bugün
- kadınlar yüzünden sözlüğün bu halde olması9
- sözlüğün en sevilen yazarı29
- an itibariyle sözlükte cinlerin dolaşması3
- kadınlar yüzünden dünyanın bu halde olması3
- apo idam edilmeli12
- sözlükle ilgili endişeler6
- sokrates neden öldürüldü2
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- kıskanılan nickler3
- savunduğu her fikrin doğru olduğuna inanan insan4
- gta 65
- kafayı kurtarmak3
- sorgulayan aklı insana kim verdi18
- ateistlerin yaşama amacı24
- teröriste sövmek artık yasak23
- trabzonspor10
- din tartışmanın gereksiz olması2
- zall'ın en başından beri yapay zeka olması2
- 27 ağustos 2026 ferencvaros trabzonspor maçı6
- ingilizler3
- turhan çömez'in msb lobi anlaşması iddiası2
- cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde revizyon11
- sözlüğün siyasallaşması4
- öfke6
- sözlüğe küsmek15
- metallica3
- tibet buzul faciası2
- sosyalizm'in en büyük handikapı2
- trafikte sinirlenip bağırmak2
- velvet17
- geceye bir şarkı bırak3
- gayler5
- bir kızın kucağınıza oturması6
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı48
- sözlük'ün erkek tipsizleri ve çirkinleri8
- sokrates4
- hoşlanılan kızın kucağına oturmak4
- yeter ulan artık19
- 2027 sözlük kuralları2
- saraca'nın şeklinin ve tipinin değişmesi7
- ölen porno yıldızının ruhunu çağırmak4
- fatih tekke2
- erdoğan'a makarna için oy verildiğini sanan tip2
- flört uygulaması eşleşme verisi2
- solu kürt alevi ermeni üçgeninden kurtarmak3
- fenerbahçe vs galatasaray19
- fenerin sanki bizi biraz fazla rezil etmesi19
- katatespizartmasi5
- tcmb rezervleri 188 4 milyar dolar5
- apoya küfür edince sinirlenen akpliler ve mhpliler11
milyonlarca insanın rüyasında bile göremeyeceği saflıktır köy evi. çekyat falan yoktur orda. yer yatağı vardır... silikon yastık yerine has yünden yapılmış yastıkta kocarsınız.
bahçesinden taze biber, domates ve yakınındaki kümesten alınacak taze köy yumurtasıyla harika organik menemen yapabileceğiniz metropol....
bahçesinden taze biber, domates ve yakınındaki kümesten alınacak taze köy yumurtasıyla harika organik menemen yapabileceğiniz metropol....
sobalıdır ulan! sobasız köy evi mi olur.. o değil de önceden duvarları gübre ve toprakla yapılırdı, sanırım biraz da saman. budur köy evi.
Sana diyorum;
anlat bana, çocukluğunu anlat. bir köy evinde olalım baharın şu günlerinde. yeşil yeşil yaprakları çıkmış olsun kayısı ağaçlarının, sıkıcı bir sıcak hafif bir esintiyle karışsın. güneş o kadar parlak olsun ki gözlerimizi açamayalım, burmumuza polenler gelsin hapşurtsun seni, yüzüme gelsin sümüklerin. ben "oha" diyeyim sen "pardon yaa napiiim allerjim var benim" de, sonra ben sana çiçek vereyim " çooook yaşa, güzel yaşayalım" diyeyim. köy evinin balkonundan buğday tarlalarına bakalım, hafif ılık rüzgarlar salınan buğday başaklarına. "yok aman istemem buğday" dersen burçak olsun, arpa olsun... inelim sonra dere boyuna doğru, sana anlatayım, anlatayım, anlatayım; "bak bu bilmem ne otu saça iyi gelir, bak şu bilmem ne çiçeği mitolojide şu hikayesi var, bak bu bilmem ne ağacı, kozalaklarını biyerlerine sokunca çok iyi geliyormuş..."
- papatyalar açmış yüce satrap!
+ o-hooo papatyamı kaldı geçti mevsimi, onlar bilmem ne çiçeği
- çok biliyosun ya öfff konuşulmuyo senle, aaanı yaşayalım oğlum, bak onlar papatya, beyaz taç yaprakları var, ortasında sarı merkezi. o polen taşıyan sarı çekirdeği, hani burnumu ve gözlerimi yaşartıyor ya?
+ eööö kem küm.
sonra yürüyoruz, yürüyoruz bahçe aralarında, ama abi kimseler yok, bir kaç şişman inek ve polenleri bacaklarına sarılmış arı dışında. "şarap içelim" diyorsun, "bu sıcakta çarpmasın" diyorum. "senle de muhabbet olmuyo be yüce satrabım maussollos'um" diyosun. sonra eve geri gidiyoruz. çok sıcak olduğu için bitkin düşmüşüz, sen bir kanepede ben bir koltukta bayılıyoruz. çok sıcak çoook, ama köy evi bu serin olur içi, karşılıklı da pencereleri açtınmı? oooh, harikasın bebeğim, görüyormusun tül nasıl da salınıyor rüzgarda. ama şiddetli değil hafif hafif, böylece balon gibi şişiyor tül, ben seni izliyorum uykulu uykulu.
uyandığımda sen elinde niğde gazozu, üzerinde mavi keten bi' gömlek, ıslak saçları tepede toplamış beni izliyosun, güneşte gezdik ya yanmışsın, pembe pembe olmuş burnun ve elmacık yanakların. ben şaşkın, "hangi arada seviştik diye düşünüyorum" sen başını çevirip "ne sevişmesi" nasıl aklımı okuyorsun? Ama ama üzerindeki benim gömleğim... şeffaf...
"hava sıcak, terledim, uykum da açılsın, saat 4'e geliyor, bu güzel öğleden sonrayı kaçırmak istemiyorum" diyorsun. tekrar dışarı atıyoruz kendimizi, bu kez o kadar ısınmış ki hava, ben gömleğimi istemiyorum senden, kısacık şort var altımda sadece. yalınayak yürürken sen "şeffaf" gömleğimlesin sadece. geliyosun arkamdan.
bir ağaç altına atıyoruz kendimizi, dut ağacının koyu gölgesine, sıcaktan bayılıyoruz çünkü.yatıyorsun dizime ve başlıyosun anlatmaya
bana; "benim doğduğum yerde hava griydi, salçalı ekmeklerle kurşun gökkubbe altında sokakta büyüdüm ben, ama mutluydum..."
anlat bana, çocukluğunu anlat. bir köy evinde olalım baharın şu günlerinde. yeşil yeşil yaprakları çıkmış olsun kayısı ağaçlarının, sıkıcı bir sıcak hafif bir esintiyle karışsın. güneş o kadar parlak olsun ki gözlerimizi açamayalım, burmumuza polenler gelsin hapşurtsun seni, yüzüme gelsin sümüklerin. ben "oha" diyeyim sen "pardon yaa napiiim allerjim var benim" de, sonra ben sana çiçek vereyim " çooook yaşa, güzel yaşayalım" diyeyim. köy evinin balkonundan buğday tarlalarına bakalım, hafif ılık rüzgarlar salınan buğday başaklarına. "yok aman istemem buğday" dersen burçak olsun, arpa olsun... inelim sonra dere boyuna doğru, sana anlatayım, anlatayım, anlatayım; "bak bu bilmem ne otu saça iyi gelir, bak şu bilmem ne çiçeği mitolojide şu hikayesi var, bak bu bilmem ne ağacı, kozalaklarını biyerlerine sokunca çok iyi geliyormuş..."
- papatyalar açmış yüce satrap!
+ o-hooo papatyamı kaldı geçti mevsimi, onlar bilmem ne çiçeği
- çok biliyosun ya öfff konuşulmuyo senle, aaanı yaşayalım oğlum, bak onlar papatya, beyaz taç yaprakları var, ortasında sarı merkezi. o polen taşıyan sarı çekirdeği, hani burnumu ve gözlerimi yaşartıyor ya?
+ eööö kem küm.
sonra yürüyoruz, yürüyoruz bahçe aralarında, ama abi kimseler yok, bir kaç şişman inek ve polenleri bacaklarına sarılmış arı dışında. "şarap içelim" diyorsun, "bu sıcakta çarpmasın" diyorum. "senle de muhabbet olmuyo be yüce satrabım maussollos'um" diyosun. sonra eve geri gidiyoruz. çok sıcak olduğu için bitkin düşmüşüz, sen bir kanepede ben bir koltukta bayılıyoruz. çok sıcak çoook, ama köy evi bu serin olur içi, karşılıklı da pencereleri açtınmı? oooh, harikasın bebeğim, görüyormusun tül nasıl da salınıyor rüzgarda. ama şiddetli değil hafif hafif, böylece balon gibi şişiyor tül, ben seni izliyorum uykulu uykulu.
uyandığımda sen elinde niğde gazozu, üzerinde mavi keten bi' gömlek, ıslak saçları tepede toplamış beni izliyosun, güneşte gezdik ya yanmışsın, pembe pembe olmuş burnun ve elmacık yanakların. ben şaşkın, "hangi arada seviştik diye düşünüyorum" sen başını çevirip "ne sevişmesi" nasıl aklımı okuyorsun? Ama ama üzerindeki benim gömleğim... şeffaf...
"hava sıcak, terledim, uykum da açılsın, saat 4'e geliyor, bu güzel öğleden sonrayı kaçırmak istemiyorum" diyorsun. tekrar dışarı atıyoruz kendimizi, bu kez o kadar ısınmış ki hava, ben gömleğimi istemiyorum senden, kısacık şort var altımda sadece. yalınayak yürürken sen "şeffaf" gömleğimlesin sadece. geliyosun arkamdan.
bir ağaç altına atıyoruz kendimizi, dut ağacının koyu gölgesine, sıcaktan bayılıyoruz çünkü.yatıyorsun dizime ve başlıyosun anlatmaya
bana; "benim doğduğum yerde hava griydi, salçalı ekmeklerle kurşun gökkubbe altında sokakta büyüdüm ben, ama mutluydum..."
genelde iki kapı olur köy evlerinde nedense. çevredeki hayvanlardan mi olur bilinmez, sinek de olur. bazı köy evlerinde su da yoktur. ama yemeklerinin tadı güzel olur. kuzine denen sobalarda yapılır o yemekler, fırınında mis gibi köy ekmekleri pişer.
her pencereden harika kır manzaraları gözükür. o kavak ağacları hışırtılarıyla dinleyenleri mesteder. gene o pencerelerden hele de bu aylarda can erikleri merhaba der, ona bakanlara.
kış aylarında merdivenleri hep çamurludur. ama yazlarda mis gibi çicekler kokar.
her pencereden harika kır manzaraları gözükür. o kavak ağacları hışırtılarıyla dinleyenleri mesteder. gene o pencerelerden hele de bu aylarda can erikleri merhaba der, ona bakanlara.
kış aylarında merdivenleri hep çamurludur. ama yazlarda mis gibi çicekler kokar.
gübre kokusunun hakim olduğu rutubetli bir mekandır.
gök kubbe kurşunmuş senin çocukluğunda, ama aydınlıkmış, umudun ondan geliyor sanırım;
görsel
benim çocukluğumsa fırtına ve yalnızlıkla geçmişti bu unutulmuş sahil kasabasında;
görsel
ama sahilimiz vardı koştuğumuz;
görsel
suyu vardı ab-ı hayat, kumu vardı boncuk gibi tanelerden;
görsel
şimdilerde eskisi gibi göremiyorum seni nerelerdesin? son gördüğümde denizden çıkıyordun, ensene sular damlıyordu tuzlu.
yanımdasın ama uzakta... ben seni bekleyeceğim köy evinde...
görsel
görsel
dido'nun aeneas'a aşkına yakılan ağıtı dinleyerek;
http://www.youtube.com/watch?v=Q0GotUP-9hM
görsel
benim çocukluğumsa fırtına ve yalnızlıkla geçmişti bu unutulmuş sahil kasabasında;
görsel
ama sahilimiz vardı koştuğumuz;
görsel
suyu vardı ab-ı hayat, kumu vardı boncuk gibi tanelerden;
görsel
şimdilerde eskisi gibi göremiyorum seni nerelerdesin? son gördüğümde denizden çıkıyordun, ensene sular damlıyordu tuzlu.
yanımdasın ama uzakta... ben seni bekleyeceğim köy evinde...
görsel
görsel
dido'nun aeneas'a aşkına yakılan ağıtı dinleyerek;
http://www.youtube.com/watch?v=Q0GotUP-9hM
sağlıktır.
kimsenin hayalini yıkmayayım ama söylemek lazım.
aslında çoğu kişi çocukluğunda gördüğü için sever ama büyüyüpte yeniden gördüğünüzde aynı tadı vermiyor.
aslında çoğu kişi çocukluğunda gördüğü için sever ama büyüyüpte yeniden gördüğünüzde aynı tadı vermiyor.
emeklilik planlarının baş aktörü.
çocukluğun en güzel uykusunun uyunduğu evdir bazen o yer yatağında, teknolojiye ait tek şeyin televizyon ve ev telefonu olduğu yıllarda...
bahçesinde körebe-saklambaç oynanan evdir akşamları. şimdi hatırlamak bile hüzne boğuyor insanı.
bahçesinde körebe-saklambaç oynanan evdir akşamları. şimdi hatırlamak bile hüzne boğuyor insanı.
bol bol elli kiloluk babanne yorganı içeren evdir.
sobalı evdir, maşıngada ekmek kızartıp salça sürülüp yenilen evdir.
köylerde hiç kimse kira ödemez. köylerden şehirlere göç azaldığı gibi
şehirlerden köye göç diye bir olay yoktur. köy evi iyidir. yalnız köylerde
evli olmanız lazım. öyle köyden manita bulurum çakarım derseniz
o kız üstünüze kalır. zaten bekar iseniz köyüne göre kapınızı çalan
kızlar çok olur. bu kızlar birbirleri ile ilk önce kime çakacak bu adam
diyerek iddaaya girerler. iddaayı kazanan kız artık bakire değildir ve
bütün köy siz daha boşalıp duşa girmeden düğün hazırlıklarına
başlamıştır bile.
şehirlerden köye göç diye bir olay yoktur. köy evi iyidir. yalnız köylerde
evli olmanız lazım. öyle köyden manita bulurum çakarım derseniz
o kız üstünüze kalır. zaten bekar iseniz köyüne göre kapınızı çalan
kızlar çok olur. bu kızlar birbirleri ile ilk önce kime çakacak bu adam
diyerek iddaaya girerler. iddaayı kazanan kız artık bakire değildir ve
bütün köy siz daha boşalıp duşa girmeden düğün hazırlıklarına
başlamıştır bile.
uzaktan hoş gözükür. kafa dinleme planları yaparsın gidince bir hafta sonra herşeyden şikayet edersin.
huzurdur tek kelimeyle.
tozlu köyumu ozledım.
tozlu köyumu ozledım.
doğal evdir. hele bir de kerpiçse tadından yenmez.
şu an kaldığım içinde her bir şey olabilecek yer olduğunu anladım rizeden selamlar.
Eski evimi yıktırıp şu an yerine mükemmel güzellikte olacak inşaatına başlamış bulunuyorum, şehir hiç gözümde yok neredeyse, şimdiden arkadaşlarımla ailecek yapılacak mangalın keyfini yaşamaya başladım bile.
görsel
Çocukluğumun geçtiği metruk ev.
Çocukluğumun geçtiği metruk ev.
Sabah erkenden ateşte kaynatılan çayı ve bazlamayı hatırlatır.
Bir de damından yıldızları seyretmek gibisi yok elini uzatsan değecek gibi.
Bir de damından yıldızları seyretmek gibisi yok elini uzatsan değecek gibi.
Hepinizin mi köy evi var eyqü? Kıskandım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar