bugün
- epileptiğe bakmayan diş hekimi6
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek7
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş8
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- son 3 ayın en başarılı gammazları5
- irancılar3
- fatma betülüm yapmaz9
- hayati yazıcı4
- masklavi felsefesi3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı89
- sinirlenen dilenci kadın6
- götü yere yakın olandan korkacaksın4
- çok kaslı erkekleri beğenmiyorum diyen kezban5
- sabahları nefret edilen şeyler7
- henüz yolun başında olan yazarlar2
- haram para4
- iyi menemenin sırrı22
- fatma betül sayan kaya18
- abd de bıçaklar çekildi iddiası4
- beni gammazlayan sonda ile gezsin inşallah3
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması3
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü6
- yaşlandıkça kuşkulu bir adam olmak3
- lanet olsun adamım ben gidiyorum buralardan3
- türkiye azerbaycan ilişkileri3
- akp seçmeni3
- flavio bolsonaro'nun brezilya'dan kaçışı4
- serdar ortaç tiktokta2
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu2
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- dünyanın sonu2
- klodyan klod duruşu2
- sevgilinin mantarlı ayak parmak arası3
- ayakla üzüm ezen kızlar3
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- boğaz ağrısı5
- bu yazar sadece kadın yazarlardan mesaj alıyor3
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak22
- yorik'in kafatasına mum dikmek4
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı11
- sözlüğün yeni tasarımı14
- dizilerde herkesin holding patronu olması2
- muslettin amca23
- beşiktaş6
- misafir terliği kokusu2
- nasıl hissettiğimi kimse anlamıyor3
- kötüye bir şey olmaz5
- her sorunun çözümü2
- fon vurgunu4
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
20.yüzyılın önemli ahlak ve siyaset felsefecisi. 1921 - 2002 yılları arasında yaşamış amerikalı teorisyen, liberal görüşün * savunucularındandır.
j. rawls, temelini toplumsal sözleşme düşüncesine dayandırdığı 'hakkaniyet olarak adalet'i * tanımlarken ; başlangıç durumu * ve bilgisizlik/cehalet peçesi * gibi iki kuramsal ögeyi de ortaya atmıştır. ( başlangıç durumundaki insanlar etnik kökenlerinden, sosyal ve ekonomik durumlarından, cinsiyetlerinden, hangi anlayışı savunduklarından, toplumdaki konumlarından... kısacası ;kendilerine dair her bilgiden bihaberdir.
kişilerin tüm bunları bilememesinin nedeni ise bilgisizlik/ cehalet peçesidir. bilgisizlik peçesi; kişilerin hayatlarını, hayatlarına dair detayları görmelerini engeller ve bu durum tarafsızlığın sağlanması adına önemlidir. şöyle ki;
adalet ilkelerinin seçilmesi sürecinde kimse kendi durumunu, konumunu bilmediği için bu noktada kendi çıkarını savunamayacaktır... )*
(bkz: a theroy of justice) *
(bkz: political liberalism) *
(bkz: law of peoples) *
(bkz: lectures on history of moral philosophy)
j. rawls, temelini toplumsal sözleşme düşüncesine dayandırdığı 'hakkaniyet olarak adalet'i * tanımlarken ; başlangıç durumu * ve bilgisizlik/cehalet peçesi * gibi iki kuramsal ögeyi de ortaya atmıştır. ( başlangıç durumundaki insanlar etnik kökenlerinden, sosyal ve ekonomik durumlarından, cinsiyetlerinden, hangi anlayışı savunduklarından, toplumdaki konumlarından... kısacası ;kendilerine dair her bilgiden bihaberdir.
kişilerin tüm bunları bilememesinin nedeni ise bilgisizlik/ cehalet peçesidir. bilgisizlik peçesi; kişilerin hayatlarını, hayatlarına dair detayları görmelerini engeller ve bu durum tarafsızlığın sağlanması adına önemlidir. şöyle ki;
adalet ilkelerinin seçilmesi sürecinde kimse kendi durumunu, konumunu bilmediği için bu noktada kendi çıkarını savunamayacaktır... )*
(bkz: a theroy of justice) *
(bkz: political liberalism) *
(bkz: law of peoples) *
(bkz: lectures on history of moral philosophy)
faydacılığı eleştirerek; liberalizm-pragmatizm ayrımını yapan düşünür.
(bkz: robert nozick)
toplum sözleşmesi ile bağı metot açısındandır. zira tıpkı toplum sözleşmeci filozoflar(hobbes, locke, rousseau) gibi aksiyomatik bir durumdan bahseder. rawls'un sunduğu -en kaba haliyle- "tüm toplumsal-ekonomik kazanımlarımızı unutsaydık, hangi ilkelerde anlaşırdık? emin olun herkes aynı ilkelerde anlaşırdı ve bu ilkeler de adaletin sınırı olurdu" düşüncesindeki "unutma" olayı aksiyomdur. gerçekleşmesi yahut gerçekleşebilmesi önemli değildir.
başlarda rawls'un kabul ettiği devlet müdahalesi sınırlarının adaletteki yerini, sosyal devlet anlayışı ile bağdaştıranlar olduysa da, temelde bölüşümün zamanı açısından bir farklılık olduğu açıktır. rawls'a göre, sosyal devlet bir aldatmacadır ve eşitsizlikler ortaya çıktıktan sonra müdahale ettiği için bölüşümdeki adaletsizliği engellemez, yalnızca göz boyar. oysa rawls da aynı açmaza düşmektedir, zaten marxistlerce eleştirildiği nokta da budur.
adalet ilkelerinden en önemlisi olan "en dezavantajlının en çok kazanacağı bölüşüm adildir" ilkesinde, yine bölüşüm için pazarın varlığını kabul etmek zorunda kalırız.
rawls'un esas amacına değinecek olursak, amacı faydacı gelenekle hesaplaşarak liberalizmi yeniden kurgulamaktır. bu yüzden nozick gibi uçlarda gezinen liberterler tarafından şiddetle eleştirilir. bir faydacılık değeri olan "verimlilik" ve "kalkınma" gibi noktaların her zaman adalet adına kısılacağını belirtir. bu yüzden sosyalizmden besleniyor gibi görünse de 1971'den beri tüm anglo-amerikan akademik kesimlerinin boğuştuğu bu teori doyurucu olamamıştır.
başlarda rawls'un kabul ettiği devlet müdahalesi sınırlarının adaletteki yerini, sosyal devlet anlayışı ile bağdaştıranlar olduysa da, temelde bölüşümün zamanı açısından bir farklılık olduğu açıktır. rawls'a göre, sosyal devlet bir aldatmacadır ve eşitsizlikler ortaya çıktıktan sonra müdahale ettiği için bölüşümdeki adaletsizliği engellemez, yalnızca göz boyar. oysa rawls da aynı açmaza düşmektedir, zaten marxistlerce eleştirildiği nokta da budur.
adalet ilkelerinden en önemlisi olan "en dezavantajlının en çok kazanacağı bölüşüm adildir" ilkesinde, yine bölüşüm için pazarın varlığını kabul etmek zorunda kalırız.
rawls'un esas amacına değinecek olursak, amacı faydacı gelenekle hesaplaşarak liberalizmi yeniden kurgulamaktır. bu yüzden nozick gibi uçlarda gezinen liberterler tarafından şiddetle eleştirilir. bir faydacılık değeri olan "verimlilik" ve "kalkınma" gibi noktaların her zaman adalet adına kısılacağını belirtir. bu yüzden sosyalizmden besleniyor gibi görünse de 1971'den beri tüm anglo-amerikan akademik kesimlerinin boğuştuğu bu teori doyurucu olamamıştır.
aristo'nun dağıtıcı adaletinden gitmiş ve geri çekilme ya da inkar etme metodunu ortaya atmıştır. ona göre insanlar toplum için ortak bir iyiyi bulmak için yaratacakları adalet prensiplerinde geçmişlerini ve kimliklerini inkar ederek müzakere etmelidir. yani müzakerede herkes bir olmalıdır.
Sadece dağıtıcı adaleti savunan çağdaş bir Robin Hood fetişinden ibaret değildir. Gerçekten adil olsa da olmasa da; kimilerine göre adaletsiz şeklinde nitelendirilen bir durum varsa, orda hakkaniyeti sorgulamaktan yola çıkan biridir. Yola çıkmış ama hesap ve kitapları şaşmamış mı? Bence yöntem hatası çoktur, ama teşhisleri ve kategorizasyonu eşsizdir ve en önemlisi: (bkz: robert nozick) gibi hamuru ekşi değildir. (Ekşi ama Nozick de gerçekçi be kardeşim...)
adalet teorisi kitabını aradığım ve hala bulamadağım siyaset felsefeci. bilip de haber vermek isteyen olursa hiç durmasın.
Adalet teorisinde bir bilinmezlik perdesini savunur. Eğer kişiler dünyaya hangi sosyoekonomik şartlarda geleceklerini bilmeselerdi, en adil olanı, toplumda zayıf konumda olanın durumunu düzeltici uygulamalar isterlerdi eğer hayata bu bilinmezlik perdesinin ardından baksalardı der. Özetle yasa koyma işleminin yapılırken tarafların içinde bulundukları subjektif durumlarından tamamen sıyrılması gerektiğini savunur, bu nedenle dikkat çekicidir.
kendisi amerikan sosyal liberalizminin felsefi temellerini oluşturur.
bir adalet teorisi kitabını aramadığım yer kalmamıştır.
1921 2002 yılları arasında yaşamış.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar