bugün
- tememda kenka nalaka8
- çift taraflı testis kanseri teşhisi8
- sözlüğe fake nickle gelip yazarlara hakaret etmek6
- istanbul un çok pahalı olması4
- allah başımızdan erdoğan'ı eksik etmesin5
- 15 mayıs gecesi3
- truenun yetkili olması7
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı55
- true nickli namussuz kadın düşkünü6
- zamanbaba mokv dir4
- gammazlık8
- sigaranın son fırtını alırken ağzın yanması2
- arjantin'in 90 dakikada tek şutunun olmaması6
- bir yıldız duruyordu aniden hareket edip gitti3
- biraderler uludağ sözlüğün beka sorunudur2
- erdoğan giderse akepe bürokrasisi ne olacak7
- true nickli yazar16
- dhalsim9
- kasiyer kızdan hoşlanmak6
- sektörel ve bölgesel asgari ücret modeli2
- odyssey3
- trafik açılınca şoförlerin deli gibi araç sürmesi3
- sözlük kimsenin tekelinde değildir3
- slavko vincic5
- true'nun yetkili olmayınca sözlüğe küsmesi3
- anın görüntüsü13
- kih kih birader2
- iremge nerede2
- gammazlık yetkim alınırsa sözlüğü terk ederim3
- chatgptye penis fotoğrafını atmak20
- kafakoparan emmi2
- gocu27
- rafting2
- sword art online3
- seri gizli artı oy veren melek5
- arjantin18
- oğuzhan uğur10
- yazar kızdırmak4
- muslettin amca2
- ispanya18
- haluk levent21
- 90 lar da hayat güzeldi yavşaklığı2
- hiç düzgün insanla tanışmamak2
- entry si silinen yazarın salya sümük ağlaması3
- 2026 dünya kupası23
- devrim muhafızları abd üssü vuruldu2
- futbol13
- lionel messi12
- true nickli namussuz yazar15
- dünya18
insanı yavaş yavaş zehirliyor, usulca..
--spoiler--
4x03 the economist'i de izledik hamd olsun. bu bölüm, faraday'in yaptığı zottirik deneyle genel izleyici kitlesini yakalamaya çalısa da, bambaşka bir insan olan şahsım ve pet'im üzerinde herhangi bir etki bırakmadı. zira son deneyimde lisede sabun yapmaya kalkışmış, tarhana çorbasından az daha hallice bir karışıma ulaşmıştım.
neyse,
bence en kayda değer olay; sayid'in benjamin linus tarafından angaje edildiğinin gösterilmesi oldu. oceanic 6'den biri olduğunu da anladığımız sayid "the torturer" jarrah efendi, meğersem ben'in arkadaşı, dostu, adamı, tetikçisi olmuş, bir yandan mala vururken bir yandan da kah golf sahasında kah da tenha bir otel odasında olmak üzere cinayetler işlemiş, eli kanlı bir katil zanlısı konumuna düşmüştü.
zaten oldum olası, o tiple adanın en çıtır hatununu(shannon) nasıl yatağa attığını sorgulamış, içten içe de gıcık olmuştum. hayır elsa'da hiç fena bir hatun değildi. işin etik olmayan kısmı; hem hatunla halvet ol, ondan sonra da utanmadan öldür. yakışıyor mu lan?
bir diğer muazzam ibne de hugo. vallahi şahane bir totoroş. en kral aktörlere taş çıkarak bir oyunla sayid'i ve dümbeleklikte sınır tanımayan kate "the siyah don is good"u kekliyor, miles'ın ananı en kısa zamanda laciverte boyayacağım bakışlarına maruz kalıyordu. tabi fırsat bu fırsat diyen sawyer çilli'yi odada kıstırıyor, kah parmak atmak, kah da nuri alço bakışı fırlatmak suretiyle taciz ediyor, james ford'un gerçek hayatından kesitler sunuyordu.
daha sonra sahne değişiyor, miles "the ghost buster" locke'ın böbreksiz bedenine teslim edilirken arkeolog hatun jack'in romantik kollarına atıyordu kendisini.
desmond denen dallamanın, sayid ve ayyaş pilot'la gemiye gittiği sahne, lost yapımcıları ve senaristlerinin bir sonraki haftaya kadar çıldırın sizi koduumun ibişleri nidaları eşliğinde ekrana yansıyor, önümüzdeki haftaya kadar ada dışında olan biz faniler için ölmeme savaşı tekrar başlıyordu.
--spoiler--
bir dahaki lost analizine kadar;
esen kalın efenim.
--spoiler--
4x03 the economist'i de izledik hamd olsun. bu bölüm, faraday'in yaptığı zottirik deneyle genel izleyici kitlesini yakalamaya çalısa da, bambaşka bir insan olan şahsım ve pet'im üzerinde herhangi bir etki bırakmadı. zira son deneyimde lisede sabun yapmaya kalkışmış, tarhana çorbasından az daha hallice bir karışıma ulaşmıştım.
neyse,
bence en kayda değer olay; sayid'in benjamin linus tarafından angaje edildiğinin gösterilmesi oldu. oceanic 6'den biri olduğunu da anladığımız sayid "the torturer" jarrah efendi, meğersem ben'in arkadaşı, dostu, adamı, tetikçisi olmuş, bir yandan mala vururken bir yandan da kah golf sahasında kah da tenha bir otel odasında olmak üzere cinayetler işlemiş, eli kanlı bir katil zanlısı konumuna düşmüştü.
zaten oldum olası, o tiple adanın en çıtır hatununu(shannon) nasıl yatağa attığını sorgulamış, içten içe de gıcık olmuştum. hayır elsa'da hiç fena bir hatun değildi. işin etik olmayan kısmı; hem hatunla halvet ol, ondan sonra da utanmadan öldür. yakışıyor mu lan?
bir diğer muazzam ibne de hugo. vallahi şahane bir totoroş. en kral aktörlere taş çıkarak bir oyunla sayid'i ve dümbeleklikte sınır tanımayan kate "the siyah don is good"u kekliyor, miles'ın ananı en kısa zamanda laciverte boyayacağım bakışlarına maruz kalıyordu. tabi fırsat bu fırsat diyen sawyer çilli'yi odada kıstırıyor, kah parmak atmak, kah da nuri alço bakışı fırlatmak suretiyle taciz ediyor, james ford'un gerçek hayatından kesitler sunuyordu.
daha sonra sahne değişiyor, miles "the ghost buster" locke'ın böbreksiz bedenine teslim edilirken arkeolog hatun jack'in romantik kollarına atıyordu kendisini.
desmond denen dallamanın, sayid ve ayyaş pilot'la gemiye gittiği sahne, lost yapımcıları ve senaristlerinin bir sonraki haftaya kadar çıldırın sizi koduumun ibişleri nidaları eşliğinde ekrana yansıyor, önümüzdeki haftaya kadar ada dışında olan biz faniler için ölmeme savaşı tekrar başlıyordu.
--spoiler--
bir dahaki lost analizine kadar;
esen kalın efenim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar