bugün
- birbirine benzeyen ünlüler4
- nissan micra kullanan erkek3
- nemlendirici krem16
- ağzı kokan arkadaş5
- askerde özlenen şeyler8
- nev18
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın4
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri5
- fransızlar yeni bir çağ açacak mı3
- sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları4
- elenor müzik2
- bakımlı sözlük erkekleri2
- katatespizartmasi13
- mokv yaşıyor mu6
- adaçayı içen erkekler2
- teleferik6
- beşinci boyut hacı2
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- kalıplaşmış güzellik standartları4
- mustafa sarıgül4
- iri memeler6
- aufschreiben2
- bakın ne geldi6
- tabağın dibini ekmekle sıyıran kız6
- azrail'in görüldüğü an6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- babaların babası5
- şafak saymak3
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- aziz yıldırım5
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- tiktok3
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- parayı gazze için katlamak istedim3
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- özelden mesajlaşırken başlık açıp cevap vermek3
- ertan aydın2
- erlik3
- nurcanım şarkısının popüler olduğu zamanlar5
- benim açık oylarım görünüyor mu4
- istanbul şu an 16 derece4
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- ciddi ciddi devlet aklı diyen şahıs5
- çocukluk arkadaşlığı11
- ah nerede o eski masum sözlük kızları3
- fenerbahçe ve şampiyonlar ligi2
- kedi tırnağı kesmek3
- kimsenin memleket takımı tutmaması18
- icapçı4
- arkadaşlar entry girer misiniz5
reha oğuz türkkan kitabı. *
oktay ekşi'nin 22 mart 2008 tarihli köşeyazisidir.
BiR adım geri atmadan hedeflerine doğru ilerleyeceklerini Başbakan Tayyip Erdoğan yine söyledi. Partisinin taraftarlarına moral verdi.
Ama neyi "hedeflediği" sorusunun yanıtı henüz net değil.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, söz konusu hedefin en yumuşak ifadeyle "Ilımlı islam Devleti" olduğunu düşündüğü için dava açtı.
Tayyip Erdoğan biliyorsunuz, "Ilımlı islam Devleti" tanımlamasını sevmiyor. "islam'ın ılımlısı ılımsızı olmaz. Bir tek islam vardır" diyor.
islam tek modele indirgenince de Yargıtay Başsavcısı'nın açtığı dava daha büyük önem taşıyor.
Ancak tam bu noktada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) imdadına yine Milliyetçi Hareket Partisi yetişti. "Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak bir Anayasa değişikliği" yapma fikrini ortaya attı.
Şimdi karşımızda, Anayasa'nın hangi koşullarda partilerin kapatılmasına karar verilebileceğini düzenleyen 68 ve 69'uncu maddelerinin değiştirilmesini amaçlayan "değişiklik önerisi" konusu var.
Haberlere göre AKP hem "kapatılmayı zorlaştıran" hem de Anayasa Mahkemesi'ndeki davanın, "kapatma" ile sonuçlanmasını engelleyen bir öneriyi netleştirmiş. Yakında öneri TBMM Başkanlığı'na verilecek, eğer MHP desteklerse 367'yi aşkın oyla, ama MHP desteklemezse sadece AKP milletvekillerinin vereceği en az 330 oyla öneri kabul edilecekmiş.
Önce Anayasa Hukuku Profesörü Erdoğan Teziç'in Fikret Bila'ya söylediği ve dünkü Milliyet'te çıkan sözlerine göz atalım:
Teziç böyle bir değişikliğin, AKP hakkında açılan davayı etkilemeyi amaçladığını vurguluyor. Anayasa'nın 138'nci maddesi, "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi'nde (...) görüşme yapılamaz, herhangi bir beyanda bulunulamaz" dediğine göre böyle bir öneri Meclis'te görüşülemez, görüşülürse "Anayasa'ya aykırılık" oluşturur, tezini savunuyor.
"TBMM her istediğini yapar" diyebilirsiniz ama, TBMM';nin "isterse hukuku da çiğneyebileceğini" söyleyemezsiniz.
Hele Anayasa'nın değiştirilmesi "teklif dahi edilemeyen" hükümlerini işlevsizleştirecek önerileri kabul edip yürürlüğe koymak, TBMM'nin de yetkisi dışındadır. Anayasa Mahkemesi de onun için var.
Hadi biraz modaya uyalım... "Velev ki..." dediklerimizin tam tersi yaşandı, yani öneri geldi ve sadece AKP oylarıyla (yani 330'dan fazla ama 367'den az oyla) kabul edildi.
Mesele bitmiyor ki... O zaman yasalaşması için "halkoylamasına" sunulması zorunlu olacak.
işte bu noktada CHP Genel Başkanı Deniz Baykal çok doğru bir laf ediyor. "Böyle bir halkoylaması, laik sistemin halkoylamasına sunulması gibi algılanır" diyor ve "halkoylamasına sunulsaydı laiklik Anayasa'ya girer miydi?" diye soruyor.
Gördüğünüz gibi bu aşamada olay bir siyasi partinin kapatılması veya kapatılmaması tartışmasından çıkıp "laikliği koruyalım mı, vaz mı geçelim?"e dönüşüyor. Bir başka deyişle Anayasal sistemin tamamen tersyüz olması ihtimali gündeme geliyor.
O zaman da Tayyip Erdoğan'ın "bir adım geri atmadan" hangi hedefe ulaşmak istediği önem kazanıyor.
kaynak:http://www.hurriyet.com.t...1&gid=61&sz=92800
BiR adım geri atmadan hedeflerine doğru ilerleyeceklerini Başbakan Tayyip Erdoğan yine söyledi. Partisinin taraftarlarına moral verdi.
Ama neyi "hedeflediği" sorusunun yanıtı henüz net değil.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, söz konusu hedefin en yumuşak ifadeyle "Ilımlı islam Devleti" olduğunu düşündüğü için dava açtı.
Tayyip Erdoğan biliyorsunuz, "Ilımlı islam Devleti" tanımlamasını sevmiyor. "islam'ın ılımlısı ılımsızı olmaz. Bir tek islam vardır" diyor.
islam tek modele indirgenince de Yargıtay Başsavcısı'nın açtığı dava daha büyük önem taşıyor.
Ancak tam bu noktada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) imdadına yine Milliyetçi Hareket Partisi yetişti. "Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak bir Anayasa değişikliği" yapma fikrini ortaya attı.
Şimdi karşımızda, Anayasa'nın hangi koşullarda partilerin kapatılmasına karar verilebileceğini düzenleyen 68 ve 69'uncu maddelerinin değiştirilmesini amaçlayan "değişiklik önerisi" konusu var.
Haberlere göre AKP hem "kapatılmayı zorlaştıran" hem de Anayasa Mahkemesi'ndeki davanın, "kapatma" ile sonuçlanmasını engelleyen bir öneriyi netleştirmiş. Yakında öneri TBMM Başkanlığı'na verilecek, eğer MHP desteklerse 367'yi aşkın oyla, ama MHP desteklemezse sadece AKP milletvekillerinin vereceği en az 330 oyla öneri kabul edilecekmiş.
Önce Anayasa Hukuku Profesörü Erdoğan Teziç'in Fikret Bila'ya söylediği ve dünkü Milliyet'te çıkan sözlerine göz atalım:
Teziç böyle bir değişikliğin, AKP hakkında açılan davayı etkilemeyi amaçladığını vurguluyor. Anayasa'nın 138'nci maddesi, "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi'nde (...) görüşme yapılamaz, herhangi bir beyanda bulunulamaz" dediğine göre böyle bir öneri Meclis'te görüşülemez, görüşülürse "Anayasa'ya aykırılık" oluşturur, tezini savunuyor.
"TBMM her istediğini yapar" diyebilirsiniz ama, TBMM';nin "isterse hukuku da çiğneyebileceğini" söyleyemezsiniz.
Hele Anayasa'nın değiştirilmesi "teklif dahi edilemeyen" hükümlerini işlevsizleştirecek önerileri kabul edip yürürlüğe koymak, TBMM'nin de yetkisi dışındadır. Anayasa Mahkemesi de onun için var.
Hadi biraz modaya uyalım... "Velev ki..." dediklerimizin tam tersi yaşandı, yani öneri geldi ve sadece AKP oylarıyla (yani 330'dan fazla ama 367'den az oyla) kabul edildi.
Mesele bitmiyor ki... O zaman yasalaşması için "halkoylamasına" sunulması zorunlu olacak.
işte bu noktada CHP Genel Başkanı Deniz Baykal çok doğru bir laf ediyor. "Böyle bir halkoylaması, laik sistemin halkoylamasına sunulması gibi algılanır" diyor ve "halkoylamasına sunulsaydı laiklik Anayasa'ya girer miydi?" diye soruyor.
Gördüğünüz gibi bu aşamada olay bir siyasi partinin kapatılması veya kapatılmaması tartışmasından çıkıp "laikliği koruyalım mı, vaz mı geçelim?"e dönüşüyor. Bir başka deyişle Anayasal sistemin tamamen tersyüz olması ihtimali gündeme geliyor.
O zaman da Tayyip Erdoğan'ın "bir adım geri atmadan" hangi hedefe ulaşmak istediği önem kazanıyor.
kaynak:http://www.hurriyet.com.t...1&gid=61&sz=92800
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar