bugün
- özelden şeftalisini atan yazar13
- filistin37
- bende sağlam patlıcan var diyen manavcı7
- mantısıyla meşhur olan ilimiz8
- arkadaşlar bir şey soracağım10
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi6
- tarhana çorbası9
- silvermist'e iki şey söyle20
- sözlük kızlarının kombinleri17
- bir karpuz falan sikin de bitsin bu çile4
- antipanik'e bir şey söyle22
- tavuk tantuni5
- bamya sever misin diyen yazar3
- antalya5
- çivi çiviyi söker diyen kız5
- parcalandim toparlanamiyorum321
- 44 yaşında psikolog olmak7
- galette2
- traveler konuşursa sözlükte yer yerinden oynar8
- öğretmenler odasında kahve içmenin felsefesi4
- sözlük yazarlarının şeftalileri3
- sarapci koalayi denize atmak5
- israil'in yunanistan'ın 2036 planını ifşalaması5
- mattia ahmet minguzzi3
- gün menüsü2
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel7
- fon kurdum para yatırır mısınız4
- vişneli sarma2
- portakal suyu2
- bahçeye işemek3
- alttaki yazara bir şey söyle24
- muşlettin amca7
- piyasada bol miktarda herif ve karı olması5
- tanışılan kız hangi partili ise o partili olmak7
- barış sürecinde siyasallaşma aponun da hakkıdır5
- sözlük botları2
- azerbaycan8
- sarapci koala ile el ele parklarda koşmak4
- berberin traş yaparken kapıyı ve peredeyi kapaması3
- herkesin para için bir yerlere koşturması2
- cik cik vs bik bik2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- egay sucukcu'ya bir şey söyle4
- vincenzo montella5
- pıttık fırlatma akımı2
- 9 ekim 2026 gazetecilere operasyon6
- kadir mısıroğlu'nun vatan haini olması5
- keşke yunan galip gelseydi diyen orospu evladı4
- cenazede gülmek8
- su bardağında çay içmek10
(bkz: bir topun peşinden koşmak)
uzun yıllardır oynanan değişen ve gelişen spor. futbol sahası 2000'li yılların başında parsellere bölündü ve bu bir devrim yarattı. 14. bölgenin, yani on numaraların önemi anlaşıldı. real madrid zidane ile, barcelona messi ile, milan kaka ile domine etti bu bölgeyi. 2010'larda ise almanlar bir devrim daha yaptı. sağ sol kanatlar ve merkezin arasına yeni bir koridor eklendi ve ters ayaklı kanatlar, 4231 sistemi türedi. önümüzdeki yıllarda futbol nereye gidecek bilinmez lakin her zaman değişecek ve gelişecek.
futbolsuz hayatın tadı tuzu yok vakıt gecmıyor
olcaktı sımdı premıer lıg maçları acıcaktık bıralarımızı ohh keyıf bu dıcektık.
olcaktı sımdı premıer lıg maçları acıcaktık bıralarımızı ohh keyıf bu dıcektık.
eğlence sektöründe en büyük paraların döndüğü Alan.
eskiden çok severdim çok izlerdim, artık hiç zevk almıyorum.
zaman zaman uzaklaşıp zaman zaman sevdiğim oyun.
her şey ama her şeyden bıktığımda boş boş tv tartışmalarını izlemek bile zevk veriyor.
her şey ama her şeyden bıktığımda boş boş tv tartışmalarını izlemek bile zevk veriyor.
futbol klüplerine devlet desteği ve garantisiyle düşük faizli tl kredi kullandırılıyor son 2 senedir.
Devlet resmen bizi soyup bizim vergimizi garanti göstererek milyonlarca euro alan futbolcuları besliyor.
Tanrı'ya dua ediyorum: devletin bu politikalarına destek olan herkesi bizden silah zoruyla gasp edilen paraları alan futbolcuları tek tek kazığa oturtarak adaleti sağlamayı bana nasip etsin.
Devlet resmen bizi soyup bizim vergimizi garanti göstererek milyonlarca euro alan futbolcuları besliyor.
Tanrı'ya dua ediyorum: devletin bu politikalarına destek olan herkesi bizden silah zoruyla gasp edilen paraları alan futbolcuları tek tek kazığa oturtarak adaleti sağlamayı bana nasip etsin.
Hiç sevmem. insanlar neden bunun delisi anlam veremiyorum.
Kapanan takımları önlemek için kendi yarı alanında 11 futbolcuyla belli bir süre duran takım ceza almalıdır.
bazen direniştir.
biliyorsunuz, ingilizler bu futbol oyununu bir nevi ata sporu olarak benimserler. esasen futbol ingiltere'de düşük sınıfların eğlencesiydi. üst sınıflar daha çok kriket gibi daha sofistike oyunlar oynarlardı. fakat ingilizler sömürge imparatorluğunu kurarken futbolu da sömürgeci ideolojinin bir parçası haline getirdiler. nasıl? mesela bengal'de hinduların ingilizlerden ırksal olarak düşük olduğunu, dolayısıyla futbol gibi fiziksel güç gerektiren, aynı zamanda da takım oyunu olarak mental açıdan da güçlü olmayı gerektiren bu "erkek" oyununda hinduların alt ırk insalar olarak başarılı olamayacağını iddia ediyorlardı.bu söylem üzerinden kurulan iktidar, evanjelist misyonerlerin kurduğu okullarda da bir eğitim aracına dönüştürüldü. genç hindulara futbol oynatılarak medenileştirme görevi yerine getiriliyordu. mission civilisatrice.
emperyalizmin sütunlarından biri olan ve futbol üzerinden kurulan bu hegemonik söylem diyalektik olarak karşıtını kurdu. karşı hegemonik, milliyetçi, antiemperyalist yaklaşım da sömürgeci söyleme meydan okuyordu. yükselen hindu orta sınıfı ingilizleri ingilizlerin oyununda alt etmeyi istiyordu. bunun mekansal boyutu da vardı. çünkü kalkütta şehir merkezi sadece avrupalıların vakit geçirebileceği bir alandı, normal şartlarda siyahların buraya girişi yasaktı. Trades cup denen turnuvalara 2-3 hindu takımının katılımına müsaade ediliyordu. bir hindu takımla bir ingiliz takım karşılaştığı zaman hindular normal şartlar altında ayak basamadığı meydanı binlerce kişiyle işgal edebiliyordu. futbol maçları direnişçiler için bir savaş simulasyonu ve ben de varım deme ortamı haline gelmişti.
öte yandan, hindu oyuncular sahaya yalın ayak çıkarlardı. ingilizlerin giydiği botlardan mahrumdular. bunun önemli bir dezavantajı vardı. muson yağmurları söz konusu olduğunda zemin fazlasıyla kaygan hale geldiğinde hint sporcular ayakta durmakta zorlanıyor, oyun daha da zorlaşıyordu. ama çıplak ayak ile oynamanın sembolik bir başka boyutu da vardı. futbolu bir "erkek" oyunu olarak yansıtan sömürgeci ingilizlere karşı direnişçiler çıplak ayaklarıya daha da erkekçe, mertçe, korunmasız olarak karşı koymuş oluyorlardı.
1911'de IFa shield kupasını east yorkshire regiment'ı mağlup eden mohun bagan kazandı. tarihte bir ilk. bundan sonraki senelerde ingilizler işi şansa bırakmamak adına beyaz hakemler yardımı başta olmak üzere çeşitli yöntemlerle hint takımlarını sindirdi. 1929'da hint takımlar Ifa'dan çekildiler. ve federasyonda daha adil bir temsil karşılığında tekrar sahalara döndüler.
biliyorsunuz, latin amerika'da da futbolun bunun gibi direniş boyutu vardır. bunu yanılmıyorsam eduardo galeano yazmıştı. bizde de galatasaray kurulurken felsefesini şöyle ifade etmişti: “Maksadımız ingilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmektir.“ galatasaray'ın ingiliz takımlar karşısında aldığı uefa kupası da bir direnişti. çünkü futbol hiçbir zaman sadece futbol değildir.
biliyorsunuz, ingilizler bu futbol oyununu bir nevi ata sporu olarak benimserler. esasen futbol ingiltere'de düşük sınıfların eğlencesiydi. üst sınıflar daha çok kriket gibi daha sofistike oyunlar oynarlardı. fakat ingilizler sömürge imparatorluğunu kurarken futbolu da sömürgeci ideolojinin bir parçası haline getirdiler. nasıl? mesela bengal'de hinduların ingilizlerden ırksal olarak düşük olduğunu, dolayısıyla futbol gibi fiziksel güç gerektiren, aynı zamanda da takım oyunu olarak mental açıdan da güçlü olmayı gerektiren bu "erkek" oyununda hinduların alt ırk insalar olarak başarılı olamayacağını iddia ediyorlardı.bu söylem üzerinden kurulan iktidar, evanjelist misyonerlerin kurduğu okullarda da bir eğitim aracına dönüştürüldü. genç hindulara futbol oynatılarak medenileştirme görevi yerine getiriliyordu. mission civilisatrice.
emperyalizmin sütunlarından biri olan ve futbol üzerinden kurulan bu hegemonik söylem diyalektik olarak karşıtını kurdu. karşı hegemonik, milliyetçi, antiemperyalist yaklaşım da sömürgeci söyleme meydan okuyordu. yükselen hindu orta sınıfı ingilizleri ingilizlerin oyununda alt etmeyi istiyordu. bunun mekansal boyutu da vardı. çünkü kalkütta şehir merkezi sadece avrupalıların vakit geçirebileceği bir alandı, normal şartlarda siyahların buraya girişi yasaktı. Trades cup denen turnuvalara 2-3 hindu takımının katılımına müsaade ediliyordu. bir hindu takımla bir ingiliz takım karşılaştığı zaman hindular normal şartlar altında ayak basamadığı meydanı binlerce kişiyle işgal edebiliyordu. futbol maçları direnişçiler için bir savaş simulasyonu ve ben de varım deme ortamı haline gelmişti.
öte yandan, hindu oyuncular sahaya yalın ayak çıkarlardı. ingilizlerin giydiği botlardan mahrumdular. bunun önemli bir dezavantajı vardı. muson yağmurları söz konusu olduğunda zemin fazlasıyla kaygan hale geldiğinde hint sporcular ayakta durmakta zorlanıyor, oyun daha da zorlaşıyordu. ama çıplak ayak ile oynamanın sembolik bir başka boyutu da vardı. futbolu bir "erkek" oyunu olarak yansıtan sömürgeci ingilizlere karşı direnişçiler çıplak ayaklarıya daha da erkekçe, mertçe, korunmasız olarak karşı koymuş oluyorlardı.
1911'de IFa shield kupasını east yorkshire regiment'ı mağlup eden mohun bagan kazandı. tarihte bir ilk. bundan sonraki senelerde ingilizler işi şansa bırakmamak adına beyaz hakemler yardımı başta olmak üzere çeşitli yöntemlerle hint takımlarını sindirdi. 1929'da hint takımlar Ifa'dan çekildiler. ve federasyonda daha adil bir temsil karşılığında tekrar sahalara döndüler.
biliyorsunuz, latin amerika'da da futbolun bunun gibi direniş boyutu vardır. bunu yanılmıyorsam eduardo galeano yazmıştı. bizde de galatasaray kurulurken felsefesini şöyle ifade etmişti: “Maksadımız ingilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmektir.“ galatasaray'ın ingiliz takımlar karşısında aldığı uefa kupası da bir direnişti. çünkü futbol hiçbir zaman sadece futbol değildir.
ister istemez izlemesi bağımlılık yapan spor.
eskisi kadar zevkli değil eskiden kıyasıya rekabet vardı yani kesin şu takım şampiyon olur diyemezdin şimdi o rekabet yok.
Ayakla oynanan ve rakibin dikdörgen kalesine topu girdirmeye çalışılan oyun. (bkz: This is a football it is a football)
haftada 2 maçtan 3 saat maç izlese biri. yılda 144 saat ediyor. 10 yılda 1440 saat.
1440 saati bu spor dalını izlemeye harcamayı çok mantıksız bulduğum spor dalı. aşırı sıkıcı ve abartı. birde erkekliğin sembolü haline çevrilmiş amk zihniyetleri yüzünden.
1440 saati bu spor dalını izlemeye harcamayı çok mantıksız bulduğum spor dalı. aşırı sıkıcı ve abartı. birde erkekliğin sembolü haline çevrilmiş amk zihniyetleri yüzünden.
Üstteki yaZarın entrysini öptüm.
Premier league ve ucl dışında oynanan her müsabakanın çer çöp olduğu spor dalı.
Hatta spor diyince akla ilk gelen tek Spor dalı.
Hatta spor diyince akla ilk gelen tek Spor dalı.
şu klasik futbol eleştirisini de yüzyıl oldu hala geliştiremediniz.
eskiden zenginlerin izleyip fakirlerin oynadığı şimdi ise fakirlerin izleyip zenginlerin oynadığı spor dalı. ben demiyorum şenol güneş diyor.
iddia yapmayı sonrasında yatmayı bile özledim. Yak gel bildiğin ne varsa..
Hayatımda en büyük yeri kaplayan bir tutku. Deli gibi özledim amk koronası yüzünden 8 de kapanır 18'de devam filmi yarım kaldı.
futbolda zaman geçtikçe savunma kurgusu artıyor ve gol atmak zorlaşıyor. artık 3-5 kişiyi çalımlayım kaleye şut çekeyim dönemleri bitiyor. atletico madrid buna en güzel örnek.
savunma oyuncularının en nefret ettiği oyuncu türleri onyekuru gibi savunma arkasına kaçan hızlı oyuncular ve inzaghi, müller gibi geleceği görüp ona göre pozisyon alabilen kurnaz oyunculardır.
savunma oyuncularının en nefret ettiği oyuncu türleri onyekuru gibi savunma arkasına kaçan hızlı oyuncular ve inzaghi, müller gibi geleceği görüp ona göre pozisyon alabilen kurnaz oyunculardır.
oynamasını da oynanmasını da özlediğimiz spor.
Galatasaray oynar.
Top ile oynanır, iyi oyuncularla oynanır, iyi teknik direktörle oynanır. Hakemle, boş konuşan başkanlarla oynanmaz. Hatırlatayım dedim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar