bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    izmir'in 100km batısında bulunan,fakat bu 100km yolun aşırı virajlı oluşu sebebiyle ortalama 2.5 saat süren;nergizi,üzümü,zeytini ve tertemiz kumsalları-ki pek kum bulunmaz- ile ünlü şirin ilçemiz.
    1 ... brksbc
  2. 2.
    istanbul'da denize girilebilecek nadir yerlerden biri.solar beache çok yakın.
    1 ... hasnicktir
  3. 3.
    giresun'un görele ilçesinin rakımı çok az olan köyü.
    2 ... hasnicktir
  4. 4.
    (bkz: şeyh bedreddin destanı)
    2 ... zibende
  5. 5.
    izmir Körfezi'nin girişinde, körfezi kontrol eden önemli kilit noktalardan biri olan Karaburun Yarımadası'nda eski çağlardan buyana yerleşim izlerine rastlamak mümkündür. Kaynaklarda yarımadanın eski adı Mimas olarak geçmektedir. Karaburun Yarımadası’ndaki Çakmaktepe mevkiinde yapılan kazılarda Kalkolitik döneme ait ( M.Ö 4000 ) kesici araçlar, taş el baltaları ve ilkel çanak çömleklere rastlanmıştır. Bölgede M.Ö 3000'li yıllardan itibaren Hititler varlık göstermişlerdir. Hititler'in ardından sırası ile bölgeye Yunanlılar, Persler, Romalılar ve Bizanslılar egemen olmuştur. Antik dönemde bölgedeki Erythrai kenti sayesinde oldukça önemli bir kültür ve ticaret merkezi durumuna gelen yarımada, Helenistik ve Roma döneminde önemini kaybetmiştir, Bizans döneminde ise eski canlılığını tekrar kazanmıştır.

    1086-1095 yılları arasında Çaka Bey ile Türklerin yönetimine giren bölge kısa süre sonra tekrar Bizanslıların eline geçmiştir. Beylikler döneminde Aydınoğlu Mehmet Bey'in buraları alması ile yöre Aydınoğulları egemenliğine girmiştir. Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı hakimiyetine geçen Karaburun Ankara savaşının ardından (1402 ) tekrar Aydınoğullarının eline geçmiştir. Fetret devrinin ardından 1425-1426 yılında Çelebi Mehmet bölgeyi ikinci defa Osmanlı topraklarına katmıştır. Fetret döneminde bölgeye Şeyh Bedreddin felsefesi hakim olmuştur. Bu düşüncenin sürdürücülerinden olan Börklüce Mustafa çalışmalarını Karaburun Yarımadası'nda sürdürmüştür.

    Osmanlı döneminde Karaburun Yarımadası'nın Ege kıyısında izmir'e bağlı Padişah hasları arasında olduğunu görürüz. Karaburun Osmanlı topraklarına katılışından 1867 yılına kadar izmir Livasına bağlı bir nahiye olarak kalmıştır. 1868 yılında yeni düzenlemelerle Çeşme kazasının nahiyelerinden biri haline gelmiştir. 1900 yılında ise izmir'e bağlı bir kaza olarak karşımıza çıkar.

    Birinci Dünya Savaşının ardından 23 Mayıs 1919 tarihinde Yunan kuvvetleri tarafından işgal edilen bölge 17 Eylül 1922 tarihinde işgalden kurtarılmıştır. Yunanlıların çekilmesi ile birlikte yerli Rumlar da bölgeyi terketmek zorunda kalmışlar ve bunun sonucunda bölgede ekonomik ve toplumsal alanda büyük değişiklikler meydana gelmiştir. Bu tarihten sonra yarımadanın nüfusu oldukça azalmıştır. Günümüzde eski önemini yitirmiş olan bölgede sadece yaz aylarında bir hareketlilik gözlenmektedir.

    Oldukça engebeli bir coğrafyaya sahip oluşu ve tarım arazilerinin yetersizliği, bölgenin gelişimini tarih boyunca engellemiştir. Bu yüzden bölgede yoğun imar faaliyetlerinden söz etmek mümkün değildir. Bir dönem Aydınoğulları hakimiyetinde olan bölgede bugün bu Beyliğe ait herhangi bir mimari esere rastlanmamaktadır. Bölgenin geçirdiği depremler sonucu Osmanlı döneminden günümüze ayakta kalabilen yapılar ise sadece cami ve çeşmeler olmuştur. Bu eserlerin bir kısmı harap durumdadır, bir kısmı da az ya da çok değişikliğe uğramıştır.

    XVI. yüzyılın ünlü denizcilerinden Piri Reis Kitab-ı Bahriye'sinde yarımadanın kıyıları hakkında ayrıntılı biçimde bilgi vermektedir. XVII. yüzyılın ikinci yarısında Karaburun'u ziyaret eden Evliya Çelebi ise Karaburun kazasının, izmir Mollasının arpalığı olduğunu, içinde bir cami, bir hamam ve 7 dükkan bulunduğunu ve ayrıca etrafının zeytinlik ve bağlık olduğunu belirtmektedir.

    Karaburun' un (eski adıyla Mimas), Yunan Mitolojisinde de sıkça yer aldığını görmekteyiz. Homeros'un ünlü eseri "Oddysea"' da Rüzgarlı Mimas (Windy Mimas) olarak geçen "Mimas Dağı", bugün Bozdağ diye adlandırdığımız dağdır. Bu dağın eskiden Mimas olarak adlandırılması, "mitolojik tanrılarla savaşan gigantların (devler) başında yer alan ve tanrı Zeus'u çok zorlayan Mimas isimli devin, üzerine erimiş demir, çelik ve bakır dökülerek öldürüldüğü ve bir daha uyanmamak üzere söz konusu dağların altına gömüldüğü" hikayesine dayanmaktadır.

    Karaburun Yarımadası'nın ne denli rüzgar aldığı ve tarih boyunca bu rüzgarı kullanarak, sayısız değirmenler yapıldığı düşünülürse aradaki ilişki kolayca kurulabilir. Yakın bir gelecekte bu özelliğin, "Rüzgar Enerjisinden" yararlanılarak elektrik üretilecek projelerin hayata geçirilecek olması da bu ilişkinin günümüzdeki devamı niteliğindedir.

    Gene Narsisus'un adını alan ve bugün aynı özelliklerle sadece Karaburun Yarımadası'nda yetişen "Nergiz" çiçeği arasında bir bağ kurulmaktadır. Bir su birikintisinde kendi aksini gördükten sonra kendisine aşık olan Narsisusun (- narsizm kelimesi buradan türemiştir.) aşkından eriyerek nergiz çiçeğine dönüştüğü anlatılmaktadır.

    iliada ve Oddise' nin yaratıcısı ünlü şair Homerus, gene bu topraklarda doğmuş ve yaşamıştır.

    Yunan Mitolojisine göre Tanrıların tanrısı Zeus' un kıskanç karısı Hera, çapkın kocası Zeus'un ölümlü kadınlar ve Tanrıçalarla ilişkilerini gözetlemek ve kendisini haberdar etmek üzere, yüksek tepelere iki gözcü yerleştirdiğinde; bunlardan biri olan iris'i (Thaumantia da denilen iris, tanrıların habercisi olan tanrıçadır) de Mimas'a göndermişti. Bugünki iris Gölü belki de adını buradan almaktadır.
    4 ... brksbc
  6. 6.
    ülkenin en batı ucundaki yerin ismi.
    1 ... kassano
  7. 7.
    türkiye'nin en uzak yeridir. viraj kesme, apex, drift v.s tekniklerin geliştirilebildiği bir ulaşım planı vardır.
    3 ... cupra
  8. 8.
    istanbulda çatalcaya bağlı olan sahil köyüdür. resmi askeri kayıtlar ile denizcilik litaratüründe rumeli karaburun olarak bilinir zira karaburun adında bir başka köy de istanbul anadolu yakasında şile dolaylarında vardır * . köyün başlıca geçim kaynağı; diğer köylerde de olduğu gibi sanayi bölgelerine çalışmaya giden genç nüfüstur. diğer köylerden ziyade çatalca ve hadımköye çalışmaya giden köylüler mevcuttur. mevsimsel olarak da balıkçılıkla uğraşan köylüler arasında devamlı devlet işinde çalışan orta yaşlı bir kesim de mevcuttur. köyde 30-40 civarı bir personel ile çalışan, kıyı emniyeti ve gemi kurtarma müdürlüğü ne bağlı bir tahlisiye faaliyet göstermektedir. tahlisiye bahçesinde bulunan deniz feneri ise köyün simgesi haline gelmiştir. kara yolu ile terkos üzerinden ulaşılabilen köye ancak özel imkanlar ile deniz yoluyla ulaşılabilir. geniş bir sahil şeridi olan köy sahil yolu ile de yeniköy adlı köye bağlanmaktadır. sahili temizleme çalışmaları sürse de, deli deniz karadeniz, imkansızlıklar yüzünden kontrol altına alınmayan sahilde; deniz, heryıl onlarca cana mezar olmaktadır. yeniliğe açık kültürel yapısı ile köy değişen bir trend izlemekte ve daha geniş bir kesimi barındırmaktadır; ama, imkanların azlığı ile egiğimsizliğin birleşmesi sonucu giderek yozlaşan genç kitlesi ile üzücüdür.
    4 ... setu
  9. 9.
    izmirin güzel bir ilçesi. yolda kusmadıysanız tadını çıkartın. inanılmaz güzel bir denizi ve doğal güzellikleri vardır. bir kere gelen kesin oralı olurmuş diye bir de rivayet var.
    4 ... gasgano
  10. 10.
    dar ve aşırı virajlı tehlikeli bir yolu olmasından ötürü bakir kalabilmiş, devlet hava meydanları işletmesi karaburun kampını, adını hatırlayamadığım o minik şirin oteli barındıran yerlerinin(bodrum caddesi, bodrum koyu) daha da bi güzel olduğu, iskelesiylede pek bir şirin olan izmirin bir ilçesi. kendine has mor bir çiçeği vardır buranın çok güzeldir. özletir kendisini her sene.
    2 ... sumuklu borek