bugün
- kabak tatlısını sevenler15
- fingirdek sözlük erkeği5
- okan yalabık'ın son hali4
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali4
- taksim delisi cenk7
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- anın görüntüsü25
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- elmas bey birader'in online olmaması3
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- sözlük sevgilisi2
- pazar akşamları3
- sarı tekerin yazar olamaması2
- kasımda aşk başkadır6
- kaz fobisi2
- hambeles2
- göksel'in memeleri4
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- nat rothschild4
- kafanın çok büyük olması8
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı3
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- ismet gurbuz 20244
- erecto kral reyiz3
- bir sözlük yazarını kerhaneye götürmek3
- 20043
- 1 doların 50 tl olması3
- nervio'nun gerçek yüzü4
- 8 kasım 2026 alanyaspor trabzonspor maçı3
- nervio34
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- fenerbahçe11
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- barış alper yılmaz4
- boyun ağrısı2
- oğuz tezmen2
- ismed ibni semiz cincihocaevi efendi2
- android için televizyon uygulaması yapılmalı2
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- yalnız çirkin asosyal erkek5
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı4
- kimse beslenmesine dikkat etmiyor2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- duygu özaslan6
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- hoca4
bugünleri görebilseydin, ne kadar hata etmişim derdin belki de, şu istanbul'u fethetmekle... o kadar güzel bir manzara ki, büyülemiş olmalı seni. ya da sen onu büyüledin, kudretinin görünmeyen güzelliğiyle. kim bilebilir ki? anlamsız bir şehir oysa istanbul, şu istanbul dedikleri nedir ki? anlamsız kelimelerin anlamsızlaştıramayacağı kadar anlamsız bir kent, en anlamsızından. bir zamanlar, yüce bir anlamı olan, sadece ve sadece bir zamanlar. bir zamanların binbir zamanlarında, fatih sultan mehmet'in binbir bakışıyla belki de dünyaya hükmediyormuş imajı veren bir kent... 4 yıl uzaktım istanbul'a, ne kadar çok özlüyordum ki... anlatamam, anlatmak için kelimeler de kifayetsiz kalır. oysa, özlemeye değer antik bazında bile bir parça bulamadım döndüğümde. istanbul, istanbul olalı böyle bir berduşluk görmedi ki... berduşlar bile uğramaz oldu senin şu uğrunda ne çabalar sarfettiğin yüce istanbul'una fatih sultan. ıssız duvarlar, ıssız kalıntılar, ıssız sokaklar ve ıssız yüzlerin kenti istanbul. peki nasıl bu kadar kalabalık ve boğucu? ıssızlık kendinde saklı, şöyle uzaklardan tekrar bir bak istanbul'a fatih efendi* bakalım ne görüyorsun? gördüklerinle, daha önceden sahip olduklarının arasındaki uçurumun eşiğine vardığında, seni yalın bir istanbul bekliyor olacak. geceleri ışıltılı görünümlerden ibaret, sessiz bir istanbul ve istanbul'un akıtamadığı, hep içine attığı gözyaşları... ****
Rüyamda gördüm seni ben daha önce.biliyorsun..birlikte bir kayığa binip denizin ortasından sniper ile Rumeli hisarı'nın
üstündeki muhafızları vuruyorduk.
Nedir dedim anneanne rüyada onu görmek.
Büyük bir adam olmaya işarettir dedi.
21 yaşındayım Fatih.Yani peygamber tarafından müjdelenen senin istanbul'u aldığın yaşta.Lakin seni müjdeleyen peygambere inanmayanların olduğu bir çağda.
Kalk ve son bir kez bin atına! bu kez denizden değil boğaz köprüsünden geçelim!
üstündeki muhafızları vuruyorduk.
Nedir dedim anneanne rüyada onu görmek.
Büyük bir adam olmaya işarettir dedi.
21 yaşındayım Fatih.Yani peygamber tarafından müjdelenen senin istanbul'u aldığın yaşta.Lakin seni müjdeleyen peygambere inanmayanların olduğu bir çağda.
Kalk ve son bir kez bin atına! bu kez denizden değil boğaz köprüsünden geçelim!
sana olan bir sevgim vardı.sana olan bir hayranlığım vardı.sana olan bir aşkım vardı.sana olan bir hikayem vardı.ey fatih sultan mehmet sen neler yaptın ? say say bitmez, anlat anlat usanmaz bir insandık.şimdi ise bir cani, bir hokkabaz olduk.bir ağaç var evimin karşısında senin diktiğini söylüyorlar.şahlanmış bir at gider sever o atı bu çocuk.severki hisset, anla bu torunlarını anla. özlüyor bu çocuklar seni hemde çok...
aramızdan ayrılalı neredeyse 500 yıldan fazla oldu fakat ismin kaybolmadı kaybolmayacak hiçbir zaman;her ne kadar istanbul senden sonra kabuk değiştirse de bu şehrin sülyeti ve anahtarı hala senin himayendedir.milyonlarca insanın minnet duyduğu duymaya devam edeceği bir şehrin mimarısın sen...her sabah haliçe doğru bakarım indirdiğin gemilerin sesleri gelir tepelerden,her gece gökyüzünü seyrederim parlattığın yıldızların şavkı vurur yüreğimize...sana ve yoldaşlarına minnettarız yerinde huzurla yat...
(bkz: fatihin kefeni istanbul)
(bkz: fatihin kefeni istanbul)
Berke Can Güneş
Burada!
Büklüm Ayaz
Burada!
Orçun Demir
Burada!
idil Lara Canayakın
Burada!
Fatih Sultan Mehmet
Yok!
Bu yoklama kağıdını bugün Galata Köprüsü’nden denizin saçlarına bıraktım. Bir balıkçının gülümseyerek küreğiyle kurtardığı tek isimdi Fatih Sultan Mehmet.
istanbulun sokaklarına, sınıflarına, cafe önlerinde çiğ kahkahalar atarak boşluğa düşenlerin mekanlarına, gazeteleri günlük fallarını öğrenmek için lime lime eden aklı sarışınların ve fikri kararmışların takıldığı yerlere seni arayarak girdim bugün. Yoktun Fatih. Konser salonlarından yozluğun nakaratlarıyla ayrılan, seni hayat bilgisi kitaplarında bir kez gördükten sonra bir daha hiç hatırlamayan çok modern gençliğin içinden istifa ettim bugün. Tek başımayım. içimde küçük bir atlıyla kalbine siyah batırılmış bir bankın üzerinde sensizliği seyrediyorum.
Teneke kutulara tekme atan özgür kızlara, eve pederleri uyuduktan sonra dönen erkeklere, modernliği köhnelikle karıştıran tenha kafalara, acı acı gülümseyerek bakıyorum. Mahalle aralarında yakışıklı oğullarının gençliklerine beyhude methiler dizen babalardan, kaldırımlara oturup kızlarının kadife sesleriyle övünen annelerden pembe kompozisyonlar dinleyerek kırılıyor kalemimin kalbi ve sana karşı mahcup olmuş bir kağıdın üzerine düşüyor utangaç harflerimin adımları. Otobüs duraklarında saati sorun yaşlı adamlara kulaklarına taktıkları tıpaları işaret ederek cevap vermeyen merhamet iskeleti gençliğin içindeyim ve dışarı çıkmak istiyorum Fatih, dışarı çıkmak istiyorum. Sınav öncesi oyalı yazmalar takarak türbe önlerinde test çözenlerden, bütün şıkları doğru cevaplanmış hurafe problemlerinden, dedeleri gelince odayı terk edenlerden, vitrinde gördüğü sahteliğin aynısını alamadığı için depresyona giren gençlikten, asitli içeceklerin yanında estetik çöplüğüne dönmüş hamburgerler yiyerek ekmeğin ve zeytinin olduğu masaya beyin bükenlerden, üç beş popüler kitap okuyarak üstat diye çağırılmayı bekleyen entelektüelliği muşamba kağıdına dönüştürenlerden, hepsinden dışarı çıkmak istiyorum Fatih.
Sen surların saçlarını kılıcıyla tarayan, şeytanın kasvetine kalbinden tekbir oklarını çıkarıp saplayan, atlıların senin alnındaki secde izini takip ederek ilk hücumda nefsin kalesini yıktığı Fatih, denizin hırkasından o karanlık gemileri kolay bir düğme gibi çözüp atan, her sözcüğüyle düşman toprağının dizlerini titreten, her duasıyla istanbulun gönlünü gülümseten Fatih. Bugün cebimden çıkardığım kurşun kalemimi uykudan kaldırdım. Vakit cesetlerinin içinde bulmaca çözmekten bıkmış kalemim sana senin gibi uyandı.
Ve hiç bu kadar düşünceli yakalamamıştım kendimi, hiç bu kadar ayakta bekletmemiştim kalemimin damarlarını. Kılıcının değdiği yerlere kalemimle dokunacağım hiç aklıma gelmemişti ve senin bıraktığın istanbulla fethettiğin istanbul arasındaki 1453 farkla içimi dökeceğimi tahmin etmemiştim.
Gömleğinin kan lekesi değmiş asaletine karşı gömleklerini konser salonlarında yırtan, tekbir getirmekten yorulmuş yakut sesine karşı hit olmuş parçalarla ucuzluğun tezahüratını yapan cırtlak kalabalıklardan sana yazmanın mahcubiyetiyle bu gençlikten uzaklaşıyorum.
Sen yinede bizi ve istanbulu bıraktığın gibi hatırla.
Cennette fethedilecek yerler seni bekliyor
edit: alıntıdır.
Burada!
Büklüm Ayaz
Burada!
Orçun Demir
Burada!
idil Lara Canayakın
Burada!
Fatih Sultan Mehmet
Yok!
Bu yoklama kağıdını bugün Galata Köprüsü’nden denizin saçlarına bıraktım. Bir balıkçının gülümseyerek küreğiyle kurtardığı tek isimdi Fatih Sultan Mehmet.
istanbulun sokaklarına, sınıflarına, cafe önlerinde çiğ kahkahalar atarak boşluğa düşenlerin mekanlarına, gazeteleri günlük fallarını öğrenmek için lime lime eden aklı sarışınların ve fikri kararmışların takıldığı yerlere seni arayarak girdim bugün. Yoktun Fatih. Konser salonlarından yozluğun nakaratlarıyla ayrılan, seni hayat bilgisi kitaplarında bir kez gördükten sonra bir daha hiç hatırlamayan çok modern gençliğin içinden istifa ettim bugün. Tek başımayım. içimde küçük bir atlıyla kalbine siyah batırılmış bir bankın üzerinde sensizliği seyrediyorum.
Teneke kutulara tekme atan özgür kızlara, eve pederleri uyuduktan sonra dönen erkeklere, modernliği köhnelikle karıştıran tenha kafalara, acı acı gülümseyerek bakıyorum. Mahalle aralarında yakışıklı oğullarının gençliklerine beyhude methiler dizen babalardan, kaldırımlara oturup kızlarının kadife sesleriyle övünen annelerden pembe kompozisyonlar dinleyerek kırılıyor kalemimin kalbi ve sana karşı mahcup olmuş bir kağıdın üzerine düşüyor utangaç harflerimin adımları. Otobüs duraklarında saati sorun yaşlı adamlara kulaklarına taktıkları tıpaları işaret ederek cevap vermeyen merhamet iskeleti gençliğin içindeyim ve dışarı çıkmak istiyorum Fatih, dışarı çıkmak istiyorum. Sınav öncesi oyalı yazmalar takarak türbe önlerinde test çözenlerden, bütün şıkları doğru cevaplanmış hurafe problemlerinden, dedeleri gelince odayı terk edenlerden, vitrinde gördüğü sahteliğin aynısını alamadığı için depresyona giren gençlikten, asitli içeceklerin yanında estetik çöplüğüne dönmüş hamburgerler yiyerek ekmeğin ve zeytinin olduğu masaya beyin bükenlerden, üç beş popüler kitap okuyarak üstat diye çağırılmayı bekleyen entelektüelliği muşamba kağıdına dönüştürenlerden, hepsinden dışarı çıkmak istiyorum Fatih.
Sen surların saçlarını kılıcıyla tarayan, şeytanın kasvetine kalbinden tekbir oklarını çıkarıp saplayan, atlıların senin alnındaki secde izini takip ederek ilk hücumda nefsin kalesini yıktığı Fatih, denizin hırkasından o karanlık gemileri kolay bir düğme gibi çözüp atan, her sözcüğüyle düşman toprağının dizlerini titreten, her duasıyla istanbulun gönlünü gülümseten Fatih. Bugün cebimden çıkardığım kurşun kalemimi uykudan kaldırdım. Vakit cesetlerinin içinde bulmaca çözmekten bıkmış kalemim sana senin gibi uyandı.
Ve hiç bu kadar düşünceli yakalamamıştım kendimi, hiç bu kadar ayakta bekletmemiştim kalemimin damarlarını. Kılıcının değdiği yerlere kalemimle dokunacağım hiç aklıma gelmemişti ve senin bıraktığın istanbulla fethettiğin istanbul arasındaki 1453 farkla içimi dökeceğimi tahmin etmemiştim.
Gömleğinin kan lekesi değmiş asaletine karşı gömleklerini konser salonlarında yırtan, tekbir getirmekten yorulmuş yakut sesine karşı hit olmuş parçalarla ucuzluğun tezahüratını yapan cırtlak kalabalıklardan sana yazmanın mahcubiyetiyle bu gençlikten uzaklaşıyorum.
Sen yinede bizi ve istanbulu bıraktığın gibi hatırla.
Cennette fethedilecek yerler seni bekliyor
edit: alıntıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com