bugün
- romanya52
- mehdinin en sevdiği balık6
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- yaptığı çomarlık eleştirilince agresifleşen çomar5
- türkiye19
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- yarın iş var4
- almanya14
- fatma betül sayan kaya39
- kerhaneciye domuz kemiği atmak3
- hırsız ekremi eleştirmeyip borsacıyı eleştirmek3
- dünya60
- taşak ağrısı diye rapor alıp patrona yollamak5
- hindistan4
- pazar akşamları2
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- hiçbir şeyin sarmaması5
- patroniçenin göte vurarak iyi tatiller demesi3
- siccin3
- ismet gurbuz 2024 almanya da2
- gilded bayan yazare2
- anın görüntüsü31
- kemaliklerle ekonomi tartışmak5
- avanos pforzheim arası yüksek hızlı tren2
- besiktastakideli2
- suudi arabistan3
- ismet el gürbüzhavi bin mehdiyetini ve biraderi2
- 27 eylül 2026 meteoroloji sarı kod uyarısı4
- düğün yaptığını korna çalarak herkese duyuran tip5
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir13
- hayat2
- patroniçesine aşık stajyer erkek2
- güne bir nostaljik şarkı bırak ulen9
- amerika birleşik devletleri30
- 27 eylül 2026 litvanya azerbaycan maçı4
- ne yapsam iyi olur9
- haluk levent vs fatma betül sayan kaya6
- ispanya6
- sözlük kokusu6
- melih gökçek soruşturması ne oldu6
- azerbaycan3
- fatma betül sayan kaya'nın hacca gitmesi3
- osmanlı millet sistemi3
- furkan bölükbaşı'nın açlık feryadı6
- serdar ortaç2
- haseki hera sultan2
- fransa11
- entriyi özetle2
- futbol4
- kazakistan4
çoğunluğun ortak yaşantıları tecrübeleriyle oluşturulan genelgeçer hükümlerdir.
mörfi* kanunlarıyla aynı karamsar tada sahip olduğu söylenebilir bu hükümlerin. siz kahvaltıda ekmeğinizi düşürdüğünüzde yağlı kısmı üste mi gelir* bilmem ama sanırım bu başlığa polyanna iyimserliğinden çok mörfi karamsarlığından bişeyler dökmek daha uygun olur.
bu başlığı doldurmaya hiç bir sözlük yetmez belki! eşitsizlik? insanların deli gibi egolarını tatmin etme çabası? açgözlülük? ölüm? ihanet? savaş? geçim derdi? hangisinden başlasak???
bunların hepsi bir yana, insanların güçlü olana* koşulsuz budalaca bağlanmaları koyuyor adama. kurtlar vadisinden giriş yapmayacağım buraya, çünkü sorun sadece televizyonda ki bir diziye hayran hayran bakan zihniyette değil! sorun daha gerçek, sorun daha canlı. sohbet ettiğiniz adamın ağzından çıkan "oranın adam kaldıranlarındandı kendisi, aynı zamanda kankam olur. pırlanta gibi insandır valla." demesiyle yada ne mal olduğunu bildiğiniz bir insanın adam bıçaklama hikayelerini, hiç beklemediğiniz bir kız arkadaşınızın ballandıra ballandıra anlatışını dinledikten sonra; aynı serviste gittiğiniz, -üniversitede okuyup da- amcasının eğlence merkezlerini nasıl haraca bağladığını, ne kadar büyük bir mafya olduğunu övünerek anlattığına tanık olduktan sonra; insanlığın "güce" ayırt etmeksizin ne kadar kolay hayran kaldığını farkettirerek aslında neyin doğru neyin yanlış olduğuna o kadar çok dikkat edilmediğini gösterir.
hepimizin kafasına çocukluğundan beri ahlak, dürüstlük, namus, vatan sevgisi, alın teri, saygı, emek öğretilir ama bunlar aslında hiç bir işe yaramıyor. -artan bir hızla- bunlardan uzaklaşıyoruz. yozlaşma, kendini kayırma, bildiğini okuma düzenini görmek için yayılan şiddet özentiliğine değinmeye gerek bile yok. silaha, bıçağa dokunmadan bile nasıl işgüzarlaştığımızı günlük yaşantıdan görürsünüz. rüşvet alan memura "al babam al, hakkındır." diyen zihniyetten çok farklı değildir bu şiddet özentiliği aslında. cebini doldurmayı düşünen ya da bir şekilde işi görülsün diye rüşvet veren insan; mafyasına serserisine külhanbeyine özenen adamdan farklı değildir. ikisinde de "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyeti var. kendi canı yanmadan yanlışa ses çıkartmayan mantık var. ikisinde de dışarda ahlak zabıtalığı rolünü kesen kendi düzeninde cebini dolduran ya da işini gördüren(!) adam var.
hayatın gerçeği herkesin bildiğini okuması mıdır ?? ****
mörfi* kanunlarıyla aynı karamsar tada sahip olduğu söylenebilir bu hükümlerin. siz kahvaltıda ekmeğinizi düşürdüğünüzde yağlı kısmı üste mi gelir* bilmem ama sanırım bu başlığa polyanna iyimserliğinden çok mörfi karamsarlığından bişeyler dökmek daha uygun olur.
bu başlığı doldurmaya hiç bir sözlük yetmez belki! eşitsizlik? insanların deli gibi egolarını tatmin etme çabası? açgözlülük? ölüm? ihanet? savaş? geçim derdi? hangisinden başlasak???
bunların hepsi bir yana, insanların güçlü olana* koşulsuz budalaca bağlanmaları koyuyor adama. kurtlar vadisinden giriş yapmayacağım buraya, çünkü sorun sadece televizyonda ki bir diziye hayran hayran bakan zihniyette değil! sorun daha gerçek, sorun daha canlı. sohbet ettiğiniz adamın ağzından çıkan "oranın adam kaldıranlarındandı kendisi, aynı zamanda kankam olur. pırlanta gibi insandır valla." demesiyle yada ne mal olduğunu bildiğiniz bir insanın adam bıçaklama hikayelerini, hiç beklemediğiniz bir kız arkadaşınızın ballandıra ballandıra anlatışını dinledikten sonra; aynı serviste gittiğiniz, -üniversitede okuyup da- amcasının eğlence merkezlerini nasıl haraca bağladığını, ne kadar büyük bir mafya olduğunu övünerek anlattığına tanık olduktan sonra; insanlığın "güce" ayırt etmeksizin ne kadar kolay hayran kaldığını farkettirerek aslında neyin doğru neyin yanlış olduğuna o kadar çok dikkat edilmediğini gösterir.
hepimizin kafasına çocukluğundan beri ahlak, dürüstlük, namus, vatan sevgisi, alın teri, saygı, emek öğretilir ama bunlar aslında hiç bir işe yaramıyor. -artan bir hızla- bunlardan uzaklaşıyoruz. yozlaşma, kendini kayırma, bildiğini okuma düzenini görmek için yayılan şiddet özentiliğine değinmeye gerek bile yok. silaha, bıçağa dokunmadan bile nasıl işgüzarlaştığımızı günlük yaşantıdan görürsünüz. rüşvet alan memura "al babam al, hakkındır." diyen zihniyetten çok farklı değildir bu şiddet özentiliği aslında. cebini doldurmayı düşünen ya da bir şekilde işi görülsün diye rüşvet veren insan; mafyasına serserisine külhanbeyine özenen adamdan farklı değildir. ikisinde de "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyeti var. kendi canı yanmadan yanlışa ses çıkartmayan mantık var. ikisinde de dışarda ahlak zabıtalığı rolünü kesen kendi düzeninde cebini dolduran ya da işini gördüren(!) adam var.
hayatın gerçeği herkesin bildiğini okuması mıdır ?? ****
hayat normal seyrinde akış halindeyken birden algılanıverir bir oluş/duruş/kopuş. nehirden çıkar insan ve akışa dışardan bakar. eşzamanlılık ilkesi gereği o anda (ama tam o anda) "yaşıyorum ben" duygusu hakim olur tüm bünyeye. işte hayatın gerçeği tam olarak odur.
çakıl taşları arasında bir böcek gibi sıkıştıktan sonra, üstüne bastığımız toprağa karışmaktır.
tanımadığın, bilmediğin bir şeyi yargılamakla başlar. kafam da bazen öldürürsün fakat tanımaya başlayınca yavaşca sevdiğini hissedersin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar