile fotoğrafı2
- kol saati6
- özlü sözler2
- simko323
- aykolik nerede4
- edirne girişinde güreşen agalar2
- cam açık uyumak2
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak4
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam8
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- sefardi mi mizrahi yemekleri mi3
- cop313
- boğaziçi üniversitesi4
- etnik köken20
- başkomutan recep tayyip erdoğan6
- file simidi4
- uzun yola çıkmak2
- eşek sucuğu2
- beyaz ekmek4
- ben her sene ülkeme gelip döviz sokuyorum8
- ırkçılık yapmayın12
- hangi ülke de doğmak isterdin16
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- 1 11 2026 bulgarda seçim kadın cumhurbaşkanı 58 oy4
- fenerbahçe17
- millette manyak para var4
izledigim gune lanet ettigim, allah lost'u bulanlardan en az ucunun cezasini versin dedigim dizi. kim ne derse desin, dizinin ortaya cikis hikayesi kesinlikle "issiz bi adaya dussen yanina alacagin 3 sey ne olurdu?" geyigidir. degilse de ben kendimi buna feci sekilde inandirmis vaziyetteyim. ayrica hic durmadan soyluyorum, eger o rakamlari bi yere baglayamazlarsa ve eger o dizi hurley'in sonunda kicinin acik kalmasi itibariyle gordugu ruyalar butunuyse, lostu bulani dovcem, onu dovmemi engelleyeni de dovcem, sonra lostu bulani bi daha dovcem.
bu kadar da kararliyim bu konuda.
bu kadar da kararliyim bu konuda.
insanı paranoyak yapan dizi.
nerden baksan on yıldır kitaplıkta duran kitabın, yan tarafında büyük puntolarla "105 T" * yazdığını görmekle birlikte irkilmeme sebep olmuştur.. kitabı açıp incelediğiimde ise kitabın; "kolay sütlü tatlılar" yemek kitabı olduğunu gördüm ve daha da ürperdim. şimdi konuyu aydınlatması için ömer çelakıla bağlanıyoruz.
nerden baksan on yıldır kitaplıkta duran kitabın, yan tarafında büyük puntolarla "105 T" * yazdığını görmekle birlikte irkilmeme sebep olmuştur.. kitabı açıp incelediğiimde ise kitabın; "kolay sütlü tatlılar" yemek kitabı olduğunu gördüm ve daha da ürperdim. şimdi konuyu aydınlatması için ömer çelakıla bağlanıyoruz.
herkesin lost lost diye tutturduğu, benimse bir kere bile merak edip izlemediğim hededir..ayrıca çokmu şey kaçırıyorum acaba diye çelişkiye düşüren olaydır. *
edit: çok büyük olasılıklada lost müptelası yazarların bu entrye kötü oy verecekleri olaydır.
edit: çok büyük olasılıklada lost müptelası yazarların bu entrye kötü oy verecekleri olaydır.
tam olarak neresine denk düşüyor bilmiyorum ama uludağ sözlük'ün de içinde bulunduğundan şüphelendiğim dizi.
-- beter spolier --
#4 #8 #15 #16 #23 #42 ve tabi ki #108
bu numaralı entryler sözlükte bulunmamaktadır. tüm bunlar tesadüf mü yoksa benjamin linus bizim zall mı bilemiyorum! lan yoksa!?!
-- beter spolier --
-- beter spolier --
#4 #8 #15 #16 #23 #42 ve tabi ki #108
bu numaralı entryler sözlükte bulunmamaktadır. tüm bunlar tesadüf mü yoksa benjamin linus bizim zall mı bilemiyorum! lan yoksa!?!
-- beter spolier --
s4e3 ile bu defa kafada yeni sorular üretmekten çok açıklayıcı olmayı seçmiş dizi. bundan sonra yazacaklarım fena halde spoiler içermektedir. bilginize sunulur. ondan sonra vay efendim bilmiyordum, vay efendim görmedim demeyiniz, rica ederim.
--spoiler--
sezonun 3. bölümü the economist ile öğrendiğimiz en kesin bilgi şudur. şu oceanic six işine şimdi bir de sayid katılmıştır. bunu biliyoruz lakin bunun yanında şunu da biliyoruz sayid ben'in bildiğin köpeği olmuştur. anlaşıldığı üzere ben'in bir listesi mevcuttur sayid de o listeyi maşallah pek bir güzel temizlemektedir. gerçi bölümün sonunda sayid'in bunu arkadaşları için yaptığı gözümüze gözümüze sokulmuştur o ayrı.
gelelim şu zeka küpü faraday'in deneyine. bu da bence dizideki gayet iyi açıklayıcılardan biridir. deneye göre adada zaman kayması olduğu böylece ispat edilmiştir.
takıldığım bir noktada şu bilezik hikayesidir. hem naomi'de hemde elsa'da olması onların aynı örgüt içerisinde çalışıyor olmaları ihtimalini yükseltiyor. ayrıca bana öyle geliyor ki bu elsa'nın patronu çok tanıdık bir isim olabilir, henüz bilmiyoruz.
şimdi gelelim asıl meseleye...sayid lafım sana. çok değişmişsin, evet bir topaçlık mevzu bahis. yapılan flashforwardda bunu görüyoruz. saçlar falan hoş tabi. lakin çapkınlıkta ne sawyer ne jack yanına yaklaşamaz artık onu öğrendik. tabi tüm bunların dışında sahip olduğun göbek olayı bozuyor. hoşsun dedik, aksanda yerinde lakin o göbek eriyecek sayid ona göre.
gelelim yılın döneği hurley'e. hugo şimdide lafım sana. biliyoruz ki adanın olumlu ya da olumsuz etkileri mevzu bahis. sanada olumsuzu çarpmış onu öğrendik, kınıyorum seni. ayrıca şiştin şiştin nereye kadar, sayid'e dedim ama lafım sana da. kızım sana söylüyorum gelinim sen anla hesabı. *
--spoiler--
--spoiler--
sezonun 3. bölümü the economist ile öğrendiğimiz en kesin bilgi şudur. şu oceanic six işine şimdi bir de sayid katılmıştır. bunu biliyoruz lakin bunun yanında şunu da biliyoruz sayid ben'in bildiğin köpeği olmuştur. anlaşıldığı üzere ben'in bir listesi mevcuttur sayid de o listeyi maşallah pek bir güzel temizlemektedir. gerçi bölümün sonunda sayid'in bunu arkadaşları için yaptığı gözümüze gözümüze sokulmuştur o ayrı.
gelelim şu zeka küpü faraday'in deneyine. bu da bence dizideki gayet iyi açıklayıcılardan biridir. deneye göre adada zaman kayması olduğu böylece ispat edilmiştir.
takıldığım bir noktada şu bilezik hikayesidir. hem naomi'de hemde elsa'da olması onların aynı örgüt içerisinde çalışıyor olmaları ihtimalini yükseltiyor. ayrıca bana öyle geliyor ki bu elsa'nın patronu çok tanıdık bir isim olabilir, henüz bilmiyoruz.
şimdi gelelim asıl meseleye...sayid lafım sana. çok değişmişsin, evet bir topaçlık mevzu bahis. yapılan flashforwardda bunu görüyoruz. saçlar falan hoş tabi. lakin çapkınlıkta ne sawyer ne jack yanına yaklaşamaz artık onu öğrendik. tabi tüm bunların dışında sahip olduğun göbek olayı bozuyor. hoşsun dedik, aksanda yerinde lakin o göbek eriyecek sayid ona göre.
gelelim yılın döneği hurley'e. hugo şimdide lafım sana. biliyoruz ki adanın olumlu ya da olumsuz etkileri mevzu bahis. sanada olumsuzu çarpmış onu öğrendik, kınıyorum seni. ayrıca şiştin şiştin nereye kadar, sayid'e dedim ama lafım sana da. kızım sana söylüyorum gelinim sen anla hesabı. *
--spoiler--
insanı yavaş yavaş zehirliyor, usulca..
--spoiler--
4x03 the economist'i de izledik hamd olsun. bu bölüm, faraday'in yaptığı zottirik deneyle genel izleyici kitlesini yakalamaya çalısa da, bambaşka bir insan olan şahsım ve pet'im üzerinde herhangi bir etki bırakmadı. zira son deneyimde lisede sabun yapmaya kalkışmış, tarhana çorbasından az daha hallice bir karışıma ulaşmıştım.
neyse,
bence en kayda değer olay; sayid'in benjamin linus tarafından angaje edildiğinin gösterilmesi oldu. oceanic 6'den biri olduğunu da anladığımız sayid "the torturer" jarrah efendi, meğersem ben'in arkadaşı, dostu, adamı, tetikçisi olmuş, bir yandan mala vururken bir yandan da kah golf sahasında kah da tenha bir otel odasında olmak üzere cinayetler işlemiş, eli kanlı bir katil zanlısı konumuna düşmüştü.
zaten oldum olası, o tiple adanın en çıtır hatununu(shannon) nasıl yatağa attığını sorgulamış, içten içe de gıcık olmuştum. hayır elsa'da hiç fena bir hatun değildi. işin etik olmayan kısmı; hem hatunla halvet ol, ondan sonra da utanmadan öldür. yakışıyor mu lan?
bir diğer muazzam ibne de hugo. vallahi şahane bir totoroş. en kral aktörlere taş çıkarak bir oyunla sayid'i ve dümbeleklikte sınır tanımayan kate "the siyah don is good"u kekliyor, miles'ın ananı en kısa zamanda laciverte boyayacağım bakışlarına maruz kalıyordu. tabi fırsat bu fırsat diyen sawyer çilli'yi odada kıstırıyor, kah parmak atmak, kah da nuri alço bakışı fırlatmak suretiyle taciz ediyor, james ford'un gerçek hayatından kesitler sunuyordu.
daha sonra sahne değişiyor, miles "the ghost buster" locke'ın böbreksiz bedenine teslim edilirken arkeolog hatun jack'in romantik kollarına atıyordu kendisini.
desmond denen dallamanın, sayid ve ayyaş pilot'la gemiye gittiği sahne, lost yapımcıları ve senaristlerinin bir sonraki haftaya kadar çıldırın sizi koduumun ibişleri nidaları eşliğinde ekrana yansıyor, önümüzdeki haftaya kadar ada dışında olan biz faniler için ölmeme savaşı tekrar başlıyordu.
--spoiler--
bir dahaki lost analizine kadar;
esen kalın efenim.
--spoiler--
4x03 the economist'i de izledik hamd olsun. bu bölüm, faraday'in yaptığı zottirik deneyle genel izleyici kitlesini yakalamaya çalısa da, bambaşka bir insan olan şahsım ve pet'im üzerinde herhangi bir etki bırakmadı. zira son deneyimde lisede sabun yapmaya kalkışmış, tarhana çorbasından az daha hallice bir karışıma ulaşmıştım.
neyse,
bence en kayda değer olay; sayid'in benjamin linus tarafından angaje edildiğinin gösterilmesi oldu. oceanic 6'den biri olduğunu da anladığımız sayid "the torturer" jarrah efendi, meğersem ben'in arkadaşı, dostu, adamı, tetikçisi olmuş, bir yandan mala vururken bir yandan da kah golf sahasında kah da tenha bir otel odasında olmak üzere cinayetler işlemiş, eli kanlı bir katil zanlısı konumuna düşmüştü.
zaten oldum olası, o tiple adanın en çıtır hatununu(shannon) nasıl yatağa attığını sorgulamış, içten içe de gıcık olmuştum. hayır elsa'da hiç fena bir hatun değildi. işin etik olmayan kısmı; hem hatunla halvet ol, ondan sonra da utanmadan öldür. yakışıyor mu lan?
bir diğer muazzam ibne de hugo. vallahi şahane bir totoroş. en kral aktörlere taş çıkarak bir oyunla sayid'i ve dümbeleklikte sınır tanımayan kate "the siyah don is good"u kekliyor, miles'ın ananı en kısa zamanda laciverte boyayacağım bakışlarına maruz kalıyordu. tabi fırsat bu fırsat diyen sawyer çilli'yi odada kıstırıyor, kah parmak atmak, kah da nuri alço bakışı fırlatmak suretiyle taciz ediyor, james ford'un gerçek hayatından kesitler sunuyordu.
daha sonra sahne değişiyor, miles "the ghost buster" locke'ın böbreksiz bedenine teslim edilirken arkeolog hatun jack'in romantik kollarına atıyordu kendisini.
desmond denen dallamanın, sayid ve ayyaş pilot'la gemiye gittiği sahne, lost yapımcıları ve senaristlerinin bir sonraki haftaya kadar çıldırın sizi koduumun ibişleri nidaları eşliğinde ekrana yansıyor, önümüzdeki haftaya kadar ada dışında olan biz faniler için ölmeme savaşı tekrar başlıyordu.
--spoiler--
bir dahaki lost analizine kadar;
esen kalın efenim.
4. sezon itibariyle önüne sürekli yeni sorular çıkan bünyenin artık isyan ettiği ve artık sorularıma cevap almak istiyorum dediği dizidir. ayrıca her sezon bir öncekini aratıyor mu ne ?!
paralel evrenler mevzusunun işlendiği aşikardır artık. bir evrende uçak adaya düşüyor işte bizim gençlerin adadaki hayatları gelişiyor. bir evrende uçak okyanusa çakılıyor, kurtulan yok. üçüncüsünde adaya düşülüyor fakat sonra kurtuluyorlar. zaten flash forward diye bahsettiğimiz mevzu burda başlıyor. sayid'in tetikçiliği öteki hayatında. ihtimaller başka ya o sebepten diyorum. bir de "ben"in sayid'in kurşununu çıkarması olayı var ki bu da tezimi güçlendiriyor. ben çünkü adada tıp namına bir atraksiyon yapmışlığı yok hatta ve hatta jack'e ameliyat için yalvarıyor...
(bkz: yedin beni lost)
(bkz: yedin beni lost)
haftanın en acılı 42 dakikası.
(bkz: bittersweet)
(bkz: bittersweet)
sevilen bir dizidir lost. kral dizidir. şokeladır. her ne kadar modernize edilmiş robinson crusoe ve cume hikayesine benzese de sürükleyicidir. halkımıza yakındır ve farklıdır. tvlerdeki aşk, mafya, ağa dizilerinden bıkmış olan yurdum gencinin de ilacıdır.
ancak nedense bir tutarsızlık var dizide. çözülmemiş bir çok olay olmasına rağmen hala üstüne yeni konular geliyor. "4. sezonun ilk üç bölümü bizi ağlattı.."deniyor genelde. ilk 3 bölümün getirdikleri sadece yeni sorular. çözülen hiçbir şey yok. sürekli, bir adada yaşayan ve ordan kurtulmak istediklerini düşündüğümüz(!) bir kaç arkadaşın, adada karşılaştıkları veya dış etkenler vasıtasıyla temasta bulundukları konular oluyor.
--spoiler--
bir gün adaya biri geliyor. tam çözülmeden the others oluyor. othersı az biraz anlamaya çalışırken arada ambar muhabbeti giriyor. ambar daki saati düşünürken kara duman ağaçları uçuruyor. tüm bunlar iyi derken, aynı zamanda karakterlerin eski hayatlarında kesiştikleri görülüyor. abuk sabuk yerlerden abuk sabuk kişiler çıkıyor. üstüne tekrar yeni ada olayları biniyor. saatin gecikmesi. yeni sezon başlayalı 3 bölüm olmasına gelen helikopterin amacının belli olmaması çinli dingonun ruhlarla temas halidne olması falan filan..
--spoiler--
gerçekten muhteşem bir ilk sezonu vardı. ikinci sezon da hoştu. ancak gitgide sanki "senarist tuvalette sıçarken" yazıyormuş izlenimi veriyor. birşeyler çözmeden, sürekli yeni kafa karıştırıcılar ekliyor. ertesi güne ödev yetiştirmeye çalışan çocukların ödevleri gibi dizi olmuş. nedense türk versiyonu da yaprak dökümü..
dallandıra, budaklandıra amazon yaptınız be amına koyiyim..
ancak nedense bir tutarsızlık var dizide. çözülmemiş bir çok olay olmasına rağmen hala üstüne yeni konular geliyor. "4. sezonun ilk üç bölümü bizi ağlattı.."deniyor genelde. ilk 3 bölümün getirdikleri sadece yeni sorular. çözülen hiçbir şey yok. sürekli, bir adada yaşayan ve ordan kurtulmak istediklerini düşündüğümüz(!) bir kaç arkadaşın, adada karşılaştıkları veya dış etkenler vasıtasıyla temasta bulundukları konular oluyor.
--spoiler--
bir gün adaya biri geliyor. tam çözülmeden the others oluyor. othersı az biraz anlamaya çalışırken arada ambar muhabbeti giriyor. ambar daki saati düşünürken kara duman ağaçları uçuruyor. tüm bunlar iyi derken, aynı zamanda karakterlerin eski hayatlarında kesiştikleri görülüyor. abuk sabuk yerlerden abuk sabuk kişiler çıkıyor. üstüne tekrar yeni ada olayları biniyor. saatin gecikmesi. yeni sezon başlayalı 3 bölüm olmasına gelen helikopterin amacının belli olmaması çinli dingonun ruhlarla temas halidne olması falan filan..
--spoiler--
gerçekten muhteşem bir ilk sezonu vardı. ikinci sezon da hoştu. ancak gitgide sanki "senarist tuvalette sıçarken" yazıyormuş izlenimi veriyor. birşeyler çözmeden, sürekli yeni kafa karıştırıcılar ekliyor. ertesi güne ödev yetiştirmeye çalışan çocukların ödevleri gibi dizi olmuş. nedense türk versiyonu da yaprak dökümü..
dallandıra, budaklandıra amazon yaptınız be amına koyiyim..
4 yıldır devam ettiğini duyunca önce şaşırdığım, sonra izleyecek bir sürü bölüm olduğu için sevindiğim dizi.
dün itibariyle seyretmeye başladığım ve 7 bölüm birden izlediğim merak uyandırmayı iyi bilen kişilerin elinden çıktığı belli olan dizi. acaba bu diziyi sevmeyen var mıdır?
yalnız izlediğim kadarıyla neden herkes, herşeyi kate'e soruyor anlamadım. hadi jack'i anladık adam dr ve herkesin imdadına yetişiyor. tamam kate te çok yardım sever ama ona sorana kadar daha bir çok sorulacak kişi var. enteresan. ben bu kate'e gıcık mı oldum ne?
yalnız izlediğim kadarıyla neden herkes, herşeyi kate'e soruyor anlamadım. hadi jack'i anladık adam dr ve herkesin imdadına yetişiyor. tamam kate te çok yardım sever ama ona sorana kadar daha bir çok sorulacak kişi var. enteresan. ben bu kate'e gıcık mı oldum ne?
4. sezon, 3. bölümde sayid'in flash forward'larının flash back çıkması durumunda son 3 buçuk senemizi yeniden değerlendirmemizi gerektirecek dizidir. tabi bu ihtimal oldukça düşük. farklılık olsun diye söyledim.
izlemediğinizi söylediğinizde yüzünüze çoğu kişioğlunun acıyarak bakmasına neden olan dizi.
yeni sezon ilk bölümü biraz tutuk olsa da ilerleyen bölümlerde yeniden heyecanı yakalayacak gibi görünüyor.
04s .03e
--- spoiler ---
sayid, charlotte ile helikopterin yanına geri dönerken bi yerlerden locke un çıkıp helikopteri uçurmasını çok bekledim ama olmadı.
--- spoiler ---
--- spoiler ---
sayid, charlotte ile helikopterin yanına geri dönerken bi yerlerden locke un çıkıp helikopteri uçurmasını çok bekledim ama olmadı.
--- spoiler ---
millet 4. sezonu izlerken ha gayret 2. sezonunu bitirmeye çalıştığım mükemmel dizi.
(bkz: erken kaln yol alır erken evlenen)
(bkz: erken kaln yol alır erken evlenen)
biri altın küre, altısı emmy olmak üzere toplam 28 ödül alan; paylaşım sitesi http://www.mininova.org'un verdiği bilgiye göre şimdiye kadar 705.724 kişinin indirmiş olduğu dizi.
henüz 4. sezonun 3. bölümünü izleyemediğim, bu nedenle yazılanları okumayarak resmen ciddi bir sınavdan geçmemi sağlayan dizidir. evet bu dizinin insan sınama gibi bir yönü var.
s4e4 de benim bile çıkabilme olasılığım olan dizi
(bkz: uzay bu bükülür)
(bkz: uzay bu bükülür)
adam çözmüş olayı daha yoruma gerek yok.
(#1545791)
(#1545791)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar