bugün
- nohut yaptım nası olmuş12
- hakkımda bilmeniz gerekenler18
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- bey biraderler5
- ioçk10
- arkadaşlar5
- nervio burak demirbilek evliliği13
- filenin sultanları5
- yorgun mermi vs nervio12
- 45 bin liraya alınabilecek en iyi araba3
- abdülhamid kayıhan osmanoğlu4
- arkadaşlar çabuk bakın8
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası5
- birader ne demek11
- koala'nın bu hayatı yaşamaması5
- süzme yoğurt3
- uludağ sözlük discord grubu10
- börekitas3
- uludağ sözlük partisi8
- yazarların nickleri nereden geliyor11
- kadın biraderlere ne deniyor sorusu2
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- peynir gemisi2
- giden gider5
- limonlu makarna9
- ben gidiyorum4
- diamond bosphorus16
- kabataş görüntülerinin bu cuma yayınlanacak olması3
- yeni parti46
- sıfır bir gökhan abi2
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- tai lung18
- ismet gürbüz10
- aykolik'in hiç yaşlanmaması4
- traktörü olan yazarlar7
- testo taylan true ziyareti2
- kitap önerir misiniz7
- makarna abartılmış balon bir yemektir3
- yolluk2
- çocuk olmanın çok güzel olması3
- arabayı yavaş süren tipler16
- merfulu gitmesin kampanyası15
- kız nick altı meriçleri12
- nervio'nun ayaklarının ters olması6
- gocu meriç7
- bir kadına itaat etmekten zevk almak4
- artık bilgi içerikli entryleri tek tek okuyacağım6
- gammazların tarafsız olması gerekliliği13
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor13
reha oğuz türkkan kitabı. *
oktay ekşi'nin 22 mart 2008 tarihli köşeyazisidir.
BiR adım geri atmadan hedeflerine doğru ilerleyeceklerini Başbakan Tayyip Erdoğan yine söyledi. Partisinin taraftarlarına moral verdi.
Ama neyi "hedeflediği" sorusunun yanıtı henüz net değil.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, söz konusu hedefin en yumuşak ifadeyle "Ilımlı islam Devleti" olduğunu düşündüğü için dava açtı.
Tayyip Erdoğan biliyorsunuz, "Ilımlı islam Devleti" tanımlamasını sevmiyor. "islam'ın ılımlısı ılımsızı olmaz. Bir tek islam vardır" diyor.
islam tek modele indirgenince de Yargıtay Başsavcısı'nın açtığı dava daha büyük önem taşıyor.
Ancak tam bu noktada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) imdadına yine Milliyetçi Hareket Partisi yetişti. "Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak bir Anayasa değişikliği" yapma fikrini ortaya attı.
Şimdi karşımızda, Anayasa'nın hangi koşullarda partilerin kapatılmasına karar verilebileceğini düzenleyen 68 ve 69'uncu maddelerinin değiştirilmesini amaçlayan "değişiklik önerisi" konusu var.
Haberlere göre AKP hem "kapatılmayı zorlaştıran" hem de Anayasa Mahkemesi'ndeki davanın, "kapatma" ile sonuçlanmasını engelleyen bir öneriyi netleştirmiş. Yakında öneri TBMM Başkanlığı'na verilecek, eğer MHP desteklerse 367'yi aşkın oyla, ama MHP desteklemezse sadece AKP milletvekillerinin vereceği en az 330 oyla öneri kabul edilecekmiş.
Önce Anayasa Hukuku Profesörü Erdoğan Teziç'in Fikret Bila'ya söylediği ve dünkü Milliyet'te çıkan sözlerine göz atalım:
Teziç böyle bir değişikliğin, AKP hakkında açılan davayı etkilemeyi amaçladığını vurguluyor. Anayasa'nın 138'nci maddesi, "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi'nde (...) görüşme yapılamaz, herhangi bir beyanda bulunulamaz" dediğine göre böyle bir öneri Meclis'te görüşülemez, görüşülürse "Anayasa'ya aykırılık" oluşturur, tezini savunuyor.
"TBMM her istediğini yapar" diyebilirsiniz ama, TBMM';nin "isterse hukuku da çiğneyebileceğini" söyleyemezsiniz.
Hele Anayasa'nın değiştirilmesi "teklif dahi edilemeyen" hükümlerini işlevsizleştirecek önerileri kabul edip yürürlüğe koymak, TBMM'nin de yetkisi dışındadır. Anayasa Mahkemesi de onun için var.
Hadi biraz modaya uyalım... "Velev ki..." dediklerimizin tam tersi yaşandı, yani öneri geldi ve sadece AKP oylarıyla (yani 330'dan fazla ama 367'den az oyla) kabul edildi.
Mesele bitmiyor ki... O zaman yasalaşması için "halkoylamasına" sunulması zorunlu olacak.
işte bu noktada CHP Genel Başkanı Deniz Baykal çok doğru bir laf ediyor. "Böyle bir halkoylaması, laik sistemin halkoylamasına sunulması gibi algılanır" diyor ve "halkoylamasına sunulsaydı laiklik Anayasa'ya girer miydi?" diye soruyor.
Gördüğünüz gibi bu aşamada olay bir siyasi partinin kapatılması veya kapatılmaması tartışmasından çıkıp "laikliği koruyalım mı, vaz mı geçelim?"e dönüşüyor. Bir başka deyişle Anayasal sistemin tamamen tersyüz olması ihtimali gündeme geliyor.
O zaman da Tayyip Erdoğan'ın "bir adım geri atmadan" hangi hedefe ulaşmak istediği önem kazanıyor.
kaynak:http://www.hurriyet.com.t...1&gid=61&sz=92800
BiR adım geri atmadan hedeflerine doğru ilerleyeceklerini Başbakan Tayyip Erdoğan yine söyledi. Partisinin taraftarlarına moral verdi.
Ama neyi "hedeflediği" sorusunun yanıtı henüz net değil.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, söz konusu hedefin en yumuşak ifadeyle "Ilımlı islam Devleti" olduğunu düşündüğü için dava açtı.
Tayyip Erdoğan biliyorsunuz, "Ilımlı islam Devleti" tanımlamasını sevmiyor. "islam'ın ılımlısı ılımsızı olmaz. Bir tek islam vardır" diyor.
islam tek modele indirgenince de Yargıtay Başsavcısı'nın açtığı dava daha büyük önem taşıyor.
Ancak tam bu noktada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) imdadına yine Milliyetçi Hareket Partisi yetişti. "Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak bir Anayasa değişikliği" yapma fikrini ortaya attı.
Şimdi karşımızda, Anayasa'nın hangi koşullarda partilerin kapatılmasına karar verilebileceğini düzenleyen 68 ve 69'uncu maddelerinin değiştirilmesini amaçlayan "değişiklik önerisi" konusu var.
Haberlere göre AKP hem "kapatılmayı zorlaştıran" hem de Anayasa Mahkemesi'ndeki davanın, "kapatma" ile sonuçlanmasını engelleyen bir öneriyi netleştirmiş. Yakında öneri TBMM Başkanlığı'na verilecek, eğer MHP desteklerse 367'yi aşkın oyla, ama MHP desteklemezse sadece AKP milletvekillerinin vereceği en az 330 oyla öneri kabul edilecekmiş.
Önce Anayasa Hukuku Profesörü Erdoğan Teziç'in Fikret Bila'ya söylediği ve dünkü Milliyet'te çıkan sözlerine göz atalım:
Teziç böyle bir değişikliğin, AKP hakkında açılan davayı etkilemeyi amaçladığını vurguluyor. Anayasa'nın 138'nci maddesi, "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi'nde (...) görüşme yapılamaz, herhangi bir beyanda bulunulamaz" dediğine göre böyle bir öneri Meclis'te görüşülemez, görüşülürse "Anayasa'ya aykırılık" oluşturur, tezini savunuyor.
"TBMM her istediğini yapar" diyebilirsiniz ama, TBMM';nin "isterse hukuku da çiğneyebileceğini" söyleyemezsiniz.
Hele Anayasa'nın değiştirilmesi "teklif dahi edilemeyen" hükümlerini işlevsizleştirecek önerileri kabul edip yürürlüğe koymak, TBMM'nin de yetkisi dışındadır. Anayasa Mahkemesi de onun için var.
Hadi biraz modaya uyalım... "Velev ki..." dediklerimizin tam tersi yaşandı, yani öneri geldi ve sadece AKP oylarıyla (yani 330'dan fazla ama 367'den az oyla) kabul edildi.
Mesele bitmiyor ki... O zaman yasalaşması için "halkoylamasına" sunulması zorunlu olacak.
işte bu noktada CHP Genel Başkanı Deniz Baykal çok doğru bir laf ediyor. "Böyle bir halkoylaması, laik sistemin halkoylamasına sunulması gibi algılanır" diyor ve "halkoylamasına sunulsaydı laiklik Anayasa'ya girer miydi?" diye soruyor.
Gördüğünüz gibi bu aşamada olay bir siyasi partinin kapatılması veya kapatılmaması tartışmasından çıkıp "laikliği koruyalım mı, vaz mı geçelim?"e dönüşüyor. Bir başka deyişle Anayasal sistemin tamamen tersyüz olması ihtimali gündeme geliyor.
O zaman da Tayyip Erdoğan'ın "bir adım geri atmadan" hangi hedefe ulaşmak istediği önem kazanıyor.
kaynak:http://www.hurriyet.com.t...1&gid=61&sz=92800
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar