bugün
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor21
- sarı poşet kudurtması10
- türkiye de muhalefet var mı8
- siyaset üstü yazarlar9
- manisada okul saldırısı17
- true nickli yazar11
- pkk lılar ermeni dölüdür deyince hırttıran hırt9
- sözlükte herkesin kavga edecek bir şey bulması4
- kendinden bile sakladığın şey3
- mel mel abi dün neden bira içmeye gelmedin6
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi8
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri9
- sözlüğümde siyaset istemiyorum kampanyası8
- hepinizi çok seviyorum lan gelin sarılıcam5
- kastamonu5
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı14
- bik bik'in neden bu kadar tatlı olması2
- ingilizce bilmeyen birine fuck'u demek4
- türkiye bir kedi cumhuriyetine nasıl dönüştü8
- mel mel bakan gibson'ın tatlı dili7
- asansörde susma zorunluluğu2
- berbere gidince söylenenler4
- kış geliyor2
- yapay zekaya entry yazdırmak7
- tas kafa traşlı hırt sorunu8
- erkeklerin artık kadınların peşinden koşmaması7
- iş çıkışı birası4
- sarı torbadan rahatsız olan kürt7
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek5
- dünyanın en ölümcül terör örgütü hristiyan lra8
- 22 eylül 2026 mini kış provası2
- marion cotillard2
- türkçüler ve kürtçüleri barıştırmak2
- habire1223
- atlet giymeyen insan6
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- sözlükteki teroristler5
- z kuşağı7
- kira fiyatları2
- gocu bak bi7
- derin düşüncelere dalmış görünen insan2
- seri gizli artı oy veren melek4
- her şeye neden diye sorma alışkanlığı4
- alkolün beyne verdiği zararlar2
- uzay masalı2
- meloş samundari khazana curry yemeye gelmedin2
- türkler ile moğollar kardeştir18
- çıplakken buzdolabının kapağını açmak4
- evliliği ayakta tutan güçler6
- çok sıkıcısınız amk2
imparatoriçe Eugenie, bir ispanyol kontunun kızıydı. 1826'da Granada'da doğdu, gençlik yıllarını Paris'te geçirdi, sonradan "imparator Üçüncü Napoleon" ünvanını alacak olan Louis Napoleon ile burada tanıştı ve 1852'te evlenip "Fransa imparatoriçesi" oldu.
Üçüncü Napoleon'un Alman ordularına karşı 1870'de Sedan'da yenilip esir düşmesi üzerine Eugenie de Paris'i terk edip ingiltere'ye sığındı. Bir sene sonra serbest bırakılan kocasıyla ingiltere'de yeniden bir araya geldi ama Fransa'ya bir daha dönemedi ve tam yarım asır sürgünde yaşadı. Kocasının 1873'teki ölümünden sonra da politikayla uğraşmaya devam etti ama ingiliz ordusuna katılığ Güney Afrika'da savaşa giden oğlunun orada can vermesi üzerine kendini dine verdi. 1920'de Madrid'de 94 yaşında öldüğünde Fransa'ya tam 50 sene boyunca gidememişti.
Eugenie, 1869'daki istanbul ziyaretinden sonra, 1911 yılının Haziran ayında yatıyla istanbul'a bir daha geldi, zamanın hükümdarı Sultan Reşad'ı ziyaret etti ve padişahtan tuhaf bir ricada bulundu : istanbul'a 42 sene önceki ilk gelişinde henüz küçük bir çocukken tanıdığı bir şehzadeyi, Sultan Abdülaziz'in oğlu yusuf izzettin Efendi'yi görmek istedi. Şehzade ile görüştü ve bu isteği isteği istanbul'un yanısıra Paris'te de oldukça manidar karşılandı. O dönemde sarayın "mabeyin başkatibi" yani "genel sekreteri" olan meşhur romancı Halid Ziya Uşaklıgil, hatıralarında buluşmadan bahsederken "...Kalbini neler burktu, bunu keşfetmek mümkün değildir. Fakat dönüşünde, rıhtımdaki sandala binerken daha ziyade yaşlanmış, daha ziyade çökmüş gibiydi" diye yazacaktı.
ABDÜLAZiZ iLE MACERASI:
istanbul'dan yabancı bir memlekete savaşlar dışında ve ziyaret maksadıyla giden ilk ve son hükümdar, Sultan Abdülaziz idi.
Fransa imparatoru 3. Napoleon,1867 yazında, Abdülaziz'i Paris'teki milletlerarası serginin açılışına davet etti. Hükümdar Paris'e gitti, Fransa'daha sonra Londra'ya geçti ve istanbul'a Belçika üzerinden döndü.
Paris'te gördüğü bir hanım, daha ilk bakışta Abdülaziz'in aklını başından aldı: Fransa'nın güzelliği ve zekasıyla meşhur imparatoriçesi, yani 3. Napoleon'un karısı Eugenie... Söylenenlere göre hükümdar paris'te başka hiç bir şeye bakmamış, aklı-fikri Eugenie'de kalmıştı.
Eugenie'yi tekrar görebilmek, hükümdara iki sene sonra, 1869 Ekim'inde nasip oldu. imparatoriçe, Süveyş kanalının açılış merasimine davetliydi; Mısır'a gemiyle gidiyordu ve giderken istanbul'a uğradı.
Dedikodular, bu ziyaretin hemen ilk gününde başladı. Hükümdar, imparatoriçe için Beylerbeyi Sarayı'nı hazırlatmış, hazırlıkların başında bizzat bulunmuş, Eugenie'yi daha karaya ayak basmadan denizde karşılamış ve peşpeşe hediyelere boğmuştu. Abdülaziz'in Eugenie'ye gecelik entarisi yaptırması için verdiği binlerce altın değerindeki şal, şehrin dilindeydi.
istanbul, işte o hafta bir dedikodu ile çalkalandı: Abdülaziz, 17 Ekim gecesi Dolmabahçe'den saltanat kayığına binip Beylerbeyi'ne geçmiş ve gün ağarıncaya kadar Eugenie'yle beraber kalmıştı. Söylentiler o kadar arttı ki, hükümdarın annesi, Pertevniyal Valide Sultan, haremi ziyarete gelen Eugenie'ye "Kadın, senin kocan yok mu, memleketine gitsene !" diye bağıracak; bazı Fransız gazeteleri de "Sadık teb'aları, majesteleri imparatoriçe'yi artık paris'te görmek istiyorlar" şeklindeki başlıklarla çıkacaklardı.
Sonra, araya peşpeşe felaketler girdi. Abdülaziz tahtından indirilip öldürüldü, Eugenie kocası Üçüncü Napoleon ile birlikte sürgüne gitti ve Osmanlı hükümdarı ile imparatoriçenin arasında olup bitenlerin söylentisi yüz küsur sene boyunca hep konuşuldu, durdu.
Söylentiler, bundan 5 sene önce, yani aradan 135 yıl geçtikten sonra Eugenie gibi bir ispanyol tarafından doğrulandı: istanbul'daki ispanyol Kültür Merkezi "Cervantes Enstitüsü" nün müdürü Pablo Martin Asuero, yayınladığı "Mavi Sütunlu Saray" isimli kitabında Abdülaziz ile Eugenie'nin 1869'un 17 ekim gecesi Beylerbeyi Sarayı'nda saatlerce beraber olduklarını doğruladı ve bu beraberliğin "çok özel" ayrıntılarını kitabında anlattı.
Üçüncü Napoleon'un Alman ordularına karşı 1870'de Sedan'da yenilip esir düşmesi üzerine Eugenie de Paris'i terk edip ingiltere'ye sığındı. Bir sene sonra serbest bırakılan kocasıyla ingiltere'de yeniden bir araya geldi ama Fransa'ya bir daha dönemedi ve tam yarım asır sürgünde yaşadı. Kocasının 1873'teki ölümünden sonra da politikayla uğraşmaya devam etti ama ingiliz ordusuna katılığ Güney Afrika'da savaşa giden oğlunun orada can vermesi üzerine kendini dine verdi. 1920'de Madrid'de 94 yaşında öldüğünde Fransa'ya tam 50 sene boyunca gidememişti.
Eugenie, 1869'daki istanbul ziyaretinden sonra, 1911 yılının Haziran ayında yatıyla istanbul'a bir daha geldi, zamanın hükümdarı Sultan Reşad'ı ziyaret etti ve padişahtan tuhaf bir ricada bulundu : istanbul'a 42 sene önceki ilk gelişinde henüz küçük bir çocukken tanıdığı bir şehzadeyi, Sultan Abdülaziz'in oğlu yusuf izzettin Efendi'yi görmek istedi. Şehzade ile görüştü ve bu isteği isteği istanbul'un yanısıra Paris'te de oldukça manidar karşılandı. O dönemde sarayın "mabeyin başkatibi" yani "genel sekreteri" olan meşhur romancı Halid Ziya Uşaklıgil, hatıralarında buluşmadan bahsederken "...Kalbini neler burktu, bunu keşfetmek mümkün değildir. Fakat dönüşünde, rıhtımdaki sandala binerken daha ziyade yaşlanmış, daha ziyade çökmüş gibiydi" diye yazacaktı.
ABDÜLAZiZ iLE MACERASI:
istanbul'dan yabancı bir memlekete savaşlar dışında ve ziyaret maksadıyla giden ilk ve son hükümdar, Sultan Abdülaziz idi.
Fransa imparatoru 3. Napoleon,1867 yazında, Abdülaziz'i Paris'teki milletlerarası serginin açılışına davet etti. Hükümdar Paris'e gitti, Fransa'daha sonra Londra'ya geçti ve istanbul'a Belçika üzerinden döndü.
Paris'te gördüğü bir hanım, daha ilk bakışta Abdülaziz'in aklını başından aldı: Fransa'nın güzelliği ve zekasıyla meşhur imparatoriçesi, yani 3. Napoleon'un karısı Eugenie... Söylenenlere göre hükümdar paris'te başka hiç bir şeye bakmamış, aklı-fikri Eugenie'de kalmıştı.
Eugenie'yi tekrar görebilmek, hükümdara iki sene sonra, 1869 Ekim'inde nasip oldu. imparatoriçe, Süveyş kanalının açılış merasimine davetliydi; Mısır'a gemiyle gidiyordu ve giderken istanbul'a uğradı.
Dedikodular, bu ziyaretin hemen ilk gününde başladı. Hükümdar, imparatoriçe için Beylerbeyi Sarayı'nı hazırlatmış, hazırlıkların başında bizzat bulunmuş, Eugenie'yi daha karaya ayak basmadan denizde karşılamış ve peşpeşe hediyelere boğmuştu. Abdülaziz'in Eugenie'ye gecelik entarisi yaptırması için verdiği binlerce altın değerindeki şal, şehrin dilindeydi.
istanbul, işte o hafta bir dedikodu ile çalkalandı: Abdülaziz, 17 Ekim gecesi Dolmabahçe'den saltanat kayığına binip Beylerbeyi'ne geçmiş ve gün ağarıncaya kadar Eugenie'yle beraber kalmıştı. Söylentiler o kadar arttı ki, hükümdarın annesi, Pertevniyal Valide Sultan, haremi ziyarete gelen Eugenie'ye "Kadın, senin kocan yok mu, memleketine gitsene !" diye bağıracak; bazı Fransız gazeteleri de "Sadık teb'aları, majesteleri imparatoriçe'yi artık paris'te görmek istiyorlar" şeklindeki başlıklarla çıkacaklardı.
Sonra, araya peşpeşe felaketler girdi. Abdülaziz tahtından indirilip öldürüldü, Eugenie kocası Üçüncü Napoleon ile birlikte sürgüne gitti ve Osmanlı hükümdarı ile imparatoriçenin arasında olup bitenlerin söylentisi yüz küsur sene boyunca hep konuşuldu, durdu.
Söylentiler, bundan 5 sene önce, yani aradan 135 yıl geçtikten sonra Eugenie gibi bir ispanyol tarafından doğrulandı: istanbul'daki ispanyol Kültür Merkezi "Cervantes Enstitüsü" nün müdürü Pablo Martin Asuero, yayınladığı "Mavi Sütunlu Saray" isimli kitabında Abdülaziz ile Eugenie'nin 1869'un 17 ekim gecesi Beylerbeyi Sarayı'nda saatlerce beraber olduklarını doğruladı ve bu beraberliğin "çok özel" ayrıntılarını kitabında anlattı.
güya sultan abdulazizle zina yapmış ispanyol asıllı fransız imparatoriçesi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar