bugün
- ben geldim naneler17
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek13
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği5
- çok çişi gelen insan4
- devlet kim lan7
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması17
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler11
- sözlükte flörtleşmek18
- kaçak bey kullanmayan elektrik5
- menekşe moru oje3
- pandela44
- erkekler olarak sokakta donla dolaşmak istiyoruz6
- yazarlara verilmiş lakaplar3
- sözlüğün zıvanadan çıkması4
- ispanyol erkeklerini türk erkekleriyle takas etmek4
- pandela tarzı entry gir6
- 35 yaşında ölmek4
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak5
- hem entelektüel hem sikici hem yakışıklı erkek8
- pandela1bukentay3
- renkli gözün türkiyede çok yaygınlaşması5
- mmm pandela poposu kocaman5
- burcu yüzünden bir kızı reddeden erkek2
- sevmek2
- ferdi özbeğen4
- wednesdayin annesi8
- 20263
- tai lung ile revani yemek4
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- annenin ölmesi5
- aylık 408 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları7
- dale don dale2
- alain delon vs cüneyt arkın5
- usame baba2
- izlenmiş en kusursuz film8
- arkadaşlar bu ayakkabı nasıl8
- üç beş kitap okumakla münşi olunmaz3
- azgın türbanlı10
- kaçak elektrik kullanmayan enby2
- khk ile devletten şutlanan cemaatciler3
- nelson pandela2
- fuckbuddy3
- kuş ölür sen uçuşu hatırla2
- eskişehir barlar sokağı2
- what will happen if'i m from this village2
- alev isimli kızların genel özellikleri3
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- sözlüğün kahve olması13
- türk müsün6
20.yüzyılın önemli ahlak ve siyaset felsefecisi. 1921 - 2002 yılları arasında yaşamış amerikalı teorisyen, liberal görüşün * savunucularındandır.
j. rawls, temelini toplumsal sözleşme düşüncesine dayandırdığı 'hakkaniyet olarak adalet'i * tanımlarken ; başlangıç durumu * ve bilgisizlik/cehalet peçesi * gibi iki kuramsal ögeyi de ortaya atmıştır. ( başlangıç durumundaki insanlar etnik kökenlerinden, sosyal ve ekonomik durumlarından, cinsiyetlerinden, hangi anlayışı savunduklarından, toplumdaki konumlarından... kısacası ;kendilerine dair her bilgiden bihaberdir.
kişilerin tüm bunları bilememesinin nedeni ise bilgisizlik/ cehalet peçesidir. bilgisizlik peçesi; kişilerin hayatlarını, hayatlarına dair detayları görmelerini engeller ve bu durum tarafsızlığın sağlanması adına önemlidir. şöyle ki;
adalet ilkelerinin seçilmesi sürecinde kimse kendi durumunu, konumunu bilmediği için bu noktada kendi çıkarını savunamayacaktır... )*
(bkz: a theroy of justice) *
(bkz: political liberalism) *
(bkz: law of peoples) *
(bkz: lectures on history of moral philosophy)
j. rawls, temelini toplumsal sözleşme düşüncesine dayandırdığı 'hakkaniyet olarak adalet'i * tanımlarken ; başlangıç durumu * ve bilgisizlik/cehalet peçesi * gibi iki kuramsal ögeyi de ortaya atmıştır. ( başlangıç durumundaki insanlar etnik kökenlerinden, sosyal ve ekonomik durumlarından, cinsiyetlerinden, hangi anlayışı savunduklarından, toplumdaki konumlarından... kısacası ;kendilerine dair her bilgiden bihaberdir.
kişilerin tüm bunları bilememesinin nedeni ise bilgisizlik/ cehalet peçesidir. bilgisizlik peçesi; kişilerin hayatlarını, hayatlarına dair detayları görmelerini engeller ve bu durum tarafsızlığın sağlanması adına önemlidir. şöyle ki;
adalet ilkelerinin seçilmesi sürecinde kimse kendi durumunu, konumunu bilmediği için bu noktada kendi çıkarını savunamayacaktır... )*
(bkz: a theroy of justice) *
(bkz: political liberalism) *
(bkz: law of peoples) *
(bkz: lectures on history of moral philosophy)
faydacılığı eleştirerek; liberalizm-pragmatizm ayrımını yapan düşünür.
(bkz: robert nozick)
toplum sözleşmesi ile bağı metot açısındandır. zira tıpkı toplum sözleşmeci filozoflar(hobbes, locke, rousseau) gibi aksiyomatik bir durumdan bahseder. rawls'un sunduğu -en kaba haliyle- "tüm toplumsal-ekonomik kazanımlarımızı unutsaydık, hangi ilkelerde anlaşırdık? emin olun herkes aynı ilkelerde anlaşırdı ve bu ilkeler de adaletin sınırı olurdu" düşüncesindeki "unutma" olayı aksiyomdur. gerçekleşmesi yahut gerçekleşebilmesi önemli değildir.
başlarda rawls'un kabul ettiği devlet müdahalesi sınırlarının adaletteki yerini, sosyal devlet anlayışı ile bağdaştıranlar olduysa da, temelde bölüşümün zamanı açısından bir farklılık olduğu açıktır. rawls'a göre, sosyal devlet bir aldatmacadır ve eşitsizlikler ortaya çıktıktan sonra müdahale ettiği için bölüşümdeki adaletsizliği engellemez, yalnızca göz boyar. oysa rawls da aynı açmaza düşmektedir, zaten marxistlerce eleştirildiği nokta da budur.
adalet ilkelerinden en önemlisi olan "en dezavantajlının en çok kazanacağı bölüşüm adildir" ilkesinde, yine bölüşüm için pazarın varlığını kabul etmek zorunda kalırız.
rawls'un esas amacına değinecek olursak, amacı faydacı gelenekle hesaplaşarak liberalizmi yeniden kurgulamaktır. bu yüzden nozick gibi uçlarda gezinen liberterler tarafından şiddetle eleştirilir. bir faydacılık değeri olan "verimlilik" ve "kalkınma" gibi noktaların her zaman adalet adına kısılacağını belirtir. bu yüzden sosyalizmden besleniyor gibi görünse de 1971'den beri tüm anglo-amerikan akademik kesimlerinin boğuştuğu bu teori doyurucu olamamıştır.
başlarda rawls'un kabul ettiği devlet müdahalesi sınırlarının adaletteki yerini, sosyal devlet anlayışı ile bağdaştıranlar olduysa da, temelde bölüşümün zamanı açısından bir farklılık olduğu açıktır. rawls'a göre, sosyal devlet bir aldatmacadır ve eşitsizlikler ortaya çıktıktan sonra müdahale ettiği için bölüşümdeki adaletsizliği engellemez, yalnızca göz boyar. oysa rawls da aynı açmaza düşmektedir, zaten marxistlerce eleştirildiği nokta da budur.
adalet ilkelerinden en önemlisi olan "en dezavantajlının en çok kazanacağı bölüşüm adildir" ilkesinde, yine bölüşüm için pazarın varlığını kabul etmek zorunda kalırız.
rawls'un esas amacına değinecek olursak, amacı faydacı gelenekle hesaplaşarak liberalizmi yeniden kurgulamaktır. bu yüzden nozick gibi uçlarda gezinen liberterler tarafından şiddetle eleştirilir. bir faydacılık değeri olan "verimlilik" ve "kalkınma" gibi noktaların her zaman adalet adına kısılacağını belirtir. bu yüzden sosyalizmden besleniyor gibi görünse de 1971'den beri tüm anglo-amerikan akademik kesimlerinin boğuştuğu bu teori doyurucu olamamıştır.
aristo'nun dağıtıcı adaletinden gitmiş ve geri çekilme ya da inkar etme metodunu ortaya atmıştır. ona göre insanlar toplum için ortak bir iyiyi bulmak için yaratacakları adalet prensiplerinde geçmişlerini ve kimliklerini inkar ederek müzakere etmelidir. yani müzakerede herkes bir olmalıdır.
Sadece dağıtıcı adaleti savunan çağdaş bir Robin Hood fetişinden ibaret değildir. Gerçekten adil olsa da olmasa da; kimilerine göre adaletsiz şeklinde nitelendirilen bir durum varsa, orda hakkaniyeti sorgulamaktan yola çıkan biridir. Yola çıkmış ama hesap ve kitapları şaşmamış mı? Bence yöntem hatası çoktur, ama teşhisleri ve kategorizasyonu eşsizdir ve en önemlisi: (bkz: robert nozick) gibi hamuru ekşi değildir. (Ekşi ama Nozick de gerçekçi be kardeşim...)
adalet teorisi kitabını aradığım ve hala bulamadağım siyaset felsefeci. bilip de haber vermek isteyen olursa hiç durmasın.
Adalet teorisinde bir bilinmezlik perdesini savunur. Eğer kişiler dünyaya hangi sosyoekonomik şartlarda geleceklerini bilmeselerdi, en adil olanı, toplumda zayıf konumda olanın durumunu düzeltici uygulamalar isterlerdi eğer hayata bu bilinmezlik perdesinin ardından baksalardı der. Özetle yasa koyma işleminin yapılırken tarafların içinde bulundukları subjektif durumlarından tamamen sıyrılması gerektiğini savunur, bu nedenle dikkat çekicidir.
kendisi amerikan sosyal liberalizminin felsefi temellerini oluşturur.
bir adalet teorisi kitabını aramadığım yer kalmamıştır.
1921 2002 yılları arasında yaşamış.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar