bugün
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım11
- sözlüğün en güzel kız yazarı4
- yazarların favori oyun karakteri15
- sabah ezanı okunurken köpeklerin havlaması6
- caddebostan6
- meriçlik2
- nervio hamferdi10
- laik teyze5
- günün sözü5
- sözlüğe karı kız düşürme amacıyla gelen insan3
- islam barış dinidir7
- evleneceği kadının geçmisini umursayan tip2
- bakımsız kadını nafakasız boşama hakkı2
- mutlu ama uzak olsun12
- sabahları nefret edilen şeyler7
- futbol14
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı18
- osuruktan şiirler89
- alparslan kuytul ve eşinin tutuklanması2
- abur öldü mü lan4
- zorunlu eğitim11
- nelerin koleksiyonu yapılabilir6
- israil lobisinin tom barrack'ı hedef alması2
- tai lung26
- dolar isterse 100 olsun41
- yeninur ada2
- para mı aşk mı sorunsalı8
- sözlük yazarlarının favori dizisi9
- brezilya7
- film önerileri3
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- velvet50
- süper lig7
- milan skriniar8
- üniversite okumanın gereksiz olması9
- nervio varıdı nerede o11
- gezicilerin polisten dayak yerken çıkardığı sesler7
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- ona bir şey söyle6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı4
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- fenerbahçe15
- ismet gurbuz 202412
- araplar kuzey kıbrıs'ı neden tanımıyor5
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar5
- 1948 arap israil savaşı8
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- anın görüntüsü20
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi13
şiir diye bir şey olmasaydı, ilhan berk icat ederdi demiş turgut uyar. ben de başımı sallayarak onaylıyorum.
su'ydu, geçiyordu...
su'ydu, geçiyordu...
Ne zaman ki dinlediğiniz şarkılar size O'nu hatırlatmaz; işte ancak o zaman hayattan bir tat alabilirsiniz.
"ağzıyla kuş tutsa da sevemediğim insanlar var benim. bir de canıma okusa bile sevmekten vazgeçemediklerim. "
şiir hakkında yorumu :
Bütün iş işte bu iç ve dış serüvendedir. Şiirin bu iç, dış diye ayırdığımız dünyası (aslında iki ayrı dünyaları yoktur) burada kapanmaz. Kapanmaz, çünkü şiir yazıldıktan sonra da değişimini sürdürür. Yeni anlamlara, duyarlılıklara, yıkımlara uğrar. Savaş içindedir. Şiirin yazıldıktan sonraki serüveni hiçbir şeye benzemez. Yazmak çünkü, yalnız şiirin orasını burasını düzeltmek, orasını burasını ayakta tutacak hale getirmek değildir. Toptan yok etmektir de. Şairin şiire karışması da işte burada başlamıştır. Burada tek ölçü kendisidir çünkü. Asıl burada ağırlığını koyacaktır. Bu ise büyük bir beğeni, büyük bir duyarlılık, bilgi işidir. Şairi de biz burada tanırız. Şiirin tarihinin gizliliği işte bu yolculuktur. Hem yalnız, iyi bir şiirin tarihi gizlidir. Kötü bir şiirinse gizli hiçbir şeyi yoktur. Kötü bir şiirde her şey açıktır. Ölüdür çünkü. Öyle de doğmuştur.
Bütün iş işte bu iç ve dış serüvendedir. Şiirin bu iç, dış diye ayırdığımız dünyası (aslında iki ayrı dünyaları yoktur) burada kapanmaz. Kapanmaz, çünkü şiir yazıldıktan sonra da değişimini sürdürür. Yeni anlamlara, duyarlılıklara, yıkımlara uğrar. Savaş içindedir. Şiirin yazıldıktan sonraki serüveni hiçbir şeye benzemez. Yazmak çünkü, yalnız şiirin orasını burasını düzeltmek, orasını burasını ayakta tutacak hale getirmek değildir. Toptan yok etmektir de. Şairin şiire karışması da işte burada başlamıştır. Burada tek ölçü kendisidir çünkü. Asıl burada ağırlığını koyacaktır. Bu ise büyük bir beğeni, büyük bir duyarlılık, bilgi işidir. Şairi de biz burada tanırız. Şiirin tarihinin gizliliği işte bu yolculuktur. Hem yalnız, iyi bir şiirin tarihi gizlidir. Kötü bir şiirinse gizli hiçbir şeyi yoktur. Kötü bir şiirde her şey açıktır. Ölüdür çünkü. Öyle de doğmuştur.
aşk şiirlerinin usta kalemi.
üç kez seni seviyorum diye uyandım
tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum.
sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.
sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
-taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.
cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.
kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum.
eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun.
tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum.
sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.
sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
-taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.
cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.
kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum.
eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun.
-istanbul şehri için çok şiir yazıldı. Antolojilerde yer alan düzeyde ve nitelikte ürünler ortaya konuldu. Bu şairlerden farkınız, siz onlara neyi eklemek isterdiniz?
-Başkalarını bilmem, istanbul yeryüzünün en insani kentidir. Ben istanbul'u insanlığın haline benzetirim. Onun gibi yıkık, ezik, yine onun gibi güvenli, inançlı, görkemli. Bir yerde daha dedim: istanbul gibi bir kenti olan yazarlar başka bir şey istememelidirler. Benim istanbul'a bakışım böyle oldu.
Hikmet Çetinkaya'ya Yanıtlar
Cumhuriyet, 1980
-Başkalarını bilmem, istanbul yeryüzünün en insani kentidir. Ben istanbul'u insanlığın haline benzetirim. Onun gibi yıkık, ezik, yine onun gibi güvenli, inançlı, görkemli. Bir yerde daha dedim: istanbul gibi bir kenti olan yazarlar başka bir şey istememelidirler. Benim istanbul'a bakışım böyle oldu.
Hikmet Çetinkaya'ya Yanıtlar
Cumhuriyet, 1980
türkçe'nin büyük şairi. filhakika akşamları okumanın en zevkli olduğu şairlerden. o şiirlerinden biri:
güneyde bir orman
bir buğday büyüyorsa şimdi türkiye'de
yeminle aşkla büyüyor.
yeminle lavanta çiçekleri, haşhaşlar, kekikler aşkla büyüyor.
koyunlar, keçiler, sığırlar
mısır, pirinç, yulaf
aşkla büyüyor dünyada.
binlerce senedir nehirler dünyayı görmeye çıkarlar
binlerce senedir böyle öğrendik dünyanın birçok yerinde akan
ırmakları, büyüyen bitkileri.
bazı yosunlarla bazı eğreltiotlarıyla bazı balıklarla konuştum,
dünyayı görmeyen kalmamış.
şimdi güneyde bir yonca büyüyorsa benim gibi
daha iyi bir hayat için büyüyor.
gelincikler köklerimin yanısıra onun için büyüyor.
pamuklar daha beyaz açıyorlarsa
sebep aynı.
ben bütün ormanları düşünerek büyürüm,
bütün ormanları düşünerek büyürler
benim gibi bütün ormanlar türkiye'de.
öyle bir vaktine eriştik ki dünyanın
şimdi kimse kimseden daha az sevmiyor dünyayı,
ben ingiltere'deki ormanlardan, nehirlerden, ovalardan daha az
sevmiyorum yaşamayı,
amerika'dakilerden daha az sevmiyorum.
burada pamuklar, su içindeki pirinçler, tütünler daha az
sevmiyor
şimdi sarmaşıklar, şimdi asmalar, şimdi fasulyeler birbirlerine
daha sarılarak büyüyorlar
şimdi stepler, dağlar yalnızlıklarını sevmiyorlar.
şimdi dünyada yalnızlığı kimse sevmiyor.
şimdi iran'da, şimdi mısır'da, şimdi sudan'da ormanlar niçin
büyüdüklerini biliyorlar
şimdi petrol damarları niçin aktıklarını biliyor
şimdi her şey dünyada niçin yaşadığını biliyor.
güneyde bir orman
bir buğday büyüyorsa şimdi türkiye'de
yeminle aşkla büyüyor.
yeminle lavanta çiçekleri, haşhaşlar, kekikler aşkla büyüyor.
koyunlar, keçiler, sığırlar
mısır, pirinç, yulaf
aşkla büyüyor dünyada.
binlerce senedir nehirler dünyayı görmeye çıkarlar
binlerce senedir böyle öğrendik dünyanın birçok yerinde akan
ırmakları, büyüyen bitkileri.
bazı yosunlarla bazı eğreltiotlarıyla bazı balıklarla konuştum,
dünyayı görmeyen kalmamış.
şimdi güneyde bir yonca büyüyorsa benim gibi
daha iyi bir hayat için büyüyor.
gelincikler köklerimin yanısıra onun için büyüyor.
pamuklar daha beyaz açıyorlarsa
sebep aynı.
ben bütün ormanları düşünerek büyürüm,
bütün ormanları düşünerek büyürler
benim gibi bütün ormanlar türkiye'de.
öyle bir vaktine eriştik ki dünyanın
şimdi kimse kimseden daha az sevmiyor dünyayı,
ben ingiltere'deki ormanlardan, nehirlerden, ovalardan daha az
sevmiyorum yaşamayı,
amerika'dakilerden daha az sevmiyorum.
burada pamuklar, su içindeki pirinçler, tütünler daha az
sevmiyor
şimdi sarmaşıklar, şimdi asmalar, şimdi fasulyeler birbirlerine
daha sarılarak büyüyorlar
şimdi stepler, dağlar yalnızlıklarını sevmiyorlar.
şimdi dünyada yalnızlığı kimse sevmiyor.
şimdi iran'da, şimdi mısır'da, şimdi sudan'da ormanlar niçin
büyüdüklerini biliyorlar
şimdi petrol damarları niçin aktıklarını biliyor
şimdi her şey dünyada niçin yaşadığını biliyor.
"adlarla doldurdum sessizliği. şeyleri kodladım. gökyüzünün, ağaçların çocukluğunu bilirim. ağaçlardan arkadaşlarım oldu. hala da var. samanyolunu anlamadım sayıları da (sayılar daha bulunmamış gibi davranıyorlardı.) yalnız sekizle (5+3) içli dışlı oldum. (kim olmamıştır ki?) biraz da sıfırla (sıfırın bulunması kolay olmamıştır.) üç için çok kötü şeyler söylenmiştir. niçin? bilmem. bilmek sayıdır. bir de biri tanıdım. bir ile düşünülmüyor. bazı sayılar suçlu doğmuştur. bir de bunlardan biridir..."
"ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur. otların canı sıkılmaz. kurşun kalem kendini ağaç sanır. ufuk, hüthüt kuşu. seni bilmem, bir söylene dönüşmek içindir dünya. onun için başka bir son yok. bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! sonsuzluk dediğimiz budur.
nerden başlasam yine oraya geliyorum. ben gidiyorum. ölüme, o büyük tümceye, çalışacağım."
nerden başlasam yine oraya geliyorum. ben gidiyorum. ölüme, o büyük tümceye, çalışacağım."
''sessizlik, hep bu sessizlik.''
"Sen topla ve dağıt saçlarını ve kapama kasıklarını, ıslak tut.
O gün dünyanın ikinci günündeydik bir sürü yağmur yağdırıp bıraktık.
Uzun uzun öpüşmeler, sarılmalar diye bilirdik dünyayı"
O gün dünyanın ikinci günündeydik bir sürü yağmur yağdırıp bıraktık.
Uzun uzun öpüşmeler, sarılmalar diye bilirdik dünyayı"
korkuyorum, bir gün biri çıkıp 'ey insanoğlu' diyecek ve kimse üstüne alınmayacak.
* ilhan berk
* ilhan berk
çoğul güzeldir. yüzün dursun
(yüzün ki bir halkın tarihine alınlık)
daya ağzını kasığıma, sevgili suça
gövdem, o cehennem, gövdende
sevgilim, sevişelim.
kirlidir aşk, çocuğum, o sıvı fosil
dölyatağı, o sürgün, her şeydir
düşün durmadan yinelenen taşı
hem bilmem biliyor musun tarih de tendir
ağzın, o alev, ağzımda
sevgilim, sevişelim.
(yüzün ki bir halkın tarihine alınlık)
daya ağzını kasığıma, sevgili suça
gövdem, o cehennem, gövdende
sevgilim, sevişelim.
kirlidir aşk, çocuğum, o sıvı fosil
dölyatağı, o sürgün, her şeydir
düşün durmadan yinelenen taşı
hem bilmem biliyor musun tarih de tendir
ağzın, o alev, ağzımda
sevgilim, sevişelim.
Yazmak (bu kanser) benim için tam bir cehennemdir. Bunu bir çok kez söyledim. Bu, başlangıçtan bu yana değişmedi de. Öte yandan, bu yine benim varoluşumun bir kanıtıdır da... Yazmak eylemi, böyle bir cehennemdir çünkü. Kendimi ancak böyle var edebiliyorum. Söylemek bile fazla: Şairlerin bir hayatı yoktur! Hayat diye baktıkları bu kanser, bu cehennemdir. Gidip geldikleri, dünya diye baktıkları böyle bir yerdir. Bu, hiç değilse, benim için böyle. Yinelemekte yarar var: Ben dünyaya yazılacak bir yer diye bakıyorum. Bundan kendimi alamıyorum, kurtulamıyorum. Bu yine hem kurtuluşum, hem batağım. Kurtuluşum, çünkü kendimi böyle doğrulayabiliyorum; batağım, çünkü ondan başka bir yer bilmiyorum. Şair, büyük sözsel, görsel bir jeoloji olan bu dünyanın kulağı, gözüdür. Dünyayla boğuşan adamdır. Dili, bu silahı elinde bunun için tutar. Dünyayı sınırlamak, sonra da onunla hesaplaşmak için. Şiir, sanatların en yoksul akrabasıdır o! Sessiz ve yankısız. Böyle bir dünyadır, şairin dünya diye baktığı! Ya bunun dışında ne mi var? Hiçbir şey! Peki, niçin mi yazıyorum? Kim bilir, belki de, bu dünyayı çok sıkıcı buluyorum, onun için yazıyorum.
"... Belki de bu benim sana hüzünler yaratmak istememdendir. Böylece de insana en yakışan şeyi bulduğumu sanmam, onunla gönenmemdir. Ya da (bu belki çok şaşırtıcıdır ama) birden çok eski çağlara uzanıp, Nefertiti'yi (bilmem niçin Nefertiti?) düşünüp, sana tarihte bir yer aramak istememden geliyordur bu. Kim bilir? Yoksa başka niçin seni böyle yıkıntılar, ölü kentler, ölü tarih içinde kurayım?''
zonguldak da öğretmenlik yaptığı sırada, burada mevcut iki şeyden bahsetmiştir. birisi: karanlıkta olup dünyayı görmeyenler, ikincisi de onları teftiş ve terbiye için arada yeraltına inen, parlak ve bayındır adamlar! diyerek, madenci ve işverenlerinin, trajedisine değinmiştir.
"Eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun."
şiir her yerdedir diyen adam.
bir de örnek vermiş:
"otları okşadım diyordu rüzgar
gülüyordu otlar"
bir de örnek vermiş:
"otları okşadım diyordu rüzgar
gülüyordu otlar"
"ayrıca sözcükler de bozguna ugramali
düş görmeli ,sarhoş ,tedirgin olmalı, firtinaya tutulmalı .
Anlam yaralanmalı :yara almalı. "
düş görmeli ,sarhoş ,tedirgin olmalı, firtinaya tutulmalı .
Anlam yaralanmalı :yara almalı. "
"gün ağarmasında bir ev
akşam ışığından bir ev
bereket getiren buluttan bir ev
yağan yağmurdan bir ev
gizemli sisten bir ev
çiçek tozundan bir ev
çekirgelerden bir ev
kızılderililerin dünyaya böyle ev diye baktıklarını okudum."
akşam ışığından bir ev
bereket getiren buluttan bir ev
yağan yağmurdan bir ev
gizemli sisten bir ev
çiçek tozundan bir ev
çekirgelerden bir ev
kızılderililerin dünyaya böyle ev diye baktıklarını okudum."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar