bugün
- berna laçin'in gözaltına alınması36
- sizce karizma mıyım13
- ak parti kimsesizlerin kimsesidir9
- burak yılmazdaki taşşağın kimsede olmaması11
- koltukaltı kıllı kezo7
- hıçkırığı anında durduran formül4
- 61 yaşında plank rekoru kırmak4
- montella ile yolların ayrılması4
- seray sever3
- kız olduğu halde ilgi duyduğunuz yazarlar6
- arkadaşlar etkileşelim mi6
- erkek olduğu halde ilgi duyduğunuz yazarlar7
- selam kızlar hala evlenmedim7
- kadınların aklı yoktur hiçbir şeyden anlamazlar9
- sabah sabah 500g çikolatalı puding yemek6
- takibe takip beğeniye beğeni diyen sözlük kızı4
- sizi müdüre şikayet eden arkadaş3
- arda turan milli takım teknik direktörü olacak3
- s'i l v'e r m'i s t4
- allah atatürk ten razı olsun2
- muslettin amca6
- sevilmeyen yazara yaprak sarma ısmarlamak3
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- dolmuşta para üstü bekleme gerginliği4
- ne yapıyorsunuz lan kekolar3
- durup durup hickk diye ses cikaran insan2
- yazarların şu an içtiği içecekler3
- arkadaşlar ben neden sözlüğü ciddiye alıyorum2
- cumadan bir gün önceki gün bugün perşembe3
- sütte leke var cemil tugay da yok4
- hiç yutup izlememek4
- sözlük ergenlerini sille tokat dövmek2
- arkadaşlar benim günüm neden aymadı3
- all s fair2
- vicdanını kaybetmiş akpliler4
- en toksik kadınlar3
- biraz çalışayım2
- birikimleri yiyemeden ölmek3
- haniy yaaa3
- inci sözlük6
- market ürününü siyasi görüşü2
- internet arama geçmişini temizleyemeden ölmek3
- atsızı sevmeyen türk5
- arabayı fullemek3
- berberin nasıl olmuş sorusuna ağlayarak cevap vrmk3
- sünnilik islam dan ayrı bir dindir3
- yazarların sabahın 6 sında ayakta olma nedenleri6
- sürekli esnemek2
- hiçbir şey bilmeden her konuda haklı olmak3
- aykolik ismet masklavi ne yapıyor şu an5
son amatör belgesel ile açıklanmaya çalışılan efsane kahraman.
http://www.rtvmedya.net/content/k%C3%BCr%C5%9Fad
http://www.rtvmedya.net/content/k%C3%BCr%C5%9Fad
atsız'ın bozkutların ölümü ve bozkurtlar diriliyor adlı tarihi romanlarının baş kahramanıdır. kendisine teklif edilen kağanlığı reddedecek kadar dünyevi hırslardan uzak salt budununu düşünen bir göktürk yabgusudur.
40 çerisi ile çin sarayını basan yiğit türk. çin imparatorunu titreten yiğit türk! Ruhun şad mekanın tanrı dağı olsun!
bilendi kılıçlar çekildi kınından,
ve kür'şad kükredi en ön saflardan,
ardından kırk çeri'nin sesi yükseldi,
gök girsin kızıl çıksın dökülecek kan!
Kaan Buğra
bilendi kılıçlar çekildi kınından,
ve kür'şad kükredi en ön saflardan,
ardından kırk çeri'nin sesi yükseldi,
gök girsin kızıl çıksın dökülecek kan!
Kaan Buğra
türklerde 40 ve 41 rakamlarına ilgi belkide buradan geliyor.
kahraman kürşad ve kırk kahraman adımı.
(bkz: 41 kere maşallah)
kahraman kürşad ve kırk kahraman adımı.
(bkz: 41 kere maşallah)
zorba çinlilere karşı, 41 cesur adamıyla, kanının son damlasına kadar savaşmış efsanevi türk kahramanı.
çoğu zaman yanlış telaffuz edilen isimdir. *
türklerin esaret altında yasayamayacağının çelikleşmiş bir ifadesidir.
Ötükende arslanlar var.
Kür Şad onlardan biridir.
Çok yiğitler vardır ama
Kür Şad erlerin eridir.
Kür Şad'ı doğuran ana,
Ne emzirmiş acap ona?
Erlik, ululuktan yana
Tanrı Kür Şad'dan geridir.
Acunda var nice çeri
Kimi üstün, kimi geri
Kür Şad adlı Gök Türk eri
Anadan doğma çeridir.
Kılıcı yıldırım çeler,
Attığı ok demir deler,
Ölüm gelse Kür Şad güler
On sekiz yıldan beridir.
Yiğitlik en ileri,
Kalacak on bin yıl diri
Gök Türkler'in gönülleri
Şimdi Kür Şad'ın yeridir.
`
hüseyin nihal atsız`
bozkurtların ölümü
Kür Şad onlardan biridir.
Çok yiğitler vardır ama
Kür Şad erlerin eridir.
Kür Şad'ı doğuran ana,
Ne emzirmiş acap ona?
Erlik, ululuktan yana
Tanrı Kür Şad'dan geridir.
Acunda var nice çeri
Kimi üstün, kimi geri
Kür Şad adlı Gök Türk eri
Anadan doğma çeridir.
Kılıcı yıldırım çeler,
Attığı ok demir deler,
Ölüm gelse Kür Şad güler
On sekiz yıldan beridir.
Yiğitlik en ileri,
Kalacak on bin yıl diri
Gök Türkler'in gönülleri
Şimdi Kür Şad'ın yeridir.
`
hüseyin nihal atsız`
bozkurtların ölümü
bir erkek ismi.
aynı zamanda candır, dosttur, arkadaştan ötedir, iyi ki vardır.
aynı zamanda candır, dosttur, arkadaştan ötedir, iyi ki vardır.
dünyada bir örneği daha olmayan ve 40 çeriyle beraber çin sarayını basıp kralı esir almaya çalışan, yüzlerce askeri öldüren ve son kalan sağ yiğit olmasına rağmen çin hükümdarıyla savaşan, sonra şehit olmasına rağmen ne atından düşen ne de kılıcını bırakan bir yiğittir.
bu olaydan sonra çinliler korkuya kapılıp esirleri bırakmıştır. sonrasında 2. göktürk devleti kurulur.
--
kürşad ve kirk çerisi
bu yer çin seddi'dir,
bozkurtlar da düşecektir esir,
bu yer çin seddi'dir,
bozkurtların da kahır gecesidir.
bir elleri ateş tutar,
bozkurt ufkudur.
bir elleri kılıç tutar,
kahramanlığın sembolüdür.
gökyüzünde özgürlüğün havası,
yaralı bozkurtların kanar yarası,
yiğitlik inkar edilmez,
teke tek dövüşte yenilmediler.
bin yıllardan bu yana,
gel haberi nerden verek.
korkak takımı değil bu,
gökte ay burcu değil,
kırk bir kılıçlı yürek,
kırk bir kan pınarı,
akmaz.
göl olmuş ney irmağında,
derenin kenarından kalktı kürşad,
kollarında kan,
yüreğinde ok yarası,
sanki iki canlı kahraman,
tövbeye getirir insanı,
tenhaydı, tenhaydı vakitler,
çırılçıplak kusursuz bir yağmurdu yağan,
baktı gerilerden bozkurtlar,
karnında açlığın ağır boşluğu.
kınlarında kılıç,
baktı kolları vurulu...
cehennem yürekli bir yiğit,
baktı bir garip ötügene,
bir gerilere,
düştü geride bıraktığı yavruları aklına,
düştü, kürşad'ın oğlu aklına,
düştü, gerilerde bıraktığı tay'ı
nasıl uçarlardı çin seddi'nde.
şimdi böyle çaresiz ve bağlı,
böyle kaderinde esirlik,
sığana bilirdi tanrı dağlarına,
bu dağlar kardeş dağlardır,
nice bozkurtlar doğurandır,
bu dağlar utandırmaz adamı,
at koşturan kahramanları,
bir atımda çinli vuran,
usta elleri utandırmaz,
bu oklar bir kere bile faka basmadı,
çinliydi karşısındaki korkup kaçmadı,
esir düşse de kırk bir kahraman asla yılmadı.
yamtar bir devdi,
oturunca bir sürü et yerdi,
güreşte yere gelmezdi sırtı,
karnı tokken, bir vuruşta çinli sererdi,
ne yazık ki bu esirlik onu da bitirdi.
kıtlık başlayalı,
ay üçe bölüneli,
acaba tanrı türklere mi kızmıştı?
bozkurtlar esir düşmüştü,
kara kağan kahrından ölmüştü,
şimdi ne olacaktı,
çıktı kırk birlerden biri,
baktı sonu gelmez bu esirliğin,
vakitlerden bir güneş doğumu,
düşündü kürşad,
düşü gecelerden kara,
bir hayra yoran çıkmaz,
yer bitirir bu esirlik adamı,
sığdıramaz kaygısını kainata,
düşünür kürşad, sorgusuz sualsiz,
ey türküm! hallarımı aynen böyle yaz,
rivayet sanılır belki,
rüya değil, bu bir gerçek,
paramparça olmuşum,
okumuzu, atımızı ve avımızı
töremizi, kağanımızı alıp gittiler,
hepside armağandı bize ötügenden,
düşmanımızdı, kanlımızdı,
çin seddi'yle komşuydu sınırlarımız,
kız alıp vermişiz yılar boyu
komşuyuz yaka yakaya,
birbirine karışırdı insanlarımız,
bilmezlikten değil,
iyi niyetten,
budur katlimize sebep suçumuz,
yoktur türk'ten başka dostumuz,
gayri barbara çıkar adımız,
kavgacıya,
türküm! hallarımı aynen böyle yaz
öğüt sayılır belki,
rüya değil,
bir destan, bir kahramanlık,
vurun ulan! vurun dedi kürşad,
ben kolay kolay ölmem,
özümde yiğitlik,
kavmime verilmiş sözüm var,
halden bilene,
nice kan döktük,
ömrüne doymadan
nice kağanlar yitirdik,
içing katun denen bir illete yenildik,
kalleşçe... hayınca çinli'ye yakışır şekilde,
arkadan...
dağlardan, tepelerden, at üstünden
çocuk, çoluk, ana, bacı, bozkurtlar
çin baskınına karşı koyanda,
yaşları daha on yedi de,
çinli vuranda,
bizim genç bozkurtumuz kürşad
yakışıklı, kahraman
vurun yiğitler vurun! demiş,
namus günüdür,
ve şaha kaldırmış atını,
türküm! hallarımı aynen böyle yaz
rivayet sanılır belki
rüya değil bu
gerçek
kırk bir yürekli yiğit saldırmış,
kürşad, yamtar, gök böğü, bögü alp, yumru,
ve daha niceleri...
gök çökse, yer delinse vazgeçmem demiş yiğitler,
tanrı kızmış mı acaba türklere,
bu fırtına, bu yağmur, bu rüzgar
nasıl yağardı, nasıl boşalırdı bardaktan,
bir hayra yoran çıkmaz,
bir bilseniz!
kala kala kalmıştı on üç kılıçlı yürek,
çıkmış içlerinden kara ozan,
kılıçsız, kopuzuyla gider kara ozan
oyalamak için çalarda bir türkü,
çinli almak istemiz kopuzu,
demiş kara ozan;
çin sarayını versen de değişmem kopuzumu,
çin çekerde kılıcı ozana,
fırsat vermeden vurur kafasına,
vey nehrine varınca,
çare yok,
barmarkal ve çobayıkmış
suya atlayacak,
ipi tutacak,
iki canlı kahraman uçmağa varacak.
vurun, vurun! dedi kürşad;
namus günüdür,
kaldırmış kılıcı havaya,
birer birer yıkılırken bozkurtlar toprağa,
kalan varsa ayakta, o da kürşad,
'yirmi ok yesem de düşmem' dedi kürşad,
siz uçmağa varsanız da, yaşayacaktır budun,
kanımızın son damlasına kadar kanlanır yurdun,
gözün arkada kalmasın,
yüce kürşad başbu
bu olaydan sonra çinliler korkuya kapılıp esirleri bırakmıştır. sonrasında 2. göktürk devleti kurulur.
--
kürşad ve kirk çerisi
bu yer çin seddi'dir,
bozkurtlar da düşecektir esir,
bu yer çin seddi'dir,
bozkurtların da kahır gecesidir.
bir elleri ateş tutar,
bozkurt ufkudur.
bir elleri kılıç tutar,
kahramanlığın sembolüdür.
gökyüzünde özgürlüğün havası,
yaralı bozkurtların kanar yarası,
yiğitlik inkar edilmez,
teke tek dövüşte yenilmediler.
bin yıllardan bu yana,
gel haberi nerden verek.
korkak takımı değil bu,
gökte ay burcu değil,
kırk bir kılıçlı yürek,
kırk bir kan pınarı,
akmaz.
göl olmuş ney irmağında,
derenin kenarından kalktı kürşad,
kollarında kan,
yüreğinde ok yarası,
sanki iki canlı kahraman,
tövbeye getirir insanı,
tenhaydı, tenhaydı vakitler,
çırılçıplak kusursuz bir yağmurdu yağan,
baktı gerilerden bozkurtlar,
karnında açlığın ağır boşluğu.
kınlarında kılıç,
baktı kolları vurulu...
cehennem yürekli bir yiğit,
baktı bir garip ötügene,
bir gerilere,
düştü geride bıraktığı yavruları aklına,
düştü, kürşad'ın oğlu aklına,
düştü, gerilerde bıraktığı tay'ı
nasıl uçarlardı çin seddi'nde.
şimdi böyle çaresiz ve bağlı,
böyle kaderinde esirlik,
sığana bilirdi tanrı dağlarına,
bu dağlar kardeş dağlardır,
nice bozkurtlar doğurandır,
bu dağlar utandırmaz adamı,
at koşturan kahramanları,
bir atımda çinli vuran,
usta elleri utandırmaz,
bu oklar bir kere bile faka basmadı,
çinliydi karşısındaki korkup kaçmadı,
esir düşse de kırk bir kahraman asla yılmadı.
yamtar bir devdi,
oturunca bir sürü et yerdi,
güreşte yere gelmezdi sırtı,
karnı tokken, bir vuruşta çinli sererdi,
ne yazık ki bu esirlik onu da bitirdi.
kıtlık başlayalı,
ay üçe bölüneli,
acaba tanrı türklere mi kızmıştı?
bozkurtlar esir düşmüştü,
kara kağan kahrından ölmüştü,
şimdi ne olacaktı,
çıktı kırk birlerden biri,
baktı sonu gelmez bu esirliğin,
vakitlerden bir güneş doğumu,
düşündü kürşad,
düşü gecelerden kara,
bir hayra yoran çıkmaz,
yer bitirir bu esirlik adamı,
sığdıramaz kaygısını kainata,
düşünür kürşad, sorgusuz sualsiz,
ey türküm! hallarımı aynen böyle yaz,
rivayet sanılır belki,
rüya değil, bu bir gerçek,
paramparça olmuşum,
okumuzu, atımızı ve avımızı
töremizi, kağanımızı alıp gittiler,
hepside armağandı bize ötügenden,
düşmanımızdı, kanlımızdı,
çin seddi'yle komşuydu sınırlarımız,
kız alıp vermişiz yılar boyu
komşuyuz yaka yakaya,
birbirine karışırdı insanlarımız,
bilmezlikten değil,
iyi niyetten,
budur katlimize sebep suçumuz,
yoktur türk'ten başka dostumuz,
gayri barbara çıkar adımız,
kavgacıya,
türküm! hallarımı aynen böyle yaz
öğüt sayılır belki,
rüya değil,
bir destan, bir kahramanlık,
vurun ulan! vurun dedi kürşad,
ben kolay kolay ölmem,
özümde yiğitlik,
kavmime verilmiş sözüm var,
halden bilene,
nice kan döktük,
ömrüne doymadan
nice kağanlar yitirdik,
içing katun denen bir illete yenildik,
kalleşçe... hayınca çinli'ye yakışır şekilde,
arkadan...
dağlardan, tepelerden, at üstünden
çocuk, çoluk, ana, bacı, bozkurtlar
çin baskınına karşı koyanda,
yaşları daha on yedi de,
çinli vuranda,
bizim genç bozkurtumuz kürşad
yakışıklı, kahraman
vurun yiğitler vurun! demiş,
namus günüdür,
ve şaha kaldırmış atını,
türküm! hallarımı aynen böyle yaz
rivayet sanılır belki
rüya değil bu
gerçek
kırk bir yürekli yiğit saldırmış,
kürşad, yamtar, gök böğü, bögü alp, yumru,
ve daha niceleri...
gök çökse, yer delinse vazgeçmem demiş yiğitler,
tanrı kızmış mı acaba türklere,
bu fırtına, bu yağmur, bu rüzgar
nasıl yağardı, nasıl boşalırdı bardaktan,
bir hayra yoran çıkmaz,
bir bilseniz!
kala kala kalmıştı on üç kılıçlı yürek,
çıkmış içlerinden kara ozan,
kılıçsız, kopuzuyla gider kara ozan
oyalamak için çalarda bir türkü,
çinli almak istemiz kopuzu,
demiş kara ozan;
çin sarayını versen de değişmem kopuzumu,
çin çekerde kılıcı ozana,
fırsat vermeden vurur kafasına,
vey nehrine varınca,
çare yok,
barmarkal ve çobayıkmış
suya atlayacak,
ipi tutacak,
iki canlı kahraman uçmağa varacak.
vurun, vurun! dedi kürşad;
namus günüdür,
kaldırmış kılıcı havaya,
birer birer yıkılırken bozkurtlar toprağa,
kalan varsa ayakta, o da kürşad,
'yirmi ok yesem de düşmem' dedi kürşad,
siz uçmağa varsanız da, yaşayacaktır budun,
kanımızın son damlasına kadar kanlanır yurdun,
gözün arkada kalmasın,
yüce kürşad başbu
çin kaynaklarında ismi Ashina Jiesheshuai * olarak geçen türk kahramanı.
cumhuriyetin ilk yıllarında atatürk'ün emri ile bastırılan pullarda kendisinin temsili resmi vardır.
cumhuriyetin ilk yıllarında atatürk'ün emri ile bastırılan pullarda kendisinin temsili resmi vardır.
çin'de hala küçük çocukları yaramazlık yaptıklarında korkutmak amacıyla adı söylenen büyük türk.
edit: ayrıca henüz doğmamış oğlumun adı.
edit: ayrıca henüz doğmamış oğlumun adı.
türkler için yiğitliğin, cengaverliğin sembolü olan isim.
bir zamanların epey reyting sahibi yılan hikayesindeki kötü elemanlardan biriydi. uzun saçıyla dikkat çekerdi.
Hayatımın anlamlarından bir tanesi
Uğruna yaşadığım kahramanlarımızdan bir tanesi
Uğruna yaşadığım kahramanlarımızdan bir tanesi
Bağımsızlığın tam adıdır Kürşad. Kürşad Kırk Çerisi ile birlikte Çin sarayına yürür. Amacı sarayı basarak Hükümdarı esir almaktır.Yüzlerce Çinli askerleri öldürürler. Ama binlercesi üzerlerine saldırmaya devam eder. Binlerce Çinli askere karşı savaşan bir avuç TÜRK yiğidi peş peşe sonsuzluğa uçmaga varırlar. Sadece Kürşad sağ kalmıştır. Tek başına Çin hükümdarlığına karşı savaşmaktadır. En sonunda KÜRŞAD da şehit olur. Fakat elinde kılcıyla atının üzerinde durmaktadır. Öldüğü halde yere düşmemiştir. Kürşad ölmüş fakat yenilmemiştir.
"Kahramanlık ne yanlız bir yükseliş demektir. Nede yıldızlar gibi parlayıp sönmektedir. Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir. "Kahramanlık saldırıp bir daha dönmemektir", fikrine bürünerek yola çıkan Kırkbir YiĞiT TÜRK.
Kürşad ve Kırk Çerisinin yaptıkları ihtilalden sonra korkuya kapılan Çinliler Siganfundaki bütün esir GÖKTÜRKLERi mecburen serbest bırakırlar.
Kutluk Şad (ilteriş Kağan) ile Bilge Tonyokuk 2 GÖKTÜRK DEVLETiNi Kurarlar.
"Kahramanlık ne yanlız bir yükseliş demektir. Nede yıldızlar gibi parlayıp sönmektedir. Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir. "Kahramanlık saldırıp bir daha dönmemektir", fikrine bürünerek yola çıkan Kırkbir YiĞiT TÜRK.
Kürşad ve Kırk Çerisinin yaptıkları ihtilalden sonra korkuya kapılan Çinliler Siganfundaki bütün esir GÖKTÜRKLERi mecburen serbest bırakırlar.
Kutluk Şad (ilteriş Kağan) ile Bilge Tonyokuk 2 GÖKTÜRK DEVLETiNi Kurarlar.
çok büyük bir türk kahramanıdır. yabancıların bi tarafından uydurduğu şişme kahramanları onun yanında olamaz zaten.
1400 yıl sonra Doğu Türkistan'daki son katliamların karaltısında Değeri daha da iyi anlaşılan Tarihin en büyük kahramanıdır. Batı Türkeli'nin Kahraman oğuzlarına yüce Tanrı Onun ruhunu içinde barındıran Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk'ü yollamış bir nevi onu yeniden diriltmiştir bizlere de onun Kahraman 40 Çerisi olma şansını tanımıştır.
Gün Doğu Türkeli'nde Tarihin En büyük kahramanının ruhunu yeniden dirilme günüdür. O bundan 1400 yıl önce Türk Nufusundan yüzlerce kat fazla olan Çin'de 40 çerisiyle TArihin gördüğü en büyük kahramanlığı yapmıştır, bugün de yine 40 Türkle aynı şeyin yapılabileceğine inanma zamanıdır.
Onu Türklüğe yeniden hatırlatan Atsız Ata'ya buradan Dualarımızla.
Gün Doğu Türkeli'nde Tarihin En büyük kahramanının ruhunu yeniden dirilme günüdür. O bundan 1400 yıl önce Türk Nufusundan yüzlerce kat fazla olan Çin'de 40 çerisiyle TArihin gördüğü en büyük kahramanlığı yapmıştır, bugün de yine 40 Türkle aynı şeyin yapılabileceğine inanma zamanıdır.
Onu Türklüğe yeniden hatırlatan Atsız Ata'ya buradan Dualarımızla.
Göktürk ün en iyi okçularından biriydi.Oklarla Göktürk yazarlardı.
cureshut seklinde ingilizceye cevrilebilecek milliyetcilik kokan bir isim. madem milliyetci bir isim neyden sebep ingilizceye ceviriyoruz ? cunku sahsim bu kadar milliyetci bir isim olmasina karsi.
Türk tarihinden, büyük bir kahramanlık olayından bahsedeceğim. Bu olay geçmişin unutma örtüşü altında kalmış çok parlak, parlak olduğu kadar da çok hazin bir harekettir ve milattan sonra 600. yılda meydana gelmiştir.
O sıralarda Japon denizinden, Hazardenizi'ne kadar uzanan ve Çin'i, iran'ı, Bizans'ı titreten Göktürk imparatorluğu, entrikalar yüzünden Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Doğudaki devletle Batıdaki devletin arası, saraya ve orduya sokulmağa muvaffak olan, Çinliler ve diğer yabancılar yüzünden iyice açılıyor . Doğu Göktürk devletinin basında bulunan Kara Kağan kendinden önce hakan olan ağabeysini zehirleyen Çinli yengesiyle evlenmekte mahzur görmüyor ve bu katil kadının fettanlığının esiri olarak Çinlilere alet oluyor. Bu yüzden Göktürk devleti, birçok parlak muharebelere rağmen yıkılıyor ve o bölgede bulunan Türkler Çinlilere esir düşüyor. Çinliler Türkleri Çin'e hicret ettirerek şehirlere dağıtıyorlar. Bu arada Kara Kağan'la kardeşinin iki oğlunu ve diğer Türk ileri gelenlerini Çin'in merkezi bulunan SÎYANGFU şehrine götürerek orada ikamete memur ediyorlar. Çok geçmeden Kara Kağan orada tutsak olarak ölüyor. Bunun üzerine Çinliler rehine olarak Kara Kağan'ın kardeş çocuklarından Tung Yabgu'yu Çin sarayına hapsediyorlar. Serbest bulunan Kara Kağan'ın diğer yeğeni KÜRŞAD ise her gün Türkleri kurtarmak için çareler arıyor.
Tam bu sırada diğer Türk beyleri de gizli toplantılar yaparak, Çinlilere isyan edip Çin împaratorunu öldürmeğe ve böylece, yere düşen gök bayrağı yeniden yükseltmeğe karar veriyorlar. Bunun için çok yiğit olan herkes tarafından çok sevilen KÜRŞAD'I kendilerine Hakan seçiyorlar. Fakat bunu duyan KÜRŞAD ihtilale baş olmayı, saldıranların en önünde dövüşmeği kabul etmekle beraber. Hakanlığı reddediyor, '"Millet için dövüşmek ve bu uğurda gerekirse Ölmek bana yeter. Hakanlık sarayda hapis bulunan amcamın oğlunun hakkıdır." diyor. Birçok yalvarmalara rağmen Hakanlığı kabul etmiyor. Böylece herkes, uzun tartışmalardan sonra KÜRŞAD'in feragat örneği olan ısrarı karşısında onun teklifim kabul etmek zorunda. kalıyor. Ertesi akşam saraydan dışarıya gezmeğe çıkacak olan Çin Hükümdarım öldürmeğe ve hep beraber Çin sarayım basarak Tung Yabgu'yu kurtarıp Hakan ilan etmeğe ve yeni bir Türk devleti kurmaya karar veriyorlar. Baskın gecesi sözleşilen zamanda, Çin sarayının etrafında toplandıkları vakit, aksi bir talih eseri olarak bardaktan boşanır gibi bir yağmur yağmaya başlıyor.Yağmurun altında biraz bekledikten sonra, Çin Hükümdarının bu akşam dışarı çıkmaktan vazgeçtiğini öğreniyorlar. Bunun üzerine, Çinlilerin bu teşebbüsten herhangi bir şekilde haberdar olmaları ihtimaline karşı, baskının başka bir aksama bırakılmasını doğru bulmuyorlar. Bu ihtimali önlemek için, baskının geciktirilmeden hemen o gece yapılmasını uygun görüyorlar.
KÜRŞAD arkadaşlarının adlarım bir, bir okuyarak hepsini yoklama ediyor. Türk milletinin en ileri gelenlerinden 40 Bey'in orada hazır olduklarım görüyor. Artık daha fazla beklemeden Çin imparatorunun sarayına saldırıyorlar. En önde yalnız KÜRŞAD yürüyor... Sarayı binlerce Cin askeri muhafaza etmektedir. Saldıranlar ise yalnız kırk kişi... Yıldırım gibi düştüğü yeri yakan, kasırga gibi önüne geleni süpüren 40 kişi... Birkaç dakikada dış kapıdaki muhafızları tepelediler, sarayın bahçesine doldular ve oradan iç kapıya yüklendiler. Orayı da geçtiler... Şimdi imparatorun dairesine doğru yürüyorlar. Fakat bu Çinli askerler ne kadar da çok... ilerden, geriden sürü, sürü saldırıyorlar.
40 kahramandan ikişer, üçer yaralanıp düşenler var. işte nihayet imparatorun dairesine ulaşabildiler. Fakat odalar bomboş. Hiç kimseler yok. Acaba imparator bu kadar çabuk nasıl da kaçabilmiş?
Ne ise uzun boylu düşünmeğe meydan yok. Geri dönmek lazım. KÜRŞAD, "ahırlara doğru çekileceğiz" diye buyruk veriyor ve ahırlara doğru yol alıyorlar. Fakat her adımda karşılarında yüzlerce Çinli peyda oluyor, dövüşe dövüşe yürüyorlar. Beş on Çinli yıkılıyor ve bir kahraman devriliyor. Nihayet kırklardan ancak ondördü ahırlara ulaşıyor. Kendileri yürüyüp gidinceye kadar vakit kazanmak için, üç kişi, ahır kapılarında artçı olarak bırakılıyor. Diğer onbir kişi atlara binerek Vey Irmağına doğru dörtnala koşuyorlar. Yorgun ve yaralı onbir kişi, ırmağın kenarına vardıkları zaman, akşamdan beri yağan yağmurlar yüzünden kabaran suların köprüleri söküp götürdüğünü görüyorlar. Sekiz saat önce, geçit veren sular, şimdi geçilmez olmuştur. Düşman durmadan yaklaşıyor, saldıranlar sürüler halinde binlerle geliyorlar. Karşılarında yalnız onbir kişi var... Yağmur durmadan yağıyor. Ara sıra çakan şimşekler gerilmiş yüzlerin!, büyümüş gözlerin! aydınlatıyor. Ellerinde kılıçları, Türk'e yaraşan bir fütursuzlukla atlarının üstünde dimdik duruyorlar ve ölünceye kadar çarpışmak üzere düşmanın yaklaşmasını bekliyorlar.
Artık düşman yaklaşmıştır. Göğüs göğüse atılıyorlar ve çarpışmaya başlıyorlar. Onbir kahramandan her biri birer birer devriliyor. En son da KÜRŞAD gün doğarken 40 yarasından kanlar sızarak can veriyor ve gözleri açık olarak cesedi atinin üstünde dimdik kalıyor. Bu esnada Vey Irmağının suları deli deli akıyor ve yağmur yağmaya devam ediyordu.
Bu kahramanlık menkıbesi birkaç gün içinde Cinde bulunan bütün Türklere yayılıyor ve onlar arasında bir kurtuluş ruhu ve bir ihtilal havası yaratıyor. Çok geçmeden de hepsi birden isyan ederek KÜRŞAD'ın yolundan hürriyet ve istiklale kavuşuyorlar. Türk tarihi, uzak ve yakın böyle kahramanlık olaylarıyla doludur. Kahramanlık Türklüğün başlıca vasıflarından biridir.
(alıntıdır)
O sıralarda Japon denizinden, Hazardenizi'ne kadar uzanan ve Çin'i, iran'ı, Bizans'ı titreten Göktürk imparatorluğu, entrikalar yüzünden Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Doğudaki devletle Batıdaki devletin arası, saraya ve orduya sokulmağa muvaffak olan, Çinliler ve diğer yabancılar yüzünden iyice açılıyor . Doğu Göktürk devletinin basında bulunan Kara Kağan kendinden önce hakan olan ağabeysini zehirleyen Çinli yengesiyle evlenmekte mahzur görmüyor ve bu katil kadının fettanlığının esiri olarak Çinlilere alet oluyor. Bu yüzden Göktürk devleti, birçok parlak muharebelere rağmen yıkılıyor ve o bölgede bulunan Türkler Çinlilere esir düşüyor. Çinliler Türkleri Çin'e hicret ettirerek şehirlere dağıtıyorlar. Bu arada Kara Kağan'la kardeşinin iki oğlunu ve diğer Türk ileri gelenlerini Çin'in merkezi bulunan SÎYANGFU şehrine götürerek orada ikamete memur ediyorlar. Çok geçmeden Kara Kağan orada tutsak olarak ölüyor. Bunun üzerine Çinliler rehine olarak Kara Kağan'ın kardeş çocuklarından Tung Yabgu'yu Çin sarayına hapsediyorlar. Serbest bulunan Kara Kağan'ın diğer yeğeni KÜRŞAD ise her gün Türkleri kurtarmak için çareler arıyor.
Tam bu sırada diğer Türk beyleri de gizli toplantılar yaparak, Çinlilere isyan edip Çin împaratorunu öldürmeğe ve böylece, yere düşen gök bayrağı yeniden yükseltmeğe karar veriyorlar. Bunun için çok yiğit olan herkes tarafından çok sevilen KÜRŞAD'I kendilerine Hakan seçiyorlar. Fakat bunu duyan KÜRŞAD ihtilale baş olmayı, saldıranların en önünde dövüşmeği kabul etmekle beraber. Hakanlığı reddediyor, '"Millet için dövüşmek ve bu uğurda gerekirse Ölmek bana yeter. Hakanlık sarayda hapis bulunan amcamın oğlunun hakkıdır." diyor. Birçok yalvarmalara rağmen Hakanlığı kabul etmiyor. Böylece herkes, uzun tartışmalardan sonra KÜRŞAD'in feragat örneği olan ısrarı karşısında onun teklifim kabul etmek zorunda. kalıyor. Ertesi akşam saraydan dışarıya gezmeğe çıkacak olan Çin Hükümdarım öldürmeğe ve hep beraber Çin sarayım basarak Tung Yabgu'yu kurtarıp Hakan ilan etmeğe ve yeni bir Türk devleti kurmaya karar veriyorlar. Baskın gecesi sözleşilen zamanda, Çin sarayının etrafında toplandıkları vakit, aksi bir talih eseri olarak bardaktan boşanır gibi bir yağmur yağmaya başlıyor.Yağmurun altında biraz bekledikten sonra, Çin Hükümdarının bu akşam dışarı çıkmaktan vazgeçtiğini öğreniyorlar. Bunun üzerine, Çinlilerin bu teşebbüsten herhangi bir şekilde haberdar olmaları ihtimaline karşı, baskının başka bir aksama bırakılmasını doğru bulmuyorlar. Bu ihtimali önlemek için, baskının geciktirilmeden hemen o gece yapılmasını uygun görüyorlar.
KÜRŞAD arkadaşlarının adlarım bir, bir okuyarak hepsini yoklama ediyor. Türk milletinin en ileri gelenlerinden 40 Bey'in orada hazır olduklarım görüyor. Artık daha fazla beklemeden Çin imparatorunun sarayına saldırıyorlar. En önde yalnız KÜRŞAD yürüyor... Sarayı binlerce Cin askeri muhafaza etmektedir. Saldıranlar ise yalnız kırk kişi... Yıldırım gibi düştüğü yeri yakan, kasırga gibi önüne geleni süpüren 40 kişi... Birkaç dakikada dış kapıdaki muhafızları tepelediler, sarayın bahçesine doldular ve oradan iç kapıya yüklendiler. Orayı da geçtiler... Şimdi imparatorun dairesine doğru yürüyorlar. Fakat bu Çinli askerler ne kadar da çok... ilerden, geriden sürü, sürü saldırıyorlar.
40 kahramandan ikişer, üçer yaralanıp düşenler var. işte nihayet imparatorun dairesine ulaşabildiler. Fakat odalar bomboş. Hiç kimseler yok. Acaba imparator bu kadar çabuk nasıl da kaçabilmiş?
Ne ise uzun boylu düşünmeğe meydan yok. Geri dönmek lazım. KÜRŞAD, "ahırlara doğru çekileceğiz" diye buyruk veriyor ve ahırlara doğru yol alıyorlar. Fakat her adımda karşılarında yüzlerce Çinli peyda oluyor, dövüşe dövüşe yürüyorlar. Beş on Çinli yıkılıyor ve bir kahraman devriliyor. Nihayet kırklardan ancak ondördü ahırlara ulaşıyor. Kendileri yürüyüp gidinceye kadar vakit kazanmak için, üç kişi, ahır kapılarında artçı olarak bırakılıyor. Diğer onbir kişi atlara binerek Vey Irmağına doğru dörtnala koşuyorlar. Yorgun ve yaralı onbir kişi, ırmağın kenarına vardıkları zaman, akşamdan beri yağan yağmurlar yüzünden kabaran suların köprüleri söküp götürdüğünü görüyorlar. Sekiz saat önce, geçit veren sular, şimdi geçilmez olmuştur. Düşman durmadan yaklaşıyor, saldıranlar sürüler halinde binlerle geliyorlar. Karşılarında yalnız onbir kişi var... Yağmur durmadan yağıyor. Ara sıra çakan şimşekler gerilmiş yüzlerin!, büyümüş gözlerin! aydınlatıyor. Ellerinde kılıçları, Türk'e yaraşan bir fütursuzlukla atlarının üstünde dimdik duruyorlar ve ölünceye kadar çarpışmak üzere düşmanın yaklaşmasını bekliyorlar.
Artık düşman yaklaşmıştır. Göğüs göğüse atılıyorlar ve çarpışmaya başlıyorlar. Onbir kahramandan her biri birer birer devriliyor. En son da KÜRŞAD gün doğarken 40 yarasından kanlar sızarak can veriyor ve gözleri açık olarak cesedi atinin üstünde dimdik kalıyor. Bu esnada Vey Irmağının suları deli deli akıyor ve yağmur yağmaya devam ediyordu.
Bu kahramanlık menkıbesi birkaç gün içinde Cinde bulunan bütün Türklere yayılıyor ve onlar arasında bir kurtuluş ruhu ve bir ihtilal havası yaratıyor. Çok geçmeden de hepsi birden isyan ederek KÜRŞAD'ın yolundan hürriyet ve istiklale kavuşuyorlar. Türk tarihi, uzak ve yakın böyle kahramanlık olaylarıyla doludur. Kahramanlık Türklüğün başlıca vasıflarından biridir.
(alıntıdır)
annesi çinli babası Türk olan cesareti ile nam salmış büyük kahraman.
türkiyedeki sözde(!) devrimcilerin hayatını ve yaptıklarını oluyarak esas devrimci nedir bilmesi gereken yüce şahsiyet. efendim eğer bir siyasi ideolojiye sahipseniz bunun ne olursa olsun milli kökene dayandırmanız gerekir. bir alman devrimcisi karl marxtan bahseder. bir italyan faşisti mussoliniden dem vurur. bir ingiliz emperyalisti churcilli söyler. türk tarihindeki en büyük devrimcilerden birisidir kür şad. ama bizim sözde(!) devrimcilerimiz gazi mustafa kemal atatürk'ü bile devrimci olarak görmezken türk milliyetçiliği ile bağdaşlaşmış yiğit kür şad'ı devrimci ilan edebilecek kadar beyne sahip değildirler. ne diyelim...
delinse yer, çökse gök, yansa kül olsa dört yan
yüce dileğe doğru yürürüz yine yayan
moskoflardan, yankeden, masonlardan yılmayan
ölümlerle eğlenen tunç yürekli türkleriz.
(bkz: kürşad marşı)
delinse yer, çökse gök, yansa kül olsa dört yan
yüce dileğe doğru yürürüz yine yayan
moskoflardan, yankeden, masonlardan yılmayan
ölümlerle eğlenen tunç yürekli türkleriz.
(bkz: kürşad marşı)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar