bugün
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı25
- sözlükteki kızların bilgisiz olması15
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- kuantum fiziğine sahip kadın6
- gocu3
- midye dolma5
- domdom biraderin münih te yaşaması4
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- futbol14
- kadıköy5
- simge sağın'ın sahnede giydiği tayt4
- psikologların psikolojilerinin bozuk olması5
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- bundesliga3
- 2026 ekim ayı nasıl geçti3
- ismet gürbüz beyin tırnakları4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- erkek komedyenlerin komik olmaması gerçeği3
- rüya3
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- milan skriniar7
- deli divane dizisi4
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemenin ahlakı4
- en son ne aldınız16
- tayta duyulan yoğun ilginin kaynağı3
- heidegger benimle ol3
- osuruğun maddenin hangi hali olduğu sorusu4
- türk usulü ödeyelim diyen alman3
- efendi erkek5
- atatürk düşmanı facebook dayısı5
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum6
- anın görüntüsü22
- gece gece aniden gelen kelle paça içme hissi3
- fon olaylarında adı geçen şahıslar2
- evde makyaj malzemesi yapmak4
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- senin gibisi yok4
- kızın haberi yokken fotoğrafıyla şarkı yapmak3
- kahverengi keşiş örümceği2
- avakado kestim al'ye diyen anne3
- fidan'dan rusya ukrayna açıklaması3
- clemence baptista4
- göztepe neymiş böyle be3
- düşün ki o bunu okuyor3
- gülriz sururi'nin gözleri3
Şu sıralar üç boyutlu olarak vizyonda olan film. Iblisler ve çökertenlerin savaşı adı altında frankenstein'ın kendi kimliğini aramasını konu alan , eğlenceli bir film olmuş.
hikayesini falan çok bilmiyorum ama dün nautiluste izleme fırsatı buldum, on numara aksiyon filmi olmuş. ama 3 boyutluk bişey görmedim ya filmi yapanlar beceremedi ya sinemada kullanılan sistem kötü. bir an önce şu imaxte bir film izlemem lazım artık.
hepimiz hala canavarın adı sanıyoruz bu bi gerçek.
adı sıklıkla yanlış telaffuz edilen kahraman. maalesef "frankeştayn" diye okur bir çok insan ama doğrusu "frenkınstaayn" dır.
iki gündür okuduğum kitap.
başlığı görünce bi heyecanlandım.
sanılanın aksine yaratığın değil, yaratan doktorun adıdır. hatta tam isim için
(bkz: victor frankenstein)
başlığı görünce bi heyecanlandım.
sanılanın aksine yaratığın değil, yaratan doktorun adıdır. hatta tam isim için
(bkz: victor frankenstein)
Ve yaratik, yaraticisi victor frankenstein'a sorar,madem sevmeyecektin,beni neden yarattin?
Zombi virüsünü yayan benimde çokça dikkatimi çeken bir doktordur kendisi. Rivayete göre kendi enjekte ettiği zombi kendisine musallat olmuştur.
penny dreadful'da aşırı sevimli görünen fantastik /bilim-kurgu karakteri. Olağanüstü sevimli lan adam ya kıyamam sana.
Edit: oğullar babalarının adıyla anılırlar.
Edit: oğullar babalarının adıyla anılırlar.
penny dreadful çok farklı anlatılmış meşhur karakter..
geri kalan bütün karakterler bilindik bu dizide..
ama frankenstein için bir ilk..
geri kalan bütün karakterler bilindik bu dizide..
ama frankenstein için bir ilk..
kitabın diğer adı modern prometheus'dur.
mitolojiye göre prometheus, tanrıların ateşini ateş tanrısı olan hephaistos'tan çaldığı için cezalandırılan bir titandır. çaldığı bu ateşi, kendi gözyaşıyla yoğurduğu balçıktan yarattığı insanlara verip onlara bilgi ve aydınlanmanın kapısını açmıştır. daha sonra zeus tarafından kafkas dağında zincire vurularak işkence görümüştür. bu romanda ise ateşin karşılığı victor frankenstein'ın yaratığını diriltmek için kullandığı elektriktir. prometheus gibi victor frankenstein da yaptığı şeyin bedelini fiziksel olarak olmasa da ruhsal olarak işkence çekerek ödemiştir.
mitolojiye göre prometheus, tanrıların ateşini ateş tanrısı olan hephaistos'tan çaldığı için cezalandırılan bir titandır. çaldığı bu ateşi, kendi gözyaşıyla yoğurduğu balçıktan yarattığı insanlara verip onlara bilgi ve aydınlanmanın kapısını açmıştır. daha sonra zeus tarafından kafkas dağında zincire vurularak işkence görümüştür. bu romanda ise ateşin karşılığı victor frankenstein'ın yaratığını diriltmek için kullandığı elektriktir. prometheus gibi victor frankenstein da yaptığı şeyin bedelini fiziksel olarak olmasa da ruhsal olarak işkence çekerek ödemiştir.
bir lenny kravitz şarkısıdır.
ön edit : öncelikle kitap hakkında çok fazla yanlış bilgi verdiğini vurgulayayım. ve yazı uzun ve güzel olacak çünkü ciddi anlamda iyi bir eser.
ilk gothic novel (bkz: otranto şatosu) dir. opium gibi uyuşturucu etkisinde falan da yazılmamıştır. percy shelly, byron ve mary shelley en iyi hikayeyi kim yazacak diye bir iddiaya girdikten sonra yazılmış ve daha sonra eklemelerle bugünkü halini almış bir gotik eserdir.
öncelikle hikayeyi özet geçeyim. viktor frankestein, ölü bir bedenden bir canavar yaratıyor falan filan. evet özet bittikten sonra gelin bu canavarı neden yaratıyor bunu inceleyelim.
ana karakterimiz viktor annesiz büyüyor öncelikle bunu aklınıza yazın.
viktor aslında (bkz: oedipus complex) ine sahip biri. annesine karşı şehvet duyuyor hatta bir rüyasında elizabeth’i öptüğünde elizabeth annesinin ölü bedenine dönüşüyor. bu rüyadan sonra zaten ölü bir bedenden bir canlı yaratma fikri doğuyor viktor’da. velhasıl, viktor bu yaratığı yaratıyor ama onu hiç beğenmiyor ve hemen terk ediyor. neden biliyor musunuz? bu yaratığa annesinin ona verdiği gibi can verdi ve sonra da annesinin onu terk ettiği gibi terk etti o de. çünkü o yaratık onun o yaratma güdüsünü doyursa bile annesine karşı duyduğu şehvetin somut haliydi. aslında her ikisi de aynı. biz buna double diyoruz ( özdeş) ama bunu açıklamakla uğraşmicam siz anlayın. neyse daha bitmedi. viktor ilk gay karakter olarak da önümüze çıkıyor. bunun sebebi ise viktor’un kankisi henry ile aşırı derecede yakın olması ve arkadaşlıktan öte sözler söylemesi. bu biraz mevlana ve şems’in olayına benziyor. bir arkadaş bir arkadaşa böyle sözler söylemez. adam resmen aşık adama ya bu. ama size daha da komik bir şey söyleyeyim mi? viktor iktidarsız arkadaşlar. viktor hem iktidarsız, hem ezik hem de yalnız biri. hepinizin kafasında şu soru var. bu adam aynı anda nasıl üç farklı cinsel soruna sahip olabiliyor ( sorun derseniz tabi)? annesinin ölümü viktor’un cinsel kimliğinde bir dengesizlik yaratıyor ve viktor aslında ne olduğunu tam olarak bilmiyor. ensest bir ilişkiye zorlanıyor, annesini rüyasında görüp boşalıyor, arkadaşına karşı da şehvet duyuyor. ve en önemlisi de iktidarsız olduğu için yani üretken olmadığı için aslında kendisi gibi üretken olmayan bir canavar yaratıyor. hem üretme ihtiyacını gideriyor hem de kendisiyle özdeş yani üretemeyen birini yaratıyor. canavar viktordan bir eş istiyor ama eş yapmıyor viktor ondan tiksiniyor toplumun viktordan tiksindiği gibi. aslında viktor toplumu, canavar ise toplumun o aşağılık ve iğrenç yönünü temsil ediyor. çünkü canavar her ne kadar iyi bir varlıksa da hep kötü lanse ediliyor, dışlanıyor, iğreniliyor. en son katil oluyor ancak toplum, yani viktor yaptığı yanlışı henry ve elizabeth ölünce anlıyor ve diyor ki ben gerçek katilim.
dikkatinizi çekebildim mi? devam edelim.
frankestein zaten başlı başına bir (bkz: oxymoron). (bkz: uncanny) bu ifadeye bakın freud belası çıkarmış bunu da başımıza. arkadaşlar frankestein hem ölü hem diri olduğu işin bir uncanny’dir. burada frankestein aslında çok üzülmemiz gereken bir karakter çünkü sadece o da normal olmak istemiştir toplum tarafından kabul edilmek istenmiştir viktor gibi. her ne kadar korkunç görünse de aslında çok şefkatli sevgi dolu bir canavar. ( ya bir kısım vardı şu an hatırlayamadım orada bir şeye üzülüyordu çok acıklıydı.) kendisi bir vejeteryan. okuma yazma öğreniyor, insanlara yardım ediyor ama yabancılar ve köylüler hep dışlıyor onu. bunun üzerine nefret dolu bir canavara dönüşüyor. viktor da ona eş yaratmayınca viktor’un sevdiği herkesi öldürüyor. işin tuhaf tarafı ise canavar’da biraz gay gibi. zira elizabeth düğün gecesi viktor ile olacağım diyince çılgına dönüyor ama tabi kıskançlıktan mı onu pek anlayamadım. kısacası, canavar bir insanın ihtiyaçları karşılanmadığında dönüştüğü şeyi simgeliyor. ayrıca toplumun bilimde bu kadar ileriyken insanlıkta bu kadar geri olmasını.
diğer karakter çok önemli olmadığı için es geçiyorum onları ve son olarak hikayenin kuzey kutbunda geçmesinin sebebi de kuzey kutbu nasıl kıtalardan uzak ise, viktor da insanlardan öyle uzak işte. yazar o yalnızlığı her türlü veriyor.
bir de gothic elementler için sıra dışı bir kitap ama ona daha sonra değinirim.
ilk gothic novel (bkz: otranto şatosu) dir. opium gibi uyuşturucu etkisinde falan da yazılmamıştır. percy shelly, byron ve mary shelley en iyi hikayeyi kim yazacak diye bir iddiaya girdikten sonra yazılmış ve daha sonra eklemelerle bugünkü halini almış bir gotik eserdir.
öncelikle hikayeyi özet geçeyim. viktor frankestein, ölü bir bedenden bir canavar yaratıyor falan filan. evet özet bittikten sonra gelin bu canavarı neden yaratıyor bunu inceleyelim.
ana karakterimiz viktor annesiz büyüyor öncelikle bunu aklınıza yazın.
viktor aslında (bkz: oedipus complex) ine sahip biri. annesine karşı şehvet duyuyor hatta bir rüyasında elizabeth’i öptüğünde elizabeth annesinin ölü bedenine dönüşüyor. bu rüyadan sonra zaten ölü bir bedenden bir canlı yaratma fikri doğuyor viktor’da. velhasıl, viktor bu yaratığı yaratıyor ama onu hiç beğenmiyor ve hemen terk ediyor. neden biliyor musunuz? bu yaratığa annesinin ona verdiği gibi can verdi ve sonra da annesinin onu terk ettiği gibi terk etti o de. çünkü o yaratık onun o yaratma güdüsünü doyursa bile annesine karşı duyduğu şehvetin somut haliydi. aslında her ikisi de aynı. biz buna double diyoruz ( özdeş) ama bunu açıklamakla uğraşmicam siz anlayın. neyse daha bitmedi. viktor ilk gay karakter olarak da önümüze çıkıyor. bunun sebebi ise viktor’un kankisi henry ile aşırı derecede yakın olması ve arkadaşlıktan öte sözler söylemesi. bu biraz mevlana ve şems’in olayına benziyor. bir arkadaş bir arkadaşa böyle sözler söylemez. adam resmen aşık adama ya bu. ama size daha da komik bir şey söyleyeyim mi? viktor iktidarsız arkadaşlar. viktor hem iktidarsız, hem ezik hem de yalnız biri. hepinizin kafasında şu soru var. bu adam aynı anda nasıl üç farklı cinsel soruna sahip olabiliyor ( sorun derseniz tabi)? annesinin ölümü viktor’un cinsel kimliğinde bir dengesizlik yaratıyor ve viktor aslında ne olduğunu tam olarak bilmiyor. ensest bir ilişkiye zorlanıyor, annesini rüyasında görüp boşalıyor, arkadaşına karşı da şehvet duyuyor. ve en önemlisi de iktidarsız olduğu için yani üretken olmadığı için aslında kendisi gibi üretken olmayan bir canavar yaratıyor. hem üretme ihtiyacını gideriyor hem de kendisiyle özdeş yani üretemeyen birini yaratıyor. canavar viktordan bir eş istiyor ama eş yapmıyor viktor ondan tiksiniyor toplumun viktordan tiksindiği gibi. aslında viktor toplumu, canavar ise toplumun o aşağılık ve iğrenç yönünü temsil ediyor. çünkü canavar her ne kadar iyi bir varlıksa da hep kötü lanse ediliyor, dışlanıyor, iğreniliyor. en son katil oluyor ancak toplum, yani viktor yaptığı yanlışı henry ve elizabeth ölünce anlıyor ve diyor ki ben gerçek katilim.
dikkatinizi çekebildim mi? devam edelim.
frankestein zaten başlı başına bir (bkz: oxymoron). (bkz: uncanny) bu ifadeye bakın freud belası çıkarmış bunu da başımıza. arkadaşlar frankestein hem ölü hem diri olduğu işin bir uncanny’dir. burada frankestein aslında çok üzülmemiz gereken bir karakter çünkü sadece o da normal olmak istemiştir toplum tarafından kabul edilmek istenmiştir viktor gibi. her ne kadar korkunç görünse de aslında çok şefkatli sevgi dolu bir canavar. ( ya bir kısım vardı şu an hatırlayamadım orada bir şeye üzülüyordu çok acıklıydı.) kendisi bir vejeteryan. okuma yazma öğreniyor, insanlara yardım ediyor ama yabancılar ve köylüler hep dışlıyor onu. bunun üzerine nefret dolu bir canavara dönüşüyor. viktor da ona eş yaratmayınca viktor’un sevdiği herkesi öldürüyor. işin tuhaf tarafı ise canavar’da biraz gay gibi. zira elizabeth düğün gecesi viktor ile olacağım diyince çılgına dönüyor ama tabi kıskançlıktan mı onu pek anlayamadım. kısacası, canavar bir insanın ihtiyaçları karşılanmadığında dönüştüğü şeyi simgeliyor. ayrıca toplumun bilimde bu kadar ileriyken insanlıkta bu kadar geri olmasını.
diğer karakter çok önemli olmadığı için es geçiyorum onları ve son olarak hikayenin kuzey kutbunda geçmesinin sebebi de kuzey kutbu nasıl kıtalardan uzak ise, viktor da insanlardan öyle uzak işte. yazar o yalnızlığı her türlü veriyor.
bir de gothic elementler için sıra dışı bir kitap ama ona daha sonra değinirim.
frankenstein ya da modern prometheus.
prometheus yunan mitolojisinde bir titan.
prometheus ve kardesleri zeka olarak diger tanrilardan üstünlerdir. prometheus insanligi yaratir ve zeus' iki kere kandirarak insanliga atesi verir. ates dedigimiz sey yaraticilik, bilim ve uygarlıktır. boylece insanlara ne kadar güçlü olduklarini ogretir, onlari egitir.
kitap mary'nin 19 yasinda yazdigi ilk bilim kurgu romani.
victor frankenstein ölmüş canlilarin organlarini kullanarak bir yaratik yaratıyor ve yaratik gozunu acar acmaz yarattigini terk edip gidiyor. (burasi mary dogarken annesinin olmesiyle tamamen ayni) kitap boyunca yaratik yaratıcısına isyan ediyor. istedigi sey var olmak. fakat toplum onu ne zaman gorse öldürmeye calisiyor hatta bir insani ölümden kurtarsa bile. bu nedenle surekli saklaniyor. yani aslinda var ama kimse onun var oldugunun farkinda degil. onu goren birkac kisinin de hissettigi tek sey nefret. yaratildigi ilk zamanlar amaci sevmek, sevilmek, erdemli olmak olan yaratik onu sevmeyenleri gordukce insanlara ozellikle yaraticisina kinleniyor.
" her yerde sadece benim degismez bir sekilde disinda birakildigim mutlulugu goruyorum. ben yardimsever ve iyiydim; aci beni iblis yaptı."
"sevgi uyandirmiyorsam, korku salacagim, ozellikle de sana cunku sondurulmez bir nefret duyuyorum yaraticima."
yaratik simdiye kadar okudugum en hakli, karakterlerden biri.
kacimiz bizi dinlesin bizimle konussun istedigimiz insanlardan bizi gercekten dinlediklerini goruyoruz? kacimiz sıfır kötülükle sevip karsiliginda kotuluk buluyoruz? kacimiz ne diye yaratildiginin farkinda? kacimiz gercekten yasadigini hissedip var olduguna inaniyor? veya var oldugumuzu gostermek icin neler yapiyoruz? neden yarattılar bizi?
yaratik gozlerini actigi andan itibaren yaraticisindan baslayarak onu goren herkese nefret ve igrenclik uyandirdigini fark edince iblis olmamasina sasmamali.
prometheus yunan mitolojisinde bir titan.
prometheus ve kardesleri zeka olarak diger tanrilardan üstünlerdir. prometheus insanligi yaratir ve zeus' iki kere kandirarak insanliga atesi verir. ates dedigimiz sey yaraticilik, bilim ve uygarlıktır. boylece insanlara ne kadar güçlü olduklarini ogretir, onlari egitir.
kitap mary'nin 19 yasinda yazdigi ilk bilim kurgu romani.
victor frankenstein ölmüş canlilarin organlarini kullanarak bir yaratik yaratıyor ve yaratik gozunu acar acmaz yarattigini terk edip gidiyor. (burasi mary dogarken annesinin olmesiyle tamamen ayni) kitap boyunca yaratik yaratıcısına isyan ediyor. istedigi sey var olmak. fakat toplum onu ne zaman gorse öldürmeye calisiyor hatta bir insani ölümden kurtarsa bile. bu nedenle surekli saklaniyor. yani aslinda var ama kimse onun var oldugunun farkinda degil. onu goren birkac kisinin de hissettigi tek sey nefret. yaratildigi ilk zamanlar amaci sevmek, sevilmek, erdemli olmak olan yaratik onu sevmeyenleri gordukce insanlara ozellikle yaraticisina kinleniyor.
" her yerde sadece benim degismez bir sekilde disinda birakildigim mutlulugu goruyorum. ben yardimsever ve iyiydim; aci beni iblis yaptı."
"sevgi uyandirmiyorsam, korku salacagim, ozellikle de sana cunku sondurulmez bir nefret duyuyorum yaraticima."
yaratik simdiye kadar okudugum en hakli, karakterlerden biri.
kacimiz bizi dinlesin bizimle konussun istedigimiz insanlardan bizi gercekten dinlediklerini goruyoruz? kacimiz sıfır kötülükle sevip karsiliginda kotuluk buluyoruz? kacimiz ne diye yaratildiginin farkinda? kacimiz gercekten yasadigini hissedip var olduguna inaniyor? veya var oldugumuzu gostermek icin neler yapiyoruz? neden yarattılar bizi?
yaratik gozlerini actigi andan itibaren yaraticisindan baslayarak onu goren herkese nefret ve igrenclik uyandirdigini fark edince iblis olmamasina sasmamali.
dünyada adına bu kadar çok film yapılmış başka biri yoktur herhalde. 20'ye yakın Frankenstein filmi vardır.
Ölüm Yarışı Serisinin ana karakteridir.
Her filmde farklı oyuncular ve farklı karakterler canlandırır.
Her filmde farklı oyuncular ve farklı karakterler canlandırır.
bizim frank'ın zeki olanı...
gerçekten güzel filmdi. Guillermo del Toro bu işi biliyo.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar