bugün
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- sinek as'ın sözlüğe vedası18
- silamınnn aleyykiiiimmm genşşlerr6
- salçalı makarna9
- çin7
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek11
- rojin hevin berivan rojda gülizar rojbin gülistan3
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- endonezyaya damat gitmek2
- devletin galatasaray a stad yapması5
- artık haberler almanya da 16 30 da başlıyor2
- elektronların içindeki gezegenler2
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek3
- filistin4
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- taylanda damat gitmek2
- yaşlıların folklifte portif demesi7
- türk kahvesi2
- hindistana gelin gitmek2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak6
- sizin seksten başka derdiniz yok mu aq5
- ismail kartal vs okan buruk4
- balık yanına en yakışan çorba9
- yuzırların yumrukları3
- kol saati12
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın16
- anın görüntüsü20
- uludede ile kafayı çekmek3
- karısını aldatmayan tırcı2
- kramp3
- arap kahvesi3
- kainat neyin içerisinde büyüyor3
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek3
- 25 ekim 2026 konyaspor gençlerbirliği maçı2
- arkadaşlar öldünüz mü10
- mekan sınırsız mıdır2
- istanbul havalimanı2
- ulus3
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri15
- anal ilişki yaparsak hemoroid olur muyuz10
- nemlendirici krem20
- 40 yaşında halen sürpriz yumurta alan insan5
- keşke atatürk hiç doğmasaydı diye düşünen yobaz5
- şaka maka bir ayda kilo vermek3
- ürdün2
- süleyman soylu3
- berlin2
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum7
- askerde özlenen şeyler11
reha oğuz türkkan kitabı. *
oktay ekşi'nin 22 mart 2008 tarihli köşeyazisidir.
BiR adım geri atmadan hedeflerine doğru ilerleyeceklerini Başbakan Tayyip Erdoğan yine söyledi. Partisinin taraftarlarına moral verdi.
Ama neyi "hedeflediği" sorusunun yanıtı henüz net değil.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, söz konusu hedefin en yumuşak ifadeyle "Ilımlı islam Devleti" olduğunu düşündüğü için dava açtı.
Tayyip Erdoğan biliyorsunuz, "Ilımlı islam Devleti" tanımlamasını sevmiyor. "islam'ın ılımlısı ılımsızı olmaz. Bir tek islam vardır" diyor.
islam tek modele indirgenince de Yargıtay Başsavcısı'nın açtığı dava daha büyük önem taşıyor.
Ancak tam bu noktada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) imdadına yine Milliyetçi Hareket Partisi yetişti. "Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak bir Anayasa değişikliği" yapma fikrini ortaya attı.
Şimdi karşımızda, Anayasa'nın hangi koşullarda partilerin kapatılmasına karar verilebileceğini düzenleyen 68 ve 69'uncu maddelerinin değiştirilmesini amaçlayan "değişiklik önerisi" konusu var.
Haberlere göre AKP hem "kapatılmayı zorlaştıran" hem de Anayasa Mahkemesi'ndeki davanın, "kapatma" ile sonuçlanmasını engelleyen bir öneriyi netleştirmiş. Yakında öneri TBMM Başkanlığı'na verilecek, eğer MHP desteklerse 367'yi aşkın oyla, ama MHP desteklemezse sadece AKP milletvekillerinin vereceği en az 330 oyla öneri kabul edilecekmiş.
Önce Anayasa Hukuku Profesörü Erdoğan Teziç'in Fikret Bila'ya söylediği ve dünkü Milliyet'te çıkan sözlerine göz atalım:
Teziç böyle bir değişikliğin, AKP hakkında açılan davayı etkilemeyi amaçladığını vurguluyor. Anayasa'nın 138'nci maddesi, "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi'nde (...) görüşme yapılamaz, herhangi bir beyanda bulunulamaz" dediğine göre böyle bir öneri Meclis'te görüşülemez, görüşülürse "Anayasa'ya aykırılık" oluşturur, tezini savunuyor.
"TBMM her istediğini yapar" diyebilirsiniz ama, TBMM';nin "isterse hukuku da çiğneyebileceğini" söyleyemezsiniz.
Hele Anayasa'nın değiştirilmesi "teklif dahi edilemeyen" hükümlerini işlevsizleştirecek önerileri kabul edip yürürlüğe koymak, TBMM'nin de yetkisi dışındadır. Anayasa Mahkemesi de onun için var.
Hadi biraz modaya uyalım... "Velev ki..." dediklerimizin tam tersi yaşandı, yani öneri geldi ve sadece AKP oylarıyla (yani 330'dan fazla ama 367'den az oyla) kabul edildi.
Mesele bitmiyor ki... O zaman yasalaşması için "halkoylamasına" sunulması zorunlu olacak.
işte bu noktada CHP Genel Başkanı Deniz Baykal çok doğru bir laf ediyor. "Böyle bir halkoylaması, laik sistemin halkoylamasına sunulması gibi algılanır" diyor ve "halkoylamasına sunulsaydı laiklik Anayasa'ya girer miydi?" diye soruyor.
Gördüğünüz gibi bu aşamada olay bir siyasi partinin kapatılması veya kapatılmaması tartışmasından çıkıp "laikliği koruyalım mı, vaz mı geçelim?"e dönüşüyor. Bir başka deyişle Anayasal sistemin tamamen tersyüz olması ihtimali gündeme geliyor.
O zaman da Tayyip Erdoğan'ın "bir adım geri atmadan" hangi hedefe ulaşmak istediği önem kazanıyor.
kaynak:http://www.hurriyet.com.t...1&gid=61&sz=92800
BiR adım geri atmadan hedeflerine doğru ilerleyeceklerini Başbakan Tayyip Erdoğan yine söyledi. Partisinin taraftarlarına moral verdi.
Ama neyi "hedeflediği" sorusunun yanıtı henüz net değil.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, söz konusu hedefin en yumuşak ifadeyle "Ilımlı islam Devleti" olduğunu düşündüğü için dava açtı.
Tayyip Erdoğan biliyorsunuz, "Ilımlı islam Devleti" tanımlamasını sevmiyor. "islam'ın ılımlısı ılımsızı olmaz. Bir tek islam vardır" diyor.
islam tek modele indirgenince de Yargıtay Başsavcısı'nın açtığı dava daha büyük önem taşıyor.
Ancak tam bu noktada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) imdadına yine Milliyetçi Hareket Partisi yetişti. "Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak bir Anayasa değişikliği" yapma fikrini ortaya attı.
Şimdi karşımızda, Anayasa'nın hangi koşullarda partilerin kapatılmasına karar verilebileceğini düzenleyen 68 ve 69'uncu maddelerinin değiştirilmesini amaçlayan "değişiklik önerisi" konusu var.
Haberlere göre AKP hem "kapatılmayı zorlaştıran" hem de Anayasa Mahkemesi'ndeki davanın, "kapatma" ile sonuçlanmasını engelleyen bir öneriyi netleştirmiş. Yakında öneri TBMM Başkanlığı'na verilecek, eğer MHP desteklerse 367'yi aşkın oyla, ama MHP desteklemezse sadece AKP milletvekillerinin vereceği en az 330 oyla öneri kabul edilecekmiş.
Önce Anayasa Hukuku Profesörü Erdoğan Teziç'in Fikret Bila'ya söylediği ve dünkü Milliyet'te çıkan sözlerine göz atalım:
Teziç böyle bir değişikliğin, AKP hakkında açılan davayı etkilemeyi amaçladığını vurguluyor. Anayasa'nın 138'nci maddesi, "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi'nde (...) görüşme yapılamaz, herhangi bir beyanda bulunulamaz" dediğine göre böyle bir öneri Meclis'te görüşülemez, görüşülürse "Anayasa'ya aykırılık" oluşturur, tezini savunuyor.
"TBMM her istediğini yapar" diyebilirsiniz ama, TBMM';nin "isterse hukuku da çiğneyebileceğini" söyleyemezsiniz.
Hele Anayasa'nın değiştirilmesi "teklif dahi edilemeyen" hükümlerini işlevsizleştirecek önerileri kabul edip yürürlüğe koymak, TBMM'nin de yetkisi dışındadır. Anayasa Mahkemesi de onun için var.
Hadi biraz modaya uyalım... "Velev ki..." dediklerimizin tam tersi yaşandı, yani öneri geldi ve sadece AKP oylarıyla (yani 330'dan fazla ama 367'den az oyla) kabul edildi.
Mesele bitmiyor ki... O zaman yasalaşması için "halkoylamasına" sunulması zorunlu olacak.
işte bu noktada CHP Genel Başkanı Deniz Baykal çok doğru bir laf ediyor. "Böyle bir halkoylaması, laik sistemin halkoylamasına sunulması gibi algılanır" diyor ve "halkoylamasına sunulsaydı laiklik Anayasa'ya girer miydi?" diye soruyor.
Gördüğünüz gibi bu aşamada olay bir siyasi partinin kapatılması veya kapatılmaması tartışmasından çıkıp "laikliği koruyalım mı, vaz mı geçelim?"e dönüşüyor. Bir başka deyişle Anayasal sistemin tamamen tersyüz olması ihtimali gündeme geliyor.
O zaman da Tayyip Erdoğan'ın "bir adım geri atmadan" hangi hedefe ulaşmak istediği önem kazanıyor.
kaynak:http://www.hurriyet.com.t...1&gid=61&sz=92800
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar