bugün
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- taşaklardan birinin kayıp olması4
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- çay içen kız9
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- mutsuz olmak3
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- galatasaray6
- duyulan en ilginç isim5
- galatasaray 3 rennes 33
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- en tehlikeli insan tipleri2
- oralet içen erkek5
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- anın fotoğrafı14
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- uludağ sözlük çeteleri9
- çaya şeker atan erkek5
- kalem4
- rennes2
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- yıkık yazarlar4
- erdal beşikçioğlu8
- yerinde dur3
- en boktan on yıl7
- latte içen erkek4
- patates kızartması4
- yelpaze3
- smallville'deki konuk oyuncular3
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- dolma kalem3
- doa otomatı3
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- ona bir şey söyle13
- gocu bak bi5
- telefona cevap vermeyen kız3
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- ayrılık8
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- selam sözlük2
- red flag erkek listesi9
- en gey özelliğiniz3
- düşün ki o bunu okuyor4
- menemen9
çeşitli sanat alanlarında eğitim veren, sanatçı yetiştiren kurum.
ilk kurulan konservatuvar Napoli'deki San Maria di Loreto'dur.
derslerde çok eğlenilmeyen ve çok zor olan müzik yuvası.girmesi bir dert okuması bir dert.
konserve duvar da denilen kurum.
her ne kadar öğrencilerin ve ilk defa sınava girecek olanların " torpil yok ya, nasssı yaaa olur mu öyle şey, girerim lan ben " dedikten sonra, torpilin azizliğine uğrayıp kazanamadıkları, devlet statüsünde eğitim veren kuruluş.ha şimdi çıkar birileri, ben torpilsiz girdim der, onun için bende bkz vermek zorunda kalırım.
(bkz: yeme beni)
(bkz: yeme beni)
insanı canından bezdiren okullardır.
okuması zevkli diyenlere, ömrü boyunca bir insanın yaz tatili, bayram tatili, yarıyıl tatili yapmamasının ne demek olduğunu hatırlatmak isterim. küçücük bir çocukken, bir oyundan bile en fazla iki saat sonra sıkılırken, enstrüman başında en aşağı 3 saat geçirmesi istenir. tabii ki bu ilk yıllar için geçerlidir. bu süre ilerki yıllarda 7-8 saate kadar çıkar. artık karışmayı bırakmışlardır ama siz sınavlara yetişebilmek için zaten, kendinizden çıkmış bir şekilde çalışmanız gerektiğinin bilincine varmışsınızdır ya da buna alıştırılmışsınızdır. voleybol oynamak istersiniz, oynayamazsınız, arkadaşlarınıza alay konusu olursunuz. -aaa musette mi? bırakın canım onun elleri hassas ahahahahah- deliye dönmek üzeresinizdir. rüyalarınızda, merdivenlerden yuvarlandığınızı, elinizi, kolunuzu kırdığınızı, piyano çalamayacağınızı görür sevinirsiniz. hatta gerçek hayatta düşüp parmağınızı kırarsınız, buna bile sevinirsiniz allahım nihayet, nihayet tatil yapabileceğim diye. ama yok tabi öyle yağma, madem sağ elini kırdın o zaman sen de bütün yaz sol elini çalışırsın, hem böylece güçlenmiş olur diye bir cevapla karşılaşırsınız. 13 sene sonra artık ölsem de kurtulsam diye düşünürken, birden kafanızda bir ampul yanar. niye ölecekmişim canım, çaldığım pis bir nota insan ölümüne sebebiyet vermiyor ki, doktor muyum ben diye düşünürsünüz. mutlu olursunuz, arkanıza bakmadan kapıdan çıkar gidersiniz ve bir daha asla uğramazsınız.
işte böyle yerlerdir konservatuvarlar, eğlenceli mi değil mi karar vermek başkalarına kalsın...
(bkz: çok doluyum be sözlük)
okuması zevkli diyenlere, ömrü boyunca bir insanın yaz tatili, bayram tatili, yarıyıl tatili yapmamasının ne demek olduğunu hatırlatmak isterim. küçücük bir çocukken, bir oyundan bile en fazla iki saat sonra sıkılırken, enstrüman başında en aşağı 3 saat geçirmesi istenir. tabii ki bu ilk yıllar için geçerlidir. bu süre ilerki yıllarda 7-8 saate kadar çıkar. artık karışmayı bırakmışlardır ama siz sınavlara yetişebilmek için zaten, kendinizden çıkmış bir şekilde çalışmanız gerektiğinin bilincine varmışsınızdır ya da buna alıştırılmışsınızdır. voleybol oynamak istersiniz, oynayamazsınız, arkadaşlarınıza alay konusu olursunuz. -aaa musette mi? bırakın canım onun elleri hassas ahahahahah- deliye dönmek üzeresinizdir. rüyalarınızda, merdivenlerden yuvarlandığınızı, elinizi, kolunuzu kırdığınızı, piyano çalamayacağınızı görür sevinirsiniz. hatta gerçek hayatta düşüp parmağınızı kırarsınız, buna bile sevinirsiniz allahım nihayet, nihayet tatil yapabileceğim diye. ama yok tabi öyle yağma, madem sağ elini kırdın o zaman sen de bütün yaz sol elini çalışırsın, hem böylece güçlenmiş olur diye bir cevapla karşılaşırsınız. 13 sene sonra artık ölsem de kurtulsam diye düşünürken, birden kafanızda bir ampul yanar. niye ölecekmişim canım, çaldığım pis bir nota insan ölümüne sebebiyet vermiyor ki, doktor muyum ben diye düşünürsünüz. mutlu olursunuz, arkanıza bakmadan kapıdan çıkar gidersiniz ve bir daha asla uğramazsınız.
işte böyle yerlerdir konservatuvarlar, eğlenceli mi değil mi karar vermek başkalarına kalsın...
(bkz: çok doluyum be sözlük)
usta çırak ilişkisinin devam ettirildiği okul..*
Uludağ Üniversite bünyesindeki konservatuar Mudanyada'dır. ilk yeri eski tekel binası iken, -bilmeyenler için limanın hemen yanı- şu anki yeri huzurevinin oraya çıkarılmış, öte yandan tekel binasının olduğu yerde otopark yapılmıştır.
Ayrıca; neden sadece aklımıza müzik geldi a dostlar; tiyatro da vardır, candır.
Ayrıca; neden sadece aklımıza müzik geldi a dostlar; tiyatro da vardır, candır.
müzik bölümü giriş sınavları için (bkz: çetin akdeniz)den bile daha iyi bağlama çalsanız dahi 100 üzerinden ortalama %10 puan getirdiği için sonuçlar açıklandığında mortingen edebilen kurum. Şöyle biraz özet geçeyim,konservatuar müzik giriş sınavları için;(öğretmen olmak istiyorsanız; eğitim fakültesi müzik bölümü,sanatçı olmak istiyorsanız güzel sanatlar fakültesi veya konservatuar bölümlerinden,daha ayrıntılı incelemelerden sonra birine karar vermenin akabinde)öncelikle piyanodan sorulan tek ses,çift ses,üç ses ve dört sesleri ayrı ayrı verebilme,nota okuma-yazma (solfej-dikte),melodi ve ritm hafıza, gibi enstrumandan önce gelen bitakım,temeli zamana bağlı olan ve sağlam hocasız olmayan bir hazırlık sürecinden geçmelisiniz.
zaman zaman içinde shakespeare'i gazete okur gibi okuyan öğrencileri barındırır. "arkadaş insanın içinde olacak biraz ya" dedirtir bu öğrenciler.
ülkemizde gidenlerin salak olarak nitelendirildiği ilim irfan yuvası.
kendilerini ülkenin kurtarıcısı sanmalarına rağmen hakettikleri değeri bile kimsenin vermediği sanatçı adaylarının, çalıştıkları, barındıkları sanat okulu.
ilkokul çağlarından başlanan, ( sınavla ) çalışana ömrü boyunca bol miktarda para kazandıran* yetenek avcısı okul.
türkiyede fame dizisi sayesinde kurulmuştur.
Konservatuarın doğru yazılımıdır. Konser ve tuvarla alakası yoktur. müzisyen yetiştirmesi için kurulan ama bunu başaramayan (Türkiye için geçerli) eğitim sorunsalı kurumdur.
okurken 'artiz mi olcan sen?' gibi sorulara maruz kalmanızın olası olduğu eğitim yuvasıdır...
türkiyede bir halta yaramayan okuldur. neden mi ?
torpilin en alasının döndüğü yerlerden birisi olmasıdır, oradaki yetenek sınavına çıkan adam kendi alanında en iyisine bile kafa tutacak seviyede bile olsa düşük puan alır.
tiyatro bölümünde sırf hoca tipini beğenmedi diye alınmayan öğrenciler vardır. kısacası götü arşa dayanacak seviyede kalkık hocalar ve eğitim görevlileri mevcuttur.
sınav sistemine gelecek olursak türk eğitim sisteminin sikindirikliği orada da mevcuttur. gitar vb telli yada yaylı bir enstruman çalmayı öğrenmek için giden öğrenciye şandan ve piyanodan sınava tabi tutuluyor sonra notaların seslerini ağızıyla çıkartması ve ritim tutması bekleniyor bir balığa ağaç tırmandırmaya çalışmaktır bunun adı. yurt dışında hiç böyle değil sadece çaldığın şeyden sorumlusun.*
kısacası bişey yetiştirdiğini zanneden ancak sikindirik eğitim sistemi ve hocalarının afra tafrası yüzünden yanlış yönlendirilen öğrencilerden bir bok olamıyor. sonra vay efendim türkiyede neden müzisyen az ve sanat geri.
not: bilgilerin çoğu bir konservatuar hocasından bizzat alınmıştır itiraz etmeye yeltenenin beyni itinayla klavyeye dökülür.
torpilin en alasının döndüğü yerlerden birisi olmasıdır, oradaki yetenek sınavına çıkan adam kendi alanında en iyisine bile kafa tutacak seviyede bile olsa düşük puan alır.
tiyatro bölümünde sırf hoca tipini beğenmedi diye alınmayan öğrenciler vardır. kısacası götü arşa dayanacak seviyede kalkık hocalar ve eğitim görevlileri mevcuttur.
sınav sistemine gelecek olursak türk eğitim sisteminin sikindirikliği orada da mevcuttur. gitar vb telli yada yaylı bir enstruman çalmayı öğrenmek için giden öğrenciye şandan ve piyanodan sınava tabi tutuluyor sonra notaların seslerini ağızıyla çıkartması ve ritim tutması bekleniyor bir balığa ağaç tırmandırmaya çalışmaktır bunun adı. yurt dışında hiç böyle değil sadece çaldığın şeyden sorumlusun.*
kısacası bişey yetiştirdiğini zanneden ancak sikindirik eğitim sistemi ve hocalarının afra tafrası yüzünden yanlış yönlendirilen öğrencilerden bir bok olamıyor. sonra vay efendim türkiyede neden müzisyen az ve sanat geri.
not: bilgilerin çoğu bir konservatuar hocasından bizzat alınmıştır itiraz etmeye yeltenenin beyni itinayla klavyeye dökülür.
bu gün buselik makamı ve kurdi makamının seyrini tamamen öğrenmeme vesile olan eğitim kurumu. * makamların çoğunu dinlerken ayırt edebiliyorum aslında amma işin teknik boyutu daha farklı ve şart olan bişey. kısacası eğitim şart.
içimde kalandır.
kelime anlamı yetimhanedir. italyancadan gelir. ayrıca okuduğum bölümdür.
Bugün istanbul universitesinin tiyatro sınavına girdiğimdir.çok eğlenceliydi,güzel bir deneyimdi.
harcadığım yıllardan aklımda net kalan koridorlardaki çiş kokusu eşliğinde solfej yapma çabası. (bkz: iüdk)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar