bugün
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı51
- sözlük erkeklerinin bicepsleri71
- iş yok bahanesiyle bütün gün evde yatmak4
- kimsenin memleket takımı tutmaması13
- akplisin yani27
- duanın bir şeye yaramaması28
- hesabını gizleyen erkek yazar11
- sevgili olmanın çok saçma bir şey olması7
- eski sevgilinin bıraktığı iz8
- üzüntüsünü kimseye anlatmayan insan8
- ısparta da gece hayatı14
- x de çinliler ve türklerin kavgası11
- introsu atlanılmayan diziler6
- fon vurgunu52
- kürtaj hak mıdır sorunsalı11
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması2
- 21yy cehaletin yüzyılı olacak2
- hiçbir şey yapmak istemediğinizde ne yapıyorsunuz7
- aşk13
- benim bileğim yamuk mu10
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı15
- kolye140
- ajdar grup kursa muhtemel diğer üyeler6
- reddedilince öldürmek7
- twitter da türklerle çinliler arasındaki kavga2
- berke özer7
- lezbiyen arkadaşınızı kız arkadaşınızla tanıştırma5
- ya aşkım senin neden bicepslerin yok diyen kız9
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- vücut geliştirme ve eşcinsellik8
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- gaye su akyol4
- fatma betül sayan kaya22
- 1 kızın peşinden 10000 erkeğin koşması4
- modacı erkeklerin top olması7
- kendine hayır demek4
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- aykirikadin13
- samsun gece hayatı5
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- anın görüntüsü23
- işçileri köle gibi çalıştıran türk patronlar7
- terlikle döven anne14
- azerbaycan'ın 31 türk vatandaşını istememesi4
- keşke kadın olsaydım diyen erkek2
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- akşamki tantana15
- hiç uçağa binmemek7
- sözlükte sevişilecek kız olmaması4
- arkadaşlar nerdesiniz4
1921 2002 yılları arasında yaşamış.
bir adalet teorisi kitabını aramadığım yer kalmamıştır.
kendisi amerikan sosyal liberalizminin felsefi temellerini oluşturur.
Adalet teorisinde bir bilinmezlik perdesini savunur. Eğer kişiler dünyaya hangi sosyoekonomik şartlarda geleceklerini bilmeselerdi, en adil olanı, toplumda zayıf konumda olanın durumunu düzeltici uygulamalar isterlerdi eğer hayata bu bilinmezlik perdesinin ardından baksalardı der. Özetle yasa koyma işleminin yapılırken tarafların içinde bulundukları subjektif durumlarından tamamen sıyrılması gerektiğini savunur, bu nedenle dikkat çekicidir.
adalet teorisi kitabını aradığım ve hala bulamadağım siyaset felsefeci. bilip de haber vermek isteyen olursa hiç durmasın.
Sadece dağıtıcı adaleti savunan çağdaş bir Robin Hood fetişinden ibaret değildir. Gerçekten adil olsa da olmasa da; kimilerine göre adaletsiz şeklinde nitelendirilen bir durum varsa, orda hakkaniyeti sorgulamaktan yola çıkan biridir. Yola çıkmış ama hesap ve kitapları şaşmamış mı? Bence yöntem hatası çoktur, ama teşhisleri ve kategorizasyonu eşsizdir ve en önemlisi: (bkz: robert nozick) gibi hamuru ekşi değildir. (Ekşi ama Nozick de gerçekçi be kardeşim...)
aristo'nun dağıtıcı adaletinden gitmiş ve geri çekilme ya da inkar etme metodunu ortaya atmıştır. ona göre insanlar toplum için ortak bir iyiyi bulmak için yaratacakları adalet prensiplerinde geçmişlerini ve kimliklerini inkar ederek müzakere etmelidir. yani müzakerede herkes bir olmalıdır.
toplum sözleşmesi ile bağı metot açısındandır. zira tıpkı toplum sözleşmeci filozoflar(hobbes, locke, rousseau) gibi aksiyomatik bir durumdan bahseder. rawls'un sunduğu -en kaba haliyle- "tüm toplumsal-ekonomik kazanımlarımızı unutsaydık, hangi ilkelerde anlaşırdık? emin olun herkes aynı ilkelerde anlaşırdı ve bu ilkeler de adaletin sınırı olurdu" düşüncesindeki "unutma" olayı aksiyomdur. gerçekleşmesi yahut gerçekleşebilmesi önemli değildir.
başlarda rawls'un kabul ettiği devlet müdahalesi sınırlarının adaletteki yerini, sosyal devlet anlayışı ile bağdaştıranlar olduysa da, temelde bölüşümün zamanı açısından bir farklılık olduğu açıktır. rawls'a göre, sosyal devlet bir aldatmacadır ve eşitsizlikler ortaya çıktıktan sonra müdahale ettiği için bölüşümdeki adaletsizliği engellemez, yalnızca göz boyar. oysa rawls da aynı açmaza düşmektedir, zaten marxistlerce eleştirildiği nokta da budur.
adalet ilkelerinden en önemlisi olan "en dezavantajlının en çok kazanacağı bölüşüm adildir" ilkesinde, yine bölüşüm için pazarın varlığını kabul etmek zorunda kalırız.
rawls'un esas amacına değinecek olursak, amacı faydacı gelenekle hesaplaşarak liberalizmi yeniden kurgulamaktır. bu yüzden nozick gibi uçlarda gezinen liberterler tarafından şiddetle eleştirilir. bir faydacılık değeri olan "verimlilik" ve "kalkınma" gibi noktaların her zaman adalet adına kısılacağını belirtir. bu yüzden sosyalizmden besleniyor gibi görünse de 1971'den beri tüm anglo-amerikan akademik kesimlerinin boğuştuğu bu teori doyurucu olamamıştır.
başlarda rawls'un kabul ettiği devlet müdahalesi sınırlarının adaletteki yerini, sosyal devlet anlayışı ile bağdaştıranlar olduysa da, temelde bölüşümün zamanı açısından bir farklılık olduğu açıktır. rawls'a göre, sosyal devlet bir aldatmacadır ve eşitsizlikler ortaya çıktıktan sonra müdahale ettiği için bölüşümdeki adaletsizliği engellemez, yalnızca göz boyar. oysa rawls da aynı açmaza düşmektedir, zaten marxistlerce eleştirildiği nokta da budur.
adalet ilkelerinden en önemlisi olan "en dezavantajlının en çok kazanacağı bölüşüm adildir" ilkesinde, yine bölüşüm için pazarın varlığını kabul etmek zorunda kalırız.
rawls'un esas amacına değinecek olursak, amacı faydacı gelenekle hesaplaşarak liberalizmi yeniden kurgulamaktır. bu yüzden nozick gibi uçlarda gezinen liberterler tarafından şiddetle eleştirilir. bir faydacılık değeri olan "verimlilik" ve "kalkınma" gibi noktaların her zaman adalet adına kısılacağını belirtir. bu yüzden sosyalizmden besleniyor gibi görünse de 1971'den beri tüm anglo-amerikan akademik kesimlerinin boğuştuğu bu teori doyurucu olamamıştır.
(bkz: robert nozick)
faydacılığı eleştirerek; liberalizm-pragmatizm ayrımını yapan düşünür.
20.yüzyılın önemli ahlak ve siyaset felsefecisi. 1921 - 2002 yılları arasında yaşamış amerikalı teorisyen, liberal görüşün * savunucularındandır.
j. rawls, temelini toplumsal sözleşme düşüncesine dayandırdığı 'hakkaniyet olarak adalet'i * tanımlarken ; başlangıç durumu * ve bilgisizlik/cehalet peçesi * gibi iki kuramsal ögeyi de ortaya atmıştır. ( başlangıç durumundaki insanlar etnik kökenlerinden, sosyal ve ekonomik durumlarından, cinsiyetlerinden, hangi anlayışı savunduklarından, toplumdaki konumlarından... kısacası ;kendilerine dair her bilgiden bihaberdir.
kişilerin tüm bunları bilememesinin nedeni ise bilgisizlik/ cehalet peçesidir. bilgisizlik peçesi; kişilerin hayatlarını, hayatlarına dair detayları görmelerini engeller ve bu durum tarafsızlığın sağlanması adına önemlidir. şöyle ki;
adalet ilkelerinin seçilmesi sürecinde kimse kendi durumunu, konumunu bilmediği için bu noktada kendi çıkarını savunamayacaktır... )*
(bkz: a theroy of justice) *
(bkz: political liberalism) *
(bkz: law of peoples) *
(bkz: lectures on history of moral philosophy)
j. rawls, temelini toplumsal sözleşme düşüncesine dayandırdığı 'hakkaniyet olarak adalet'i * tanımlarken ; başlangıç durumu * ve bilgisizlik/cehalet peçesi * gibi iki kuramsal ögeyi de ortaya atmıştır. ( başlangıç durumundaki insanlar etnik kökenlerinden, sosyal ve ekonomik durumlarından, cinsiyetlerinden, hangi anlayışı savunduklarından, toplumdaki konumlarından... kısacası ;kendilerine dair her bilgiden bihaberdir.
kişilerin tüm bunları bilememesinin nedeni ise bilgisizlik/ cehalet peçesidir. bilgisizlik peçesi; kişilerin hayatlarını, hayatlarına dair detayları görmelerini engeller ve bu durum tarafsızlığın sağlanması adına önemlidir. şöyle ki;
adalet ilkelerinin seçilmesi sürecinde kimse kendi durumunu, konumunu bilmediği için bu noktada kendi çıkarını savunamayacaktır... )*
(bkz: a theroy of justice) *
(bkz: political liberalism) *
(bkz: law of peoples) *
(bkz: lectures on history of moral philosophy)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar