bugün
- kolye41
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı10
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun9
- kedi6
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek13
- galatasaray15
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u8
- gençlerbirliği 0 galatasaray 13
- türkiye17
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip2
- saat3
- tır şoförü olmayı istemek12
- zebra4
- fuhuş yaparken yakalanan sözlük yazarı2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- 6 ayda bir yıkanmak5
- fuhuş yaparken yakalanan travesti polis memuru2
- papağan4
- her şeye neden diye sormanın yan etkileri3
- kim kimi neden sevmiyor14
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- yogartiksen40
- osmanlı6
- ölen kediyi çöpe atmak vs gömmek4
- ona bir şey söyle7
- fil2
- istanbul11
- yağmur10
- futbol15
- evi ev yapan şeyler5
- bileklik12
- 17 ekim 2026 erzurumspor eyüpspor maçı5
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- süper lig6
- vatan için savaşmayacağını söyleyen genç adam4
- aşk12
- bik bik'in mutfağına konuk olmak21
- güneşli sıcıcık bir edirne günü6
- azerilerce tokatlanan akpli8
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- sözlük kadınlarına 15 bin tl hibe ediyorum6
- benim maaşım benimdir kocamın maaşı evindir3
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı6
- diyanetin fona para yatırması4
- yüzük2
- nervio adlı yazara uyarı11
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- adana hava durumu5
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- fon olayında spk'nın ihmalinin olmaması3
5 haziranda çıkması beklenen kitaptır.
çıkmasına 5 gün 1 saat 51 dk. kalmış olan kitaptır.
samurayın eşinin bacaklarını birbirine dolayıp intihar etmesi anlamına gelen, jean christophe grange' nin son romanı.
bir an önce kavuşmak istediğim kitaptır.(fakirlik işte)
bu zamana kadar beni sıkmayan grange umarım bu kitabıyla bu düşünceme destek vermeye devam eder.
bu zamana kadar beni sıkmayan grange umarım bu kitabıyla bu düşünceme destek vermeye devam eder.
özlediğim yazarın son meyvesidir. almak için sabırsızlanıyorum. her kitabında aynı heyecanı yaşamaktayım. bu sefer nasıl bilgileri bize öğretecek diye.
Grange'in 10 romanından 9unu okumuş sağlam bir polisiye ve gerilim sever olarak, bu romanın oldukça gereksiz olduğunu ve kötü yazıldığını söylemem gerek. Hikaye kesinlikle heyecanlı bir şekilde ilerlemiyor. Kurgu bir bütünlük içinde sağlanmıyor. 380 sayfalık kitabın ilk 200-250 sayfası yanlış bir kovalamaca içinde geçiyor, son 100 sayfada ise asıl konuya giriyor yazar. Gereksiz derecede yoğun Japonya tasvirleri ve geçmiş karakter ilişkileri ile farklı bir hikaye verebileceğini sanmış Grangé. Ama olmuyor. Ölü Ruhlar Ormanı'nda da faka basmıştın Grangé. Sanırım artık emekli olman gerek.
10 dakika önce bitirdiğim kitaptır harikadır.
jean christophe grangein gerilediğini gösteren kitaptır. insan zevk alarak okuduğu yazardan bi sonraki kitapta haliyle daha iyisini, bi tık daha üstünü bekliyor. vasat bi kurgu olmuş maalesef.
fransa'da yayımlanmasından bir sene sonra türkiye'de okunma fırsatına nail olunmuş kitaptır. 'sisle gelen yolcu' ile yazarın kurgusunun değiştiğini fark etmiştim. yine de büyük bir heyecanla 'kızıl nehirler' gibi olur belki 'kaikén' diyerek bir günde okudum. okuduğum kitap sanki grangé in değil de alelade yazan birinin elinden çıkmış gibiydi. bakalım bir dahaki kitabı nasıl olacak.
okununca pişman olunmayacağını düşündüren grange romanı. çok daha farklı bir coğrafya,çok daha farklı ve ilgi çekici bir kültür,farklı psikolojiler ve tahmin edilemeyen tehditler. kanımca gayet sürükleyici,merak uyandıran bir kurguydu. sadece hikayenin başında neredeyken sonunda neredeyiz hissi yaratan kopukluk rahatsız ediciydi biraz o kadar. sonu fazla aceleye gelmiş gibiydi.
güzel kitap ancak bir siyah kan değil.
güzel kitap ancak bir siyah kan değil.
bir hevesle hemen okunup benim gibi belki de uyuz ve memnuniyetsiz okuyucuları tatmin etmemiş kitaptır efem.. hiç sevmedim. hayal kırıklığına bile uğradım.
samuray eslerinin gerektiginde seppuku yapabilmeleri icin tasidiklari hancerimsi bicaktir.
Aslında kötü bir kitap olmamasına rağmen, Grange'in önceki kitaplarıyla kıyaslayınca bu kitabın yeteri kadar iyi olmadığını görüyorsunuz. Leyleklerin Uçuşu'nda her cümle Grange kokuyordu. Bu kitabı ise sanki başka biri yazmış. Yazarken zorlandığı çok belli.
Bir de o kitabın finalindeki saçmalık nedir öyle ya?
vesselam...
Bir de o kitabın finalindeki saçmalık nedir öyle ya?
vesselam...
dandik bir kitaptır. Okumayın.
Grangé, gerilim türünün günümüzdeki en önemli yazarı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
--spoiler--
Diğer kitaplarından farklı olarak, bu kitabında değişik bir olay örgüsü ve kurguyu bizlere sunuyor. Tek bir konu üzerinden ilerleyip, bu konuyu sonuçlandırmak yerine, iki, hatta üç farklı olay örgüsünün üzerinden ilerliyor. ilginç nokta ise, bu olayların birbiriyle bağlantısının olmaması.
Hamile kadınları karnındaki bebekleriyle birlikte yakan Doğumcu ve seri katilin peşindeki başkomiser Olivier Passan Olivier Passanın evine giren, ailesini tehdit eden, çocuklarının vücudundan kan alan, buzdolabına maymun fetüsü yerleştiren bir seri katil daha. Hamile kadınları öldüren kişi ile başkomiserin ailesini tehdit eden kişi, aynı mıdır? Yoksa her biri farklı bir hikaye mi barındırır.
Patrick Guillard, nam-ı diğer Doğumcu, bana göre Grangéin Jacques Reverdiden (Siyah Kan) sonra yarattığı, cinayeti işleyiş biçimleri, psikolojik yönü, karakteri itibarıyla en ilgi çekici seri katil. Ancak kitabın iki farklı olay örgüsünü birlikte götürme, olay örgüleri arasındaki bağlantıyı okuyucuya kurdurma; ancak bunu boşa çıkartma çabası, bu seri katilimizin önemini ve dolayısıyla kitaptan alınan zevki yarıya indiriyor. Kitabın yarısına kadar Doğumcu ve onu cinayet işlemeye iten saikleri kafanızda kurarken bir anda olay örgüsünün dışında kalması bir hayal kırıklığı yaratıyor. Yine de kitabın sonuna kadar, bir yerden çıkacağını düşünüyorsunuz.
Kitaptaki betimlemeler ve psikolojik tahliller yine müthiş. Grangéın en başarılı olduğu nokta burası. Kitap sürükleyici, kitabın birkaç yerinde ters köşe oluyorsunuz; ancak okudukça sonunu tahmin edebilmek mümkün hale geliyor. Grangéın son zamanlarda sonuç bölümü yazamama hastalığına tutulduğunu düşünüyorum. Kitapta giriş var, gelişme var ve fakat sonuç yok. Kitaba gelen eleştirilerin büyük bölümünü bu husus oluşturuyor.
--spoiler--
--spoiler--
Diğer kitaplarından farklı olarak, bu kitabında değişik bir olay örgüsü ve kurguyu bizlere sunuyor. Tek bir konu üzerinden ilerleyip, bu konuyu sonuçlandırmak yerine, iki, hatta üç farklı olay örgüsünün üzerinden ilerliyor. ilginç nokta ise, bu olayların birbiriyle bağlantısının olmaması.
Hamile kadınları karnındaki bebekleriyle birlikte yakan Doğumcu ve seri katilin peşindeki başkomiser Olivier Passan Olivier Passanın evine giren, ailesini tehdit eden, çocuklarının vücudundan kan alan, buzdolabına maymun fetüsü yerleştiren bir seri katil daha. Hamile kadınları öldüren kişi ile başkomiserin ailesini tehdit eden kişi, aynı mıdır? Yoksa her biri farklı bir hikaye mi barındırır.
Patrick Guillard, nam-ı diğer Doğumcu, bana göre Grangéin Jacques Reverdiden (Siyah Kan) sonra yarattığı, cinayeti işleyiş biçimleri, psikolojik yönü, karakteri itibarıyla en ilgi çekici seri katil. Ancak kitabın iki farklı olay örgüsünü birlikte götürme, olay örgüleri arasındaki bağlantıyı okuyucuya kurdurma; ancak bunu boşa çıkartma çabası, bu seri katilimizin önemini ve dolayısıyla kitaptan alınan zevki yarıya indiriyor. Kitabın yarısına kadar Doğumcu ve onu cinayet işlemeye iten saikleri kafanızda kurarken bir anda olay örgüsünün dışında kalması bir hayal kırıklığı yaratıyor. Yine de kitabın sonuna kadar, bir yerden çıkacağını düşünüyorsunuz.
Kitaptaki betimlemeler ve psikolojik tahliller yine müthiş. Grangéın en başarılı olduğu nokta burası. Kitap sürükleyici, kitabın birkaç yerinde ters köşe oluyorsunuz; ancak okudukça sonunu tahmin edebilmek mümkün hale geliyor. Grangéın son zamanlarda sonuç bölümü yazamama hastalığına tutulduğunu düşünüyorum. Kitapta giriş var, gelişme var ve fakat sonuç yok. Kitaba gelen eleştirilerin büyük bölümünü bu husus oluşturuyor.
--spoiler--
jean christophe grange' in şiddetle tavsiye ettiğim en son romanıdır. sisle gelen yolcu çoğu okuru için hayal kırıklığı olmuştu ama kaiken bu durumu unutturmayı başardı. (en azından benim için)
Grange'ın okuduğum 9. romanı. Bende kesinlikle hayal kırıklığı yaşattı. Sıralayacak olursam ilk 6'ya giremez maalesef.
kapağı da budur efendim;
görsel
kapağı da budur efendim;
görsel
Ilk okuduğum Grange romanı. Beğenmeyen çok ama bence gayet güzeldi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar