bugün
- sözlük kızlarının ojeleri17
- almanya23
- romanya52
- kadınların sapık olması10
- nick vermeden bir yazara seslen12
- yunanistan12
- hiçbir şeyin sarmaması10
- sözlükteki ayakçılar5
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi13
- nikola tesla'nın kürt olması10
- türkiye23
- açılı nude3
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı7
- usualsuspect'i tedavi ettirmek8
- tüm dünyada faşizmin yükselmesi5
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir17
- sürekli herkes beni kıskanıyor hissi2
- kapalı hava bağımlılığı2
- turizm3
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- fatma betül sayan kaya39
- 27 eylül 2026 anadolu efes beşiktaş maçı4
- bulgaristan4
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- adidas3
- dünya61
- biriyle konuşurken dinlemeyi unutmak2
- hentbol5
- offf çok sıkıldım sözlük4
- batı'ya bok atıp arap hukukunu yüceltmek2
- butlancıların birbirine girmesi5
- mehdinin en sevdiği balık7
- intihar2
- 27 eylül dünya turizm günü3
- meksika açmazı macerası10
- yarın iş var5
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- borsada 2 milyar kazanan bir kişi eleştirmek4
- silvermist nickli yazarın gizli ülkücü olması4
- turgay tamer2
- irlanda2
- 4 büyükler bu transferleri nasıl yapıyor2
- otel odası2
- feridun geçgel2
- işte muhalefet ile aramızdaki fark3
- anın görüntüsü32
- konya2
- voleybol3
- kanada4
- hırsız ekremi eleştirmeyip borsacıyı eleştirmek5
çoğunluğun ortak yaşantıları tecrübeleriyle oluşturulan genelgeçer hükümlerdir.
mörfi* kanunlarıyla aynı karamsar tada sahip olduğu söylenebilir bu hükümlerin. siz kahvaltıda ekmeğinizi düşürdüğünüzde yağlı kısmı üste mi gelir* bilmem ama sanırım bu başlığa polyanna iyimserliğinden çok mörfi karamsarlığından bişeyler dökmek daha uygun olur.
bu başlığı doldurmaya hiç bir sözlük yetmez belki! eşitsizlik? insanların deli gibi egolarını tatmin etme çabası? açgözlülük? ölüm? ihanet? savaş? geçim derdi? hangisinden başlasak???
bunların hepsi bir yana, insanların güçlü olana* koşulsuz budalaca bağlanmaları koyuyor adama. kurtlar vadisinden giriş yapmayacağım buraya, çünkü sorun sadece televizyonda ki bir diziye hayran hayran bakan zihniyette değil! sorun daha gerçek, sorun daha canlı. sohbet ettiğiniz adamın ağzından çıkan "oranın adam kaldıranlarındandı kendisi, aynı zamanda kankam olur. pırlanta gibi insandır valla." demesiyle yada ne mal olduğunu bildiğiniz bir insanın adam bıçaklama hikayelerini, hiç beklemediğiniz bir kız arkadaşınızın ballandıra ballandıra anlatışını dinledikten sonra; aynı serviste gittiğiniz, -üniversitede okuyup da- amcasının eğlence merkezlerini nasıl haraca bağladığını, ne kadar büyük bir mafya olduğunu övünerek anlattığına tanık olduktan sonra; insanlığın "güce" ayırt etmeksizin ne kadar kolay hayran kaldığını farkettirerek aslında neyin doğru neyin yanlış olduğuna o kadar çok dikkat edilmediğini gösterir.
hepimizin kafasına çocukluğundan beri ahlak, dürüstlük, namus, vatan sevgisi, alın teri, saygı, emek öğretilir ama bunlar aslında hiç bir işe yaramıyor. -artan bir hızla- bunlardan uzaklaşıyoruz. yozlaşma, kendini kayırma, bildiğini okuma düzenini görmek için yayılan şiddet özentiliğine değinmeye gerek bile yok. silaha, bıçağa dokunmadan bile nasıl işgüzarlaştığımızı günlük yaşantıdan görürsünüz. rüşvet alan memura "al babam al, hakkındır." diyen zihniyetten çok farklı değildir bu şiddet özentiliği aslında. cebini doldurmayı düşünen ya da bir şekilde işi görülsün diye rüşvet veren insan; mafyasına serserisine külhanbeyine özenen adamdan farklı değildir. ikisinde de "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyeti var. kendi canı yanmadan yanlışa ses çıkartmayan mantık var. ikisinde de dışarda ahlak zabıtalığı rolünü kesen kendi düzeninde cebini dolduran ya da işini gördüren(!) adam var.
hayatın gerçeği herkesin bildiğini okuması mıdır ?? ****
mörfi* kanunlarıyla aynı karamsar tada sahip olduğu söylenebilir bu hükümlerin. siz kahvaltıda ekmeğinizi düşürdüğünüzde yağlı kısmı üste mi gelir* bilmem ama sanırım bu başlığa polyanna iyimserliğinden çok mörfi karamsarlığından bişeyler dökmek daha uygun olur.
bu başlığı doldurmaya hiç bir sözlük yetmez belki! eşitsizlik? insanların deli gibi egolarını tatmin etme çabası? açgözlülük? ölüm? ihanet? savaş? geçim derdi? hangisinden başlasak???
bunların hepsi bir yana, insanların güçlü olana* koşulsuz budalaca bağlanmaları koyuyor adama. kurtlar vadisinden giriş yapmayacağım buraya, çünkü sorun sadece televizyonda ki bir diziye hayran hayran bakan zihniyette değil! sorun daha gerçek, sorun daha canlı. sohbet ettiğiniz adamın ağzından çıkan "oranın adam kaldıranlarındandı kendisi, aynı zamanda kankam olur. pırlanta gibi insandır valla." demesiyle yada ne mal olduğunu bildiğiniz bir insanın adam bıçaklama hikayelerini, hiç beklemediğiniz bir kız arkadaşınızın ballandıra ballandıra anlatışını dinledikten sonra; aynı serviste gittiğiniz, -üniversitede okuyup da- amcasının eğlence merkezlerini nasıl haraca bağladığını, ne kadar büyük bir mafya olduğunu övünerek anlattığına tanık olduktan sonra; insanlığın "güce" ayırt etmeksizin ne kadar kolay hayran kaldığını farkettirerek aslında neyin doğru neyin yanlış olduğuna o kadar çok dikkat edilmediğini gösterir.
hepimizin kafasına çocukluğundan beri ahlak, dürüstlük, namus, vatan sevgisi, alın teri, saygı, emek öğretilir ama bunlar aslında hiç bir işe yaramıyor. -artan bir hızla- bunlardan uzaklaşıyoruz. yozlaşma, kendini kayırma, bildiğini okuma düzenini görmek için yayılan şiddet özentiliğine değinmeye gerek bile yok. silaha, bıçağa dokunmadan bile nasıl işgüzarlaştığımızı günlük yaşantıdan görürsünüz. rüşvet alan memura "al babam al, hakkındır." diyen zihniyetten çok farklı değildir bu şiddet özentiliği aslında. cebini doldurmayı düşünen ya da bir şekilde işi görülsün diye rüşvet veren insan; mafyasına serserisine külhanbeyine özenen adamdan farklı değildir. ikisinde de "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyeti var. kendi canı yanmadan yanlışa ses çıkartmayan mantık var. ikisinde de dışarda ahlak zabıtalığı rolünü kesen kendi düzeninde cebini dolduran ya da işini gördüren(!) adam var.
hayatın gerçeği herkesin bildiğini okuması mıdır ?? ****
hayat normal seyrinde akış halindeyken birden algılanıverir bir oluş/duruş/kopuş. nehirden çıkar insan ve akışa dışardan bakar. eşzamanlılık ilkesi gereği o anda (ama tam o anda) "yaşıyorum ben" duygusu hakim olur tüm bünyeye. işte hayatın gerçeği tam olarak odur.
çakıl taşları arasında bir böcek gibi sıkıştıktan sonra, üstüne bastığımız toprağa karışmaktır.
tanımadığın, bilmediğin bir şeyi yargılamakla başlar. kafam da bazen öldürürsün fakat tanımaya başlayınca yavaşca sevdiğini hissedersin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar