/33
behzat ç den sonra bağımlılık yapan ikinci dizi.
house md ya da doktor house nedir.
part 1
arkadaşım önce şöyle demişti: house diye bir dizi var sen izle çok seversin
aklımda bir ev canlandı direk ne yalan söylelyeyim sonra sordum.
nasıl birşey konusu nedir?
cevap oldukça basitti
bir doktor var işte haastaları tedavi ediyor.
şimdi bu cevabı düşündükçe sırıtıyorum kendi kendime
halbuki olay bir yerde buydu ama süslememiz gerekiyor.
bundan sonraki bölüm spoiler içerebilir izlemeyenler adına
gregory house salgın hastalıklar uzmanı bir doktordur.
güzel bir sevgilisi yapmanın zevk verdiği bir işi vardır.
teşhis koyma (diagnosic)
birgün gregin sağ ayağında bir pıhtı oluşur. kendi rızası olmadan
bu pıhtının bulunduğu yerdeki kaslar alınır.
doktorumuz vicodin diye bilinen bir ağrı kesiciye ve basyona mahkum olur.
bundan sonra huysuzlukları artar. çekilmez bir adam olur.
müthiş bir doktordur ama davranışları yüzünden kan bankasında bile iş bulamaz.
onun yeteneklerinin farkında olan lisa cuddy onu dekanı olduğu princeton plainsboro hastanesinde
tanı koyma birimi kurup işe alır.
house birime üç kişiyi daha işe alır.
eric foreman:nöroloji uzmanı
alyson cameron: immunoloji uzmanı
robert chase: operatör doktor
dizinin hikayesi tam da burada başlıyor aslında
kimsenin çözemediği vakaları house ve ekibi genelde deneme yanılma yöntemiyle çözüyor.
işin işleyişi hastanın hikayesine bakarak neler kapmış olabileceiğini saptamak
etrafındakilerle konuşmak ve evine gizlice girip neler yaptığını neler yediğini öğrenmekü
çünkü house "herkesin yalan söylediğini" ve " birisi hakkinda doğru bilgi almak istiyorsak
onun sormamız gereken son kişi olduğunu" savunuyor.
houseun hayatı bulmacalar üzerine kurulu. bunu öncelikle onun bencil ve ve vurdumduymaz karakterine bağlıyoruz.
o tehlikeli sularda dolaşıp çevresindekilerin yaptıklarında bir tutarsızlık gördü mü bunu irdeleyip oraya çıkarıyor
sonra da manüple ediyor. ekibinin bilinmediğini sandığı sırlarını onlara o kadar açık ifade ediyor ki.
mesela cameron başarılı bir doktordur. bunun yanında çok da güzeldir. house onu güzelliği için işe aldığını söylediğinde önce
bozulur. house ise ona saygı duyduğunu güzelliğiyle çalışmasına gerek kalmadan zengin bir koca bularak yaşama şansı olduğu halde
onun çalışarak zor olanı seçtiği için seçtiğini söyler. bunun yanında aslında cameron zor durumda olan erkeklere zaafiyeti olan birdir.
kanser olan biriyle evlenmiş altı ay sonra onu kaybetmiş ama hala onun spermlerini saklar bir durumdadır.
house dan hoşlanmış ona karşı hep düşkünlüğü olmuştur.
bilmem kaç sezondur devam etmesine rağmen hep keyifle izlediğim tek diziydi. bitti, üzdü.
arızalı bir tip.

görsel
görsel
bu diziyle ilgili merak ettiğim bir şey varsa o da burada yaşanan tıbbi vakaların olabilitesidir.
geçen gün izlediğim "house's head" episoduyla beni kendisine hayran bırakan dizidir. sayesinde ciddi bir tıp literatürü edindiğim dizidir aynı zamanda.
6. sezona geldim. 6 yıllık tıp fakültesi bitirmiş kadar hastalık öğrendim. lakin bu dizi neyi anlatıyor anlamadım. kısacası hikayeye değil durumlara eğilen dizi. oyunculuklar muazzam olmasa izlemesi zor.
severek izliyoruz.
vicodin kullanmaya özendirir.
house md part 2
house bir kankaya sahip adı wilson 
onkoloji bölümü başkanıdır james wilson 
greg house ile bir konferansta tanışmıştır.
wilsonda mesih kompleksi vardır.
şöyleki etrafında yardıma muhtaç birisi varsa ona koşar yardım eder.
böyle biri için house bir hazine gibidir düşünmeden edemiyor insan.
ama wilson bu duruma kolay gelmemiştir.
tıp fakültesinde okurken sorunlu kardeşi onu arayıp sorunlarıyla onu saatlerce meşgul eder.
oysa wilsonın saatleri yoktur. ders çalışması gerekmektedir.
bir akşam ders çalışmak için kütüphaneye geçer ve telefonu odasında bırakır.
kardeşi o gece ilaçlarını bırakıp evden kaçar. uzun bir süre kendisinden haber alınamaz.
wilsonın dramatik değişimi işte burda başlamaktadır.
house wilson için hep değerli olmuştur çünkü house herşeyden önce saf mantıktır.
olaylarda duygusal ayıntılara takılmadan mantıksal açıdan bakar ve olması gerekeni söyler.
aşırı derecede duygusal olabilen wilson için bu aşırı derecede önemli bir durumdur.
i am fine, i'm just not happy repliğinin sahibi Greg House adlı doktorun etrafında dönen dizidir.
eğer porno kötü bir şey olsaydı içinde o kadar rahibe olmazdı.

gregory house.
ilk sezonda abd ye hiç siyahi başkan gelemeyeceğini beyaz sarayın isminin sadece beyaz boyasından almadığını düşünerek söyleyen house un başrol oynadığı dizi. nadiren yanılır o da evet.
izlemeyenlerin izlediklerinde bırakamayacakları ve anlatılamayacak kadar güzel olan bir dizidir.
insanların baştan baştan başlayıp izledikleri dizi. bir de facebook grupları var bunların. sürekli "baştan başladım izlemeye." diyen insanlardan geçilmiyor grup. house gerçek olsaydı da kendisini bu zeka seviyesinde insanların izlediğini görseydi herhalde kahrından ölürdü.
Yayına girmesi ile, bir nesil tıp fakültesi öğrencilerinin ayarları ile oynamış dizidir. Hepsinde bir "biz de Gregory House olacağız, vakalar çözüp insanların gözünde kahraman olacağız" inancı ile çevreye farklı bakmalarına, adımları ile toprak arasında beş cm boşluk olmasına, giyimlerinin değişimine sebep olmuştur. Sonra bu gençler gidip temel tıpçı, pratisyen, dahiliyeci, cildiyeci vs oldu; "evladım akşamları yemekten sonra böyle yanlarım ağrıyor nefesim daralıyor" diyen teyzelerle karşılaştılar. Psikolojileri oynadı, yazık oldu. Velhasıl bir nesil doktoru heba eden dizi olmuştur.
Tartışmasız friends ve losttan sonraki en iyi dizidir. Bitmese iyiydi, final bölümü 8 sezon boyunca söylenen aforizmaların birleşimi gibiydi (bkz: everybody lies). Cuddy'yi beklemedim değil ama olmadı, güzel başladı güzel bitti. S1E1 haydi baştan başlayalım.
tek idolüm.
5. sezonun ortalarındayım, bitmesin diye gıdım gıdım ilerliyorum. dizi baştan sona muhteşem ve çok etkileyici ama benim favorim 4. sezon sonundaki house's head & wilson's heart ikilisi. hele ki house's head. daha bölümün ortasında kendime kendime, bu hayatım boyunca izlediğim izleyeceğim en güzel dizi bölümü diye düşündürtmüştür.
dizi gibi dizi, adam gibi dizi, dizinin dibi, bitmeyeydi de dizimin dibinden ayrılmasaydı dizisi. *
takım tutar kadar fanatiğiyseniz kendisinin -benim gibi- muhakkak özel bölüm swan song'u izlemenizi öneririm. insan kendini daha da fazla ailenin parçası gibi hissediyor. 8 sene boyunca amerikan aksanının -çok affedersiniz- amına koyan hugh laurie'nin ingiliz aksanıyla nasıl da havalı, bambaşka bir insana dönüştüğünü; her bölümde en az 1500 kez "moron, asshole, idiot, ass, bitch" diyen adamın normal hayatta ani bir refleksle bile olsa "fuck" demekten dahi kaçındığını, altyazı takip ederken hebelehübelehöp diye yarısını okumadan geçtiğimiz hastalıklara oyuncu kadrosunun nasıl yaklaştığını, princeton plainsboro teaching hospital'ın iç yüzünü... yani ne bileyim yepyeni bir dünyayla karşılaşıyorsunuz.

değişik yahu, insanda değişik bir tat bırakıyor bitince bile. kaç dizi insanların hayatında iz bırakır? hayat felsefesi kazandırır? house md sayesinde adam olan/sayılan kişiler tanıyorum. o konuya girmeyelim.

buradan türk dizi yapımcılarına sesleniyorum, adamlar hastane inşa ediyorlar lan 40 dakikalık dizi için. siz ne yapıyorsunuz? hastane ihtiyacınız olduğunda gidip çapa anadolu öğretmen lisesi'nin geniş koridorlarından, şekilli zemininden faydalanıyorsunuz. üstüne üstlük 2,5 saatlik dizi yapıp hayattan soğutuyorsunuz oyuncusunu da, set ekibini de, seyircisini de. ibret alın lan azıcık.

diyorum ki, 8 sezon daha olsa izlerim. cansın haus.
--spoiler--
çekilmez bir adam oldum yine... uykusuz... aksi... nalet..
--spoiler--

house eğer rizeli pazarlı sürmeneli falan olaydı kesin volkan konak gibi olurdu diye düşünüyorum. çekilmez.. aksi... sabahtan akşama sırt üstü yatıyor ertesi gün... çileden çıkıyor büsbütün..
zaman geçirmek için birebir olan; konusu sebebiyle er'ı baz alırsak er'dan çok daha derli toplu bir sebep-sonuç bağının kurulduğu güzel bir kurguya sahip dizidir. komedi anlayışının basit olduğunu düşünenler olabilir. beğenmeyen kendisi bilir. fakat gregory house karakterinin ince bir mizah anlayışının olduğu inkar edilemez. yine de hak verirsiniz ki bir komedi dizisi değil bu. medikal bir gizem, drama veya kriminal dizisi olarak izlerseniz ki zaten öyle şahsi fikrim: gayet başarılı bir yapım...
Gelmiş geçmiş en başarılı dizilerdendir.
house md part 3

Eric foreman’a dair
Sabıkalı bir aile geçmişinden sonra eric büyük adam olmayı kafasına takmıştı. Ona göre okulu en iyi şekilde bitirmeliydi yoksa insanların gözünde gençliğinde araba çalmış birinden farklı olmayacaktı. Çok çalıştı eric okulunu dereceyle bitirmekle kalmadı önde gelen doktorlarla beraber çalışma fırsatı buldu. House neden onun seçti diye düşünürsek cvsi akla gelen ilk seçenektir. Doğru bir seçenektir bu ve eksiktir. Şöyleki house’un evlere girip hasta ve çevresiyle ilgili bilgi alma huyunda ona ericten daha yakın kim olabilirdi. House bunu söylediğinde eric her ne kadar bozulsa da böylece devam etti.
ilk başlarda gregory’nin ucuz kopyasından bir şey değildi aslında eric. Kendi başarısına odaklanmış insanların özeline girmeyen ve tamamen yüzeysel. Ne zamanki alyson cameronla tartıştı eric değişim yavaş yavaş başladı. Önce makalesini çaldı hanım kızımızın sonra da barış elini sıkmadı. Daha sonra ölümcül bir hastalığa yakalandığında kendisi için mücadele etsin diye hanım kızımıza hastalıklı iğneyi enjekte edince gerçek eric bu dedik ama ne zamanki o hastalıktan yırttı iyi insan olma yoluna girdi o zaman birşeyler eric için yoluna oturmaya başladı. Elbette burada onun aslında inanmış bir mü’min olduğunu söylemiyoruz ama yine de küçüğünü sevdi büyüğünü saydı kerata.
House hazretlerini fena taklit etti. Kalemini alıp tahtayı kullanmakla başlayan macerası ayakkabı taklitçiliği ve house’un yanından ayrılıp başka bir hastaneye tanıbilim bölümü açtığında kurduğu 2 oğlan bir kız ekibinde zirve yapmıştır. Sana benzemekten korkuyorum dediğinde house benim gibisin diyerek hepimizin bildiği cevabı verdiğinde bu yüzden pek şaşırmadık. Ericin bunu kabul etmesi inkişafının en büyük nedenlerinden biridir bence.
Lisadan sonra hastaneye dean of medicine olunca eric –bazılarımız wilsonu beklemişti duygusallıktan- şaşırtmadı yine. Tek farkı bu sefer bireysel kimliğini ön plana çıkaran yapısı artık kurumsal yapıyla ön plana çıkmıştı. Hastane için baş edilemeyecek house’a bile katlanmaya razıydı. Katlanmaktan öte onu yönetti bile. House ile birlikte çalışmış olması kadın olmaması haliyle de house ile duygusal maceralarının olmaması bu süreçte ona fayda sağladı.
© copyright 2005 - 2026