bugün
- s'i l v'e r m'i s t'in kullandığı ucuz parfüm9
- parcalandim toparlanamiyorum311
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok9
- türkler ile moğollar kardeştir11
- foşik törklörön liginde birinci amedspor3
- emeviler5
- vercenmi3
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- salah yaylası2
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı29
- erkeklerin kadınlardan daha çok dedikodu yapması2
- taksicinin iltifatına maruz kalmak5
- şarapçı'nın taksici fantezileri4
- başlık açma3
- claudian clouds43
- game of thrones taki kerhaneci17
- çok güzel bir kız havla deyince havlamayan erkek5
- sözlüğün bitmesine seyirci kalmak3
- ölümden korkuyor musunuz34
- 20274
- ortaçağda kadına yüklenen değer4
- ups boobs'un 67 gündür entry girmemesi5
- anın görüntüsü25
- şeriat ile yönetilmek isteyen kadın4
- beşiktaş6
- istanbul u özlemek5
- türkiye selefilere kalsa harabeye dönüşmüştü5
- sözlük kızları dertleşiyor14
- okan buruk13
- mekkeli müşrikler5
- şabos goy3
- kadınların çok konuşmasının nedenleri2
- güne bir alıntı bırak3
- ittihat terakki döneminde gerçekleşen soykırımlar5
- akşam trafiği3
- en son ne yediniz3
- türkiye'deki gündemin yarısı israil hakkında6
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor9
- zorunlu eğitim6
- istanbul da para harcanacak çok yer olması2
- yazarların vasiyetleri3
- dyson5
- genel ev sloganları5
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı16
- arkadaşlar kova erkeğinden olur mu8
- savunma sektörü3
- kedi güzellemesi yapmak için ayet uydurmak4
- barzani'nin bağdat'tan silah ve bütçe istemesi2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri25
20.yüzyılın önemli ahlak ve siyaset felsefecisi. 1921 - 2002 yılları arasında yaşamış amerikalı teorisyen, liberal görüşün * savunucularındandır.
j. rawls, temelini toplumsal sözleşme düşüncesine dayandırdığı 'hakkaniyet olarak adalet'i * tanımlarken ; başlangıç durumu * ve bilgisizlik/cehalet peçesi * gibi iki kuramsal ögeyi de ortaya atmıştır. ( başlangıç durumundaki insanlar etnik kökenlerinden, sosyal ve ekonomik durumlarından, cinsiyetlerinden, hangi anlayışı savunduklarından, toplumdaki konumlarından... kısacası ;kendilerine dair her bilgiden bihaberdir.
kişilerin tüm bunları bilememesinin nedeni ise bilgisizlik/ cehalet peçesidir. bilgisizlik peçesi; kişilerin hayatlarını, hayatlarına dair detayları görmelerini engeller ve bu durum tarafsızlığın sağlanması adına önemlidir. şöyle ki;
adalet ilkelerinin seçilmesi sürecinde kimse kendi durumunu, konumunu bilmediği için bu noktada kendi çıkarını savunamayacaktır... )*
(bkz: a theroy of justice) *
(bkz: political liberalism) *
(bkz: law of peoples) *
(bkz: lectures on history of moral philosophy)
j. rawls, temelini toplumsal sözleşme düşüncesine dayandırdığı 'hakkaniyet olarak adalet'i * tanımlarken ; başlangıç durumu * ve bilgisizlik/cehalet peçesi * gibi iki kuramsal ögeyi de ortaya atmıştır. ( başlangıç durumundaki insanlar etnik kökenlerinden, sosyal ve ekonomik durumlarından, cinsiyetlerinden, hangi anlayışı savunduklarından, toplumdaki konumlarından... kısacası ;kendilerine dair her bilgiden bihaberdir.
kişilerin tüm bunları bilememesinin nedeni ise bilgisizlik/ cehalet peçesidir. bilgisizlik peçesi; kişilerin hayatlarını, hayatlarına dair detayları görmelerini engeller ve bu durum tarafsızlığın sağlanması adına önemlidir. şöyle ki;
adalet ilkelerinin seçilmesi sürecinde kimse kendi durumunu, konumunu bilmediği için bu noktada kendi çıkarını savunamayacaktır... )*
(bkz: a theroy of justice) *
(bkz: political liberalism) *
(bkz: law of peoples) *
(bkz: lectures on history of moral philosophy)
faydacılığı eleştirerek; liberalizm-pragmatizm ayrımını yapan düşünür.
(bkz: robert nozick)
toplum sözleşmesi ile bağı metot açısındandır. zira tıpkı toplum sözleşmeci filozoflar(hobbes, locke, rousseau) gibi aksiyomatik bir durumdan bahseder. rawls'un sunduğu -en kaba haliyle- "tüm toplumsal-ekonomik kazanımlarımızı unutsaydık, hangi ilkelerde anlaşırdık? emin olun herkes aynı ilkelerde anlaşırdı ve bu ilkeler de adaletin sınırı olurdu" düşüncesindeki "unutma" olayı aksiyomdur. gerçekleşmesi yahut gerçekleşebilmesi önemli değildir.
başlarda rawls'un kabul ettiği devlet müdahalesi sınırlarının adaletteki yerini, sosyal devlet anlayışı ile bağdaştıranlar olduysa da, temelde bölüşümün zamanı açısından bir farklılık olduğu açıktır. rawls'a göre, sosyal devlet bir aldatmacadır ve eşitsizlikler ortaya çıktıktan sonra müdahale ettiği için bölüşümdeki adaletsizliği engellemez, yalnızca göz boyar. oysa rawls da aynı açmaza düşmektedir, zaten marxistlerce eleştirildiği nokta da budur.
adalet ilkelerinden en önemlisi olan "en dezavantajlının en çok kazanacağı bölüşüm adildir" ilkesinde, yine bölüşüm için pazarın varlığını kabul etmek zorunda kalırız.
rawls'un esas amacına değinecek olursak, amacı faydacı gelenekle hesaplaşarak liberalizmi yeniden kurgulamaktır. bu yüzden nozick gibi uçlarda gezinen liberterler tarafından şiddetle eleştirilir. bir faydacılık değeri olan "verimlilik" ve "kalkınma" gibi noktaların her zaman adalet adına kısılacağını belirtir. bu yüzden sosyalizmden besleniyor gibi görünse de 1971'den beri tüm anglo-amerikan akademik kesimlerinin boğuştuğu bu teori doyurucu olamamıştır.
başlarda rawls'un kabul ettiği devlet müdahalesi sınırlarının adaletteki yerini, sosyal devlet anlayışı ile bağdaştıranlar olduysa da, temelde bölüşümün zamanı açısından bir farklılık olduğu açıktır. rawls'a göre, sosyal devlet bir aldatmacadır ve eşitsizlikler ortaya çıktıktan sonra müdahale ettiği için bölüşümdeki adaletsizliği engellemez, yalnızca göz boyar. oysa rawls da aynı açmaza düşmektedir, zaten marxistlerce eleştirildiği nokta da budur.
adalet ilkelerinden en önemlisi olan "en dezavantajlının en çok kazanacağı bölüşüm adildir" ilkesinde, yine bölüşüm için pazarın varlığını kabul etmek zorunda kalırız.
rawls'un esas amacına değinecek olursak, amacı faydacı gelenekle hesaplaşarak liberalizmi yeniden kurgulamaktır. bu yüzden nozick gibi uçlarda gezinen liberterler tarafından şiddetle eleştirilir. bir faydacılık değeri olan "verimlilik" ve "kalkınma" gibi noktaların her zaman adalet adına kısılacağını belirtir. bu yüzden sosyalizmden besleniyor gibi görünse de 1971'den beri tüm anglo-amerikan akademik kesimlerinin boğuştuğu bu teori doyurucu olamamıştır.
aristo'nun dağıtıcı adaletinden gitmiş ve geri çekilme ya da inkar etme metodunu ortaya atmıştır. ona göre insanlar toplum için ortak bir iyiyi bulmak için yaratacakları adalet prensiplerinde geçmişlerini ve kimliklerini inkar ederek müzakere etmelidir. yani müzakerede herkes bir olmalıdır.
Sadece dağıtıcı adaleti savunan çağdaş bir Robin Hood fetişinden ibaret değildir. Gerçekten adil olsa da olmasa da; kimilerine göre adaletsiz şeklinde nitelendirilen bir durum varsa, orda hakkaniyeti sorgulamaktan yola çıkan biridir. Yola çıkmış ama hesap ve kitapları şaşmamış mı? Bence yöntem hatası çoktur, ama teşhisleri ve kategorizasyonu eşsizdir ve en önemlisi: (bkz: robert nozick) gibi hamuru ekşi değildir. (Ekşi ama Nozick de gerçekçi be kardeşim...)
adalet teorisi kitabını aradığım ve hala bulamadağım siyaset felsefeci. bilip de haber vermek isteyen olursa hiç durmasın.
Adalet teorisinde bir bilinmezlik perdesini savunur. Eğer kişiler dünyaya hangi sosyoekonomik şartlarda geleceklerini bilmeselerdi, en adil olanı, toplumda zayıf konumda olanın durumunu düzeltici uygulamalar isterlerdi eğer hayata bu bilinmezlik perdesinin ardından baksalardı der. Özetle yasa koyma işleminin yapılırken tarafların içinde bulundukları subjektif durumlarından tamamen sıyrılması gerektiğini savunur, bu nedenle dikkat çekicidir.
kendisi amerikan sosyal liberalizminin felsefi temellerini oluşturur.
bir adalet teorisi kitabını aramadığım yer kalmamıştır.
1921 2002 yılları arasında yaşamış.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar