bugün
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- yazarların sözlükte bulunma amaçları7
- g'i l d'e d l'i l y26
- sabah kahvaltısında menemen yiyen erkek3
- nickten isim tahmini yapmak72
- gammaz çetesi2
- anok yai2
- hikayeyi devam ettir30
- marmarayın 74 27 çekmesi3
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- makine mühendisliği4
- kalabalıklar içinde yalnız olmak10
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- hayattan zevk alamamak15
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- hazret ktc4
- metalcilerin ihtiyar olması2
- gocunun nerede olması12
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi8
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- rüyamda kadın olmuştum6
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- uysaljakoben16
- habire12 adamdır37
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor6
- uyumayın konuşalım5
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- yazarlara gelen son mesaj2
- bir ay çaylak olmak5
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- yeni parti50
- yeşilçam filmi izlemek6
- habire1259
- temiz nevresimler içinde uyumak4
- biber dolması olsa da yesek5
- yazarların öldükten sonraki planları4
- türk kızlarına bir öğüt bırak4
- insana kendini güvende hissettiren şeyler4
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu4
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- yazarların zeka seviyeleri7
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
- sözlüğe yön veren kutup yıldızı yazarlar4
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak3
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı7
- diamond bosphorus23
(#6376146) aylar önce bu yazısına denk gelmiştim. hayran kalmıştım.
bugün yılmaz özdil'in aynı yazıyı gazetede yayınlamasına şok oldum. felatun'un kendi tespiti mi bilemiyorum ama kim kimden alıntı yaptı merak ettim.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/20555783.asp
bugün yılmaz özdil'in aynı yazıyı gazetede yayınlamasına şok oldum. felatun'un kendi tespiti mi bilemiyorum ama kim kimden alıntı yaptı merak ettim.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/20555783.asp
en sefdiğim yazar..
çileği üzmüş olan yazardır. üzme çileği bir daha. kendisinin artık çileği üzmemesini ve çilek ile evcilik oynayarak zeytinden göz çizip karpuz kabuğundan gemiler yapmasını istiyoruz.
(bkz: ne çileği la çilek ne arar bazarda)
(bkz: yüzündeki çil kadar insansın mahlukat)
(bkz: ne çileği la çilek ne arar bazarda)
(bkz: yüzündeki çil kadar insansın mahlukat)
beni çok üzmüş yazardır. ortandan kayboldu bir ara, ne aradı ne sordu. şimdi de gelmiş bana mazeret uyduruyor yazar efendi. neyse.. severim ama kendilerini. daha kartopu oynıyacağız onunla. zeytinden göz yapıcaz. *
edit: ama hala barışmadığım yazardır. duyurulur...
edit: ama hala barışmadığım yazardır. duyurulur...
günlerdir yazayım diyorum bir türlü başlayamadım şu mektuba;halbuki lafa gelince önümüzde kimse duramıyor, dünyaları fethediyoruz, gidip gezmediğimiz yer kalmıyor hay maşallah.illaki bir şeyler yazmalı mıyım evet elbette yazmalıyım;bir gönül dostunu unutmamalı, yıllanmış muhabbetimizi hatırlamalıyım, hani ailedeki bir kişilik boşluğunu hissetmeliyim:
başka şehirlerin kucağında olmak, sevdiklerinden uzakta olmak ne kadar zor iyi bilirim;bazen yabancılık çekmediğin bir şehirde bile yalnız hissedersin kendini, ıssız bucaksız kalır yüreğin efkar beynine beynine vurur, anlamlı belki anlamsızdır günler, sokaklar korkutucu,evler lüzumsuz yere meşgul eder gözlerini;işte o an sıcak bir dost özlemi vurur yüreğine insanın:
-keşke burada olsaydı sallana sallana gülseydik şu ramazan davulcularına
ya da
-neydi lan o elazığsporlu topçunun adı efvaaa mı
diyince kahkahaya boğulmak vardı şimdi diye iç geçirir insan.ama çok uzun sürmez bu kasvetli hava...düşünürüm de kamuflajları giymeden önce her türlü makaramızı yaptıydık zaten seninle,çocukluktan kalma bir kaç adamın imajına ay ışığında kaç defa güldük ben sayısını bilmem, bazen uzun yürüyüşlerle evdeki karambolden kaçardık, sevdiğimiz hatunlardan konuşurduk ya hep haksız çıkarlardı içim bir tuhaf olurdu yol ortasında , elimize üç beş kuruş para geçse ya eminönünde balık ekmek ya da haftasonu maç izleme planları yapardık, benim iznik maceralarını hiç bıkıp usanmadan her seferinde büyük bir iştahla dinlerdin anlattıkça anlatasım gelirdi ,bizim evde akşam sizin evde gündüzler güzel geçer kafamıza göre günü çevirirdik, hani sabahın köründe uykulu uykulu bisikletlere biner gazeteye giderdik de minübüs yolunda köşeyi dönmeden tekerlek patlardı sabah ayazında illet olurduk basardık küfrü işe, güce ,bisiklete...
varsın olsun görüşemesek , konuşamasak da sen orada biz burada günleri günlere ekliyoruz, döneceğin günün kapısını ağzına kadar aralıyoruz;nasıl olsa geldiğinde kaldığımız yerden devam edeceğiz, yine sabahlara kadar konuşacağız, yine aynı lambanın altında aydınlanacağız, yine zamanın bizi savuran izlerine dönüp donuk donuk bakacağız, yine demliği ağzına kadar karıp doyasıya kahvaltı yapacağız, yine 6. kattan inerken kapılara bakıp ayakkabılara güleceğiz, yine para kazanmanın alternatif yollarını araştıracağız, yine baba parasıyla hava atan entel tiplere mühür basacağız...
beni sorarsan inişlerle çıkışlarla hayatına devam eden benim hala, kah canım sıkılır tek başıma dolaşırım kah biraderle beşiktaşa kadıköye giderim, kimi zaman tek başıma sabaha kadar bir odada sabaha kadar yalnızlığımı törpülerim,bu işsizlik güçsüzlük arada sırada canımı sıkar olurunda takılırım;annemler köydeler bildiğin gibi, geçenlerde eylül ile nesrin de yanlarına gittiler ,seçim patronuna rest çekti maaşına zam aldı uzun zaman sonra, ablamlar ve abim de işlerine güçlerine bakıyorlar, evde bir sessizlik evde bir ağırlık biz de içinde dolaşıp duruyoruz, sokak yine aynı sokak cadde yine aynı cadde ama bir eksikle...
sayılı günlerin kaldı yüzdün yüzdün kuyruğuna geldin neredeyse, ramazan da bastırdı şafakların eni konu kısaldı hadi gene iyisin;dün noldu penceredeyim, sigara içiyorum sahur vakti neredeyse,''dan dan dan'' bir ses geliyor bir baktım şortu çekmiş eleman davulu çalarak geliyor süzülerek sonra bir de ne göreyim davulcunun ardında iki tane adam öyle vuruyorlar ki topuklarını yere ödün kopar, çekmişler pembe gömlekleri beyaz pantolonları fener alayı gibi geçiş yapıyorlar...aldı beni bir gülme tek başıma pencerede yarıldım yarıldım anlatamam;sen şu kamuflajları bir çıkar gel de daha neler var neler anlatacağım, haliyle sende de bir sürü malzeme birikmiştir, hafızana kurban noktasını virgülünü atlama iyice kafana not et de yarılalım şurda...
işte öyle dostum
aylardan ağustos
üstümüzde bir tutam toz
sıkıntın varsa tez elden boz
senin ayağında botun en büyük koz
gemileri yak da gel yoksa gelecek andrepoz
diye bir mani bağlayayım dedim sana hazır ramazandan davulcudan bahsetmişken.
ben yine sözün bittiği yerdeyim,giderken sana söz vermiştim mektup yazcağım diye,çok şükür sözümüzü yemedik,bir şeyler yazıp çizmeye çalıştık karınca kararınca,sen vatan borcunu öderken biz de sana mektup borcumuzu ödemeye çalıştık,birazdan ezan okunacak son sigaramızı yaktık,hasbelkadar 1000. entry e ulaştık ve sana adadık...
allaha emanet ol...
ve takvimler 2010 yılının ocağında,bizim mahallenin en efendi çocuğu aramızda...artık geceleri nba tv yi tek başımıza seyretcez...şimdilerde yeni bir işe girdi, hayırlı uğurlu olsun meslek yaşamında ve yazarlık hayatında başarılar diliyor eve gelirken kuruyemiş almasına gerek yok tatli dili yeter diye kalın çizgilerle belirtiyorum burdan.
başka şehirlerin kucağında olmak, sevdiklerinden uzakta olmak ne kadar zor iyi bilirim;bazen yabancılık çekmediğin bir şehirde bile yalnız hissedersin kendini, ıssız bucaksız kalır yüreğin efkar beynine beynine vurur, anlamlı belki anlamsızdır günler, sokaklar korkutucu,evler lüzumsuz yere meşgul eder gözlerini;işte o an sıcak bir dost özlemi vurur yüreğine insanın:
-keşke burada olsaydı sallana sallana gülseydik şu ramazan davulcularına
ya da
-neydi lan o elazığsporlu topçunun adı efvaaa mı
diyince kahkahaya boğulmak vardı şimdi diye iç geçirir insan.ama çok uzun sürmez bu kasvetli hava...düşünürüm de kamuflajları giymeden önce her türlü makaramızı yaptıydık zaten seninle,çocukluktan kalma bir kaç adamın imajına ay ışığında kaç defa güldük ben sayısını bilmem, bazen uzun yürüyüşlerle evdeki karambolden kaçardık, sevdiğimiz hatunlardan konuşurduk ya hep haksız çıkarlardı içim bir tuhaf olurdu yol ortasında , elimize üç beş kuruş para geçse ya eminönünde balık ekmek ya da haftasonu maç izleme planları yapardık, benim iznik maceralarını hiç bıkıp usanmadan her seferinde büyük bir iştahla dinlerdin anlattıkça anlatasım gelirdi ,bizim evde akşam sizin evde gündüzler güzel geçer kafamıza göre günü çevirirdik, hani sabahın köründe uykulu uykulu bisikletlere biner gazeteye giderdik de minübüs yolunda köşeyi dönmeden tekerlek patlardı sabah ayazında illet olurduk basardık küfrü işe, güce ,bisiklete...
varsın olsun görüşemesek , konuşamasak da sen orada biz burada günleri günlere ekliyoruz, döneceğin günün kapısını ağzına kadar aralıyoruz;nasıl olsa geldiğinde kaldığımız yerden devam edeceğiz, yine sabahlara kadar konuşacağız, yine aynı lambanın altında aydınlanacağız, yine zamanın bizi savuran izlerine dönüp donuk donuk bakacağız, yine demliği ağzına kadar karıp doyasıya kahvaltı yapacağız, yine 6. kattan inerken kapılara bakıp ayakkabılara güleceğiz, yine para kazanmanın alternatif yollarını araştıracağız, yine baba parasıyla hava atan entel tiplere mühür basacağız...
beni sorarsan inişlerle çıkışlarla hayatına devam eden benim hala, kah canım sıkılır tek başıma dolaşırım kah biraderle beşiktaşa kadıköye giderim, kimi zaman tek başıma sabaha kadar bir odada sabaha kadar yalnızlığımı törpülerim,bu işsizlik güçsüzlük arada sırada canımı sıkar olurunda takılırım;annemler köydeler bildiğin gibi, geçenlerde eylül ile nesrin de yanlarına gittiler ,seçim patronuna rest çekti maaşına zam aldı uzun zaman sonra, ablamlar ve abim de işlerine güçlerine bakıyorlar, evde bir sessizlik evde bir ağırlık biz de içinde dolaşıp duruyoruz, sokak yine aynı sokak cadde yine aynı cadde ama bir eksikle...
sayılı günlerin kaldı yüzdün yüzdün kuyruğuna geldin neredeyse, ramazan da bastırdı şafakların eni konu kısaldı hadi gene iyisin;dün noldu penceredeyim, sigara içiyorum sahur vakti neredeyse,''dan dan dan'' bir ses geliyor bir baktım şortu çekmiş eleman davulu çalarak geliyor süzülerek sonra bir de ne göreyim davulcunun ardında iki tane adam öyle vuruyorlar ki topuklarını yere ödün kopar, çekmişler pembe gömlekleri beyaz pantolonları fener alayı gibi geçiş yapıyorlar...aldı beni bir gülme tek başıma pencerede yarıldım yarıldım anlatamam;sen şu kamuflajları bir çıkar gel de daha neler var neler anlatacağım, haliyle sende de bir sürü malzeme birikmiştir, hafızana kurban noktasını virgülünü atlama iyice kafana not et de yarılalım şurda...
işte öyle dostum
aylardan ağustos
üstümüzde bir tutam toz
sıkıntın varsa tez elden boz
senin ayağında botun en büyük koz
gemileri yak da gel yoksa gelecek andrepoz
diye bir mani bağlayayım dedim sana hazır ramazandan davulcudan bahsetmişken.
ben yine sözün bittiği yerdeyim,giderken sana söz vermiştim mektup yazcağım diye,çok şükür sözümüzü yemedik,bir şeyler yazıp çizmeye çalıştık karınca kararınca,sen vatan borcunu öderken biz de sana mektup borcumuzu ödemeye çalıştık,birazdan ezan okunacak son sigaramızı yaktık,hasbelkadar 1000. entry e ulaştık ve sana adadık...
allaha emanet ol...
ve takvimler 2010 yılının ocağında,bizim mahallenin en efendi çocuğu aramızda...artık geceleri nba tv yi tek başımıza seyretcez...şimdilerde yeni bir işe girdi, hayırlı uğurlu olsun meslek yaşamında ve yazarlık hayatında başarılar diliyor eve gelirken kuruyemiş almasına gerek yok tatli dili yeter diye kalın çizgilerle belirtiyorum burdan.
altıncı nesil yazar. koştursun efenim sözlükte. *
çakma eflatun.
askere gidecek olan can arkadaşımdır. kendisine hayırlı teskereler.
ahmet mithad efendinin felatun bey ve rakım efendi romanindeki karkterlerden birisidir.yanlıs batılılasmanın anlatıldıgı eserde eflatun'un ismini duyan entellektuel olmaya calısan mustafa merakinin ogluna verdigi ismidir.eflatun'a felatun dedirterek elestirmektedir.eflatun2un gercek ismi de degildir.
platon'un iran ve arap litaratüründeki degismis halidir bizde eflatun ismini onlardan almısızdır.
platon>eflatun muhammet>mehmet dönüsümü gibi yada interesting>enteresan gibi bisiidir
platon'un iran ve arap litaratüründeki degismis halidir bizde eflatun ismini onlardan almısızdır.
platon>eflatun muhammet>mehmet dönüsümü gibi yada interesting>enteresan gibi bisiidir
bizim mahallenin en internasyonel çocuğudur,amerika kıtasında dolaşmadığı eyalet konuşmadığı insan tip kalmamıştır,yıllarca ankarada tikilerin okulunda okumuş fakat tikilerin tiklerini tiklememiş bilakis iyi huylu aile çocuğu görüntüsüyle gönüllerde taht kurmuştur,hele cumartesi pazar maç izleme alışkanlığı beni benden alır götürür manda yuvasına bırakır,sözlüğe bakış açısı,düşünceleri,renkleri değişik bir adam gelmiştir,hoş gelmiştir...
(bkz: felatun bey ile rakim efendi)
felaket bir hatun görmüş aç gencin dili dolandığı için ağzından "felaket bir hatun" yerine çıkan söz.
eflatun'un orjinal ismi..
platon,aristo'nun hocası,
sokrates'in öğrencisi olan eski yunan filozofu..
sokrates'in öğrencisi olan eski yunan filozofu..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar