bugün
- smallville'deki konuk oyuncular6
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek8
- arıların biraz mallaşmış olması4
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak2
- erdal beşikçioğlu13
- komşuya kahveye gitmek2
- taşaklardan birinin kayıp olması9
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- çay içen kız13
- galatasaray10
- yağmurcu neden akpli2
- iş hayatı4
- ali vefa10
- bacanak2
- yazıp yazıp silmek2
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri3
- sözlükler arası savaş çıksa11
- isana2
- en tehlikeli insan tipleri3
- ütü13
- bir şeyler söyle5
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye4
- doruklara sevdalanmak2
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum3
- anın fotoğrafı14
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- uludağ sözlük çeteleri9
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- duyulan en ilginç isim5
- oralet içen erkek5
- en boktan on yıl7
- çaya şeker atan erkek5
- dönmek istenilen yıl2
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- red flag erkek listesi9
- yunanistan29
- menemen9
- kalem4
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- hırvatistan14
- yediği restoranda kirlileri mutfağa götüren kişi2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- gocu bak bi5
- yıkık yazarlar4
- mutsuz olmak3
- latte içen erkek4
çoğunluğun ortak yaşantıları tecrübeleriyle oluşturulan genelgeçer hükümlerdir.
mörfi* kanunlarıyla aynı karamsar tada sahip olduğu söylenebilir bu hükümlerin. siz kahvaltıda ekmeğinizi düşürdüğünüzde yağlı kısmı üste mi gelir* bilmem ama sanırım bu başlığa polyanna iyimserliğinden çok mörfi karamsarlığından bişeyler dökmek daha uygun olur.
bu başlığı doldurmaya hiç bir sözlük yetmez belki! eşitsizlik? insanların deli gibi egolarını tatmin etme çabası? açgözlülük? ölüm? ihanet? savaş? geçim derdi? hangisinden başlasak???
bunların hepsi bir yana, insanların güçlü olana* koşulsuz budalaca bağlanmaları koyuyor adama. kurtlar vadisinden giriş yapmayacağım buraya, çünkü sorun sadece televizyonda ki bir diziye hayran hayran bakan zihniyette değil! sorun daha gerçek, sorun daha canlı. sohbet ettiğiniz adamın ağzından çıkan "oranın adam kaldıranlarındandı kendisi, aynı zamanda kankam olur. pırlanta gibi insandır valla." demesiyle yada ne mal olduğunu bildiğiniz bir insanın adam bıçaklama hikayelerini, hiç beklemediğiniz bir kız arkadaşınızın ballandıra ballandıra anlatışını dinledikten sonra; aynı serviste gittiğiniz, -üniversitede okuyup da- amcasının eğlence merkezlerini nasıl haraca bağladığını, ne kadar büyük bir mafya olduğunu övünerek anlattığına tanık olduktan sonra; insanlığın "güce" ayırt etmeksizin ne kadar kolay hayran kaldığını farkettirerek aslında neyin doğru neyin yanlış olduğuna o kadar çok dikkat edilmediğini gösterir.
hepimizin kafasına çocukluğundan beri ahlak, dürüstlük, namus, vatan sevgisi, alın teri, saygı, emek öğretilir ama bunlar aslında hiç bir işe yaramıyor. -artan bir hızla- bunlardan uzaklaşıyoruz. yozlaşma, kendini kayırma, bildiğini okuma düzenini görmek için yayılan şiddet özentiliğine değinmeye gerek bile yok. silaha, bıçağa dokunmadan bile nasıl işgüzarlaştığımızı günlük yaşantıdan görürsünüz. rüşvet alan memura "al babam al, hakkındır." diyen zihniyetten çok farklı değildir bu şiddet özentiliği aslında. cebini doldurmayı düşünen ya da bir şekilde işi görülsün diye rüşvet veren insan; mafyasına serserisine külhanbeyine özenen adamdan farklı değildir. ikisinde de "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyeti var. kendi canı yanmadan yanlışa ses çıkartmayan mantık var. ikisinde de dışarda ahlak zabıtalığı rolünü kesen kendi düzeninde cebini dolduran ya da işini gördüren(!) adam var.
hayatın gerçeği herkesin bildiğini okuması mıdır ?? ****
mörfi* kanunlarıyla aynı karamsar tada sahip olduğu söylenebilir bu hükümlerin. siz kahvaltıda ekmeğinizi düşürdüğünüzde yağlı kısmı üste mi gelir* bilmem ama sanırım bu başlığa polyanna iyimserliğinden çok mörfi karamsarlığından bişeyler dökmek daha uygun olur.
bu başlığı doldurmaya hiç bir sözlük yetmez belki! eşitsizlik? insanların deli gibi egolarını tatmin etme çabası? açgözlülük? ölüm? ihanet? savaş? geçim derdi? hangisinden başlasak???
bunların hepsi bir yana, insanların güçlü olana* koşulsuz budalaca bağlanmaları koyuyor adama. kurtlar vadisinden giriş yapmayacağım buraya, çünkü sorun sadece televizyonda ki bir diziye hayran hayran bakan zihniyette değil! sorun daha gerçek, sorun daha canlı. sohbet ettiğiniz adamın ağzından çıkan "oranın adam kaldıranlarındandı kendisi, aynı zamanda kankam olur. pırlanta gibi insandır valla." demesiyle yada ne mal olduğunu bildiğiniz bir insanın adam bıçaklama hikayelerini, hiç beklemediğiniz bir kız arkadaşınızın ballandıra ballandıra anlatışını dinledikten sonra; aynı serviste gittiğiniz, -üniversitede okuyup da- amcasının eğlence merkezlerini nasıl haraca bağladığını, ne kadar büyük bir mafya olduğunu övünerek anlattığına tanık olduktan sonra; insanlığın "güce" ayırt etmeksizin ne kadar kolay hayran kaldığını farkettirerek aslında neyin doğru neyin yanlış olduğuna o kadar çok dikkat edilmediğini gösterir.
hepimizin kafasına çocukluğundan beri ahlak, dürüstlük, namus, vatan sevgisi, alın teri, saygı, emek öğretilir ama bunlar aslında hiç bir işe yaramıyor. -artan bir hızla- bunlardan uzaklaşıyoruz. yozlaşma, kendini kayırma, bildiğini okuma düzenini görmek için yayılan şiddet özentiliğine değinmeye gerek bile yok. silaha, bıçağa dokunmadan bile nasıl işgüzarlaştığımızı günlük yaşantıdan görürsünüz. rüşvet alan memura "al babam al, hakkındır." diyen zihniyetten çok farklı değildir bu şiddet özentiliği aslında. cebini doldurmayı düşünen ya da bir şekilde işi görülsün diye rüşvet veren insan; mafyasına serserisine külhanbeyine özenen adamdan farklı değildir. ikisinde de "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyeti var. kendi canı yanmadan yanlışa ses çıkartmayan mantık var. ikisinde de dışarda ahlak zabıtalığı rolünü kesen kendi düzeninde cebini dolduran ya da işini gördüren(!) adam var.
hayatın gerçeği herkesin bildiğini okuması mıdır ?? ****
hayat normal seyrinde akış halindeyken birden algılanıverir bir oluş/duruş/kopuş. nehirden çıkar insan ve akışa dışardan bakar. eşzamanlılık ilkesi gereği o anda (ama tam o anda) "yaşıyorum ben" duygusu hakim olur tüm bünyeye. işte hayatın gerçeği tam olarak odur.
çakıl taşları arasında bir böcek gibi sıkıştıktan sonra, üstüne bastığımız toprağa karışmaktır.
tanımadığın, bilmediğin bir şeyi yargılamakla başlar. kafam da bazen öldürürsün fakat tanımaya başlayınca yavaşca sevdiğini hissedersin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar