bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    simulasyon kuramını geliştiren 1929 doğumlu fransız düşünür.
    (bkz: simulakra)
    7 ... cikarinbeniburdan
  2. 2.
    (bkz: kötülüğün şeffaflığı)
    3 ... cikarinbeniburdan
  3. 3.
    --spoiler--
    Yaşayan en büyük filozoflardan Jean Baudrillard, dün 77 yaşında öldü. Uzun süredir kanser tedavisi gören filozofun Paris'teki evinde hayata gözlerini yumduğu açıklandı. Baudrillard 'simülasyon' kuramıyla başta sosyoloji ve medya incelemeleri olmak üzere tüm düşünce dünyası üzerinde etkili olmuş, günümüz dünyasını algılamaya yönelik önemli kapılar açmıştı. 'Simülakrlar ve Simülasyon' adlı ünlü kitabının ardından modern toplumun yapısına yönelik yepyeni bir yaklaşımı ortaya atmış, hatta sanatta da karşılığını bulan bir düşünsel dünyanın öncü ismi olmuştu.
    Fransa'nın 20. yüzyıldaki büyük filozoflar geleneğinin yaşayan son temsilcilerinden biri kabul edilen Baudrillard, kimilerine göre postmodern durumun en önemli düşünürüydü. 60'larda sosyoloji çalışmalarıyla başladığı çalışmalarını imza attığı 50 civarında kitapla uluslararası düzeye taşımıştı. Özellikle 90'larda, Körfez Savaşı'nın televizyonlardan naklen yayımlandığı dönemde, 'simülasyon' kuramıyla olan biteni anlamaya çalışan dünyanın ilgisini çekmişti. Baudrillard, 11 Eylül'ün ardından dünya düzenine yönelik eleştirileriyle de biliniyordu.
    Jean Baudrillard, 1929 yılında doğdu, önce Almanca öğretmenliği yaptı, 1966 yılında Nanterre Üniversitesi'nde çalışmaya başladı. Burada sosyoloji dersleri veren Baudrillard, 'profesörlük' unvanını ancak 1990 yılında alabildi. Baudrillard simülasyon, yığınların zihniyeti, 'öteki', baştan çıkarma gibi konuları kitaplarında ele aldı. Çağımızda tüketicinin, reklam, medya ve tüm diğer görsel bombardımanla aldatılmasını göz boyayıcı bir oyun olarak niteledi. Baudrillard, medyayı kullanan dünya düzenine yönelik eleştirilerinin çarpıcılığıyla 'belki de olmadı' dediği 1991'deki Körfez Savaşı'nın ardından uluslararası bir medya yıldızına dönüşmüştü.
    En son 2004 yılında Türkiye'ye gelip istanbul Bilgi ve izmir Dokuz Eylül üniversitelerinde iki konferans veren düşünürün Türkçeye çevrilmiş yirminin üzerinde kitabı var.
    --spoiler--
    6 ... lock
  4. 4.
    evet baudrillard öldü . simulasyon dedi , simulark dedi , tüketim toplumu dedi , baştan çıkarma dedi , simgesel değiş tokuş ve ölüm dedi , kötülüğün şeffaflığı dedi...hasılı bir çok kavrama yeni açılımlar getirdi yani.

    bunları yaparken de postmodern dünyanın o tuhaf görüngüsünde unutulmaz bir sözcü oldu.
    evet yazdıkları şiirseldi , güzeldi ,anlamasak da kulağımıza hoş geliyordu. bazen nietzsche gibi bir balyoz etkisi hissediyorduk metinlerde. bazen cioran gibi coşku , umutsuzluk ve yine alabildiğine karamsarlık vardı. yabancı gelmiyordu bu metinler bize , içinde yaşadığımız dünyanın prospektüsü gibiydi sanki.

    bir doktorun çağın hastalıklarını tespiti ve tedavi uygulama uğraşıydı sanki. ama işte entelektüel dünyanın da bir ikonuydu aslında . yani simulasyonun içten eleştirisiyken kitaplarının da aynı kaderi paylaştığı bir tür sahneydi.

    baudrillard'ın sözkonusu olduğu bir derste , yönelttiğim soruya mukabil hocanın nasıl da baudrillard'a iman ettiğini tüylerim diken diken olarak izlemiştim. sonrasında kendimce bir baudrillard eleştirisi yapmıştım ki , hoca bu tür temelsiz eleştirilerin bu büyük feylesofa yapılamayacağını , bana aynı simülatif ve sahte akademik riyakarlıkla izah etmeye çalışmıştı.

    evet baudrillar'ı okumayı seviyordum şüphesiz . kant'ın bir sözünü yad edecek olursam beni dogmatik uykumdan uyandırmıştı. ama eserlerinde işlediği temaların da benim için ayrıca bir dogma olma ihtimali de her zaman vardı. düşüncenin serüvenidir bu. nietzsche çok baba filozoftur evet ama kitaplarını yayımlatamamanın da ıstıraplarını yaşamıştır. kaale alınmamak önemsiz derken bile nasıl da kaale alınmayı önemseriz ya öyle işte.

    onun için benim gözümde baudrillard , metinlerindeki şiirsellik ve kavramlara kazandırdığı popüler anlamlar dolayısıyla bir edebiyatçıdır. bu önemsemediğim anlamına gelmiyor şüphesiz. tıpkı kafka'nın da bir filozof olması gibi.
    12 ... nefti filhakika
  5. 5.
    cool anılar5'ten pasajlar:

    "düşünceler ışık vermezler ve onların ışık kaynağı bambaşka bir yerdedir.
    ancak düşüncelerin gölgesi vardır ve bu gölge , güneşle birlikte döner durur."

    "gerçek , sanalın kastalığı olarak kabul ediliyor.
    düşünce , yapay zekanın çocukluk hastalığı olarak kabul ediliyor.
    imge , tasarımın çocukluk hastalığı olarak kabul ediliyor."

    "kuram ile uygulamanın en mükemmel sentezi , dünya akarken düşüncenin silinip gitmesidir." *

    "denge noktası diye bir şey yok. dengenin eşit olduğu yanılsamasını yaratan tek şey titreşim ; çünkü titreşim sırasında her şey , her iki yanda uçlara yönelir.
    denge , yalnızca sıfır sonuçlu bir denklemin çözüldüğü anda varolur : ölüm anı mıdır bu?"
    5 ... nefti filhakika
  6. 6.
    etiksiz yılları en iyi irdeleyen kişilerden olan büyük merhum...
    http://www.zaman.com.tr/w...r/haber.do?haberno=510362
    1 ... cryptic
  7. 7.
    ölmüş,

    yeni öğrendim ve çok üzgünüm,

    ölüm yine koca fırçasını daldırıp kapkaranın içine,
    tanrıya yakın olmanın,
    o nu anlamaya çalışmanın enstrumanını,
    sözü, dili, manayı en çok ve en güzel sunanlardan
    birini daha, kendi türüne,

    boyamış.

    kara, kapkara, hiçce...

    birde bay bilge gittiğinde olmuştum böyle,

    2005 nisanında bilgi de olacağını öğrendiğimde deliler gibi sevinmiştim. bırakıp işi gücü koşmuştum o gün. önce 5 bira parlatıp istiklal de, eskiden ot aldığım tekinsiz sokaklardan geçip varmıştım dolapdereye.

    heryer ışıldıyordu işte.. sonra girip içeri, salona ilerlerken. sevdiğim bir kadını görmüştüm
    ne güzel demiştim, seninde burada olman..

    çok kalabalık olması ve çeviri için yeterli kulaklık olmamasından, sahip olanlarında bir arızadan dolayı bir şey duyamamasından yaşanan kargaşanın bir kenarında durup, biraz duyup kendi sesini, birazda izledikten sonra orada öylece varlığını, minnet ile çekip gitmiştim daha da parlamaya,

    bakımlı kadınların eve dönünce çıkardıkları yüksek topuklu ayakkabılarının, onlarda nasıl bir eksilme ve bozulma yarattığını hep sezerdim ben, fakat bu adamdan öğrendim ne olduğunu ve hepsinin bundan ibaret olmadığını...

    baştançıkarmanın yalan dolanının...
    6 ... havada panik
  8. 8.
    'ben yabancılaşmış değilim. kesinlikle 'öteki'yim.
    bundan böyle arzunun yasasına değil, kuralın tümden
    yapaylığına boyun eğiyorum. kendine özgü arzunun
    izini kaybettim' demiştir.
    6 ... meister writer
  9. 9.
    --spoiler--
    her şey simülasyon olarak yeniden görünmeye yazgılıdır. manzaralar fotoğraf olarak, kadınlar cinsel senaryo olarak, olaylar televizyon olarak... sanki her şey salt bu hapis yazgı yüzünden var...
    insan merak ediyor. sakın dünya da başka bir dünyada reklam metni olarak kullanılmak için burada olmasın.
    --spoiler--
    6 ... mykalkan
  10. 10.
    üçüncü dünya ülkelerinin batı avrupa ve abd'ye göre kurtulma şansı olduğunu düşünen kimse.

    izmir'de gürçeşme tarafında gördüğü gecekonduları görüp, onun kitaplarını türkçe'ye çeviren ve takipçici oğuz adanır'a "bunlar nedir", diye sorup "gecekondu" cevabını alınca, "güney amerika'dakilere göre bunlar saray yavrusu", demiş, 21 yüzyılda ölen ilk çağdaş filozof.
    3 -1 ... misisipikedisi