bugün
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor23
- arkadaşlar grup açıyorum gelmek ister misiniz5
- evliliği ayakta tutan güçler13
- sarı poşet kudurtması14
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- kış geliyor6
- bik bik'in neden bu kadar tatlı olması7
- beyaz torosta büyümüş kaltaklar4
- kova burçlari bakar misiniz4
- türkiye de muhalefet var mı9
- erkeklerin bir kızda aradığı kriterler5
- manisada okul saldırısı17
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek7
- iş hayatında takılan maskeler4
- siyaset üstü yazarlar9
- derin düşüncelere dalmış görünen insan4
- en çok ihanet eden burçlar2
- true nickli yazar11
- pkk lılar ermeni dölüdür deyince hırttıran hırt9
- sözlükte herkesin kavga edecek bir şey bulması5
- berbere gidince söylenenler5
- halk tv haberciliği5
- truenun aslında çok beyefendi biri olması3
- z kuşağı8
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi8
- sözlüğümde siyaset istemiyorum kampanyası8
- mel mel abi dün neden bira içmeye gelmedin6
- iş arayanların aslında para araması10
- inşaat mühendislerindeki dayanılmaz çekicilik2
- türkiye bir kedi cumhuriyetine nasıl dönüştü8
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri9
- mel mel bakan gibson'ın tatlı dili7
- yapay zekaya entry yazdırmak7
- hepinizi çok seviyorum lan gelin sarılıcam5
- kastamonu5
- kendinden bile sakladığın şey3
- 22 eylül 2026 mini kış provası3
- erkeklerin artık kadınların peşinden koşmaması7
- atatürk'e tapmak'ya da reis tapmak2
- sarı torbadan rahatsız olan kürt7
- ingilizce bilmeyen birine fuck'u demek4
- arkadaşlar ben uyusam ayıp olur mu6
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- dünyanın en ölümcül terör örgütü hristiyan lra8
- atlet giymeyen insan6
- habire1223
- vatan bilgisayar2
- asansörde susma zorunluluğu2
- sözlükteki teroristler5
imparatoriçe Eugenie, bir ispanyol kontunun kızıydı. 1826'da Granada'da doğdu, gençlik yıllarını Paris'te geçirdi, sonradan "imparator Üçüncü Napoleon" ünvanını alacak olan Louis Napoleon ile burada tanıştı ve 1852'te evlenip "Fransa imparatoriçesi" oldu.
Üçüncü Napoleon'un Alman ordularına karşı 1870'de Sedan'da yenilip esir düşmesi üzerine Eugenie de Paris'i terk edip ingiltere'ye sığındı. Bir sene sonra serbest bırakılan kocasıyla ingiltere'de yeniden bir araya geldi ama Fransa'ya bir daha dönemedi ve tam yarım asır sürgünde yaşadı. Kocasının 1873'teki ölümünden sonra da politikayla uğraşmaya devam etti ama ingiliz ordusuna katılığ Güney Afrika'da savaşa giden oğlunun orada can vermesi üzerine kendini dine verdi. 1920'de Madrid'de 94 yaşında öldüğünde Fransa'ya tam 50 sene boyunca gidememişti.
Eugenie, 1869'daki istanbul ziyaretinden sonra, 1911 yılının Haziran ayında yatıyla istanbul'a bir daha geldi, zamanın hükümdarı Sultan Reşad'ı ziyaret etti ve padişahtan tuhaf bir ricada bulundu : istanbul'a 42 sene önceki ilk gelişinde henüz küçük bir çocukken tanıdığı bir şehzadeyi, Sultan Abdülaziz'in oğlu yusuf izzettin Efendi'yi görmek istedi. Şehzade ile görüştü ve bu isteği isteği istanbul'un yanısıra Paris'te de oldukça manidar karşılandı. O dönemde sarayın "mabeyin başkatibi" yani "genel sekreteri" olan meşhur romancı Halid Ziya Uşaklıgil, hatıralarında buluşmadan bahsederken "...Kalbini neler burktu, bunu keşfetmek mümkün değildir. Fakat dönüşünde, rıhtımdaki sandala binerken daha ziyade yaşlanmış, daha ziyade çökmüş gibiydi" diye yazacaktı.
ABDÜLAZiZ iLE MACERASI:
istanbul'dan yabancı bir memlekete savaşlar dışında ve ziyaret maksadıyla giden ilk ve son hükümdar, Sultan Abdülaziz idi.
Fransa imparatoru 3. Napoleon,1867 yazında, Abdülaziz'i Paris'teki milletlerarası serginin açılışına davet etti. Hükümdar Paris'e gitti, Fransa'daha sonra Londra'ya geçti ve istanbul'a Belçika üzerinden döndü.
Paris'te gördüğü bir hanım, daha ilk bakışta Abdülaziz'in aklını başından aldı: Fransa'nın güzelliği ve zekasıyla meşhur imparatoriçesi, yani 3. Napoleon'un karısı Eugenie... Söylenenlere göre hükümdar paris'te başka hiç bir şeye bakmamış, aklı-fikri Eugenie'de kalmıştı.
Eugenie'yi tekrar görebilmek, hükümdara iki sene sonra, 1869 Ekim'inde nasip oldu. imparatoriçe, Süveyş kanalının açılış merasimine davetliydi; Mısır'a gemiyle gidiyordu ve giderken istanbul'a uğradı.
Dedikodular, bu ziyaretin hemen ilk gününde başladı. Hükümdar, imparatoriçe için Beylerbeyi Sarayı'nı hazırlatmış, hazırlıkların başında bizzat bulunmuş, Eugenie'yi daha karaya ayak basmadan denizde karşılamış ve peşpeşe hediyelere boğmuştu. Abdülaziz'in Eugenie'ye gecelik entarisi yaptırması için verdiği binlerce altın değerindeki şal, şehrin dilindeydi.
istanbul, işte o hafta bir dedikodu ile çalkalandı: Abdülaziz, 17 Ekim gecesi Dolmabahçe'den saltanat kayığına binip Beylerbeyi'ne geçmiş ve gün ağarıncaya kadar Eugenie'yle beraber kalmıştı. Söylentiler o kadar arttı ki, hükümdarın annesi, Pertevniyal Valide Sultan, haremi ziyarete gelen Eugenie'ye "Kadın, senin kocan yok mu, memleketine gitsene !" diye bağıracak; bazı Fransız gazeteleri de "Sadık teb'aları, majesteleri imparatoriçe'yi artık paris'te görmek istiyorlar" şeklindeki başlıklarla çıkacaklardı.
Sonra, araya peşpeşe felaketler girdi. Abdülaziz tahtından indirilip öldürüldü, Eugenie kocası Üçüncü Napoleon ile birlikte sürgüne gitti ve Osmanlı hükümdarı ile imparatoriçenin arasında olup bitenlerin söylentisi yüz küsur sene boyunca hep konuşuldu, durdu.
Söylentiler, bundan 5 sene önce, yani aradan 135 yıl geçtikten sonra Eugenie gibi bir ispanyol tarafından doğrulandı: istanbul'daki ispanyol Kültür Merkezi "Cervantes Enstitüsü" nün müdürü Pablo Martin Asuero, yayınladığı "Mavi Sütunlu Saray" isimli kitabında Abdülaziz ile Eugenie'nin 1869'un 17 ekim gecesi Beylerbeyi Sarayı'nda saatlerce beraber olduklarını doğruladı ve bu beraberliğin "çok özel" ayrıntılarını kitabında anlattı.
Üçüncü Napoleon'un Alman ordularına karşı 1870'de Sedan'da yenilip esir düşmesi üzerine Eugenie de Paris'i terk edip ingiltere'ye sığındı. Bir sene sonra serbest bırakılan kocasıyla ingiltere'de yeniden bir araya geldi ama Fransa'ya bir daha dönemedi ve tam yarım asır sürgünde yaşadı. Kocasının 1873'teki ölümünden sonra da politikayla uğraşmaya devam etti ama ingiliz ordusuna katılığ Güney Afrika'da savaşa giden oğlunun orada can vermesi üzerine kendini dine verdi. 1920'de Madrid'de 94 yaşında öldüğünde Fransa'ya tam 50 sene boyunca gidememişti.
Eugenie, 1869'daki istanbul ziyaretinden sonra, 1911 yılının Haziran ayında yatıyla istanbul'a bir daha geldi, zamanın hükümdarı Sultan Reşad'ı ziyaret etti ve padişahtan tuhaf bir ricada bulundu : istanbul'a 42 sene önceki ilk gelişinde henüz küçük bir çocukken tanıdığı bir şehzadeyi, Sultan Abdülaziz'in oğlu yusuf izzettin Efendi'yi görmek istedi. Şehzade ile görüştü ve bu isteği isteği istanbul'un yanısıra Paris'te de oldukça manidar karşılandı. O dönemde sarayın "mabeyin başkatibi" yani "genel sekreteri" olan meşhur romancı Halid Ziya Uşaklıgil, hatıralarında buluşmadan bahsederken "...Kalbini neler burktu, bunu keşfetmek mümkün değildir. Fakat dönüşünde, rıhtımdaki sandala binerken daha ziyade yaşlanmış, daha ziyade çökmüş gibiydi" diye yazacaktı.
ABDÜLAZiZ iLE MACERASI:
istanbul'dan yabancı bir memlekete savaşlar dışında ve ziyaret maksadıyla giden ilk ve son hükümdar, Sultan Abdülaziz idi.
Fransa imparatoru 3. Napoleon,1867 yazında, Abdülaziz'i Paris'teki milletlerarası serginin açılışına davet etti. Hükümdar Paris'e gitti, Fransa'daha sonra Londra'ya geçti ve istanbul'a Belçika üzerinden döndü.
Paris'te gördüğü bir hanım, daha ilk bakışta Abdülaziz'in aklını başından aldı: Fransa'nın güzelliği ve zekasıyla meşhur imparatoriçesi, yani 3. Napoleon'un karısı Eugenie... Söylenenlere göre hükümdar paris'te başka hiç bir şeye bakmamış, aklı-fikri Eugenie'de kalmıştı.
Eugenie'yi tekrar görebilmek, hükümdara iki sene sonra, 1869 Ekim'inde nasip oldu. imparatoriçe, Süveyş kanalının açılış merasimine davetliydi; Mısır'a gemiyle gidiyordu ve giderken istanbul'a uğradı.
Dedikodular, bu ziyaretin hemen ilk gününde başladı. Hükümdar, imparatoriçe için Beylerbeyi Sarayı'nı hazırlatmış, hazırlıkların başında bizzat bulunmuş, Eugenie'yi daha karaya ayak basmadan denizde karşılamış ve peşpeşe hediyelere boğmuştu. Abdülaziz'in Eugenie'ye gecelik entarisi yaptırması için verdiği binlerce altın değerindeki şal, şehrin dilindeydi.
istanbul, işte o hafta bir dedikodu ile çalkalandı: Abdülaziz, 17 Ekim gecesi Dolmabahçe'den saltanat kayığına binip Beylerbeyi'ne geçmiş ve gün ağarıncaya kadar Eugenie'yle beraber kalmıştı. Söylentiler o kadar arttı ki, hükümdarın annesi, Pertevniyal Valide Sultan, haremi ziyarete gelen Eugenie'ye "Kadın, senin kocan yok mu, memleketine gitsene !" diye bağıracak; bazı Fransız gazeteleri de "Sadık teb'aları, majesteleri imparatoriçe'yi artık paris'te görmek istiyorlar" şeklindeki başlıklarla çıkacaklardı.
Sonra, araya peşpeşe felaketler girdi. Abdülaziz tahtından indirilip öldürüldü, Eugenie kocası Üçüncü Napoleon ile birlikte sürgüne gitti ve Osmanlı hükümdarı ile imparatoriçenin arasında olup bitenlerin söylentisi yüz küsur sene boyunca hep konuşuldu, durdu.
Söylentiler, bundan 5 sene önce, yani aradan 135 yıl geçtikten sonra Eugenie gibi bir ispanyol tarafından doğrulandı: istanbul'daki ispanyol Kültür Merkezi "Cervantes Enstitüsü" nün müdürü Pablo Martin Asuero, yayınladığı "Mavi Sütunlu Saray" isimli kitabında Abdülaziz ile Eugenie'nin 1869'un 17 ekim gecesi Beylerbeyi Sarayı'nda saatlerce beraber olduklarını doğruladı ve bu beraberliğin "çok özel" ayrıntılarını kitabında anlattı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar