bugün
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak11
- sözlük kürdü54
- türklerin ırkçı olması9
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler28
- happn4
- askerlik anıları5
- cadılar bayramı kutlayan kız5
- 30 liraya satılan tavuk döner4
- sözlükteki çiftçi yazarlar8
- osman pamukoğlu14
- kartoncu abi ırkçı mı2
- apart otelde arap şeyhleri vardı2
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi6
- ismail kartal22
- annenin ölmesi4
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- taha duymaz2
- ukab2
- tbt2
- dağa çıkıp barış istiyoruz demek4
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor21
- türkçe yazıp okuyabilmek ama anlayamamak6
- sözlük türk ü2
- simko323
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil2
- ileri dönüşüm3
- yavıdilerin cadılar bayramını silklememesi4
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- bıçağın ucuyla peynir tattırmak5
- hastası olunan sözler3
- etnik köken20
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam8
- ananınkiii diyen karı3
- aykolik nerede4
- rahiple ciddi ciddi konuşan yavıdi3
- türkler bize sözlük kurmak zorunda2
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak4
- boğaziçi üniversitesi4
- başkomutan recep tayyip erdoğan6
- kol saati6
- sefardi mi mizrahi yemekleri mi3
- akp den savcı sayan'a uyarı4
- ben her sene ülkeme gelip döviz sokuyorum8
- ırkçılık yapmayın12
- özlü sözler2
- hangi ülke de doğmak isterdin16
- yazılımcının flört algoritması3
- edirne girişinde güreşen agalar2
insanı yavaş yavaş zehirliyor, usulca..
--spoiler--
4x03 the economist'i de izledik hamd olsun. bu bölüm, faraday'in yaptığı zottirik deneyle genel izleyici kitlesini yakalamaya çalısa da, bambaşka bir insan olan şahsım ve pet'im üzerinde herhangi bir etki bırakmadı. zira son deneyimde lisede sabun yapmaya kalkışmış, tarhana çorbasından az daha hallice bir karışıma ulaşmıştım.
neyse,
bence en kayda değer olay; sayid'in benjamin linus tarafından angaje edildiğinin gösterilmesi oldu. oceanic 6'den biri olduğunu da anladığımız sayid "the torturer" jarrah efendi, meğersem ben'in arkadaşı, dostu, adamı, tetikçisi olmuş, bir yandan mala vururken bir yandan da kah golf sahasında kah da tenha bir otel odasında olmak üzere cinayetler işlemiş, eli kanlı bir katil zanlısı konumuna düşmüştü.
zaten oldum olası, o tiple adanın en çıtır hatununu(shannon) nasıl yatağa attığını sorgulamış, içten içe de gıcık olmuştum. hayır elsa'da hiç fena bir hatun değildi. işin etik olmayan kısmı; hem hatunla halvet ol, ondan sonra da utanmadan öldür. yakışıyor mu lan?
bir diğer muazzam ibne de hugo. vallahi şahane bir totoroş. en kral aktörlere taş çıkarak bir oyunla sayid'i ve dümbeleklikte sınır tanımayan kate "the siyah don is good"u kekliyor, miles'ın ananı en kısa zamanda laciverte boyayacağım bakışlarına maruz kalıyordu. tabi fırsat bu fırsat diyen sawyer çilli'yi odada kıstırıyor, kah parmak atmak, kah da nuri alço bakışı fırlatmak suretiyle taciz ediyor, james ford'un gerçek hayatından kesitler sunuyordu.
daha sonra sahne değişiyor, miles "the ghost buster" locke'ın böbreksiz bedenine teslim edilirken arkeolog hatun jack'in romantik kollarına atıyordu kendisini.
desmond denen dallamanın, sayid ve ayyaş pilot'la gemiye gittiği sahne, lost yapımcıları ve senaristlerinin bir sonraki haftaya kadar çıldırın sizi koduumun ibişleri nidaları eşliğinde ekrana yansıyor, önümüzdeki haftaya kadar ada dışında olan biz faniler için ölmeme savaşı tekrar başlıyordu.
--spoiler--
bir dahaki lost analizine kadar;
esen kalın efenim.
--spoiler--
4x03 the economist'i de izledik hamd olsun. bu bölüm, faraday'in yaptığı zottirik deneyle genel izleyici kitlesini yakalamaya çalısa da, bambaşka bir insan olan şahsım ve pet'im üzerinde herhangi bir etki bırakmadı. zira son deneyimde lisede sabun yapmaya kalkışmış, tarhana çorbasından az daha hallice bir karışıma ulaşmıştım.
neyse,
bence en kayda değer olay; sayid'in benjamin linus tarafından angaje edildiğinin gösterilmesi oldu. oceanic 6'den biri olduğunu da anladığımız sayid "the torturer" jarrah efendi, meğersem ben'in arkadaşı, dostu, adamı, tetikçisi olmuş, bir yandan mala vururken bir yandan da kah golf sahasında kah da tenha bir otel odasında olmak üzere cinayetler işlemiş, eli kanlı bir katil zanlısı konumuna düşmüştü.
zaten oldum olası, o tiple adanın en çıtır hatununu(shannon) nasıl yatağa attığını sorgulamış, içten içe de gıcık olmuştum. hayır elsa'da hiç fena bir hatun değildi. işin etik olmayan kısmı; hem hatunla halvet ol, ondan sonra da utanmadan öldür. yakışıyor mu lan?
bir diğer muazzam ibne de hugo. vallahi şahane bir totoroş. en kral aktörlere taş çıkarak bir oyunla sayid'i ve dümbeleklikte sınır tanımayan kate "the siyah don is good"u kekliyor, miles'ın ananı en kısa zamanda laciverte boyayacağım bakışlarına maruz kalıyordu. tabi fırsat bu fırsat diyen sawyer çilli'yi odada kıstırıyor, kah parmak atmak, kah da nuri alço bakışı fırlatmak suretiyle taciz ediyor, james ford'un gerçek hayatından kesitler sunuyordu.
daha sonra sahne değişiyor, miles "the ghost buster" locke'ın böbreksiz bedenine teslim edilirken arkeolog hatun jack'in romantik kollarına atıyordu kendisini.
desmond denen dallamanın, sayid ve ayyaş pilot'la gemiye gittiği sahne, lost yapımcıları ve senaristlerinin bir sonraki haftaya kadar çıldırın sizi koduumun ibişleri nidaları eşliğinde ekrana yansıyor, önümüzdeki haftaya kadar ada dışında olan biz faniler için ölmeme savaşı tekrar başlıyordu.
--spoiler--
bir dahaki lost analizine kadar;
esen kalın efenim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar