bugün

/245
özlenen şehir.

öyle özledim ki.
çok yorucu. karadenizi özledim lan.
yıllarca uzak kaldığım şehir. tekrar ona kavuşmuş olmak belki de her şeyin yenilenişine bir işaret oldu benim için.
murat kekilli'nin yıllar önce söylediği bir parçayı sonuna kadar hakettiği şehir..

ne güzel günlerdi o günler vay be
gardaş gardaş yaşardık bir zaman vay be
kim verdi elimize bu silahları
kim düşürdü bu hale kim bizi vay be

vay be vay vay be vay
ben böyle anlayışa tükürürüm vay be

yemyeşildi bu şehrin her yeri vay be
insan insan bakardık maviye vay be
sevdiğim bile terketmiş bu diyarları
durulmaz bu şehirde duramam vay be

vay be vay vay be vay
ben böyle anlayışa tükürürüm vay be

https://www.youtube.com/watch?v=n-HA0z-D0vg
dünya'nın en etkileyici şehri olabilecekken, dünya'nın en büyük megaköyü olmaya mahkum edilmiştir.
Türkiye'nin bir ilidir. Türkiye'nin en yüksek nufüsüna sahip ildir. Plaka kodu 34'dür. Eski adı consantine'dir.
ne kadar gidersem gideyim alışamadığım, sevemediğim şehir. tarihi güzellikleri başka. ancak bu karmaşayı sevmek pek bana uygun değil...
uzun zaman sonra kavuşulan sevgilidir. Az değişir bu ne aynısın. *
trafiği çekilmeyen, gitgide zorluklar yaşatan mega şehir.
her manzarada başka bir zerafetini sergileyen, şiir gibi şehir.

http://galeri.uludagsozluk.com/r/istanbul-420400/
içinde sevdiceğimin bulunduğu şehir. tarih kokar, yaşanmışlık kokar orası. her gittiğimde farklı ve güzel duygulara kapılırım. her yeri hayranlık uyandırır.
dünyanın en güzel şehri diye bize yutturulan şehir. e tabi nerden bilecez dünya mı gördük...
Dünaya'nın başkenti seçilse seçilecek şehirdir istanbul.
adına şiir yazılası nadide sevgili. hani moda bi' laf var dostlar. "istanbul şiir yazdırır ama ankara da roman yazdırır" diye. ankaralı kıymetli kardeşlerim darılmasın, kırılmasın. bilmiyorum belki de ankara'yı hiç görmediğim için bu kadar peşin hükümlüyümdür. istanbul yazıya dair ne varsa yazdırır adama. bilmiyorum, kafa yapısı değişiyor, anatomisi değişiyor bi' anda insanın. istanbul'un adı bile yetiyor burundan derin bir nefes almak için. ve yanakları şişirerek kuvvetli bir soluk verişi sarıyor sizi. baktığınız pencere buğulanıyor. siz istanbul'un boğazında düğümleniyorsunuz.
kalabalık, kirli, karışık.
zor şehir diyorlar. hakkında ne düşüneceğimi bilmiyorum.

iç ses: istediğin kadar zor olabilirsin, ama seninle yaşamayı ben istiyorum.
çok özel ve güzel bir şehir..
Yeryüzünde eşi benzerine rastlanmayacak olan; tüm sokakları, sokakların köşe başları ve kaldırımlarıyla aşkın,gururun, umudun ve umutsuzluğun şehri...
(bkz: istanbul sever seni sen beni öpersen)
kör olanların şehri.
biz artık her köşe başında yerde yatan insanlar, eli kolu bacağı olmayan insanları gördükçe körleşen insanlarız. umudumuz yok mu? tabii ki de var. ama suratlarımızın asıklığından bahsederler hep. her hangi başka bir şehirde yaşayanların * bile buraya gelince bir süre sonra temposuna alıştığı, yüzünün asıklaştığı, kör olduğu şehir.
her köşe başı başka aşk, her semti ayrı bir melodidir. istanbul anlatılamaz. istanbul yaşanır. gecesi ağzı rakı kokan bir kevaşe, gündüzü yeni doğan bir umuttur istanbulun.
kadıköy rıhtım
beyoğlu kahve
eminönü camiidir.
istanbul güzeldir..
1950'lere 1960'lara kadar şüphesiz ki çok güzeldi ne zaman biz istanbul'un üstüne bir şeyler ekledik o zaman onun içine ettik. şehircilik, belediyecilik anlayışımız ne kadar boktan olduğunun en müthiş örneği istanbuldur. dünyanın en güzel şehrini dünyanın en yaşanmaz, hoş olmayan şehrine çevirmeyi başarmışız ya ben daha konuşmayım.
Adamın birine sormuşlar,
Paran olsa ne yapardın
Demiş ki:
Birer kürk manto alırdım
Bütün güzel kadınlara
Bana da deseler
Ya sen ne yapardın
Vapura atlayıp
Doğru istanbula giderdim
Ah, benim güzel istanbul'um

Muzaffer Tayyip Uslu
Türkçesine hayran olduğum inanılmaz, harika ve büyüleyici şehir.
bir kadın kadar çekici,
bir erkek kadar küstah,
ve bir insan kadar mucize şehir.
özeti budur, karmaşıktır, zevlidir.
görsel
© copyright 2005 - 2026