bugün

iyiler
taraf gazetesi'nde birbirinden güzel makaleler yazan tarihçi. aynı zamanda eski aydınlıkçıdır. her resmi tarih anlayışı karşısında objektif durmaya çalışan tarihçi gibi o da "haindir", "misyoner çocuğudur", "dış güçlerin mihrakıdır", "sorosçudur", daha neler nelerdir.
Sadece ermeni meselesiyle değil, okullardaki resmi tarih öğretimi, türban konusu, ifade özgürlüğü ve modern türkiye'nin tarihi gibi konularda resmi ideolojinin yanıldığı noktaları insanların dikkatine sunmaya çalışan bir bilim adamıdır. bu ve bu sayfadaki gibi bir sürü sayfada birçok hakarete maruz kalmasına rağmen objektif verilere dayandırdığı bilgileri ile bu topraklarda bilim yapmaya ve iş üretmeye çalışmaktadır. Elbette yanılabilir, yanlışlanabilir zira bilimsel olarak fikirleri çürütülebilir; ancak özellikle konuyla ilgili hiçbir dayanaklı bilgisi olmadan insanların ona boş boş karşı çıkmasını ve maalesef hakaret etmesini anlayamıyorum. Üstüne üstlük kendisine hakaret eden "milliyetçi" insanlara nispet, kendisi dünyanın en iyi üniversitelerinden birinde okumasına ve zekasıyla ve bilgisiyle ABD ve Birleşik Krallık'ta çok rahat akademik kariyer yapabileceği yerde, Sabanci Üniversitesi'nde çalışmaktadır ve bu çalışma azmini gelecek nesillere aktarmaktadır. Bence milliyetçilik eğer samimi olarak gerçek bir duyguysa tanımı da budur.
ermeniler katliam yaptı mı sorusuna verdiği; ufak tefek şeyler oldu ama öyle abartıldığı gibi 500bin filan değil diyerek tarafsızlığını! göstermiş değerli! bir öğretim üyesidir. karşı tezler için:
(bkz: sait kofoğlu)
sabancı üniversitesi'nden aldığı 30000 bin dolarlık maaşının hakkını vermek için düğmelerini ilikleyip, ceketinin önünde ellerini birleştirmiş bir vaziyette güler sabancı'nın poposunun dibinde; güler hanım, güler hanım, şimdi, şöyle izah edeyim, diye koşuşturan kişi. bir koşucu için fazla yaşlı ve maliyetlidir. *
Şu anda habertürk'te yandaş kanalda hazır fırsat bulmuşken Türkiye Cumhuriyeti'ne bir tekme de ben atayım demektedir.
Trt2'de "hayat sanat" programında halil inalcık'ı anlatmış. An itibariyle ekranda.
yusuf halaçoğlu'nu tarihçi olmamakla, avukat olmakla, iki yüzlü olmakla itham edip, halaçoğlu'nun telefonla söz sende programına katılarak kendisiyle seviyesiz bir tartışmaya giriştiği, ülkemizdeki tarihçilerin ne durumda olduğunu görmemize vesile olan tarihçi. yusuf halaçoğlu bu kişiyi bir yerlerden para alarak tarihçilik yapmakla itham etmiş iddiasına göre, ama halaçoğlu "neden bunu ispatlamıyorsun?" şeklinde basit bir soru soruyor ve eeııeeeııı dışında başka bir ses duymuyoruz kendisinden. akp hükümeti için de; "son 40 yılın en iyi hükümeti" diyen kişi.
kürşat bumin, murat belge bir de bu...

kendimizi daha fazla nasıl rezil ederiz diye adeta yarışıyorlar...

altan biraderleri, nazlı ılıcak'ı, nagehan'ı, rok'u falan bile geçtiler.

ne tatlıymış amk. şu paranın yüzü...
yusuf halaçoğlu gibi bir duayene gerçek bir biliminsanına dil uzatan patatesten tarihçi.
kendisi orta okulu Bornova Anadolu Lisesi'nde okumuş daha sonra lise öğrenimini Robert de tamamlayarak üniversite öğrenimi için Yale e ekonomi okumaya gitmiştir(daha sonra doktorasını tarih alanında yapacaktır). Kendi anlattığına göre o yıllarda uçak bileti 3000$ olduğundan daha ucuz bir ulaşım şekli olarak gemi ile gidip gelmek zorunda kalmıştır. Gemi 4 günde portekize 21 günde de atlas okyanusunu geçerek amerikaya ulaşmaktaymış. işte Halil Berktay'ın denizcilik hakkındaki engin bilgisi bu yolculuklar ve bu yolculuklardan etkilenerek okuduklarından ileri gelmektedir. Yine kendi cümleleri ile üniversitede olduğu dönemde "okuma hastalığı" na yakalanmıştır. Okudukları ile kendini geliştirmiş ve kimsenin inkar edemeyeceği bir bilgi seviyesine gelmiştir. Kendisinin dedesi çanakkale savaşındaki batırdığımız(itilaf devletlerinin gemisinin bazıları mayın bazıları darbe sonucu batmıştır)gemilerden birini batıran asker grubunun komutanıdır.
Bunların dışında soykırım veya başka bir şeyi savunan yazıları olduğu iddia edilse de, iddia sahiplerinin 99% u kesin ne dediğini okumamıştır, gazeteler yazdı vurun kahpeye mantığı ile ağır hakaretlere maruz kalmaktadır. Herkesin tarihi lise kitaplarından ve sabah sabah seda sayan gibi programlardan öğrendiği bir yerde(örnek: 1)türk bayrağının nerden geldiği sorulduğunda herkes sakarya savaşında şehit kanının üzerine düşen ay ve yıldız gölgesi olduğunu iddia edecektir ki, şu anki türk bayrağı 1897 de çekilen fotoğraflarda boğazdaki kayıkların arkasında asılıdır 2)1940 ların tarih kitaplarında o zamanın ünlü türk düşünürlerinden kofüçyus diye bir cümle geçer 3) hala 2. murattı sanırım bir sırplı tarafından yaralı askerler arasında dolaşırken haince öldürülmüştür diye okuruz(bu sadece bizim tarih kitaplarında böyle yazar gerçeği osmanlı ile işbirliği yapacağını iddia edip padişahın çadırına giren sırp ölümü göze alarak padişahı bıçaklar.)4)tüm çağları türkler açıp kapattı ama ne hikmetse batı romanın 2 ye bölünmesi, matbaa nın bulunması veya amerikanın keşfi başka bazı ülkelerde çağ açıp kapatan olaylar olarak ele alınır ibaresi yoktur)
özet olarak halil berktay sanıldığı kadar kötü bir adam değildir, soykırımı bence de yapmadık o ayrı konu.
bu adama sokakta rastlasam saati bile sormam. nasılsa doğru zamanı söylemeyecek. o kadar yalancı biri.
sabancı üniversitesi'nde bir öğretim üyesidir. kendisinin gemilerle alakalı bir kitabı bile vardır.
namussuz tarihçilikte kimse eline su dökemez. yazıları da genelde türkçe'nin ırzına geçme şeklinde vücut bulur.
bu dinciler o müslümanlara benzemiyor adlı kitaptan :

doç. dr. halil berktay, genel olarak taraf gazetesi'nde kaleme aldığı yazılarını, weimar türkiyesi adlı kitapta topladı.
kitabı okuduğunuzda ilk dikkatinizi bir isim çekiyor : doğu perinçek ! nasıl hasan cemal'in bir ilhan selçuk saplantısı varsa, kitabı okurken halil berktay'da da bir doğu perinçek kompleksi olduğu duygusuna kapılıyorsunuz.
doğu perinçek'e ağır ithamlarda bulunurken, sanki o dönemlerde yanında kendisi yokmuş gibi yazıyor.
örneğin bu zat dediği doğu perinçek'in dergisinde 1980lerin ikinci yarısından sonra pkk'ya övgüler dizildiğine dikkat çekerken (sf 15 ) sanki kendisinin 2000'e doğru'nun yayın kurulu üyesi ve ankara temsilcisi olduğunu unutmuşa benziyor.
sadece bu değil, örnek olaylar çok.
1968 1971 yılları arasında proloter devrimci aydınlık dönüşümünün sorumlusu olarak salt perinçek'i görüyor. okurken " acaba halil berktay hafıza kaybına mı uğradı ? " diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. akademi solculuğunu aydınlık hareketine sokup abd'den (yale üniversitesi'nden) getirdiği sovyet sosyal emperyalizmi teorisiyle hareketi bölen halil berktay ( ve düşünsel yoldaşı şahin alpay) değil miydi ?
abd'den maocu labour party'nin ateşli ve dogmatik taraftarı olarak türkiye'de dönen, h. berktay değil miydi ? 1969 çin komünist partisi 9. kongresinde lin biao tarafından sunulan raporu ingilizce'den türkçe'ye çevirip sovyetler birliği'ne en ağır sözlerle saldıran h. berktay değil miydi ? ( türkiye sosyalistlerini bölen abd destekli maoculuk, araştırma konusu olmalıdır) peking review'u elinden düşürmeyen halil berktay, bugün dünü unutmuş gibi yazıyor, sanki orada değilmiş gibi kalem kıvraklığı yapması da ayrı bir hüneri galiba.
h. berktay kitabında, perinçek'in tiikp'sine de ağır sözler ediyor. tiikp savunmasından, mamak yargılamalarından alıntılar yapıyor. bunları okuyan, h. berktay'ın aynı örgütün önemli teorisyenlerinden biri olduğunu düşünemez bile.

12 mart 1971 askeri darbesi öncesi, h. berktay aydınlıkçılara bir el kitabı yazıp dağıttı : bir devrimci işkencede nasıl tavır almalıdır ? ( poliste ve işkencede ihtilalci tutum ). " gerekirse işkencede şerefiyle ölebilmelidir. " diye yazdı.
sonra darbe oldu, h. berktay gözaltına alındı ve örgüt hakkında polise en çok bilgiyi o verdi.
poliste çözüldüğü için perinçek ve arkadaşları h. berktay'ı örgütten kovdular. insan düşünmeden edemiyor, acaba h. berktay o günlerin intikamını mı alıyor ?

sayfa 284 - 285.
sabancı üniversitesinden ayda 30000$ maaş alan modern zaman heredotu.
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com